Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

وَقَالُوا اِنْ نَتَّبِعِ الْهُدٰى مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ اَرْضِنَا اَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا يُجْبٰٓى اِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِزْقًا مِنْ لَدُنَّا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

ve ḳālū in nettebiǐ l-hudā meǎke nuteḣaTTaf min erDinā e ve lem numekkin lehum Haramen āminen yucbā ileyhi ṧemerātu kulli şey'in rizḳan min ledunnā ve lākinne ekṧerahum lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler ki
2اِنْineğer
3نَتَّبِعِnettebiǐت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekbiz uyarsak
4الْهُدٰىl-hudāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yola
5مَعَكَmeǎkeseninle beraber
6نُتَخَطَّفْnuteḣaTTafخ ط فBir şeyi zorlayarak almak/kapmak/götürmek, bir şeyi hızlıca almak (kapmak), aniden almak, hızlıca gitmek (tempoyu veya gidiş hızını artırmak), bir şeyi kısaltmak (bir söylevi veya anlatıyı), neredeyse kaçırmak bir şeyi (ve neredeyse vurmak bir şeyi), karın boşluğunda zayıf veya cılız olmakatılırız
7مِنْmin-dan
8اَرْضِنَاerDināا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyurdumuz-
9اَوَلَمْe ve lem
10نُمَكِّنْnumekkinم ك نBirine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmekbiz bir mekan vermedik mi?
11لَهُمْlehumonlara
12حَرَمًاHaramenح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.dokunulmaz
13اٰمِنًاāminenا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamangüvenli
14يُجْبٰٓىyucbāج ب يO topladı (örn. su/vergi). Toplama şekli/tarzı. Onu kendisi için seçti. Geri döndü/çekildi/geri çekildi/geri gitti. Seçme/seçim şeklinde toplama (örn. Tanrı'nın Süleyman'ı diğerlerinden daha çok kutsaması vb.). Onu üretti/ortaya çıkardı/icat etti. Su toplandı. Suyun toplandığı su yalağı. Kuyunun kazıldığı yer. Kuyu/su yalağı etrafındaki şey. Üzüm asması filizlerinin dikildiği kazılmış kuyular. Develer için su toplayıcısı. Çekirge (her şeyi yiyerek toplar), Bir grup insan.toplanıp getirildiği
15اِلَيْهِileyhiona
16ثَمَرَاتُṧemerātuث م رMeyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir.ürünlerinin
17كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
18شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyin
19رِزْقًاrizḳanر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.bir rızık olarak
20مِنْmin
21لَدُنَّاledunnāل د نYanında; yakınında; ile; -den; huzur; huzurunda; için. Ladun: Bir yer parçacığı veya edat.kendi katımızdan
22وَلٰكِنَّve lākinnefakat
23اَكْثَرَهُمْekṧerahumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çokları
24لَا
25يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmezler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve dediler ki: Seninle berâber doğru yola uyarsak yerimizden, yurdumuzdan oluruz, bizi çıkarıverirler buradan. Biz onları, her çeşit yiyeceklerin, meyvelerin getirilip toplandığı emin bir haremde yerleştirmedik mi, onlara katımızdan rızık olarak vermedik mi bunları ve fakat çoğu bilmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve dediler ki: Seninle berâber doğru yola uyarsak yerimizden, yurdumuzdan oluruz, bizi çıkarıverirler buradan. Biz onları, her çeşit yiyeceklerin, meyvelerin getirilip toplandığı emin bir haremde yerleştirmedik mi, onlara katımızdan rızık olarak vermedik mi bunları ve fakat çoğu bilmez.

Adem Uğur

Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hakikate uyarsak, yerimizden sökülüp çıkarılırız". . . Biz onları, indimizden (lütfederek), yaşam gıdası olarak her şeyin ürünlerinin toplandığı, güvenli bir Harem'e yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğunluğu (kıymetini) bilmezler.

Ahmet Tekin

Onlar: 'Biz, seninle beraber, doğru, hak yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız.' dediler. Biz onları, dokunulmazlığı olan kutsal, güvenli bir yere, Mekke-i Mükerreme’ye yerleştirmedik mi? Onları itibarlı hale, iktidara getirmedik mi? Kendi katımızdan rızık olarak, her ülkenin ürünleri toplanıp oraya getirilmiyor mu? Fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Seninle birlikte doğru yola girersek yurdumuzdan atılırız.' Onları, tarafımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplandığı güvenli bir Harem'e [5] yerleştirmedik mi? Ancak onların çoğu bilmiyorlar.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip kopartılırız." Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir harem'de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Ali Fikri Yavuz

(Kureyş’liler) dediler ki: “- (Doğrusun amma), eğer biz doğru yola (dinine) uyar, seninle beraber olursak yerimizden (Mekke’den) kovuluruz.” Tarafımızdan bir rızık olarak, onları, çeşitli bir çok mahsüllerin gelib toplanacağı emin bir Harem’de (içinde Beytullah olan hürmete değer bir yerde) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu (bunların Allah katından bir rızık olduğunu) bilmezler.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Seninle birlikte doğru yolu izleyecek olursak toprağımızdan atılırız!" Oysa Kendi katımızdan, geçimlik olarak her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli ve saygın bir bölgeye onları yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. "Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler."

Bekir Sadak

«eninle beraber dogru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz» dediler. Onlari katimizdan bir rizik olarak her seyin urununun toplandigi guvenli ve kutlu bir yere yerlestirmedik mi? Ama cogu bilmezler.

Celal Yıldırım

Onlar (henüz imân etmeyenler) dediler ki: «Eğer biz seninle beraber doğru yola uyarsak yurdumuzdan atılırız.» Oysa biz onları güvenli, katımızdan rızık olarak her türlü ürünün taşınıp toplandığı Harem'e yerleştirmedik mi ? Ama çoğu (bu kutsal nimeti) bilmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Seninle beraber doğru yolu izlersek yurdumuzdan sökülüp atılırız” diyorlar. Peki biz onları dokunulmaz, güvenli, katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin içinde toplandığı bir yere yerleştirmedik mi? Fakat çoğu bunun şuurunda değildir.

Diyanet İşleri

Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Diyanet İşleri (eski)

'Seninle beraber doğru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz' dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı güvenli ve kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Ama çoğu bilmezler.

Diyanet Vakfi

«Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke- i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de: "Haklısın, ama biz doğru yolu tutup seninle birlikte olursak yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız." dediler. Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün taşınıp getirildiği güvenli mukaddes bir yeri mekan kılmadık mı? Fakat çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de, doğrusun amma biz o doğru yolu tutar seninle beraber olursak derhal yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız dediler, ya biz onlara darül'eman bir haremi mekan kılmadık da mı? Ona ledünnümüzden rızk olarak her şeyin semaratı toplanacak ve lakin ekserisi bilmezler

Erhan Aktaş

"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz." dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar.

Fizilal-il Kuran

Dediler ki; «Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız.» Onları katımdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden [yurdumuzdan ve konumumuzdan] çekilip kopartılırız." Oysa biz onları kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli (aminen) bir haremde yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Hamdi Döndüren

Onlar, “Biz, seninle birlikte doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız.” dediler. Biz onları, katımızdan bir rızık olarak, her çeşit ürünün toplanıp getirildiği, kutlu ve güvenli bir yere (Mekke’ye) yerleştirmedik mi? Ama onların çoğu bilmezler.

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Biz, eğer senin maiyyetinde doğru yolu (tutub) uyarsak derhal yerimizden (yurdumuzdan olub) kapılırız". Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak her şey'in mahsullerinin gelib toplanacağı korkusuz bir haremde yerleşdirmedik mi? Fakat onların çoğu (bu hakıykatı) bilmezler.

Hasib Asutay

'Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız' dediler. Biz onları katımızdan bir rızık olarak, her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Hayrat Neşriyat

Bir de; '(biz) seninle berâber hidâyete tâbi' olursak, yurdumuzdan hemen çıkarılırız' dediler. Hâlbuki onları, katımızdan bir rızık olarak herşeyin mahsûllerinin(toplanıp) ona getirildiği, emîn bir hareme (Mekke’ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu(üzerlerindeki ni'metimizi) bilmezler.

İbni Kesir

Dediler ki: Seninle beraber hidayete uyacak olursak, yerimizden oluruz. Halbuki onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin mahsulünün toplandığı emin bir haremde yerleştirmedik mi? Ama onların çoğu bilmezler.

Mehmet Okuyan

(İnkârcılar) “Biz seninle birlikte o doğru yola uyarsak, yerimizden (yurdumuzdan) atılırız!” demişlerdi. Onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke’ye) yerleştiren de biz değil miydik! Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.

Muhammed Esed

"Seninle aynı yolu izleyecek olursak kendi toprağımızdan koparıp atarlar bizi" diyorlar. Oysa, Katımızdan rızık olarak her türlü ürünün getirilip toplandığı, koruyucu örf altında güvenli bir yere yerleştirmedik mi onları? Ne var ki, çokları (bunun) farkında değil.

Mustafa İslamoğlu

Bir de: "Eğer seninle birlikte doğru yola girersek, yurdumuzdan yuvamızdan koparılırız" dediler. Ama onları, sayemizden her türlü ürünün gelip rızık olarak kendisinde toplandığı kutsal bir dokunulmazlığa sahip güvenli bir yere yerleştirmedik mi? Ne ki onların çoğu bunun farkında bile değil.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve dediler ki: «Eğer seninle beraber hüdaya (İslâm'a) tâbi olursak yerimizden hemen çıkarılırız. Biz onlar için bir emniyetli Harem'i metin bir mekân kılmadık mı ki, her şeyin semereleri Bizim tarafımızdan bir rızk olmak üzere onun için toplanır. Fakat onların ekserisi bilmezler.»

Ömer Öngüt

“Seninle beraber doğru yolda gidersek yerimizden oluruz. ” dediler. Biz onları kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin mahsulünün toplanıp getirildiği emniyetli ve hürmetli (dokunulmaz) bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Suat Yıldırım

"Doğru söylüyorsun, ama biz sana tâbi olup o doğru yolu tutarsak, yerimizden yurdumuzdan olur, burada barınamayız" dediler. Oysa tarafımızdan bir rahmet olarak Biz, onları her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme’ye) yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bu nimetin kadrini bilmezler.

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız." Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir mekan vermedik mi? Fakat çokları bilmezler.

Süleymaniye Vakfı

(Mekkeliler) "Bu rehbere /Kur'an'a seninle birlikte uyacak olsak yerimizden yurdumuzdan ediliriz." dediler. Onları, katımızdan bir rızık olarak her yerden her türlü ürünün getirildiği, güvenli Harem bölgesine biz yerleştirmedik mi? Ama onların pek çoğu bunu bilmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Size diyorlar ki; "Eğer doğru yola, seninle birlikte biz de girsek, yerimizden, yurdumuzdan ediliriz." Dokunulmaz ve güvenli olan bir bölgeye (Mekke'ye) onları biz yerleştirmedik mi? Oraya her yerden her türlü ürün; ayrıca katımızdan da bir rızık getirilir. Ancak, onların pek çoğu bunu bilmez.

Şaban Piriş

-Eğer, seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, ülkemizden sürülürüz, dediler. Oysa biz, onları katımızdan rızık olarak verdiğimiz ürünlerin gelip toplandığı emin ve saygın bir yere yerleştirmedik mi? Fakat, onların çoğu bilmezler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip kopartılırız» Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir harem'de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Ümit Şimşek

'Seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak yerimizden, yurdumuzdan oluruz' dediler. Her çeşit ürünün tarafımızdan bir rızık olarak gelip toplandığı güvenli ve hürmetli bir beldeye onları yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu, bunların Allah'tan geldiğini bilmiyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Eğer seninle birlikte yol alırsak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz." Biz onları, katımızdan rızık olarak gelen tüm ürünlerin derlenip toplandığı güvenli, saygıdeğer bir mekana yerleştirmedik mi? Ama onların çokları bilmiyorlar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər dedilər: “Əgər biz səninlə birlikdə doğru yolla getsək, yurdumuzdan qovularıq”. Məgər Biz onları Özümüzdən bir ruzi olaraq hər cür meyvənin gətirildiyi, müqəddəs, təhlükəsiz bir yerdə yerləşdirmədikmi? Lakin onların çoxu bunu bilmir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺWenn wir mit dir der Rechtleitung folgen sollten, würden wir unserem Land entrissen werden.ʺ Haben Wir ihnen nicht eine geheiligte, sichere Stätte bereitet, zu der Güter aller Art und Gaben von Uns gebracht werden? Doch die meisten wissen nicht um die Wahrheit.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie sagen: ʺWenn wir der Rechtleitung mit dir folgen, werden wir von unserem Land fortgerissen.ʺ Haben Wir ihnen denn nicht eine feste Stellung in einem sicheren geschützten Bezirk verliehen, zu dem die Früchte jeder Art zusammengetragen werden als Versorgung von Uns aus? Aber die meisten von ihnen wissen nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie sagen: ʺWenn wir deiner Führung folgten, so würden wir von unserem Land weggerissen werden.ʺ Haben Wir denn kein sicheres Schutzgebiet errichtet, zu dem die Früchte aller Art gebracht werden als Versorgung von Uns? Jedoch die meisten von ihnen wissen es nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie sagten: ʺWenn wir der Rechtleitung mit dir folgen, werden wir von unserem Land vertrieben.ʺ Festigten WIR ihnen etwa nicht ein sicheres Ha-ramm , zu dem die Früchte von Allerlei als Rizq von Uns gebracht werden? Doch die meisten wissen nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And they -the infidels- say to you: " Should we fall in line with you and follow your exhortation we will be ousted from our land and be robbed of our rights and privileges!" Did We not confirm to them on a secure basis a safe and sacred Sanctuary secured by religious sentiments and reverence against violation, infringement or encroachment. We caused the flow of all kinds of fruits and the products of everything to its environ; a livelihood provided by Us albeit most of them are ignorant of this fact

Abdul Haleem

They say, ‘If we were to follow guidance with you [Prophet], we would be swept from our land.’ Have We not established for them a secure sanctuary where every kind of produce is brought, as a provision from Us? But most of them do not comprehend.

Abdullah Yusuf Ali

They say: "If we were to follow the guidance with thee, we should be snatched away from our land." Have We not established for them a secure sanctuary, to which are brought as tribute fruits of all kinds,- a provision from Ourselves? but most of them understand not.

Abul A'la Maududi

They say: "If we were to follow this guidance with you, we should be snatched away from our land." Have We not established for them a secure sanctuary to which fruits of all kinds are brought as a provision from Us? But most of them do not know.

Aisha Bewley

They say, ‘If we follow the guidance with you, we shall be forcibly uprooted from our land. ’ Have We not established a safe haven for them to which produce of every kind is brought, provision direct from Us? But most of them do not know it.

Al-Hilali & Khan

And they say: "If we follow the guidance with you, we would be snatched away from our land." Have We not established for them a secure sanctuary (Makkah), to which are brought fruits of all kinds, a provision from Ourselves, but most of them know not.[1]

Ali Quli Qarai

They say, ‘Should we follow the guidance with you, we will be dispossessed of our territory. ’ Did We not establish a secure sanctuary for them where fruits of all kinds are brought as a provision from Us? But most of them do not know.

Amatul Rahman Omar

(Some of the) people say, `If we join you and follow (this Qur'ânic) guidance we shall be snatched away from our country. ' (Tell them on Our behalf,) `Have We not settled them in a safe (and) secure place to which all kinds of fruit are brought? It is a goodly provision made by Us.' Yet most of them do not know (this true fact).

Arthur John Arberry

They say, 'Should we follow the guidance with thee, we shall be snatched from our land. ' Have We not established for them a sanctuary secure, to which are collected the fruits of everything, as a provision from Us? But most of them know not.

Bijan Moeinian

They say: "If we follow this guidance, we will become the subject of the persecution [of other Arab tribes who have placed their gods in Mecca. ] Do they not realize that it is I who made this city a safe place for them at first place and it is I who provided different kind of fruits for their enjoyment; what a shame that most of them they do not get it.

E. Henry Palmer

And they say, 'If we follow the guidance we shall be snatched away from the land. ' Have we not established for them a safe sanctuary, to which are imported the fruits of everything as a provision from us? but most of them do not know.

Edip-Layth

They said, "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land." Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us? Indeed, most of them do not know.

George Sale

The Meccans say, if we follow the same direction with thee, we shall be forcibly expelled our land. Have We not established for them a secure asylum; to which fruits of every sort are brought, as a provision of our bounty? But the greater part of them do not understand.

Hamid S. Aziz

Verily, you can not guide whom you do like, but Allah guides whom He wills; for He knows best who are to be guided.

Mahmoud Ghali

And they have said, "Decidedly (in case) we closely follow the guidance with you, we will be snatched away from our land. " Have We not established for them a secure sanctuary to which are collected the products of everything, as a provision from very close to Us? But most of them do not know.

Marmaduke Pickthall

And they say: If we were to follow the Guidance with thee we should be torn out of our land. Have We not established for them a sure sanctuary, whereunto the produce of all things is brought (in trade), a provision from Our presence? But most of them know not.

Mohamed Ahmed - Samira

They say: "If we followed your guidance we would be driven from the land by force. " Have We not set up a sanctuary for them, to which is brought a wealth of everything as provision from Us? But most of them do not understand.

Muhammad Asad

Now some say, "If we were to follow the guidance to which thou invitest us, we would be torn away from our very soil!" Why - have We not established for them a sanc­tuary secure, to which, as a provision from Us, shall be gathered the fruits of all (good) things? But most of them are unaware [of this truth].

Mustafa Khattab

They say ˹to the Prophet˺, "If we were to follow ˹true˺ guidance with you, we would certainly be snatched away from our land." Have We not established for them a safe haven ˹in Mecca˺ to which fruits of all kinds are brought as a provision from Us? But most of them do not know ˹this favour˺.

Progressive Muslims

And they said: "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land. " Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us Indeed, most of them do not know.

Sahih International

And they say, "If we were to follow the guidance with you, we would be swept from our land. " Have we not established for them a safe sanctuary to which are brought the fruits of all things as provision from Us? But most of them do not know.

Sam Gerrans

And they say: “If we follow the guidance with thee, we will be swept from our land.” Have We not established for them a sanctuary secure whereto are collected the fruits of all things as a provision from Us? But most of them know not.

Shabbir Ahmed

They (the Quraish) say, "If we were to follow the Guidance to which you invite us, we would be torn away from our land. " Why - Have We not established for them a Secure Sanctuary, to which are brought all kinds of produce, a provision from Our Presence? But most of them do not make use of what they know.

Syed Vickar Ahamed

And they say: "If we were to follow the guidance with you, we will be driven away from our land. " Have We not built for them a land of safety, to which are brought all types of fruits, as gifts— A stock (of food) from Ourselves? But most of them do not understand.

Taqi Usmani

They said, "If we follow the guidance with you (O Muhammad), we will be driven out of our land." Is it not that We have established them in the peaceful Haram (sanctuary) to which the fruits of everything are drawn as a provision from Us? But most of them do not know.

The Monotheist Group

And they said: "If we follow the guidance with you, we will be deposed from our land." Did We not establish for them a safe territory, to which all kinds of fruits are offered, as a provision from Us? Indeed, most of them do not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils dirent: ʺSi nous suivons avec toi la bonne voie, on nous arrachera de notre terreʺ. - Ne les avons-Nous pas établis dans une enceinte sacrée, sûre, vers laquelle des produits de toute sorte sont apportés comme attribution de Notre part? Mais la plupart dʹentre eux ne savent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Eger em digel te bidin pey riya rast, em ê ji welatê xwe bêne derxistin. (Xwedê dibêje:) Qey me ew li cihekî ku (zilm) lê heram û li cihekî ewle cîwar nekirin ku ji kerema me ji her cihî fêkiyên her tiştî bi bal ve tên? Lê belê pirên wan nizan in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij zeggen: ʺAls wij met jou de leidraad volgen dan worden wij uit ons land weggerukt.ʺ Hebben Wij hun dan niet over een heilige en veilige plaats macht gegeven waar van Onze kant allerlei vruchten als levensonderhoud bijeengebracht worden? Maar de meesten van hen weten het niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De bewoners van Mekka zeggen: Indien wij dezelfde richting als gij volgen, zullen wij gewelddadig uit ons land gedreven worden. Hebben wij geene zekere wijkplaats voor hen opgericht, waarheen vruchten van allerlei soort heenvloeien, als een bewijs onzer goedheid. Maar het grootste deel hunner begrijpt het niet.

Hollandaca — Siregar

En zij zeiden: ʺAls wij de leiding met jou volgen, dan worden wij uit ons land gedreven.ʺ Hebben Wij hen dan niet op een gewijde en een veilige plaats doen vestigen, waaheen allerlei soorten vruchten worden gebracht, als een levensvoorziening van Onze zijde? Maar de meesten van hen weten het niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (мекканские многобожники) сказали: «Если мы последуем за (истинным) руководством вместе с тобой (о, Мухаммад) [за Верой, с которой ты пришел] (и откажемся от наших идолов), (тогда мы) будем выхвачены [изгнаны другими арабами] из нашей земли [из Мекки]». Разве Мы не утвердили для них (этот город) [Мекку] местом запретным (для проливания на ней крови) и безопасным (для тех, кто пребывает там); собираются к нему плоды от всего, как надел [пропитание] от Нас. Но большинство их [многобожников] не знает (цену этих благ, которые им дарует Аллах) (чтобы быть благодарными и покорными Ему)!

Rusça — Osmanov

[Мекканцы] сказали [Мухаммаду]: ʺЕсли мы вместе с тобой примем руководство к прямому пути, то нас изгонят из нашей землиʺ. Но разве Мы не закрепили за ними безопасного святилища, к которому привозят всевозможные плоды, ниспосланные Нами? Но большая часть их не ведает [об этом].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men (några) säger: ʺOm vi följde den väg som du uppmanar oss (att följa), skulle vår jord tas ifrån oss.ʺ Har Vi inte gett dem en trygg tillflykt och sörjt för deras behov genom de frukter (och nyttigheter av skilda slag) som förs dit från alla håll? Men de flesta av dem har inte (detta) klart för sig.