Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

ve le nuƶīḳannehum mine l-ǎƶābi l-ednā dūne l-ǎƶābi l-ekberi leǎllehum yerciǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَنُذِيقَنَّهُمْve le nuƶīḳannehumذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygumutlaka onlara taddıracağız
2مِنَmine-dan
3الْعَذَابِl-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab-
4الْاَدْنٰىl-ednāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdaha yakın
5دُونَdūneد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaayrı olarak
6الْعَذَابِl-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabdan
7الْاَكْبَرِl-ekberiك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyük
8لَعَلَّهُمْleǎllehumbelki
9يَرْجِعُونَyerciǔneر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönerler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, belki dönerler diye pek büyük azaptan önce de onlara yakın bir azâbı tattıracağız mutlaka.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz, belki dönerler diye pek büyük azaptan önce de onlara yakın bir azâbı tattıracağız mutlaka.

Adem Uğur

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

Ahmed Hulusi

Belki dönerler diye onlara, en büyük (sonsuz) azaptan önce en yakın (dünyalarından) bir azaptan mutlaka tattıracağız.

Ahmet Tekin

En büyük azaptan, cehennem azâbından önce, onlara korku, esâret, zillet, açlık, hastalık, deprem, âfet gibi en yakın felâketlerden tattıracağız. Olur ki, şirkten ve isyandan vazgeçip imana dönerler.

Ahmet Varol

Andolsun ki onlara en büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler.

Ali Bulaç

Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.

Ali Fikri Yavuz

Şu da muhakkak ki, o kâfirlere, o en büyük azabdan (cehennem azabından) önce, yakın azabdan (dünyadaki esaret, ölüm, açlık gibi felâketlerden) taddıracağız. Olur ki, (küfürlerinden) dönerler, tevbe ederler.

Ali Rıza Safa

Büyük cezadan önce, yakın cezayı kesinlikle tattıracağız; belki dönerler diye.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!

Bekir Sadak

Belki yollarindan donerler diye and olsun onlara buyuk azabdan once dunya azabindan tattiririz.

Celal Yıldırım

And olsun ki biz onlara —belki dönerler diye— o en büyük azâbdan önce yakın azabı mutlaka tattıracağız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Belki dönüş yaparlar diye, onlara o büyük azaptan önce daha yakın azaptan muhakkak tattıracağız.

Diyanet İşleri

Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

Diyanet İşleri (eski)

Belki yollarından dönerler diye and olsun onlara büyük azabdan önce dünya azabından tattırırız.

Diyanet Vakfi

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabdan önce yakın azabdan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azabdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler

Erhan Aktaş

Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.

Fizilal-il Kuran

Belki dönüp yola gelirler diye onlara büyük azapdan önce mutlaka daha yakın azabı da tattıracağız.

Gültekin Onan

Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da tattıracağız.

Hamdi Döndüren

Andolsun biz, en büyük azaptan önce onlara daha yakın bir azabı da tattıracağız. Belki dönerler!

Hasan Basri Çantay

Biz, o en büyük azabdan önce de onlara mutlakaa yakın azabdan tatdıracağız. Taki ric'et etsinler.

Hasib Asutay

En büyük azaptan (9) önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki (imana) dönerler. (9. Âhiret azabından.)

Hayrat Neşriyat

(Âhiretteki) en büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabdan (dünya azâbından)da onlara mutlaka tattıracağız; tâ ki (isyankâr hâllerinden) dönsünler.

İbni Kesir

Belki dönerler diye andolsun ki onlara büyük azabdan önce de mutlaka yakın azabdan tattıracağız.

Mehmet Okuyan

(Gerçeğe) dönsünler diye en büyük azaptan önce onlara mutlaka en yakın azaptan (dünya azabından) tattıracağız.

Muhammed Esed

Fakat o şiddetli azab(a onları mahkum etme)den önce belki (pişman olup) yollarını düzeltirler diye hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız.

Mustafa İslamoğlu

Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmet elbette tattıracağız; umulur ki (yol yakınken) dönerler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve elbette onlara o en büyük azaptan önce o yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki, onlar ric'at ediverirler.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz onlara, en büyük azaptan öncede mutlaka yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler.

Suat Yıldırım

O kâfirlerin dönüş yapmaları ümidiyle, onlara en büyük azaptan önce, dünyada açlık, musîbet, esaret, ölüm gibi peşin bir azap tattıracağız.

Süleyman Ateş

Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.

Süleymaniye Vakfı

Onlara en büyük azaptan önce kesinlikle en yakın azaptan (dünya sıkıntılarından) tattıracağız. Belki (doğru yola) dönerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan da tattıracağız.

Şaban Piriş

Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz onlara belki (küfürden İslam'a) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabtan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.

Ümit Şimşek

Belki vazgeçerler diye, Biz onlara en büyük azaptan önce, dünyada da bazı azapları tattıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ən böyük əzabdan əvvəl Biz onlara mütləq kiçik əzabdan (dünya əzabından) daddıracağıq ki, bəlkə doğru yola qayıtsınlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz ən böyük əzabdan (axirət əzabından) əvvəl onlara mütləq dünya əzabından daddıracağıq. Bəlkə, (tövbə edib düz yola) qayıdalar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir lassen sie im Leben die geringere, erniedrigende Strafe vor der größeren peinvollen Strafe des Jenseits erleiden, auf daß sie vom Unglauben abkommen mögen.

Almanca — Der Edle Quran

Wir werden sie ganz gewiß etwas von der diesseitigen Strafe vor der größeren Strafe kosten lassen, auf daß sie umkehren mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir werden sie vor der größeren Strafe von der diesseitigen Strafe kosten lassen, damit sie sich vielleicht doch noch bekehren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR werden sie doch von der kleineren Peinigung vor der größeren Peinigung erfahren lassen, damit sie umkehren.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And in mercy to them We will make them suffer here the lesser of the two evils by justly submitting them to pain and punishment that they might hopefully repent and turn to Allah and save themselves the bigger and really vehement, punishment Hereafter.

Abdul Haleem

We shall certainly make them taste a nearer torment [in this life] prior to the greater torment, so that perhaps they may return [to the right path].

Abdullah Yusuf Ali

And indeed We will make them taste of the Penalty of this (life) prior to the supreme Penalty, in order that they may (repent and) return.

Abul A'la Maududi

We shall certainly have them taste some chastisement in this world in addition to the greater chastisement (of the Hereafter); perhaps they will retract (from their transgression).

Aisha Bewley

We will give them a taste of lesser punishment before the greater punishment, so that hopefully they will turn back.

Al-Hilali & Khan

And verily, We will make them taste of the near torment (i.e. the torment in the life of this world, i.e. disasters, calamities, etc.) prior to the supreme torment (in the Hereafter), in order that they may (repent and) return (i.e. accept Islâm).

Ali Quli Qarai

We shall surely make them taste the nearer punishment before the greater punishment, so that they may come back.

Amatul Rahman Omar

And of course We will let them suffer the minor and nearer punishment before the greater punishment befalls them so that they may turn to Us (in repentance).

Arthur John Arberry

And We shall surely let them taste the nearer chastisement, before the greater; haply so they will return.

Bijan Moeinian

In order to give the wrongdoers an opportunity [to change their rebellious attitude], they will get a few punishments in this world before their great punishment in the Hereafter. May they wake up.

E. Henry Palmer

and we will surely make them taste of the torment of the nearer torment beside the greater torment, - haply they may yet return.

Edip-Layth

We will let them taste the worldly retribution before the greater retribution, perhaps they will revert.

George Sale

And we will cause them to taste the nearer punishment of this world, besides the more grievous punishment of the next; peradventure they will repent.

Hamid S. Aziz

And as for those who transgress, their abode is the Fire; whenever they desire to go forth from it they shall be brought back into it, and it will be said to them, "Taste the chastisement of the fire which you called a lie. "

Mahmoud Ghali

And We will indeed let them definitely taste of the lowlier torment, (i. e., Punishment in this life) lesser (Or: other than) than the greater, that possibly they would return.

Marmaduke Pickthall

And verily We make them taste the lower punishment before the greater, that haply they may return.

Mohamed Ahmed - Samira

But We shall make them taste the affliction of this world before the greater torment, so that they may retract.

Muhammad Asad

However, ere [We condemn them to] that supreme suffering, We shall most certainly let them taste of a suffering closer at hand, so that they might [repent and] mend their ways.

Mustafa Khattab

We will certainly make them taste some of the minor torment ˹in this life˺ before the major torment ˹of the Hereafter˺, so perhaps they will return ˹to the Right Path˺.

Progressive Muslims

And We will let them taste the worldly retribution before the greater retribution, perhaps they will revert.

Sahih International

And we will surely let them taste the nearer punishment short of the greater punishment that perhaps they will repent.

Sam Gerrans

And We will let them taste of the lower punishment before the greater, that they might return.

Shabbir Ahmed

And verily, We make (the violators of the Divine Law) taste the punishment closer at hand before the Greater punishment, so that they might return to righteousness.

Syed Vickar Ahamed

And verily, We will truly make them taste the Penalty in this (life even) before the supreme penalty, so that they may (repent and) return.

Taqi Usmani

And We will certainly make them taste the nearer punishment before the greater punishment, so that they may return.

The Monotheist Group

And We will let them taste the worldly retribution before the greater retribution, perhaps they will return.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous leur ferons certainement goûter au châtiment ici-bas, avant le grand châtiment afin quʹils retournent (vers le chemin droit)!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, beriya ezabê herî mezin, em ê wan bi ezabê nêzîk bidin çêjandin da ku ew li xwe vegerin û bawerî bînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar afgezien van de grootste bestraffing zullen Wij hun ook nog van de bestraffing in het tegenwoordige leven laten proeven; misschien zullen zij terugkeren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij zullen hun de lichtere straf dezer wereld doen lijden, buiten de strengere straf der volgende wereld; misschien zullen zij berouw gevoelen.

Hollandaca — Siregar

En Wij zullen hun zeker de bestraffing van het wereldse (leven) dom proeven, vóór de grotere bestraffing, Hopelijk zullen zij terugkeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И, непременно и обязательно, дадим Мы вкусить им [этим непокорным неверующим] наказание ближайшего [этой жизни] (посылая им беды и несчастья), помимо [прежде] наказания величайшего (в Вечной жизни) [в Аду], – может быть, они вернутся [покаются в своем неверии и грехах]!

Rusça — Osmanov

Мы дадим им вкусить и наказание в этом мире помимо величайшего наказания. Может быть, тогда они вернутся [на правый путь].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Innan de får smaka det eviga straffet skall Vi helt visst straffa dem i denna värld - kanske (grips de då av ånger och) vänder tillbaka (till Gud).