Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.
قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِهِ وَاِنَّ كَثِيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ وَظَنَّ دَاوُ۫دُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَاَنَابَ
ḳāle le ḳad Zelemeke bi su'āli neǎ'cetike ilā niǎācihi ve inne keṧīran mine l-ḣuleTā'i le yebğī beǎ'Duhum ǎlā beǎ'Din illā (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ve ḳalīlun mā hum ve Zenne dāvūdu ennemā fetennāhu fe steğfera rabbehu ve ḣarra rākiǎn ve enābe
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Dedi ki: Senin dişi koyununu, kendi koyunlarına katmayı istemekle gerçekten de zulmetmiş sana ve şüphesiz ki ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecâvüz eder, ancak inanan ve iyi işlerde bulunanlar müstesnâ ve fakat bunlar da pek azdır ve Dâvûd, biz, kendisini sınadık sandı da Rabbinden yarlıganma diledi ve eğilerek yere kapandı ve Rabbine döndü.
Abdulkadir Gölpınarlı
Dedi ki: Senin dişi koyununu, kendi koyunlarına katmayı istemekle gerçekten de zulmetmiş sana ve şüphesiz ki ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecâvüz eder, ancak inanan ve iyi işlerde bulunanlar müstesnâ ve fakat bunlar da pek azdır ve Dâvûd, biz, kendisini sınadık sandı da Rabbinden yarlıganma diledi ve eğilerek yere kapandı ve Rabbine döndü.
Adem Uğur
Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.
Ahmed Hulusi
(Davud) dedi ki: "Yemin olsun ki senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmakla sana zulmetmiş. . . Muhakkak ki çok yakın olanların birçoğu, birbirlerinin benzeri davranışlarda bulunurlar. . . Ancak iman edip imanın gereğini uygulayanlar böyle değildir. . . Fakat onlar da ne kadar azdır!" Davud kendisini imtihan ettiğimizi zannetti; bundan dolayı Rabbinden mağfiret diledi ve boyun eğerek yere kapandı ve O'na yöneldi! (24. ayet secde ayetidir. )
Ahmet Tekin
Dâvûd: 'Andolsun ki, senin yaban ineğini, kendi yaban ineklerine katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Mallarını karıştıranların, mallarını bir arada bulunduranların, aynı yerde, aynı pazarda mal alıp mal satanların, mülk edinme hukukunda eşit olanların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler, haktan ayrılıp, güçlerine dayanarak zulmederler. Ancak iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler adâletten şaşmazlar. Onlar da ne kadar az!' dedi. Dâvûd, güvenlik tedbirlerinin işe yaramadığını, kendisini zor durumda bırakarak imtihan ettiğimizi anladı ve Rabbinden bağışlanma, koruma kalkanına alınma diledi, sübhânallah diyerek rükû edip, secedeye kapandı. Tevbe ile Allah’a yöneldi, zikre daldı.
Ahmet Varol
Dedi ki: 'Andolsun, o senin koyununu kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Gerçekten (varlıklarını) birbirine karıştıran ortakların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Sadece iman edip salih ameller işleyenler müstesna. Ama onlar da ne kadar azdır!' Davud kendisini imtihan ettiğimizi sandı da Rabbinden bağışlanma diledi. Rüku ederek yere kapandı ve gönülden (bize) yöneldi.
Ali Bulaç
(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip döndü.
Ali Fikri Yavuz
Davûd dedi ki: “- Doğrusu o, senin bir dişi koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten ortakların çoğu birbirine haksızlık eder; ancak iman edib de salih amel işliyenler müstesnadır. Onlar da ne kadar azdır!” Davûd sanmıştı ki, kendisine sırf bir imtihan açtık. Hemen Rabbine istiğfar etti, secdeye (*) kapandı ve tevbe ile Allah’a yöneldi. * Dikkat! Secde âyetidir. (Fahr-i Razi, tefsirinde Hz. Davûd’a isnad edilen ve peygamberler hakkında asla tecviz edilmiyen kıssaları red etmektedir. Peygamberlerin şanını korumak esas olduğundan hikayelere itibar etmiyerek hakiki manayı Cenab-ı Hakkın ilmine terk etmek en salim bir yoldur.)
Ali Rıza Safa
Dedi ki: "Senin koyununu istemekle sana haksızlık yapmış; zaten ortakların çoğu, birbirine haksızlık yapar. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar böyle değildir; onlar da ne denli azdır!" Davut, kendisini sınadığımızı anladı. Bunun üzerine, Efendisinden bağışlanma diledi; eğilerek secdeye kapandı ve yöneldi.
Bayraktar Bayraklı
Davud, "Senden, koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle, sana haksızlık etmiştir. Ortaklardan birçoğu birbirinin haklarına tecavüz ederler. Ancak inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Onlar da çok azdır" dedi. Davud, bizim kendisini denediğimizi anladı. Rabbinden bağışlanma diledi ve secdeye kapanarak tövbe etti.
Bekir Sadak
SÙ Davud: «And olsun ki, senin disi koyununu kendi disi koyunlarina katmak istemekle sana haksizlikta bulunmustur. Dogrusu ortakcilarin cogu birbirlerinin haklarina tecavuz ederler. Inanip yararli is isleyenler bunun disindadir ki sayilari da ne kadar azdir!» demisti. Davud, kendisini denedigimizi sanmisti da, Rabbinden magfiret dileyerek egilip secdeye kapanmis, tevbe etmis Allah'a ynelmisti.
Celal Yıldırım
Dâvud, «and olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak isteğiyle sana haksızlık etmiştir. Cidden mallarını birbirine katan ortakçıların çoğu birbirlerinin hakkına tecâvüz ederler. Ancak imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanlar müstesna. Onlar da pek azdır,» dedi. Dâvud, kendisini imtihan ettiğimizi anladı ve bu yüzden Rabbı'ndan bağışlanma dileyip secdeye kapandı ve O'na yönelip tevbe etti.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Dâvûd şöyle dedi: “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana karşı haksızlık etmiştir. Zaten aralarında ortaklık ilişkileri bulunanların çoğu birbirine haksızlık ederler; yalnız iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapmakta olanlar böyle değildir; ama onlar da o kadar az ki!” Dâvûd (böyle bir temsil ile) kendisini sınadığımızı anladı. Bunun üzerine rabbinden kendisini bağışlamasını dileyerek secdeye kapandı ve bütünüyle O’na yöneldi.
Diyanet İşleri
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.
Diyanet İşleri (eski)
Davud: 'And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!' demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
Diyanet Vakfi
Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Davud dedi ki: «Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az.» Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(Davut) dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten karışıkların (bir toplum içinde yaşayanların) çoğu biribirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az. Davut kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ederek (Allah'a) yöneldi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dedi ki: doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş ve hakıkaten karışıkların çoğu birbirlerine tecavüz ediyorlar, ancak iyman edib de salah istiyenler başka, onlar da pek az, ve sanmıştı ki Davud kendisine sırf bir fitne yaptık, hemen rabbına istiğfar etti ve rüku' ederek yere kapanıb tevbe ile rücu' etti
Erhan Aktaş
"Gerçekten, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma diledi, ruku ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Gerçekten, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi iyice anladı. Hemen Rabbinden bağışlanma diledi, ruku ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
"Ant olsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma diledi, rüku ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi.
Fizilal-il Kuran
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle, sana büyük haksızlık etmiştir. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iyi iş yapanlar bunun dışındadır ki, sayıları ne kadar azdır.» demişti. Davud kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabb'inden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
Gültekin Onan
(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak inanıp salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip döndü.
Hamdi Döndüren
Davud dedi: “Andolsun o, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Gerçekten, ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ederler. Ancak inanan ve salih amel işleyenler bunun dışındadır. Ama bunlar ne kadar da azdır!” Davud, birden kendisini sınadığımızı anladı. Bunun üzerine, Rabbinden bağışlanma diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yönelip tevbe etti.
Hasan Basri Çantay
(Davud) dedi: "Andolsun ki o, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına (katmak) istemesiyle sana zulmetmişdir. Gerçek (mallarını birbirine) katıb karışdıran (ortak) ların çoğu mutlakaa birbirine haksızlık eder. İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar müstesna. (Fakat) bunlar da ne kadar azdır". Davud sandı ki biz kendisine mutlakaa bir azab (süikasd) hazırladık. Bunun üzerine o, rabbinden setr (ü himaye) edilmesini istedi, rüku' ile yere kapanıb (Allaha) döndü.
Hasib Asutay
Davud, 'Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Yalnız iman edip iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az!' dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip (bize) yöneldi. (7) (7. Secde âyetidir.)
Hayrat Neşriyat
(Dâvûd:) 'Doğrusu (o,) senin koyununu kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana haksızlık etmiştir! Zâten şübhesiz ortakların birçoğu, birbirlerine gerçekten haksızlık eder; ancak îmân edip sâlih ameller işleyenler müstesnâ! Onlar ise ne kadar azdır!' dedi. Dâvûd (böylelikle) kendisini imtihân ettiğimizi sezdi (anladı); hemen Rabbinden mağfiret diledi, rükû' ederek (secdeye) kapandı ve (Allah’a) yöneldi.
İbni Kesir
O da dedi ki: Senin dişi koyununu, kendi dişi koyunlarına katmak için istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirinin hakkına tecavüz eder. Ancak inanmış olup salih ameller işleyenler müstesnadır. Ama onlar pek azdır. Davud, kendisini imtihan ettiğimizi zannederek Rabbından mağfiret diledi. Rukua kapanarak Allah'a yöneldi.
Mehmet Okuyan
(Davud şöyle demişti): “Şüphesiz ki (kardeşin) senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu iman edip iyi işler yapanlar hariç –ki böyleleri azdır– ortakların çoğu birbirlerine haksızlık ederler.” Davud kendisini denediğimizi anlamış, Rabbinden bağışlanma dileyerek eğilip boyun eğmiş ve (Allah’a) yönelmişti.
Muhammed Esed
(Davud) dedi ki: "Bu (adam) senin koyununu kendininkiler arasına katmayı istemekle sana haksızlık yapmış! Zaten yakınların çoğu birbirlerine aynı şeyi yaparlar, (Allah'a) inanıp doğru ve yararlı işler yapanlar hariç. Böylesi de ne kadar az!" Davud, (bunları söylerken) Bizim kendisini sınadığımızı (birden) anladı; bunun üzerine Rabbinden günahını bağışlamasını diledi, secdeye kapandı ve tevbe ederek O'na yöneldi.
Mustafa İslamoğlu
(Davud) dedi ki: "Doğrusu bu kişi, senin koyununu alıp kendininkine katmakla sana zulmetmiş. Zaten toplumsal hayatı paylaşan insanlar (genellikle) birbirlerinin hakkına tecavüz ederler; iman edip dürüst ve erdemli davrananlar hariç: ama böyleleri, ne kadar da az. Derken Davut, bizim kendisini sınadığımızı fark etti; hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O'na yöneldi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Dâvud aleyhisselâm dedi ki: «Elbette senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş oldu. Ve muhakkak ki, mal ortaklarından birçokları mutlaka bazıları bazısı üzerine tecavüz etmektedir. Ancak, imân edenler ve sâlih amellerde bulunanlar müstesna. Onlar da ne kadar az!» Ve Dâvud sandı ki muhakkak Biz onu bir imtihana tâbi tutmuş olduk. Hemen Rabbine istiğfarda bulundu ve rükû edici olarak yere kapandı ve Hakk'a rücu etti.
Ömer Öngüt
Davut: "Andolsun ki senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Ancak iman edip de sâlih amellerde bulunanlar müstesnâdır. Onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davut kendisini imtihan ettiğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret diledi. Eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.
Suat Yıldırım
Dâvud: "Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir. Zaten malda ortak olanların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Ancak gerçekten iman edip makbul ve güzel davranışlarda bulunanlar böyle yapmazlar. Onlar da o kadar azdır ki!" Davud kendisini imtihan ettiğimizi anladı, derhal Rabbinden mağfiret diledi, eğilip secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi.
Süleyman Ateş
(Davud) dedi ki: "And olsun (o) senin, koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulmetmiştir. Zaten (mallarını birbirine) karıştıran(ortak)ların çoğu birbirine zulmederler. Yalnız inanıp iyi işler yapanlar bunun dışındadır ki, onlar da ne kadar azdır!" Davud, (bu hükümle) kendisini denediğimizi (kendisine bir bela vereceğimizi) sandı da Rabbinden mağfiret diledi, eğilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) döndü.
Süleymaniye Vakfı
Davud (diğer tarafı dinlemeden) dedi ki: "Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana gerçekten haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, kesinlikle birbirlerinin hakkına girerler. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar öyle yapmazlar ama onlar da pek azdır." Davud kendisini imtihandan geçirdiğimizi anladı ve hemen Rabbinden bağışlanma diledi, rükuya kapandı ve (Rabbine) yöneldi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Davut (konuyu anlamadan) dedi ki "Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemesi yanlıştır. Çünkü malları karışmış olanların çoğu birbirlerinin hakkına girerler. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, öyle yapmazlar ama onlar da pek azdır." Davut, sınandığını anladı. Hemen Rabbinde(Sahibinden) bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve bütün samimiyetiyle ona yöneldi.
Şaban Piriş
Davut: -Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecavüz eder. Ancak iman eden ve doğruları yapanlar hariç... Bunlarda ne kadar az! Davut, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbi'nden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve O'na yönelmişti.
Tefhim-ul Kuran
(Davud) Dedi ki: «Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip de salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.» Davud, gerçekten bizim onu denemeden geçirdiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rükû ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip döndü.
Ümit Şimşek
Davud dedi ki: 'Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Ortakların birçoğu böyle birbirinin hakkını yer. Ancak iman edip güzel işler yapanlar müstesna-ki, onların da sayısı pek azdır.' Davud kendisini sınadığımızı anladı ve Rabbinden bağışlanma diledi; Ona yönelerek secdeye kapandı.
Yaşar Nuri Öztürk
Davud dedi ki: "Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hakka ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır." Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi; rüku ederek yerlere eğildi ve Allah'a yöneldi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Davud dedi: “O sənin qoyununu öz qoyunlarına qatmaq istəməklə, sənə qarşı haqsızlıq etmişdir. Həqiqətən, şəriklərin çoxu bir-birinin haqqını tapdalayar. Yalnız iman gətirib yaxşı işlər görənlərdən başqa. Onlar isə çox azdırlar!” Bunları dedikdən sonra, Davud Bizim onu sınağa çəkdiyimizi yəqinləşdirərək, Rəbbindən özünün bağışlanmasını dilədi və səcdəyə qapanıb tövbə etdi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Bu sözləri eşidən Davud o biri iddiaçı ağzını açmağa macal tapmamış) dedi: ″O sənin bircə qoyununu öz qoyunlarına qatmaq istəməklə, şübhəsiz ki, sənə zülm etmişdir. Doğrudan da, şəriklərin çoxu bir-birinə haqsızlıq edər. Yalnız iman gətirib yaxşı işlər görənlərdən savayı! Onlar da (təəssüf ki) çox azdırlar!″ (İddiaçılar bir-birinə baxıb güldükdən, yaxud çıxıb getdikdən sonra) Davud (bu işdən şübhəyə düşərək) Bizim onu imtahana çəkdiyimizi güman etdi. O dərhal Rəbbindən öz bağışlanmasını dilədi və dizi üstə düşüb səcdəyə qapanaraq tövbə etdi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Ohne den anderen anzuhören, sprach David: ʺEr hat dir dadurch unrecht getan, daß er dein Mutterschaf zu seinen eigenen hinzuverlangte. Viele Partner tun einander unrecht, ausgenommen die Rechtschaffenen, die wahrhaftig an Gott glauben und gute Werke verrichten. Das sind sehr wenige.ʺ David erkannte, daß Wir ihn geprüft hatten. Er bat Gott um Vergebung, kniete vor Ihm nieder und tat reumütig Buße.
Almanca — Der Edle Quran
Er sagte: ʺEr hat dir Unrecht getan, daß er dein Schaf zu seinen Schafen hinzu verlangte. Gewiß, viele von den Teilhabern begehen gegeneinander Übergriffe, außer denjenigen, die glauben und rechtschaffene Werke tun - und das sind nur wenige.ʺ Und Dawud verstand, daß Wir ihn nur der Versuchung ausgesetzt hatten. Da bat er seinen Herrn um Vergebung und fiel in Verbeugung nieder und wandte sich (Ihm) reuig zu.
Almanca — M. A. Rassoul
Er (David) sagte: ʺWahrlich, er hat ein Unrecht an dir verübt, als er dein Mutterschaf zu seinen eigenen Mutterschafen hinzu verlangte. Und gewiß, viele Teilhaber vergehen sich gegeneinander; nur die (sind davon) ausgenommen, die glauben und gute Werke tun; und das sind wenige.ʺ Und David merkte, daß Wir ihn auf die Probe gestellt hatten; also bat er seinen Herrn um Verzeihung und fiel betend nieder und bekehrte sich.
Almanca — Muhammad Zaidan
Er sagte: ʺGewiß, bereits tat er dir Unrecht mit seiner Forderung zur Überlassung deines Schafsweibchen zu seinen Schafsweibchen. Und gewiß, die meisten der Beteiligten begehen doch Übertretungen die einen von ihnen gegen die anderen außer denjenigen, die den Iman verinnerlicht und gottgefällig Gutes getan haben. Doch diese sind wenige.ʺ Und Dawud dachte, daß WIR ihn nur einer Fitna unterzogen haben. Dann bat er seinen HERRN um Vergebung, fiel in Rukuʹ nieder und war umkehrend.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And there said Dawud in his judicial decision. "He, your brother has wronged you indeed by asking you to add your ewe to his ewes and sure enough some of the business partners, and they are many, do wrong their associates except those in whose hearts reigns habitual reverence and obedience to Allah and their deeds reflect wisdom and piety and how few they are". There and then it occurred to Dawud that We had tried him and He invoked Allah, his Creators for forgiveness and fell down with comely prostration of his body expressing repentance. He had listened to the claimant and neglected the defendant
Abdul Haleem
David said, ‘He has done you wrong by demanding to add your ewe to his flock. Many partners treat each other unfairly. Those who sincerely believe and do good deeds do not do this, but these are very few.’ [Then] David realized that We had been testing him, so he asked his Lord for forgiveness, fell down on his knees, and repented:
Abdullah Yusuf Ali
(David) said: "He has undoubtedly wronged thee in demanding thy (single) ewe to be added to his (flock of) ewes: truly many are the partners (in business) who wrong each other: Not so do those who believe and work deeds of righteousness, and how few are they?"... and David gathered that We had tried him: he asked forgiveness of his Lord, fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance).
Abul A'la Maududi
David said: "He has certainly wronged you in seeking to add your ewe to his ewes; and indeed many who live together commit excesses, one to the other, except those that believe and act righteously; and they are but few." (While so saying) David realized that it is We Who have put him to test; therefore, he sought the forgiveness of his Lord, and fell down, bowing and penitently turning (to Him).
Aisha Bewley
He said, ‘He has wronged you by asking for your ewe to add to his ewes. Truly many partners are unjust to one another – except those who have iman and do right actions, and how few they are!’ Dawud realised that We had put him to the test. He begged forgiveness from his Lord and fell down prone, prostrating, and repented.
Al-Hilali & Khan
[Dâwûd (David)] said (immediately without listening to the opponent): "He has wronged you in demanding your ewe in addition to his ewes. And, verily, many partners oppress one another, except those who believe and do righteous good deeds, and they are few." And Dâwûd (David) guessed that We have tried him and he sought Forgiveness of his Lord, and he fell down prostrate and turned (to Allâh) in repentance.
Ali Quli Qarai
He said, ‘He has certainly wronged you by asking your ewe in addition to his ewes, and indeed many partners bully one another, except such as have faith and do righteous deeds, and few are they. ’ Then David knew that We had indeed tested him, whereat he pleaded with his Lord for forgiveness, and fell down prostrate and repented.
Amatul Rahman Omar
(David) said, `He has certainly been unjust to you in demanding your ewe (to be added) to his own ewes. And surely many partners transgress against one another except those who believe (in God) and do deeds of righteousness. Yet how few are these!' (While saying this) David realised that We had tried him, therefore he sought protection of his Lord and fell down bowing in worship and turned (to his Lord) in repentance.
Arthur John Arberry
Said he, 'Assuredly he has wronged thee in asking for thy ewe in addition to his sheep; and indeed many intermixers do injury one against the other, save those who believe, and do deeds of righteousness -- and how few they are!' And David thought that We had only tried him; therefore he sought forgiveness of his Lord, and he fell down, bowing, and he repented.
Bijan Moeinian
David said: "This person is definitely wrong. In fact the people who live together are prone to be unjust to each other save a few believer who are extremely righteous." David suddenly realized that he himself has been tried by this case [as he had asked Uriah to divorce his wife and let David add her to the list of his wives.] David then fell down prostrate and begged his Lord for forgiveness for his wrong intention.
E. Henry Palmer
Said he, 'He wronged thee in asking for thy ewe in addition to his own ewes. Verily, many associates do injure one another, except those who believe and do what is right, and very few are they!' And he thought that we were trying him; and he asked pardon of his Lord and fell down bowing, and did turn;
Edip-Layth
He said, "He has wronged you by asking to combine your lambs with his lambs. Many who mix their properties take advantage of one another, except those who acknowledge and promote reforms, and these are very few." David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.
George Sale
David answered, verily he hath wronged thee, in demanding thine ewe as an addition to his own sheep: And many of them who are concerned together in business, wrong one another, except those who believe and do that which is right; but how few are they! And David perceived that We had tried him by this parable, and he asked pardon of his Lord: And he fell down and bowed himself, and repented.
Hamid S. Aziz
He said, "Surely he has been unjust to you in demanding your ewe (to add) to his own ewes. Lo! Many partners act wrongfully towards one another, except those who believe and do good, and very few are they." And David was sure that We had tried him. So he sought the protection of his Lord and he fell down bowing and turned in repentance (to Him).
Mahmoud Ghali
He (Dawûd) said, "Indeed he has already done an injustice to you in asking for your ewe (in addition) to his ewes; and surely many intermixes are indeed inequitable one against the other, (Literally: some of them are unfair to some "others") except the ones who have believed and done deeds of righteousness, and how few they are!" And Dawûd surmised that We had only tempted (Or: tried) him; so he asked forgiveness of his Lord, and he collapsed bowing down and turned penitent. A prostration is to be performed here.
Marmaduke Pickthall
(David) said: He hath wronged thee in demanding thine ewe in addition to his ewes, and lo! many partners oppress one another, save such as believe and do good works, and they are few. And David guessed that We had tried him, and he sought forgiveness of his Lord, and he bowed himself and fell down prostrate and repented.
Mohamed Ahmed - Samira
(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes. Many partners are surely -- unjust to one another, except those who believe and do the right; but there are only a few of them." It occurred to David that he was being tried by Us, and he begged his Lord to forgive him, and fell down in homage and repented.
Muhammad Asad
Said [David]: "He has certainly wronged thee by demanding that thy ewe be added to his ewes! Thus, behold, do many kinsmen wrong one another [all] save those who believe [in God] and do righteous deeds: but how few are they!" And [suddenly] David understood that We had tried him: and so he asked his Sustainer to forgive him his sin, and fell down in prostration, and turned unto Him in repentance.
Mustafa Khattab
David ˹eventually˺ ruled, "He has definitely wronged you in demanding ˹to add˺ your sheep to his. And certainly many partners wrong each other, except those who believe and do good—but how few are they!" Then David realized that We had tested him so he asked for his Lord’s forgiveness, fell down in prostration, and turned ˹to Him in repentance˺.
Progressive Muslims
He said: "He has wronged you by asking to combine your lambs with his lambs. And many who mix their properties take advantage of one another, except those who believe and do good works, and these are very few." And David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.
Sahih International
[David] said, "He has certainly wronged you in demanding your ewe [in addition] to his ewes. And indeed, many associates oppress one another, except for those who believe and do righteous deeds - and few are they." And David became certain that We had tried him, and he asked forgiveness of his Lord and fell down bowing [in prostration] and turned in repentance [to Allah ].
Sam Gerrans
Said he: “He has wronged thee in asking thy ewe for his ewes; and many among acquaintances oppress one another save those who heed warning and do righteous deeds — and few are they.” And David understood that We had but subjected him to means of denial; and he asked forgiveness of his Lord, and fell down humbly and repented.
Shabbir Ahmed
David said, "He has certainly wronged you in demanding your farm in addition to his farms. Thus, behold, many close associates and business-partners treat each other unfairly - except those who believe in the Divine Values and care for the needs of others - but how few are they!" Afterwards, David wondered that We had tried him. (The feudal and economic system in his kingdom needed reform, as the poor were getting poorer). He implored his Lord to absolve his imperfections, and he immediately bowed himself and turned unto Him for guidance.
Syed Vickar Ahamed
(Dawood) said: "Without a doubt he has done wrong to you by asking you for (the single) sheep to add to his (flock of) sheep: And truly, there are many partners (in business) who do wrong to each other, except those who believe and work deeds of righteousness do not act like that, and how few are they?". .. And Dawood (David) gathered that We had tried him, and he asked forgiveness from his Lord, and he fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance).
Taqi Usmani
He (Dawūd) said, "He has certainly wronged you by demanding your ewe to be added to his ewe. Many partners oppress one another, except those who believe and do righteous deeds, and very few they are." And Dawūd realized that We had put him to a test, so he prayed to his Lord for forgiveness, and bowing down, he fell in prostration, and turned (to Allah).
The Monotheist Group
He said: "He has wronged you by asking to combine your lamb with his lambs. And many who mix their properties take advantage of one another, except those who believe and do good works, and these are very few." And David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il (David) dit: ʺIl a été certes injuste envers toi en demandant de joindre ta brebis à ses brebisʺ. Beaucoup de gens transgressent les droits de leurs associés, sauf ceux qui croient et accomplissent les bonnes œuvres - cependant ils sont bien rares -. Et David pensa alors que Nous lʹavions mis à lʹépreuve. Il demanda donc pardon à son Seigneur et tomba prosterné et se repentit.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dawud jê re wiha got: Sond be; wî bi xwestina mêşina te, ji bo bixe nav mêşinên xwe neheqî li te kiriye. Bêguman pirên şerîkan, tecawizî mafê hev dikin. Lê belê şerîkên ku bawerî bînin û karên qenc bikin ew cuda ne, ew jî pir pir hindik in! Dawud bawer kir ku me ew îmtîhan kiriye. Ji Xwedayê xwe lêborîn xwest, çû sicûdê û tobe kir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En hij zei: ʺHij heeft jou onrecht aangedaan door jouw schaap nog bij zijn schapen te vragen. Velen van hen die gemeenschappelijk eigendom hebben behandelen elkaar onrechtmatig. Alleen niet zij die geloven en de deugdelijke daden doen, maar met hoe weinigen zijn zij!ʺ En Dawoed vermoedde wel dat Wij hem in verzoeking gebracht hadden en hij vroeg zijn Heer om vergeving, viel buigend neer en betoonde zich schuldbewust. --
Hollandaca — Salomo Keyzer
David antwoordde: Waarlijk hij heeft u slecht behandeld, door u uwe ooi te vragen, als eene bijvoeging tot zijne eigen schapen; en velen van hen, die eene zaak met elkander hebben, benadeelen elkander, behalve zij, die gelooven en doen wat rechtvaardig is. Maar hoe weinigen zijn dat! En David bemerkte, dat wij hem door deze gelijkenis hadden beproefd, en hij vroeg vergiffenis van zijn Heer; hij viel neder, boog zich en betoonde berouw.
Hollandaca — Siregar
Bij (Dâwôed) zei: ʺVoorzeker, hij heeft jou onrechtvaardig behandeld met de eis om jouw ooi am zijn ooien toe te voegen. En voorwaar, vele genoten behandelen elkaar onrechtvaardig, behalve degenen die geloven en die goede werken verrichten, en zij zijn slechts weinigen. En Dâwôed vermoedde dat Wij hem op de proef stelden, waarop hij zijn Heer om vergeving smeekte. Hij boog zich neer en hij toonde berouw.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Сказал он [пророк Дауд]: «Он [твой брат] поступил по отношению к тебе несправедливо, прося твою овцу (присоединить) к своим. И (ведь) поистине, многие из соучастников (по какому-либо делу) злоумышляют друг на друга [покушаются на права другого], кроме только тех, которые уверовали и совершали праведные деяния [кроме праведных верующих] – и их [таких] мало». И подумал Дауд, что Мы только подвергли его испытанию (этим спором), и попросил прощения у Господа своего, и пал с поклоном, и обратился (к Нему) (с покаянием).
Rusça — Osmanov
[Давуд] ответил: ʺОн поступил по отношению к тебе противозаконно, требуя присоединить твою овцу к своим. Ведь многие сотоварищи поступают противозаконно по отношению Друг к другу, кроме тех, которые уверовали, вершили добрые дела. Но таких малоʺ. Давуд уразумел, что Мы только подвергли его испытанию, попросил прощения у Господа своего, поклонился, пал ниц и раскаялся.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(David) sade: ʺUtan tvivel har han gjort dig orätt när han krävde att få din tacka utöver dem han redan hade! Många människor som har gemensamma intressen gör sig skyldiga till (sådana) övergrepp mot varandra, utom de som tror och lever ett rättskaffens liv, men de är ett fåtal.ʺ Nu förstod David att Vi hade velat sätta honom på prov, och han bad sin Herre om förlåtelse och föll ned på sitt ansikte i bön och ånger.