Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

تَرَى الظَّالِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا وَهُوَ وَاقِعٌ بِهِمْ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي رَوْضَاتِ الْجَنَّاتِ لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ

terā Z-Zālimīne muşfiḳīne mimmā kesebū ve huve vāḳiǔn bihim ve(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti fī ravDāti l-cennāti lehum mā yeşā'ūne ǐnde rabbihim ƶālike huve l-feDlu l-kebīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تَرَىterāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görürsün
2الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerin
3مُشْفِقِينَmuşfiḳīneش ف قAcımak, endişe duymak, korkmak. Şefak - korku, merhamet, akşam, günbatımından sonraki alacakaranlık ve onun kırmızılığı veya beyazlığı. Aşfaka - korkmak. Müşfikun - korkan veya dehşete düşen, merhametli, korkak, şefkatli kişi.korkudan titrediklerini
4مِمَّاmimmāyüzünden
5كَسَبُواkesebūك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.yaptıkları işler
6وَهُوَve huveve o
7وَاقِعٌvāḳiǔnو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.başlarına inerken
8بِهِمْbihimonların
9وَالَّذِينَve(e)lleƶīnefakat
10اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
11وَعَمِلُواve ǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve yapanlar
12الصَّالِحَاتِS-SāliHātiص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi işler
13فِي
14رَوْضَاتِravDātiر و ضEgzersiz yapmak, (tay) eğitmek, alıştırmak, delmek. Aradza - susuzluğunu gidermek. Rawdah - sulu çayır, yemyeşil bahçe.bahçelerindedirler
15الْجَنَّاتِl-cennātiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetler
16لَهُمْlehumonlara vardır
17مَاher şey
18يَشَٓاؤُ۫نَyeşā'ūneش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdiledikleri
19عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanında
20رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
21ذٰلِكَƶālikeişte
22هُوَhuvebudur
23الْفَضْلُl-feDluف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutuf
24الْكَبِيرُl-kebīruك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Görürsün ki zulmedenler, kazandıkları şeylerden dolayı korkup dururlar ve korktukları da başlarına gelecek ve inananlar ve iyi işlerde bulunanlarsa cennet bahçelerindedir, onlarındır Rableri katında ne dilerlerse; bu, pek büyük bir lütuftur, ihsândır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Görürsün ki zulmedenler, kazandıkları şeylerden dolayı korkup dururlar ve korktukları da başlarına gelecek ve inananlar ve iyi işlerde bulunanlarsa cennet bahçelerindedir, onlarındır Rableri katında ne dilerlerse; bu, pek büyük bir lütuftur, ihsândır.

Adem Uğur

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Ahmed Hulusi

Onların başına geldiğinde, (yaptıklarının sonucunda) kazandıklarından ötürü zalimleri korku ile titreyenler olarak görürsün! İman edip imanın gereğini uygulayanlar ise cennetlerin en güzel yerlerindedirler. . . Onlar için Rablerinin indinde diledikleri her şey vardır. . . İşte bu! O büyük lütuftur!

Ahmet Tekin

İşledikleri ameller, yüklendikleri günahlardan dolayı cezaları uygulanırken, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlimlerin korkuyla karışık çekindiklerini görürsün. İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, Cennetlerin bahçelerindedir. Onlar için Rableri katında Allah’ın sünnetinin düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, dünyadaki amellerine, kazandıkları derecelerine göre diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Ahmet Varol

Zalimlerin kazandıklarından dolayı korktuklarını görürsün, o (kazandıklarının cezası) ise başlarına çöküverir. İman edip salih ameller işleyenlerse cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında onlara istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Ali Bulaç

(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.

Ali Fikri Yavuz

(Kıyamet gününde) o zalimleri, kazandıkları kötülüklerden dolayı titrerlerken göreceksin!... Yaptıklarının cezası başlarına inecektir. İman edib salih ameller işliyenler ise, cennetlerin en hoş bahçelerindedirler. Onlara, Rablerinin katında ne isterlerse var. İşte (müminlere olan) bu cennet, en büyük ikramdır.

Ali Rıza Safa

Kazandıkları şey tepelerine inerken, haksızlık yapanların korktuklarını göreceksin. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar ise cennet bahçelerindedir. Efendilerinin katında, diledikleri her şey onlar içindir. İşte bu, büyük lütuftur.

Bayraktar Bayraklı

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken,zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da, cennet bahçelerinde olacaklardır. Rabblerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte, büyük lütuf budur.

Bekir Sadak

Yaptiklari seyler baslarina gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini gorursun: Inanip yararli isler isleyenler cennet bahcelerindedirler. Rablerinin katinda, onlara diledikleri verilir. Iste buyuk lutuf budur.

Celal Yıldırım

Zâlimleri o gün, kazanıp elde ettikleri şeyden dolayı korku ve kuşku içinde görürsün. Oysa korktukları başlarına gelecektir. İmân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar ise Cennet bahçelerindedirler. Onların dilediği her şey Rabları yanındadır. İşte bu, büyük lütuf, büyük ihsandır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Zalimlerin yaptıklarından ötürü korkuya kapıldıklarını göreceksin; ama bu mutlaka başlarına gelecek. İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar ise cennet bahçelerinde olacaklar. Onlar için rableri katında istedikleri her şey vardır. İşte büyük lutuf budur.

Diyanet İşleri

Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

Diyanet İşleri (eski)

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İnanıp yararlı işler işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.

Diyanet Vakfi

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sen kıyamet günü kazandıkları şeyin cezası başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlar için istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zalimleri kazandıkları şeyin cezası tepelerine inerken korkudan titrerlerken göreceksin, iman edip güzel güzel işler yapanlar ise cennetlerin hoş hoş bahçelerinde olacaklardır. Rablerinin yanında onlar için her istedikleri vardır, işte bu büyük lütuf.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göreceksin o zalimleri kazandıklarından titrerlerken, o ise tepelerine inmekte, iyman edip güzel güzel işler yapanlar ise Cennetlerin hoş hoş ravzalarında, onlara rablarının ındinde ne dilerlerse var, işte bu o büyük fadıl

Erhan Aktaş

Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

Fizilal-il Kuran

Yaptıkları işler başlarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Utanıp iyi işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rab'lerinin yanında onlara diledikleri herşey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Gültekin Onan

(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İnanıp salih amellerde bulunanlar ise cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl budur.

Hamdi Döndüren

Yaptıkları işler başlarına inerken, zâlimlerin korkudan titrediklerini görürsün! Ama inanan ve iyi işler yapanlar cennet bahçelerindedir. Rablerinin yanında, onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur!

Hasan Basri Çantay

Sen o zaalimlerin (dünyada) işleyib kazandıkları (kötülükler) yüzünden (kıyamet gününde nasıl) korkulara duçar olacaklarını — ki bu (kötülüklerin cezası o gün mutlakaa) onların başına gelecekdir — göreceksin. İman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar ise cennetlerin (haas) bağçelerindedir. Rableri huzurunda ne dilerlerse (hepsi) onlarındır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.

Hasib Asutay

Yaptıkları işler başlarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Fakat inanıp salih amel işleyenler de cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Hayrat Neşriyat

Kazandıkları (günahları)ndan dolayı (kıyâmet gününde) o zâlimleri çok korkan kimseler olarak görürsün; hâlbuki o (yaptıklarının vebâli), başlarına gelecek olan (bir netîce)dir. Îmân edip sâlih ameller işleyenler ise, Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında, ne isterlerse vardır. İşte o (va'd olundukları pek) büyük lütuf, budur!

İbni Kesir

Göreceksin ki; zalimler yaptıkları şeyler başlarına gelirken korkudan titrerler. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rabblarının katında onlara diledikleri vardır. İşte bu; büyük lutfun kendisidir.

Mehmet Okuyan

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip iyi işler yapanlar da cennetlerin bahçelerinde (olacaklar)dır. Rablerinin katında onlara diledikleri her şey vardır. Asıl büyük lütuf işte budur.

Muhammed Esed

Zalimlerin (öteki dünyada) kazandıkları şey(i düşünmek)ten korktuklarını göreceksin. Zaten korktukları başlarına mutlaka gelecektir. İmana erip doğru ve yararlı işler yapanları ise (cennetin) çiçek dolu bahçelerinde (bulacaksın). Onlar Rablerinin katında diledikleri her şeye sahip olacaklardır (ve) bu, büyük bir lütuftur, ki;

Mustafa İslamoğlu

(O gün) kazandıkları yüzünden zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün; ama korktukları başlarına gelmiştir bir kere. Ne ki iman eden ve Allah'ın razı olduğu eylem üretenler, cennetlerin (kişiyi) mest eden köşelerinde olacaklar; onlar Rablerinin katında dilediklerine nail olacaklar: Bu, işte budur muhteşem lütuf!

Ömer Nasuhi Bilmen

Zalimleri göreceksin ki, kazanmış oldukları şeylerden dolayı korkuculardır. Ve o (korktukları şey) onlara vaki olacaktır ve imân edenler ve sâlih sâlih amellerde bulunanlar ise cennetlerin bahçelerindedir. Onlar için Rablerinin indinde diledikleri şeyler vardır. İşte budur o en büyük inâyet.

Ömer Öngüt

Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zâlimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İman edip sâlih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.

Suat Yıldırım

(Büyük duruşma günü) zalimlerin, kendi yaptıkları işlerden bucak bucak uzak durup, korkudan titrediklerini görürsün. Halbuki çare yok, onların cezası tepelerinin üstünde durmaktadır. İman edip makbul işler işleyenler ise, cennet bahçelerindedirler. Rab’leri yanında, cennette, istedikleri ne varsa kendilerine verilecektir. İşte bu da pek büyük bir lütuftur.

Süleyman Ateş

Yaptıkları işler başlarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Fakat inanıp iyi işler yapanlar cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lutuf budur.

Süleymaniye Vakfı

O azap başlarına geldiğinde, yanlışlar içinde olan o kimseleri, kazandıkları şeylerden dolayı tir tir titrerken göreceksin. İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar ise cennet bahçelerindedir. Rablerinin katında istedikleri her şey onlarındır. İşte bu, büyük bir lütuftur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yolda olanların yaptıklarından dolayı korktuklarını görürsün. Korktukları başlarına gelecektir. İnanıp güvenen ve iyi işler yapmış olanlar ise cennette su başlarında olacaklardır. Beğendikleri her şey Sahiplerinin katında onlar içindir. Bu, büyük bir ikramdır.

Şaban Piriş

O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin tir tir titrediklerini görürsün. İman edip, doğruları yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rab'leri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük ikram budur.

Tefhim-ul Kuran

(O gün) Zalimleri kazanmakta oldukları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.

Ümit Şimşek

O gün zalimleri, kendi kazandıkları şeyden korkar halde görürsün. Oysa korktukları başlarına gelecektir. İman edip güzel işler yapanlar ise Cennet bahçelerindedirler. Rableri katında onlar için istedikleri herşey vardır. Bu ise pek büyük bir lütuftur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kazandıkları, tepelerine inerken o zalimlerin korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarsa cennetlerin bahçelerindedir. Rableri katında kendileri için, diledikleri herşey vardır. İşte budur o büyük lütuf.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zalımların qazandıqları günahlar özlərinə qarşı çevrildikdə onları bunun qorxusundan titrəyən görəcəksən. İman gətirib yaxşı işlər görənlər isə Cənnət bağçalarında məskunlaşacaqlar. Rəbbinin yanında onlar üçün istədikləri hər şey hazırlanmışdır. Böyük lütfkarlıq da elə budur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər! Qiyamət günü) zalımları (dünyada) qazandıqları günahların qorxusundan tir-tir əsən görəcəksən. O (müsibət, Allahın sitəmi) mütləq onların başına gələcəkdir. İman gətirib yaxşı işlər görənlər isə cənnət bağçalarında olacaqlar. Rəbbinin dərgahında onlar üçün istədikləri hər şey olacaqdır. Budur ən böyük neʼmət!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Du wirst sehen, wie sich die Ungerechten am Jüngsten Tag vor der verdienten Strafe erschrecken, die sie ereilt. Die Gläubigen aber, die gute Werke verrichtet haben, werden in den paradiesischen Gärten wohnen. Sie werden bei ihrem Herrn alles bekommen, was sie begehren. Das ist die große Huld.

Almanca — Der Edle Quran

Du wirst (dann) die Ungerechten besorgt sehen wegen dessen, was sie verdient haben, und es wird über sie hereinbrechen. Diejenigen aber, die glauben und rechtschaffene Werke tun, werden sich auf den Auen des (Paradies)gartens befinden. Sie haben, was sie wollen, bei ihrem Herrn; das ist die große Huld.

Almanca — M. A. Rassoul

Du wirst die Frevler in Furcht sehen wegen dem, was sie begangen haben, und es wird sicherlich auf sie hereinbrechen. Jene aber, die glauben und gute Werke tun, werden in den Paradiesgärten sein. Sie sollen bei ihrem Herrn alles finden, was sie begehren. Das ist die große Huld.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und du siehst die Unrecht-Begehenden voller Angst vor dem, was sie erwarben, und es wird ihnen geschehen. Und diejenigen, die den Iman verinnerlicht und gottgefällig Gutes getan haben, sind in den Gärten der Dschannat. Für sie gibt es bei ihrem HERRN, was sie wollen. Dies ist die große Gunst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then shall you see the wrongful of actions alarmed at their sinful iniquities in life being exacted with the sudden fear and the apprehension of danger which has beset them on all sides; whereas those who had believed with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues and with deeds of wisdom and piety, rejoicing beyond a common joy in the beatitude of heaven's realm where they shall find any object of desire or anything of any kind that their emotions are directed to its attainment be in readiness to come to them at will. This is indeed the great bounty and munificence of Providence.

Abdul Haleem

you will see them fearful because of what they have done: punishment is bound to fall on them- but those who believe and do good deeds will be in the flowering meadows of the Gardens. They will have whatever they wish from their Lord: this is the great bounty;

Abdullah Yusuf Ali

Thou wilt see the Wrong-doers in fear on account of what they have earned, and (the burden of) that must (necessarily) fall on them. But those who believe and work righteous deeds will be in the luxuriant meads of the Gardens: they shall have, before their Lord, all that they wish for. That will indeed be the magnificent Bounty (of Allah).

Abul A'la Maududi

You will see the wrongdoers fearful of the consequence of their deeds which will certainly overtake them. But those who have faith and do good deeds will be in the meadows of the Gardens, wherein they shall have whatever they desire from their Lord; that is the great Bounty.

Aisha Bewley

You will see the wrongdoers afraid of what they have earned, when it is about to land right on top of them, whereas those who have iman and do right actions will be in the lush Meadows of the Gardens. They will have whatever they wish for with their Lord. That is the great favour.

Al-Hilali & Khan

You will see (on the Day of Resurrection), the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers) fearful of that which they have earned, and it (Allâh’s Torment) will surely befall them. But those who believe (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism) and do righteous deeds (will be) in the flowering meadows of the Gardens (Paradise). They shall have whatsoever they desire with their Lord. That is the supreme Grace, (Paradise).

Ali Quli Qarai

You will see the wrongdoers apprehensive because of what they have earned, while it is about to befall them; but those who have faith and do righteous deeds will be in the gardens of paradise: they will have whatever they wish near their Lord. That is the greatest grace.

Amatul Rahman Omar

(On the Day of Judgment) you shall see these wrongdoers full of dread and awe on account of the evil deeds they have committed. Yet this (punishment as a consequence to their evil deeds) is sure to befall them. But those who believe and (accordingly) do deeds of righteousness will be in (flowering and delightful) meadows of the Gardens. There is (present) with their Lord whatever they desire. That indeed is the bounteous favour (of Allâh).

Arthur John Arberry

Thou seest the evildoers going in fear of that they have earned, that is about to fall on them; but those who believe and do righteous deeds are in Meadows of the Gardens; whatsoever they will they shall have with their Lord; that is the great bounty.

Bijan Moeinian

You will witness a Day when these wicked people will fearfully analyze their deeds and will certainly pay for it. As for those who believed and did good deeds, they will end up in the Gardens of Paradise. they will receive from their Lord whatever they desire. This is the greatest achievement.

E. Henry Palmer

Thou shalt see the unjust shrink with terror from what they have gained as it falls upon them; and those who believe and do right, in meads of Paradise, they shall have what they please with their Lord;- that is great grace!

Edip-Layth

You see the transgressors worried because of what they had done; and it will come back at them. As for those who acknowledged and promote reforms, they will be in the paradises of bliss. They will have what they wish from their Lord. This is the great blessing.

George Sale

On that day thou shalt see the unjust in great terror, because of their demerits; and the penalty thereof shall fall upon them: But they who believe and do good works, shall dwell in the delightful meadows of paradise; they shall obtain whatever they shalt desire, with their Lord. This is the greatest acquisition.

Hamid S. Aziz

you see the wrong-doers fearful on account of what they have earned, and it must necessarily befall them; and those who believe and do good shall be in the luxurious meadows of the Gardens; they shall have what they please with their Lord: that is the great Grace (Bounty).

Mahmoud Ghali

You see the unjust feeling timorous about what they have earned, and it is befalling them. And the ones who have believed and done deeds of righteousness are in the Meadows of the Gardens; whatever they decide on they will have in the Providence of their Lord. It is that which is the great Grace.

Marmaduke Pickthall

Thou seest the wrong-doers fearful of that which they have earned, and it will surely befall them, while those who believe and do good works (will be) in flowering meadows of the Gardens, having what they wish from their Lord. This is the great preferment.

Mohamed Ahmed - Samira

You will see the evil-doers full of fear of what they deserve, yet it will come to pass. But those who believe and do the right will be in gardens of Paradise. They will receive what they wish from their Lord; and this will be the greatest favour.

Muhammad Asad

[In that life to come, ] thou wilt see the evil­doers full of fear at [the thought of] what they have earned: for [now] it is bound to fall back upon them. And in the flowering meadows of the gardens [of paradise thou wilt see] those who have attained to faith and done righteous deeds: all that they might desire shall they have with their Sustainer: [and] this, this is the great bounty –

Mustafa Khattab

You will see the wrongdoers fearful ˹of the punishment˺ for what they committed but it will be inevitable for them, whereas those who believe and do good will be in the lush Gardens of Paradise. They will have whatever they desire from their Lord. That is ˹truly˺ the greatest bounty.

Progressive Muslims

You see the transgressors worried because of what they had done; and it will come back at them. As for those who believed and do good works, they will be in the paradises of bliss. They will have what they wish from their Lord. This is the great blessing.

Sahih International

You will see the wrongdoers fearful of what they have earned, and it will [certainly] befall them. And those who have believed and done righteous deeds will be in lush regions of the gardens [in Paradise] having whatever they will in the presence of their Lord. That is what is the great bounty.

Sam Gerrans

Thou wilt see the wrongdoers fearful of what they have earned; and it will befall them. And those who heed warning and do righteous deeds will be in the lush meadows of the Gardens; they will have what they wish with their Lord. That is the great favour,

Shabbir Ahmed

You will see the transgressors worrying about what they had been doing, and their earning is bound to fall back upon them. And those who accept the Message and enhance the society will be in flowery rows of the Gardens. For them is whatever they desire from their Lord. This, this indeed is the Great Bounty.

Syed Vickar Ahamed

You will see the wrongdoers in fear because of what they have earned, and of whatever (penalty) that must fall on them. But those who believe and work righteous deeds (will be) in the luxurious shadows in the Gardens. They shall have, before their Lord, all that they wished for. That will truly be the greatest reward (from Allah).

Taqi Usmani

You will see the wrongdoers fearful of what they earned, and it is sure to befall them. As for those who believed and did righteous deeds, they will be in meadows of the Gardens. For them there is, with their Lord, whatever they wish. That is the great bounty.

The Monotheist Group

You see the transgressors worried because of what they had done; and it will come back at them. As for those who believed and do good works, they will be in gardens of bliss. They will have what they wish from their Lord. This is the great blessing.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tu verras les injustes épouvantés par ce quʹils ont fait, et le châtiment sʹabattra sur eux (inéluctablement). Et ceux qui croient et accomplissent les bonnes œuvres, seront dans les sites fleuris des jardins, ayant ce quʹils voudront auprès de leur Seigneur. Telle est la grande grâce!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tu (roja qiyametê) zaliman dibînî ku ew ji ber kirinên xwe (yên xerab) bitirs in. Teqez ew ê bi ser wan de were. Ewên ku bawerî anîn û karên qenc kirine, ew di baxçeyên bihiştê de ne. Li cem Xwedayê wan, ji wan re ya ku bixwazin heye. Ha ev, kerem û qenciya mezin bi xwe ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jij zult dan de onrechtplegers terug zien deinzen voor wat zij begaan hebben, terwijl het hen overvalt. Maar zij die geloven en de deugdelijke daden doen zullen in de hoven van de tuinen zijn. Zij hebben bij hun Heer wat zij willen. Dat is de grote goedgunstigheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op dien dag zult gij de onrechtvaardigen in grooten schrik zien, om hunne booze daden, en de straf daarvan zal op hen nederkomen; maar zij die gelooven en goede werken doen, zullen de heerlijke perken van het paradijs bewonen; zij zullen bij hunnen Heer alles verkrijgen wat zij zullen begeeren. Dit is de grootste belooning.

Hollandaca — Siregar

Jij ziet de onrechtvaardigen bevreesd zijn voor wat zij hebben verricht en hij (de bestraffing) treft hen. Maar degenen die geloven en goede werken verrichten, zij verkeren in de Tuinen van het Paradijs. Voor hen is er bij hun Heer wat zij maar wensen. Dat is de grote gunst.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Ты (о, Посланник) увидишь, как беззаконники [неверующие] (в День Суда) будут страшиться (наказания Аллаха) от того, что они приобрели [из-за своих грехов], и это [наказание] постигнет их. А те, которые уверовали (в Аллаха) и совершали праведные деяния [повиновались Аллаху] (окажутся) в садах Рая. Для них (будет) все, что они пожелают, у их Господа. Это [то, что Аллах дарует им] – великая щедрость!

Rusça — Osmanov

[В Судный день] ты увидишь, как страшатся нечестивцы того, что они делали, когда он настигнет их. А те, которые уверовали и вершили добрые деяния, пребудут в райских садах. Для них там от Господа - все, что пожелают. Это и есть великая милость [от Аллаха].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och du skall få se hur de orättfärdiga ängslas inför det (straff) som de (med sina handlingar) förtjänat och som (inte kan undgå att) drabba dem. Men de som trodde och levde ett rättskaffens liv, får (glädjas åt) de blommande ängarna i paradiset (och) njuta av allt vad de kan önska hos sin Herre. Det är den stora gåvan av Guds nåd,