Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَنْ مِنْ بَعْدِهِمْ اِلَّا قَلِيلًا وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِثِينَ

ve kem ehleknā min ḳaryetin beTirat meǐyşetehā fe tilke mesākinuhum lem tusken min beǎ'dihim illā ḳalīlen ve kunnā neHnu l-vāriṧīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَمْve kemve nicesini
2اَهْلَكْنَاehleknāه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak ettik
3مِنْmin-den
4قَرْيَةٍḳaryetinق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kent(ler)-
5بَطِرَتْbeTiratب ط رKüstah davranmak, pervasız, kibirli, övüngen, nankör/minnetsiz, sersemletilmiş, aklından mahrum edilmiş, gururlu, kendini beğenmiş.şımarmış
6مَعِيشَتَهَاmeǐyşetehāع ي شBelirli bir şekilde yaşamak, hayatını sürdürmek, yaşam sahibi olmak, geçim aramak. İşatun - geçim, geçim arama zamanı. Maişetun - varoluş, yaşam tarzı, ritüeller, yaşam gereksinimleri, yaşam ve geçim araçları, yaşamak için gerekli araçları elde etme yolları.refah içinde
7فَتِلْكَfe tilkeİşte şunlar
8مَسَاكِنُهُمْmesākinuhumس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekonların meskenleri
9لَمْlem
10تُسْكَنْtuskenس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekoralarda oturulmadı
11مِنْmin
12بَعْدِهِمْbeǎ'dihimب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeonlardan sonra
13اِلَّاillāancak
14قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek az
15وَكُنَّاve kunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve biz olduk
16نَحْنُneHnubiz
17الْوَارِثِينَl-vāriṧīneو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakvarisler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz, geçim bolluğuna nâil olmuş ve şükretmemiş nice şehirlerin halkını helâk ettik; işte pek azı müstesna, kendilerinden sonra insanlara yurt olmayan evleri ve oralara biz vâris olmuşuzdur.

Adem Uğur

Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur.

Ahmed Hulusi

Dünyalığın getirdiği refahla şımarmış nice şehri yok ettik! İşte onların meskenleri! Onlardan sonra, azı hariç, oturanı olmadı! Varisler biz idik.

Ahmet Tekin

Biz, geçim kaynaklarının çokluğu sebebiyle refahtan şımarmış, nice memleketleri helâk ettik. İşte yerleri, yurtları! Kendilerinden sonra oralarda, pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olduk, bâki olan biziz. Varlıkları, servetleri bizim elimize geçti.

Ahmet Varol

Biz, geçim rahatlığı dolayısıyla şımarmış nice beldeleri helak ettik. İşte konakları; onlardan sonra ancak çok az oturulmuştur. (Oralara) hep biz varis olduk.

Ali Bulaç

Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.

Ali Fikri Yavuz

Biz (böyle) geçimi ile şımarıb azmış nice memleket halkını helâk ettik. İşte meskenleri, (seyahatlerinizde gördüğünüz harabeye dönmüş evleri) ki, kendilerinden sonra pek azı iskân edilmiştir!... Varis olan (bâkî kalan ve hakikî mutasarrıf bulunan) da ancak biz olduk.

Ali Rıza Safa

Varlıktan dolayı azıtan nice kentleri yıkıma uğrattık. İşte, onların yaşadıkları yerler; çok azı dışında, onlardan sonra oturulmadı. Çünkü Biz, Her Şeyin Son Sahibiyiz.

Bayraktar Bayraklı

Refahın şımarttığı nice memleketleri helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur.

Bekir Sadak

Nimet ve refaha karsi nankorluk eden nice kasabalari yok etmisizdir. Iste yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmistir. Oralara Biz varis olmusuzdur.

Celal Yıldırım

Biz, geçimleri konusunda refah içinde şımaran nice kasaba halkını yok ettik. İşte onların kalıntıları; kendilerinden sonra pek az kimseler o yerlerde oturabilmiştir. (Onlara) biz, evet biz vârisler olduk.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oysa biz, bolluk içinde azmış nice şehir halkını helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oraların pek azında oturulabildi; hepsi bize kalmıştır.

Diyanet İşleri

Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

Diyanet İşleri (eski)

Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice şehri yok etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmiştir. Oralara Biz varis olmuşuzdur.

Diyanet Vakfi

Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz, maişetleriyle şımarmış nice memleketi helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla birlikte Biz, refahtan şımarmış nice memleketleri helak ettik. İşte arkalarından pek az oturulabilmiş olan yerleri! Onlara Biz varis olduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber biz maışetiyle şımarmış nice memleket helak ettik, işte meskenleri bir daha arkalarından meskun olmadı meğer ki pek az, ve hep biz varis olduk

Erhan Aktaş

Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.

Fizilal-il Kuran

Biz refah içinde şımarmış nice şehirleri helak ettik. İşte yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimse oturabilmiştir. Onlara hep biz varis olmuşuzdur.

Gültekin Onan

Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.

Hamdi Döndüren

Biz, refah içinde şımarmış nice kentleri helâk ettik! İşte yerleri! Kendilerinden sonra, oralarda pek az oturuldu. İşte, onların varisleri hep biz olduk.

Hasan Basri Çantay

Biz, (bol) geçimi ile (halkı) şımarmış nice memleket (ler) helak etdik. İşte kendilerinden sonra ancak pek az kimselerin konabileceği (haraab) meskenleri! (Bütün onlara.) biz varis olmuşuzdur.

Hasib Asutay

Biz (bol) geçimi ile (halkı) şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. (Bütün bunlara) biz varis olmuşuzdur.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (bol ve rahat) geçimleri ile şımarmış nice şehir (halkını) helâk ettik. İşte şu (harâb olmuş) meskenleri! Kendilerinden sonra (oralarda) ancak pek az oturulabilmiştir. Çünki (onlara) vârisler, biz olmuşuzdur.

İbni Kesir

Biz; nimet ve refahıyla şımarmış nice kasabaları yok etmişizdir. İşte kendilerinden sonra çok az kimselerin oturabileceği yerleri. Ve oralara varis olanlar Biz'dik, Biz.

Mehmet Okuyan

Biz refahından şımarmış nice şehri helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra pek azında oturulabilen evleri! Onlara biz mirasçı olmuşuzdur.

Muhammed Esed

Oysa, Biz, varlık ve refahtan ötürü azgınlaşan nice toplumları yok etmişizdir; işte, (gözönünde) onların yaşadıkları yerler: pek azı dışında, onlardan sonra oralarda kimse yerleşmemiştir; çünkü herkes göçüp gittikten sonra, ebediyyen kalacak olan yalnızca Biziz!

Mustafa İslamoğlu

Ama Biz, refahın şımartıp azgınlaştırdığı nice ülkeyi helak etmişiz. Bakın, işte onların yaşadıkları mekanlar! Pek azı dışında arkalarından oralara bir daha yerleşen olmadı: ve zaten her şeyin ebedi varisi sadece Biziz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir nice kasabayı da helâke uğrattık ki, (ahalisi) maişetlerinin çokluğuyla şımarmış idi. İşte şu onların konaklarıdır ki, onlardan sonra pek azı müstesna (kimseye) ikametgâh olmadı ve Bizler varisler olduk.

Ömer Öngüt

Biz nice memleketleri helâk etmişizdir ki, halkı bol geçimleri ve refahıyla şımarmıştı. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az bir zaman hariç, kimse oturmadı. Onlara biz vâris olmuşuzdur.

Suat Yıldırım

Bununla beraber Biz, kazançlarının çokluğu sebebiyle şımarmış pek çok memleketi helâk ettik. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturuldu. Bütün onlara Biz vâris olduk (hepsi geçti, bâki Biz’iz).

Süleyman Ateş

Biz refah içinde şımarmış nice kenti helak ettik. İşte şunlar, onların meskenleri, onlardan sonra oralarda pek az oturuldu. Onlara hep biz varis olduk (hepsi bize kaldı).

Süleymaniye Vakfı

Biz, geçim bolluğu içinde aşırılık yapmış nice kentleri helak ettik. İşte onların meskenleri! Onlardan sonra içinde pek az oturulmuş... Onların mirasçıları sadece biz olduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz geçim bolluğu içinde şımarmış nice kentleri yok ettik. İşte oturdukları yerler! onlardan sonra pek az kullanıldı. Onların varisi biz olduk.

Şaban Piriş

Biz, geçim bolluğu içinde yaşamış fakat, hakkı kabul etmemiş nice şehirleri helak ettik. İşte yerleri, onlardan sonra orada çok az oturan oldu. Onların mirasçısı biz olduk.

Tefhim-ul Kuran

Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.

Ümit Şimşek

Oysa Biz geçimlerinin bolluğuyla şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onların, pek az istisnasıyla, kendilerinden sonra bomboş kalmış meskenleri! Onlara da Biz vâris olmuşuzdur.

Yaşar Nuri Öztürk

Yaşayışı şımarıklık ve gösterişe yol açmış nice kenti helak ettik biz. İşte yerleri yurtları! Onlardan sonra oralarda çok az oturuldu. Biziz varis olanlar, biz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz xoş güzəranı ilə qürrələnən neçə-neçə şəhəri məhv etdik. Budur onların yurdları. Özlərindən sonra bəzilərindən başqa orada heç kəs sakin olmadı. Onlara Biz varis olduq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz xoş güzəranına naşükür olub qürrələnən neçə-neçə məmləkəti (məmləkət əhlini) həlak etdik. Bu onların özlərindən sonra yalnız az bir hissəsi məskun olan (bomboş, xaraba qalmış) yurdlarıdır. Onlara Biz varis olduq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wieviele Stadtgemeinschaften haben Wir vernichtet, weil sie sich durch das zu angenehme Leben zur Verkennung der Gnade Gottes verleiten ließen! Hier sind ihre Wohnstätten, die nach ihrem Untergang nur spärlich bewohnt sind. Nur Wir haben sie geerbt.

Almanca — Der Edle Quran

Und wie (so) manche Stadt, die sich übermütig ihres Lebensunterhaltes erfreute, haben Wir vernichtet! Da sind nun ihre Wohnorte, die nach ihnen nicht mehr bewohnt wurden, bis auf wenige. Und Wir sind es, die Erben (all dessen) geworden sind.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wie so manche Stadt haben Wir vernichtet, die sich ihrer Fülle des Unterhalts rühmte! Und dort stehen ihre Wohnstät ten, die nach ihnen nicht bewohnt worden sind - mit Ausnahme einiger weniger. Und Wir wurden die Erben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wie viele an Ortschaften richteten WIR doch zugrunde, als sie in ihrer Lebensweise Übertretungen begingen! Also diese sind ihre Wohnstätten, sie wurden nach ihnen nur ein wenig bewohnt. Und WIR sind die Bleibenden (nach deren Vergehen).

English (26)

Abdel Khalek Himmat

How many towns did We reduce to a useless form after Our grace was made to abound in them and they met it with dissatisfaction and ingratitude! There you can see how their dwellings were left desolate thereafter and destitute of inhabitants but of a few and We were the inheritors!

Abdul Haleem

We have destroyed many a community that once revelled in its wanton wealth and easy living: since then their dwelling places have barely been inhabited- We are the only heir.

Abdullah Yusuf Ali

And how many populations We destroyed, which exulted in their life (of ease and plenty)! now those habitations of theirs, after them, are deserted,- All but a (miserable) few! and We are their heirs!

Abul A'la Maududi

And how many a town did We destroy whose inhabitants exulted on account of their affluence. These are their dwellings in which very few dwelt after them. Eventually it is We Who inherited them.

Aisha Bewley

How many cities We have destroyed which lived in insolent ingratitude! There are their houses, never again inhabited after them, except a little. It was We who were their Heir.

Al-Hilali & Khan

And how many a town (population) have We destroyed, which was thankless for its means of livelihood (disobeyed Allâh, and His Messengers, by doing evil deeds and crimes)! And those are their dwellings, which have not been inhabited after them except a little. And verily! We have been the inheritors.

Ali Quli Qarai

How many a town We have destroyed that transgressed in its lifestyle! There lie their dwellings, uninhabited after them except by a few, and We were the [sole] inheritors.

Amatul Rahman Omar

We destroyed (so many people of) many a township, who were proud of their civilization and their (easy and plentiful) means of livelihood. There lie their dwellings (all in ruin). They have been but little occupied since. It is We alone Who are Everlasting.

Arthur John Arberry

How many a city We have destroyed that flourished in insolent ease! Those are their dwelling-places, undwelt in after them, except a little; Ourselves are the inheritors.

Bijan Moeinian

So many "safe" places I have destroyed in account of their inhabitants’ attitude when they became proud of their flourishing economy and turned into wicked. Visit their ruins; only a few of them are still inhabited. At last it is God who inherited the land [that He had given out of mercy to those ungrateful people.]

E. Henry Palmer

How many a city have we destroyed that exulted in its means of subsistence? These are their dwellings, never dwelt in after them, except a little; for we were the heirs.

Edip-Layth

How many a town have We destroyed for turning boastful of their lifestyles. So here are their homes, nothing but uninhabited ruins after them, except a few. We were the inheritors.

George Sale

How many cities have We destroyed, whose inhabitants lived in ease and plenty? And these their dwellings are not inhabited after them, unless for a little while; and We were the inheritors of their wealth.

Hamid S. Aziz

And they say, "If we follow the Guidance we shall be snatched away from the land. " Have We not established for them a safe sanctuary, to which are imported the fruits of all things as a provision from Us? But most of them know not.

Mahmoud Ghali

And how many a town We have caused to perish that were boastfully (ungrateful) in their subsistence. Yet those are their dwellings undwelt even after them, except a little; and We, Ever We, have been the Inheritors.

Marmaduke Pickthall

And how many a community have We destroyed that was thankless for its means of livelihood! And yonder are their dwellings, which have not been inhabited after them save a little. And We, even We, were the inheritors.

Mohamed Ahmed - Samira

How many habitations that had come to boast of their resources have We destroyed? These their dwellings were never inhabited except rarely after them; and they came back to Us.

Muhammad Asad

And how many a community that [once] exult­ed in its wanton wealth and ease of life have We destroyed, so that those dwelling-places of theirs – all but a few - have never been dwelt-in after them: for it is indeed We alone who shall remain when all else will have passed away!

Mustafa Khattab

˹Imagine˺ how many societies We have destroyed that had been spoiled by their ˹comfortable˺ living! Those are their residences, never inhabited after them except passingly.[1] And We ˹alone˺ were the Successor.

Progressive Muslims

And how many a town have We destroyed for turning unappreciative of their lives. So here are their homes, nothing but uninhabited ruins after them, except a few. We were the inheritors.

Sahih International

And how many a city have We destroyed that was insolent in its [way of] living, and those are their dwellings which have not been inhabited after them except briefly. And it is We who were the inheritors.

Sam Gerrans

And how many a city We destroyed that was insolent in its livelihood; and those are their dwellings: they have not been inhabited after them save a little. And We are the inheritors.

Shabbir Ahmed

And how many a town We annihilated, which exulted in their life of ease and plenty! Such that most of their dwelling places have remain deserted after them. For it is indeed We alone Who shall remain when all else have passed away!

Syed Vickar Ahamed

And how many a town have We destroyed, (those) that became thankless for the livelihood: Now after them (the people of the towns), their homes lie empty and unlived— All except for a little! And We took over after them!

Taqi Usmani

And how many a town have We destroyed that were over-proud of their means of living. Now, those are their habitations, which were never inhabited after them except a few, and We alone were the inheritors.

The Monotheist Group

And how many a town have We destroyed that had become unappreciative of its livelihood. So here are their dwellings, they remained uninhabited after them, except for a few. And We were the inheritors.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et combien avons-Nous fait périr de cités qui étaient ingrates (alors que leurs habitants vivaient dans lʹabondance), et voilà quʹaprès eux leurs demeures ne sont que très peu habitées, et cʹest Nous qui en fûmes lʹhéritier.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En hoeveel steden die prat gingen op hun manier van leven hebben Wij al niet vernietigd! Daar zijn dan hun woonhuizen, waarin na hen slechts weinigen wonen. En Wij waren het die erfden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hoe vele steden hebben wij verwoest, wier bewoners in gemak en overvloed leefden? en hunne woningen zijn na hen niet bewoond, uitgenomen voor een korten tijd, en wij waren de erfgenamen hunner welvaart.

Hollandaca — Siregar

En hoeveel steden hebben Wij niet vernietigd die overdreven met hun genietingen? En dat zijn hun woningen, er wonen na hen slechts weinigen. En Wij waren de erfgenamen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сколько Мы погубили селений [их жителей] (наказав их за неверие уже в этом мире), которые гордились (и увлеклись) своей жизнью! И вот – их жилища, (в которых) (никто) не жил после них, кроме немногих (людей) [путников]. И Мы наследуем (все) (от Наших рабов).

Rusça — Osmanov

Сколько [жителей] поселений, обольщенных земными благами, Мы погубили! И обиталища их ныне опустели. И Мы наследовали все это.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och hur många städer, vars invånare i (lättsinnigt) övermod skröt med sitt överdådiga liv, har Vi inte låtit gå under. Och dessa boningar som var deras är nu övergivna - även om någon (förbipasserande) ibland (tar dem i anspråk). - Det är Vi som förblir när allt förgår!