Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.

اَمْ لَهُمْ شُرَكٰٓؤُ۬ا شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللّٰهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

em lehum şurakā'u şeraǔ lehum mine d-dīni mā lem ye'ƶen bihi (a)llahu ve levlā kelimetu l-feSli le ḳuDiye beynehum ve inne Z-Zālimīne lehum ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَمْemyoksa
2لَهُمْlehumonların var (mı?)
3شُرَكٰٓؤُ۬اşurakā'uش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortakları
4شَرَعُواşeraǔش ر عBir yol üzerine oturmak, bir sokağı (kapıyı) açmak, bir yasa koymak, başlamak, bir din atamak. Shurra'un (shaari'un çoğulu) - sürüler halinde, sürü üzerine sürü, su yüzeyini kırarak, (başlarını) yukarı kaldırarak, açıkça görünerek. Shir'atun ve shari'atun - Tanrı tarafından emredilen yasa veya kurum, doğru yol veya hareket tarzı, açık anayol/güzergah/patika.şeriat kılan
5لَهُمْlehumkendilerine
6مِنَmine
7الدِّينِd-dīniد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dini
8مَا
9لَمْlem
10يَأْذَنْye'ƶenا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin vermediği
11بِهِbihionu
12اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
13وَلَوْلَاve levlāeğer olmasaydı
14كَلِمَةُkelimetuك ل مKonuşmak, ifade etmek.sözü
15الْفَصْلِl-feSliف ص لBir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm.ayırım
16لَقُضِيَle ḳuDiyeق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakderhal hüküm verilirdi
17بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarında
18وَاِنَّve inneve kuşkusuz
19الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler (için)
20لَهُمْlehumonlara vardır
21عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
22اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yoksa Allah'ın emir ve izin vermediği bir dîni onlara kuran ortaklar mı var? Azâbın, mukadder bir zamâna geciktirilmesi takdîr edilmemiş olsaydı çoktan aralarında hükmedilir giderdi ve şüphe yok ki zâlimleredir elemli azap.

Adem Uğur

Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

Yoksa onların, Din'den Allah'ın izin vermediği şeyi kendileri için meşru kılan ortakları mı var? Eğer zamanı geldiğinde ayrışma olacağı sözü olmasaydı, elbette aralarında hükmolunurdu. . . Zalimlere gelince, onlar için feci bir azap vardır.

Ahmet Tekin

Yoksa onların, Allah’ın dinde, şeriatta ruhsat vermediği şeyi, kendilerine meşrû kılacak mâbutları mı var? Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfaata nâil olanla cezaya müstehak olanların ayırt edileceği ile ilgili Allah’ın koyduğu-kurduğu mühlet verilen bir düzen olmasaydı, elbette müşriklerle mabut saydıkları putlar arasında acilen yargı gerçekleştirilir, icra edilirdi. Kesinlikle inkârda, isyanda, şirkte ısrar eden, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimler için, can yakıp inleten müthiş cezalar vardır.

Ahmet Varol

Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediklerini kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer ayırım sözü olmasaydı aralarında hüküm verilmiş olurdu. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri' ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.

Ali Fikri Yavuz

Yoksa o kâfirlerin bir takım şeytanları (putları) var da, onlara, dinden Allah’ın izin vermediği şeyleri meşrû kıldılar, öyle mi? Eğer o fasıl kelimesi (azabın tehir edildiği ve amellerin ayırd edildiği kıyamet günü takdir edilmiş) olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilir, işleri (helâkleri) bitiriliverirdi. Şübhe yok ki, zalimler için acıklı bir azab vardır.

Ali Rıza Safa

Yoksa Allah'ın dinde izin vermediği şeyleri, onlar için yasa yapan ortakları mı var? Yargı verme konusundaki sözü olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Kuşkusuz, haksızlık yapanlar için acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimlere can yakıcı bir azap vardır.

Bekir Sadak

Yoksa, Allah'in dinde izin vermedigi bir seyi onlara mesru kilacak ortaklari mi vardir? Eger kesin yargi bulunmayacak olsaydi aralarinda hemen hukmedilirdi. Dogrusu, zalimlere can yakici azap vardir.

Celal Yıldırım

Yoksa Allah'ın izin vermediği dini, onlara meşru' kılıp ortaya koyan ortaklar mı var ? Eğer kesin bir söz geçmemiş olsaydı, aralarında hükmedilirdi de iş olup biterdi. Zâlimlere elbette elem verici bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yoksa onların ortak koştukları tanrıları var da Allah’ın izin vermediği kuralları bunlar için din mi yapıyorlar? Nihaî hükümle ilgili söz (hesabın âhirete bırakılması) olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, iş bitirilirdi. Ama o zalimler için can yakıcı bir azap var!

Diyanet İşleri

Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer kesin yargı bulunmayacak olsaydı aralarında hemen hükmedilirdi. Doğrusu, zalimlere can yakıcı azap vardır.

Diyanet Vakfi

Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri dinde kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi (azabımın ertelenmesine dair ezelde geçen söz) olmasaydı aralarında hüküm verilir (işleri) bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa onların şerikleri var, onlara dinden Allahın izin vermediği şeyleri meşru' kıldılar öyle mi? Eğer o fasıl kelimesi olmasa idi aralarında huküm icra edilir, bitirilirdi ve şübhesiz ki zalimler için elim bir azab vardır

Erhan Aktaş

Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer "ayırma kelimesi" olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz ki zalimler için acı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer "ayırma kelimesi" olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz ki zalimler için acı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer "ayırma kelimesi" olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz ki zalimler için acı bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara kanun kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabı erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimler için can yakıcı bir azap vardır.

Gültekin Onan

Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Tanrı'nın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.

Hamdi Döndüren

Yoksa onların, kendilerine, Allah’ın izin vermediği dini koyan ortak tanrıları mı var? Eğer Allah’ın, erteleme konusunda verilmiş olan sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Gerçekten, zâlimlere can yakıcı bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Yoksa onların Allahın izin vermediği şeyleri (o fasid) din (lerin) den kendilerine şeriat (çıkarıb) yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı aralarında mutlakaa (dünyada icra) edilmiş (işleri bitirilmiş) di bile. Şübhesiz ki o zaalimler için hakkı çetin bir azab vardır.

Hasib Asutay

Yoksa onların (13) kendilerine, Allah'ın izin vermediği dini koyan ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, hemen aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır. (13. Mekke kâfirlerinin.)

Hayrat Neşriyat

Yoksa onların, dinden Allah’ın kendisine izin vermediği şeyleri, kendilerine meşrû' kılan ortakları mı var? Hâlbuki (haklarında âhirette hüküm verileceğine dâir önceden söylenmiş) ayırma sözü olmasaydı, aralarında elbette hüküm verilmiş (işleri çoktan bitirilmiş)olurdu. İşte şübhesiz o zâlimler yok mu, onlar için, (pek) elemli bir azab vardır.

İbni Kesir

Yoksa Allah'ın izin vermediği bir şeyi, dinde onlara şeriat kılacak ortakları mı var? Şayet kesin söz bulunmayacak olsaydı; aralarında derhal hüküm verilirdi. Doğrusu zalimlere elim bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri kendilerine dinî bir hüküm olarak belirleyen ortakları mı var! Ayırıcı söz olmasaydı elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere elem verici bir azap vardır.

Muhammed Esed

Yoksa onlar, (bu dünyadan başka bir şeyi önemsemeyenler,) Allah'ın asla izin vermediği şeyleri kendileri için (hukuki ve) ahlaki bir yükümlülük haline sokan sözde uluhiyet ortağı güçlere mi inanırlar? Nihai hüküm ile ilgili (Allah'ın) bir kararı bulunmasaydı, onlar arasında her şey (bu dünyada) hükme bağlanmış olurdu ama zalimleri (öteki dünyada) acı bir azap beklemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Yoksa onları, Allah'ın izin vermediği şeyleri kendileri için dinin koyduğu şer'i bir kural haline getiren (Allah'a) ortak yaptıkları güçler mi var? Eğer konulmuş kesin bir yasa olmasaydı, haklarında hüküm hemen infaz edilirdi: şu kesin ki, zalimleri (ahirette) can yakıcı bir azap beklemektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yoksa onlar için şerikler var da onlar için dinden kendisiyle Allah'ın izin vermediği şeyleri meşrû mu kıldılar? Ve eğer o fâsıl kelimesi olmasa idi elbette aralarında hüküm icra edilmiş olurdu ve şüphe yok ki o zalimler için elîm bir azab vardır.

Ömer Öngüt

Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini ortaya koyan ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhâl aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki kâfirlere can yakıcı bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Yoksa Yüce Allah’ın izin vermediği birtakım şeyleri kendilerine din diye kabul ettirmek isteyen putları mı var? Şayet Allah’ın cezayı ertelemeye dair hükmü olmasaydı işleri çoktan bitirilmişti. Zalimlere elbette gayet acı bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Yoksa onların, kendilerine, Allah'ın izin vermediği dini koyan ortaklar mı var? Eğer (bir süre fırsat verilmesi hakkında) karar olmasaydı derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Kuşkusuz zalimler için acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Yoksa onların Allah'a ortak koştukları kimseler var da Allah'ın onaylamadığı şeyleri onlar için bu dinin şeriatı /kanunu mu yapıyorlar? Hesabı, (iyiyi kötüden) ayırma gününe /mahşere bırakma sözü olmasaydı aralarında mutlaka hüküm verilirdi (de işleri bitirilirdi). Yanlışlar içinde olanlar için acıklı bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yoksa bu dinde onlar için, Allah'ın onaylamadığı kurallar koyan ortakları mı var? Eğer hesabın mahşere bırakıldığı sözü olmasaydı hemen yargılanırlardı. Yanlış yapanlar için acıklı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Yoksa onların hakimiyette ortakları mı var ki, Allah'ın din hususunda izin vermediği şeyleri kendileri için kanun yapıyorlar? Eğer "aralama" sözü olmasaydı hemen aralarında iş bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşrî' ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.

Ümit Şimşek

Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği şeyleri din diye kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Hükmün ertelenmesine dair söz olmasaydı, onların aralarında iş çoktan bitirilirdi. Çünkü zalimlerin hakkı acı bir azaptır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yoksa onların, dinden, Allah'ın izin vermediği şeyi kendileri için yasalaştıran ortakları mı var? Kesin ayrıma ilişkin söz olmasaydı, aralarında hüküm mutlaka verilirdi. O zalimler var ya, onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yoxsa onların Allahın dində izin vermədiyi şeyləri onlar üçün şəriət qanunu edə bilən şərikləri vardır? Əgər həlledici Söz olmasaydı, aralarındakı iş bitmiş olardı. Həqiqətən, zalımları ağrılı-acılı bir əzab gözləyir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yoxsa (müşriklərin) Allahın dində izin vermədiyi bir şeyi onlar üçün qanuni (halal) edən şərikləri vardır. Əgər (cəzanın qiyamətə saxlanılması barədə) qəti söz (vəʼd) olmasaydı, aralarında hökm artıq icra edilmiş olardı (hamısı elə dünyada ikən əzaba düçar edilərdi). Şübhəsiz ki, zalımları şiddətli bir əzab gözləyir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Oder haben sie Gott beigesellte Gottheiten, die ihnen Glaubensvorschriften machen, die Gott nicht erlaubt hat? Wenn nicht Gottes Wort bereits ergangen wäre, daß ihnen bis zum Jüngsten Tag Aufschub gewährt wird, wäre es um sie geschehen. Die Ungerechten ziehen sich qualvolle Strafen zu.

Almanca — Der Edle Quran

Oder haben sie (etwa) Teilhaber, die ihnen als Religion festgelegt haben, was Allah nicht erlaubt hat? Wenn es nicht das (bereits ergangene) Wort der Entscheidung (des Aufschubs bis zum Jüngsten Gericht) gäbe, wäre zwischen ihnen wahrlich (schon jetzt) entschieden worden. Und gewiß, für die Ungerechten wird es schmerzhafte Strafe geben.

Almanca — M. A. Rassoul

Oder haben sie etwa Partner, die ihnen eine Glaubenslehre vorgeschrieben haben, die Allah nicht verordnet hat? Und wäre es nicht bis zum Urteilsspruch aufgeschoben worden, wäre zwischen ihnen schon gerichtet worden. Und gewiß, den Frevlern wird eine schmerzliche Strafe zuteil sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Oder gibt es für sie etwa Partner, die ihnen vom Din das zuwiesen, wozu ALLAH keine Zustimmung gab? Und gäbe es nicht das Wort des Richtens, würde bestimmt unter ihnen gerichtet. Und gewiß, für die Unrecht-Begehenden ist eine qualvolle Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Or do they have deities who share with Allah His Divine Nature, who ordained for them a particular system of faith and worship other than that Allah has authorized? Had it not been for His word proclaimed beforehand to put punishment in respite to a determined point of time, their Hereafter would have been planted in the now; but the wrongful of actions shall suffer a condign punishment;

Abdul Haleem

How can they believe in others who ordain for them things which God has not sanctioned in the practice of their faith? If it were not for God’s decree concerning the final Decision, judgement would already have been made between them. The evildoers will have a grievous punishment-

Abdullah Yusuf Ali

What! have they partners (in godhead), who have established for them some religion without the permission of Allah? Had it not been for the Decree of Judgment, the matter would have been decided between them (at once). But verily the Wrong-doers will have a grievous Penalty.

Abul A'la Maududi

Do they have any associates (of Allah) who have laid down for them a way pertaining to faith which Allah did not sanction? But for the fact that a decree had already been made, the matter between them would have been decided once and for all. Surely a grievous chastisement awaits the wrong-doers.

Aisha Bewley

Or do they have partners who have laid down a deen for them for which Allah has not given any authority? Were it not for the prior Word of Decision, the judgement between them would already have been made. The wrongdoers will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Or have they partners with Allâh (false gods) who have instituted for them a religion which Allâh has not ordained? And had it not been for a decisive Word (gone forth already), the matter would have been judged between them. And verily, for the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers) there is a painful torment.

Ali Quli Qarai

Do they have partners [besides Allah] who have ordained for them a religion which has not been permitted by Allah? Had it not been for the conclusive word, decision would have been made between them. For the wrongdoers there is indeed a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

Do these (disbelievers) have such associate partners (with Allâh) who have decreed a law which is contrary to (the law) Allâh has sanctioned? Had We not given (Our) verdict (about the respited time) of (the final) judgment, the orders (of destruction) would have long been passed between them. Indeed, there awaits the wrongdoers a woeful punishment.

Arthur John Arberry

Or have they associates who have laid down for them as religion that for which God gave not leave? But for the Word of Decision, it had been decided between them. For the evildoers there awaits a painful chastisement.

Bijan Moeinian

How dare some to adopt a way of life [such as Western way of life these days] laid by those whom they are fascinated with and not sanctioned by God. If I (God) had not predetermined to reserve my judgment for the Day of Judgment, I would have dealt with them immediately. For such wrongdoers, for sure there is a painful punishment in reserve.

E. Henry Palmer

Have they associates who have enjoined any religion on them which God permits not?- but were it not for the word of decision it would have been decreed to them. Verily, the unjust,- for them is grievous woe.

Edip-Layth

Or do they have partners who decree for them a sharia which has not been authorized by God? If it were not for the word already given, they would have been judged immediately. Indeed, the transgressors will have a painful retribution.

George Sale

Have the idolaters deities which ordain them a religion which God hath not allowed? But had it not been for the decree of respiting their punishment to the day of separating the infidels from the true believers, judgment had been already given between them: For the unjust shall surely suffer a painful torment.

Hamid S. Aziz

Or have they partners for Allah who have prescribed for them a religion that Allah permits not? Had it not been for the Word of Decision judgment would have certainly been given between them; but verily the wrong-doers shall have a painful doom.

Mahmoud Ghali

Or even do they have associates (with Allah) who have legislated for them as the religion that which Allah has not given permission? And had it not been for the Word of Verdict, indeed it would have been decreed between them, and surely the unjust will have a painful torment.

Marmaduke Pickthall

Or have they partners (of Allah) who have made lawful for them in religion that which Allah allowed not? And but for a decisive word (gone forth already), it would have been judged between them. Lo! for wrong-doers is a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Have they other associates who have prescribed another law for them which has not been dispensed by God? But for the decisive Word (of God) a sentence would have been passed amongst them. Surely there is a grievous punishment for the ungodly.

Muhammad Asad

Is it that they [who care for no more than this world] believe in forces supposed to have a share in God’s divinity, which enjoin upon them as a moral law something that God has never allowed? Now were it not for [God’s] decree on the final judgment, all would indeed have been decided be­tween them [in this world]: but, verily, grievous suffering awaits the evildoers [in the life to come].

Mustafa Khattab

Or do they have associate-gods who have ordained for them some ˹polytheistic˺ beliefs, which Allah has not authorized? Had it not been for ˹prior˺ decree on Judgment, the matter would have certainly been settled between them ˹at once˺. And surely the wrongdoers will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

Or do they have partners who decree for them a system which has not been authorized by God And if it were not for the word already given, they would have been judged immediately. Indeed, the transgressors will have a painful retribution.

Sahih International

Or have they other deities who have ordained for them a religion to which Allah has not consented? But if not for the decisive word, it would have been concluded between them. And indeed, the wrongdoers will have a painful punishment.

Sam Gerrans

If they have partners which ordained for them of doctrine that for which God has not given leave[...]. And had it not been for the word of decision, it would have been concluded between them; and the wrongdoers have a painful punishment.

Shabbir Ahmed

What! Do they have 'partners' who have set up for them some religion without Allah's leave? And but for a Decisive Word (the period of Respite), all matters would have been decided between them immediately. Verily, there is an awful doom for those who relegate the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Or, have they ‘partners’ (the false gods) who have established for them some religion without permission of Allah? If it had not been for the Word of Judgment, (permitting them some freedom of action) the matter would have been decided between them (at once). And surely, the wrongdoers will have a grievous penalty.

Taqi Usmani

Is it that they have associate-gods who have prescribed for them a religion that is not sanctioned by Allah? Had it not been for a decisive word, the matter would have been decided between them (here in this world). And of course, for the wrongdoers there is a painful punishment (in the Hereafter).

The Monotheist Group

Or do they have partners who decree for them a system which has not been authorized by God? And if it were not for the word already given, they would have been judged immediately. Indeed, the transgressors will have a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ou bien auraient-ils des associés (à Allah) qui auraient établi pour eux des lois religieuses quʹAllah nʹa jamais permises? Or, si lʹarrêt décisif nʹavait pas été prononcé, il aurait été tranché entre eux. Les injustes auront certes un châtiment douloureux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Yan jî, ma ji wan re îlahin hene ku ji wan re hukmên dîn datînin, ya ku Xwedê destûr pê nedaye? Eger hukmê Xweda ku ew ên roja qiyametê ji hev bêne cudakirin nebûya, dê di cih de di navbera wan de (bi ezab) hukim bihata dayîn. Bêguman ji yên zalim re ezabekî cansoj heye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hebben de afgodendienaars godheden die hun een godsdienst bevelen, welken God niet heeft veroorloofd? Maar indien het besluit niet ware genomen tot uitstel hunner straf, tot den dag waarop de ongeloovigen van de ware geloovigen zullen worden gescheiden, waarlijk, dan zou reeds tusschen hen zijn geoordeeld; want de onrechtvaardige zal zekerlijk eene pijnlijke marteling ondergaan.

Hollandaca — Siregar

Hebben zij deelgenoten die hun in de godsdienst dat voorschrijven waartoe Allah geen toestemming heeft gegeven? En als er niet een beslissend Woord (van Allah) was, dan zouden zij reeds bestraft zijn. Voorwaar, voor de onrechtvaardigen is er een pijnlijke bestraffing.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Есть ли у них другие боги, которые узаконили бы для них то, чего не дозволил Аллах? И если бы не [Наше] предопределение [об отсрочке], вынесения решения, то спор между ними был бы решен [уже в этом мире]. Воистину, нечестивцам уготовано мучительное наказание.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Har de (satt upp) medhjälpare till (Gud), som utan Guds tillstånd har utfärdat föreskrifter för dem på religionens område? Om inte beslut om (uppskov med) avgörandet hade fattats, skulle domarna över dem helt visst ha fallit. Men de som begår sådan orätt har ett plågsamt straff att vänta.