(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.

وَاتَّبِعُوا اَحْسَنَ مَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ بَغْتَةً وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَاحَسْرَتٰى عَلٰى مَا فَرَّطْتُ فِي جَنْبِ اللّٰهِ وَاِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِرِينَ

ve ttebiǔ eHsene mā unzile ileykum min rabbikum min ḳabli en ye'tiyekumu l-ǎƶābu beğteten ve entum lā teş'ǔrūne / en teḳūle nefsun yā Hasratā ǎlā mā ferraTtu fī cenbi (a)llahi ve in kuntu le mine s-sāḣirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاتَّبِعُواve ttebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve uyun
2اَحْسَنَeHseneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.en güzeline
3مَا
4اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilenin
5اِلَيْكُمْileykumsize
6مِنْmin-den
7رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbiniz-
8مِنْmin
9قَبْلِḳabliق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
10اَنْen
11يَأْتِيَكُمُye'tiyekumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize gelmezden
12الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
13بَغْتَةًbeğtetenب غ تAnsızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmakansızın
14وَاَنْتُمْve entumve siz
15لَاhiç
16تَشْعُرُونَteş'ǔrūneش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözfarkına varmadan
1اَنْen
2تَقُولَteḳūleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemesinden (sakının)
3نَفْسٌnefsunن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefsin
4يَاحَسْرَتٰىyā Hasratāح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.EY/HEY/AH Pişmanlık/Dert
5عَلٰىǎlādolayı
6مَا
7فَرَّطْتُferraTtuف ر طÖnceden gelmek, ihmal etmek, ihmalkâr olmak, atlamak, aşırı olmak, terk etmek, aceleci veya haksız davranmak, yetersiz kalmak, sınırları aşmak, müsrif/aşırı olmak, adaletsizlik, başkalarını geçmek. mufratun - önceden gönderilip terk edilmek ve bırakılmak.kusur edişimden
8فِي
9جَنْبِcenbiج ن بYan taraf, uzak durmak, kenara çekilmek, kaçınmak, sakınmak, yanında olmak, beraber olmak, yabancı olmak, cünüp olmak, uzaklaştırmakyanında
10اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
11وَاِنْve inve gerçekten
12كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinben oldum
13لَمِنَle minekimselerden
14السَّاخِرِينَs-sāḣirīneس خ رAlay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmekalay edenlerden

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Herkesin, Allah katından bir sevap kazanamadım, hey gidi hey ve gerçekten de alay edenlerdendim dediği.

Abdulkadir Gölpınarlı

Herkesin, Allah katından bir sevap kazanamadım, hey gidi hey ve gerçekten de alay edenlerdendim dediği.

Adem Uğur

Kişinin: Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceği günden sakının)!

Ahmed Hulusi

(O süreçte) bir nefs şöyle der: "Allah'ı tanımada yetersiz kalmam dolayısıyla düştüğüm hasrete (kayıplarıma) bak! Elbette ben alay edenlerdendim! (İşin gerçeğinin ve ciddiyetinin farkında değilmişim?)"

Ahmet Tekin

Her nefsin, herkesin: 'Allah’ın huzurunda sergilediğim umursamaz davranışlarımdan, Kur’ân’ı küçümsememden dolayı eyvah, bana yazıklar olsun. Ben alay edenlerdendim.' diyeceği günden önce Kur’ân’a tâbi olun.

Ahmet Varol

Bir canın: 'Allah'a itaatte kusur edişimden dolayı yazıklar olsun! Doğrusu ben alay edenlerdendim' demesinden (önce).

Ali Bulaç

Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Allah yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana) doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim."

Ali Fikri Yavuz

Sonra günahkâr nefsin şöyle demesi var: “- Yazık bana! Allah’a ibadette kusur etmişim. Ben (Kur’an ve müminlerle) alay edenlerdenim.”

Ali Rıza Safa

Benlik, şöyle diyecek: "Allah'a karşı umursamaz davrandığım ve küçümsediğim için, vay başıma gelene!"

Bayraktar Bayraklı

- "Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, "Allah'a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!" demesin.

Bekir Sadak

Kisinin: «Allah'a karsi asiri gitmemden oturu bana yaziklar olsun. Gercekten ben alaya alanlardandim» diyecegi gunden sakinin.

Celal Yıldırım

Kişinin, «Allah'ın huzurunda yaptığım eksikliklerden, kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana ; cidden ben alaya alanlar arasında idim!» diyeceği,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ki sonra hiç kimse, “Allah’a itaat hususunda gerekeni yapmadığım için yazıklar olsun bana! Ben gerçekten de (İslâm ile) alay edenler arasında yer almıştım” diyerek (kendi kendini kınamasın);

Diyanet İşleri

(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.

Diyanet İşleri (eski)

Kişinin: 'Allah'a karşı aşırı gitmemden ötürü bana yazıklar olsun. Gerçekten ben alaya alanlardandım' diyeceği günden sakının.

Diyanet Vakfi

Kişinin: Allah'a yakınlık konusunda kusurlu davrandığım için bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceği günden sakının)!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(O günden sakının ki günahkar) nefis şöyle diyecektir: «Allah'ın yanında yaptığım kusurlardan dolayı yazık bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir kimsenin: "Eyvah, Allah'ın huzurunda yaptığım kusurlardan dolayı vay bana! Doğrusu ben, alay ederlendendim." diyeceği,

Elmalılı Hamdi Yazır

Diyeceği gün bir nefis: eyvah, Allah yanında yaptığım eksikliklerden dolayı hasretime bak, doğrusu ben eğlenenlerden idim

Erhan Aktaş

Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." dememeniz için;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." Dememeniz için;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." denmemesi için,

Fizilal-il Kuran

Kişinin «Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim» diyeceği günden sakının.

Gültekin Onan

Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Tanrı yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana), doğrusu ben, (Tanrı'nın diniyle) alay edenlerdendim."

Hamdi Döndüren

(O gün) kişi şöyle der: “Allah’a karşı işlediğim kusurdan dolayı, yazıklar olsun bana! Ben, gerçekten alay edenler arasındaydım.”

Hasan Basri Çantay

(O azab günü) her nefsin "Allah yanında işlediğim taksıyrlerden dolayı vay hasret (ve nedamet) ime! Hakıykat, hakıykat ben (Onun diniyle, kitabiyle) eğlenenlerdendim" diyeceği,

Hasib Asutay

Kişinin: 'Allah'a yakınlık konusunda kusurlu davrandığım için bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim' (diyeceği günden sakının).

Hayrat Neşriyat

Tâ ki bir nefis: 'Allah hakkında işlediğim kusurlardan dolayı yazıklar olsun bana! Gerçekten (ben) alay edenlerdendim' demesin!

İbni Kesir

Kişinin: Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı vay bana, yazıklar olsun; gerçekten ben, alaya alanlardandım, diyeceği gün gelmezden önce.

Mehmet Okuyan

Herhangi bir kişinin ‘Allah’ın katında (O’nun buyruklarını) umursamamamdan dolayı ah, yazıklar olsun (bana)! Doğrusu ben alay edenlerdendim!’ demesi(nden önce Kur’an’a uyun)!

Muhammed Esed

ki hiçbir insan (Kıyamet Günü) "Allah'a karşı umursamaz davrandığım ve (hakikati) küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!" demesin;

Mustafa İslamoğlu

ki, hiç kimse, "Allah'a karşı yabancılaştığım ve gerçeği alay konusu yaptığım için vay benim halime" demesin!

Ömer Nasuhi Bilmen

Her nefsin, «Allah'a karşı yaptığım kusurlardan dolayı eyvah bana yazıklar olsun ve ben müstehzilerden olmuş idim,» demesinden evvel (insan, halini ıslah etmelidir.)

Ömer Öngüt

Ki, hiçbir kimse: "Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim!" demesin.

Suat Yıldırım

Ta ki kişi şöyle demeye mecbur kalmasın: "Rabbime karşı yaptığım bunca kusurdan dolayı yazıklar olsun bana! Yazıklar olsun bana ki ben O’nun diniyle, kitabıyla alay edenler arasında yer aldım!"

Süleyman Ateş

(O gün günahkar) nefsin şöyle demesinden sakının: "Allah'ın yanında (O'na kullukta) kusur edişimden dolayı vah (bana). Gerçekten ben alay edenlerdendim."

Süleymaniye Vakfı

Yoksa (o gün) kişi şöyle der: "Allah'a karşı işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerdendim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra kalkıp şöyle der: "Allah'a karşı çok kusur işledim; her şeyi kaybettim. Gerçekten ben hafife alanlardandım"

Şaban Piriş

Kişinin: Allah'a karşı işlediğim kusurlardan ve aldatılanlardan olduğum için bana yazıklar olsun demesinden önce...

Tefhim-ul Kuran

Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): «Allah yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana); doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim.»

Ümit Şimşek

Tâ ki, öyle bir gün geldiğinde, kişi 'Allah'a karşı işlediğim kusurlar yüzünden yazıklar olsun bana ki alay edenler arasındaydım!' demesin.

Yaşar Nuri Öztürk

Benlik şöyle diyecektir o zaman: "Allah'a karşı aşırı gitmem yüzünden başıma gelenlere bak! Alay edip duranlardan biriydim doğrusu!..."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra kimsə deməsin ki: “Allaha qarşı etdiyim etinasızlıqlara görə vay mənim halıma! Həqiqətən, mən dinə və dində olanlara rişxənd edənlərdən idim!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Elə edin ki, sonradan) bir kəs: ″Allaha itaət barəsində etdiyim təqsirlərə görə vay halıma! Həqiqətən, mən (Allahın hökmlərinə, Qurʼana, Peyğəmbərə və möʼminlərə) istehza edirdim!″ – deməsin.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Es soll niemand sagen: ʺWehe mir, ich habe mich Gott gegenüber vermessen verhalten und gehörte zu den Spöttern!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

daß ja keine Seele sage(n muß): ʺO welch gramvolle Reue für mich wegen dessen, was ich (an Pflichten) gegenüber Allah vernachlässigte. Ich gehörte ja wirklich zu den Spöttern.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

damit nicht etwa einer spreche: ʺO wehe mir um dessentwillen, was ich gegenüber Allah versäumte! Denn wahrlich, ich gehörte zu den Spötternʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Damit keine Seele sagt: ʺWeh mir für das, was ich ALLAH gegenüber vernachlässigte. Und ich war doch von den Spöttern.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A sinful soul would then express regrets in words, thus: "Woe to me for what I neglected of the duties owed to Allah and woe to me for disregarding His noble discourse I had turned in to ridicule. "

Abdul Haleem

and your soul says, "Woe is me for having neglected what is due to God, and having been one of those who scoffed!"

Abdullah Yusuf Ali

"Lest the soul should (then) say: 'Ah! Woe is me!- In that I neglected (my duty) towards Allah, and was but among those who mocked!'-

Abul A'la Maududi

Lest a person should say: "Alas for me for neglecting my duty towards Allah and for being among those that scoffed";

Aisha Bewley

lest anyone should say, ‘Alas for me for neglecting what Allah was due, and being one of the scoffers!’

Al-Hilali & Khan

Lest a person should say: "Alas, my grief that I was undutiful to Allâh (i.e. I have not done what Allâh has ordered me to do), and I was indeed among those who mocked [at the truth! i.e. Lâ ilâha illallâh (none has the right to be worshipped but Allâh), the Qur’ân, and Muhammad صلى الله عليه وسلم and at the faithful believers]

Ali Quli Qarai

Lest anyone should say, ‘Alas for my negligence in the vicinage of Allah! Indeed I was among those who ridiculed. ’

Amatul Rahman Omar

Lest (when it comes, ) anyone (of you) should say, `Woe to me for failing in my duty towards Allâh! for I made fun (of His revelations. )'

Arthur John Arberry

Lest any soul should say, 'Alas for me, in that I neglected my duty to God, and was a scoffer,'

Bijan Moeinian

Do not be among those who will say: "Alas for taking the Lord’s commandments lightly and mocking at them. "

E. Henry Palmer

Lest a soul should say, 'O my sighing! for what I have neglected towards God! for, verily, I was amongst those who did jest!'

Edip-Layth

Lest a person will say, "How sorry I am for disregarding God's path; and I was certainly one of those who mocked."

George Sale

and a soul say, alas! For that I have been negligent in my duty to God; verily I have been one of the scorners:

Hamid S. Aziz

Lest a soul should say, "O woe to me! For what I fell short of my duty to Allah, and I was indeed among the scoffers!"

Mahmoud Ghali

(Lest) any self should say, ‘Oh, for (my) regret in that I indeed neglected my duty towards (literally: in the side of) Allah, and decidedly I was one of the scoffers.

Marmaduke Pickthall

Lest any soul should say: Alas, my grief that I was unmindful of Allah, and I was indeed among the scoffers!

Mohamed Ahmed - Samira

Lest a soul should say: "Alas, I was heedless of God and only laughed;"

Muhammad Asad

lest any human being should say [on Judgment Day], "Alas for me for having been remiss in what is due to God, and for having been indeed one of those who scoffed [at the truth]!"

Mustafa Khattab

so that no ˹sinful˺ soul will say ˹on Judgment Day˺, ‘Woe to me for neglecting ˹my duties towards˺ Allah, while ridiculing ˹the truth˺.’

Progressive Muslims

Lest a soul will Say: "How sorry I am for disregarding God's path; and I was certainly one of those who mocked. "

Sahih International

Lest a soul should say, "Oh [how great is] my regret over what I neglected in regard to Allah and that I was among the mockers. "

Sam Gerrans

Lest a soul say: “Oh, my regret over what I neglected in what was due to God, and was of those who deride!”

Shabbir Ahmed

Lest any person should say, "Ah! My grief that I was unmindful of Allah, and indeed was I among the mockers!"

Syed Vickar Ahamed

In case the soul should say: "Ah! I am in (deepest) sorrow because I neglected (my duty) to Allah, and (I) was among those who made fun!"—

Taqi Usmani

lest someone should say, "Pity on me, because I fell short in respect of (observing the rights of) Allah and in fact, I was one of those who mocked",

The Monotheist Group

Lest a soul will say: "How sorry I am for disregarding the path of God; and I was certainly one of those who mocked."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

avant quʹune âme ne dise: ʺMalheur à moi pour mes manquements envers Allah. Car jʹai été certes, parmi les railleursʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Poşman bibin û tobe bikin) Beriya ku hinek ji we bibêjin; hey wax li min poşmanî ku ji ber texsîratiya min a ku li hemberî Xweda min kiriye û birastî jî ez ji tinazkeran bûm!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Opdat niemand zal zeggen: ʺWat heb ik er spijt van dat ik God veronachtzaamd heb! Ik behoorde immers tot de spotters.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En eene ziel zegt, helaas! Ik was zorgeloos omtrent mijn plicht nopens God; waarlijk, ik was een spotter.

Hollandaca — Siregar

Zodat er voor geen ziel aanleiding zal zijn om te zeggen: ʺO wat heb ik een spijt omdat ik nalatig ben geweest (in mijn plicht) jegens Allah, hoewel ik tot de spotters behoorde.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

чтобы (потом) не сказала душа [человек]: «О, горе мне за то, что я был нерадив по отношению к Аллаху. И ведь я был лишь одним из насмехающихся (над повелением Аллаха, Его Книгой, Его посланником и верующими)».

Rusça — Osmanov

чтобы [грешнику] не пришлось говорить: ʺО горе мне за то, что я был нерадив по отношению к Аллаху! Ведь я насмехался [над верой]!ʺ