Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا

ve Sbir nefseke meǎ (e)lleƶīne yed'ǔne rabbehum bi l-ğadāti ve l-'ǎşiyyi yurīdūne vechehu ve lā teǎ'du ǎynāke ǎnhum turīdu zīnete l-Hayāti d-dunyā ve lā tuTiǎ' men eğfelnā ḳalbehu ǎn ƶikrinā ve ttebeǎ hevāhu ve kāne emruhu furuTen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاصْبِرْve Sbirص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.tut (sabret)
2نَفْسَكَnefsekeن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefsini
3مَعَmeǎberaber
4الَّذِينَ(e)lleƶīne
5يَدْعُونَyed'ǔneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekyalvaranlarla
6رَبَّهُمْrabbehumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerine
7بِالْغَدٰوةِbi l-ğadātiغ د وSabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümüsabah
8وَالْعَشِيِّve l-'ǎşiyyiع ش وGece boyunca gitmek, görüşü zayıf olmak, gece körlüğü olmak, geri çekilmek, terk etmek. isha - karanlığın başlangıcı, erken gece, alacakaranlık, akşam. ashiyyatan - gece yolu, akşam. ya'shu - yeryüzünden ürün toplamak veya almak, yardım etmek, destek olmak, kurtarmak, korumak, birine bir şey vermek, birine fayda sağlamak.akşam
9يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyerek
10وَجْهَهُvechehuو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.rızasını
11وَلَاve lāve
12تَعْدُteǎ'duع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmeksapmasın
13عَيْنَاكَǎynākeع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.gözlerin
14عَنْهُمْǎnhumonlardan
15تُرِيدُturīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyerek
16زِينَةَzīneteز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.süsünü
17الْحَيٰوةِl-Hayātiح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekhayatının
18الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
19وَلَاve lāve
20تُطِعْtuTiǎ'ط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.itaat etme
21مَنْmenkişiye
22اَغْفَلْنَاeğfelnāغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşanalıkoyduğumuz
23قَلْبَهُḳalbehuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbini
24عَنْǎn
25ذِكْرِنَاƶikrināذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbizi anmaktan
26وَاتَّبَعَve ttebeǎت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve tâbi olan
27هَوٰيهُhevāhuه و يKuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayallerkeyfine
28وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olan
29اَمْرُهُemruhuا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakişi
30فُرُطًاfuruTenف ر طÖnceden gelmek, ihmal etmek, ihmalkâr olmak, atlamak, aşırı olmak, terk etmek, aceleci veya haksız davranmak, yetersiz kalmak, sınırları aşmak, müsrif/aşırı olmak, adaletsizlik, başkalarını geçmek. mufratun - önceden gönderilip terk edilmek ve bırakılmak.aşırılık

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sabah, akşam, rızâsını dileyerek Rablerine dua edenlerle berâber sabret ve dünya yaşayışının ziynetini dileyenlere uyup ayırma gözlerini onlardan ve bizi anmamaları için gönüllerine gaflet verdiğimiz heva ve heveslerine uymuş ve işi hadden aşıp taşmış kişiye itâat etme.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sabah, akşam, rızâsını dileyerek Rablerine dua edenlerle berâber sabret ve dünya yaşayışının ziynetini dileyenlere uyup ayırma gözlerini onlardan ve bizi anmamaları için gönüllerine gaflet verdiğimiz heva ve heveslerine uymuş ve işi hadden aşıp taşmış kişiye itâat etme.

Adem Uğur

Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Ahmed Hulusi

O'nun vechini dileyerek, sabah - akşam Rablerine dua edenlerle beraber, nefsine (bilincine) sabret! Dünya hayatının süslü gösterilen şeylerine yönelip de, onlardan ilgini kesme! Görüşü kozası içinde bizi hatırlamaktan mahrum bırakılmış; asılsız kabullerine tabi olup, işi yapması gerekenin ötesindeki olan kimseye itaat etme!

Ahmet Tekin

Sabah erken ve akşama doğru Rablerine kulluk, ibadet ve dua edenlerle, onun rızasını isteyenlerle birlikte olmaya sen de, bizzat sabrederek gayret et. Dünya hayatının cezbedici güzellikleriyle ilgilenerek gözlerin onlardan ayrılmasın. Kalbini, aklını övünç kaynağımız Kur’ân’dan, bizi anmaktan, zikretmekten, Kur’ân’ı tebliğden gâfil kıldığımız, şahsî arzu ve ihtiraslarına uymuş, ifrat ve tefrit planları yapan, planları fayda sağlamayan kimselerin göstermelik hoşgörü taleplerini, senin şeriatine aykırı isteklerini kabul etme, onlara boyun eğme.

Ahmet Varol

Allah'ın rızasını isteyerek sabah ve akşam Rabblerine dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan alıkoyduğumuz, arzularına uymuş ve işi de aşırılık olan kimseye uyma.

Ali Bulaç

Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

Ali Fikri Yavuz

Sabah ve akşam Allah’ın rızasını dileyerek Rablerine dua eden kimselerle beraber nefsini sabırlı tut; dünya hayatının süsünü arzu edip de gözlerini onlardan (o Rablerine dua edenlerden) başkasına (dünya ehline) çevirme. Bizi anmak hususunda kalbine gaflet verdiğimiz kimseye itaat etme ki, o, keyfinin ardına düşmüş ve işi de, haddini aşmak olmuştur.

Ali Rıza Safa

Efendilerinin hoşnutluğunu dileyerek, sabah ve akşam, O'na yakarışlarda bulunanlarla birlikte dirençli ol. Dünya yaşamının çekiciliğine kapılıp da gözünü onlardan ayırma. Bizim Öğretimiz konusunda yüreğini duyarsız yaptığımız, kendi tutkularına kapılan ve aşırılıklarla uğraşan kişiye uyma.

Bayraktar Bayraklı

SabahakşamRabblerine O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sabret!Dünya hayatının süsünü arayarak gözlerini onlardan ayırma! Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!

Bekir Sadak

Sabah aksam Rablerinin rizasini dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dunya hayatinin guzelliklerini isteyerek gozlerini o kimselerden ayirma. Bizi anmasini kendisine unutturdugumuz ve isinde asiri giderek hevesine uyan kimseye uyma.

Celal Yıldırım

Sabah akşam Allah'ın rızasını dileyerek Rabbına duâ edip yönelenlerle beraber kendine sabretme gücünü ver. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan (hakka gönül veren kimsesiz fakir mü'minlerden) ayırma ve bir de kalbini bizi anmaktan gaflete düşürdüğümüz, hevesinin peşine takılmış kimseye uyma. Zaten o işinde sınırı aşmıştır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rızâsını dileyerek sabah akşam rablerine dua edenlerle olmak için elinden gelen çabayı göster. Dünya hayatının çekiciliğine meylederek gözlerini onlardan çevirme! Bizi anmaktan kalbini gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!

Diyanet İşleri

Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

Diyanet İşleri (eski)

Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.

Diyanet Vakfi

Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dünya hayatının süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi aşırılık olmuş kimseye uyma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Nefsince de o kullarla beraber sabret ki sabah akşam (her vakıt) rablarına dua eder cemalini isterler, sen Dünya ziynetini arzu ederek onlardan gözlerini ayırma ve o kimseye itaat etme ki kalbini zikrimizden gafil bırakmışız, keyfinin ardına düşmüş ve işi haddini aşmak olmuştur

Erhan Aktaş

Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Fizilal-il Kuran

Sırf Rabb'lerinin rızasını dileyerek sabah akşam O'na yalvaranlarla birarada olmaya kendini zorla. Dünya hayatının çekiciliğini isteyerek böyle kimseleri gözardı etme. Adımızı anmayı kalbine unutturduğumuz ve ihtiraslarına tutsak olarak kendini akıntıya kaptırmış kimselerin arzularına uyma.

Gültekin Onan

Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi hevasına uyan ve buyrultusunda (isteklerinde) aşırı olana uyma.

Hamdi Döndüren

Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte olmaya çalış. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan başka yana çevirme. Kalbini Bizi anmaktan alıkoyduğumuz; tutkularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye de itaat etme!

Hasan Basri Çantay

Sabah, akşam Rablerine, (sırf) Onun cemalini dileyerek, düaa edenlerle beraber candan sabr (u sebat) et. Dünya hayaatının zinetini arzu edib de gözlerini onlardan ayırma. Kalbine bizi anmakdan gaflet verdiğimiz, heva ve hevesine uymuş, işinde haddi aşmış kimselere boyun eğme.

Hasib Asutay

Sabah akşam, rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte candan sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kötü arzularına uymuş ve işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

Hayrat Neşriyat

Sabah-akşam O’nun rızâsını (ve cemâlini müşâhede etmeyi) dileyerek, Rablerine yalvaranlarla berâber nefsini sabırlı tut; dünya hayâtının ziynetini arzu edip de gözlerini onlardan (o yalvaranlardan) ayırma; ve (isyanları sebebiyle) kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye itâat etme!

İbni Kesir

Sabah akşam Rabblarının rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber, sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Bizi anmasını unutturduğumuz, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere itaat etme.

Mehmet Okuyan

O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenlerle birlikte olmaya devam et! Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme! Arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olduğu için kalbini bizi hatırlamaktan habersiz kıldığımız kimseye boyun eğme!

Muhammed Esed

Ve Rablerinin hoşnutluğunu umarak sabah akşam O'na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret; ve dünya hayatının cazibesine kapılıp da sakın gözlerini onların üzerinden ayırma; Ve iyi ve güzel olan ne varsa hepsini terk edip (yalnızca) bencil arzularının peşine düştüğü için kalbini zikrimize karşı duyarsız kıldığımız kimseye aldırma.

Mustafa İslamoğlu

Ve Rablerinin rızasını arzu ederek, sabah akşam O'na yalvarıp yakaran kimselerle birlikte sen de sabret! Dünya hayatının çekiciliğine aldanıp da sakın onları gözden çıkarma! Ve ayartıcı arzularına uyarak, işi gücü aşırı uçlarda dolaşmaya döktüğü için (akleden) kalbi kendisini zikrimize karşı duyarsızlaştıran kimselere de uyma!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve nefsince de sabret, o kimseler ile beraber ki, sabah ve akşam Rablerine dua ederler, O'nun cemalini dilerler ve dünya hayatının ziynetini dileyerek onlardan gözlerini çevirme ve o kimseye uyma ki, Bizim zikrimizden kalbini iğfâl etmişizdir ve hevâsına tâbi olmuştur ve işi de israftan ibaret bulunmuştur.

Ömer Öngüt

Sırf O'nun cemâlini dileyerek sabah akşam Rablerine yalvaranlarla birlikte bulun ve sabret. Dünya hayatının güzelliklerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz, hevâ ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere boyun eğme.

Suat Yıldırım

Rablerine, sırf O’nun rızasını ve cemaline kavuşmayı umdukları için, sabah akşam yalvaranlarla beraber olmakta sebat et.!Dünya hayatının süslerini arzulayarak sakın gözlerini onlardan başkasına kaymasın. Kalbini Bizi zikretmekten gafil bıraktığımız, heva ve hevesine uyan ve işi hep aşırılık olan kimselere itaat etme!

Süleyman Ateş

Nefsini, sabah akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut (onlarla beraber bulunmağa candan sabret). Gözlerin, dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyduğumuz keyfine uyan ve işi, hep aşırılık olan kişiye itaat etme.

Süleymaniye Vakfı

Rablerinin rızasını kazanmaya odaklanarak öğlen vakti ve akşam üzeri ona dua edenlerle beraber sen de sabret / duruşunu bozma! Dünya hayatının süsüne kapılarak gözlerin onlardan başka tarafa kaymasın. Kalbini zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olanlara da boyun eğme.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rablerinin yüzlerine bakmasını isteyerek sabah akşam ona yalvaranlarla birlikte sen de sabret. Dünya hayatının çekiciliğine kapılıp gözlerini onlardan ayırma. Gönlünü zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kişiye uyma.

Şaban Piriş

Sabah, akşam Rab'lerinin rızasını dileyerek O'na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini isteyip, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!

Tefhim-ul Kuran

Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına) ' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

Ümit Şimşek

Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek Ona dua edenlerle beraber sabret. Dünya hayatının tantanasını arzulayarak onlardan gözünü ayırma. Bizi anmaktan kalbini gafil bıraktığımız, heveslerine uyan ve işi aşırılık olan kimseye itaat etme.

Yaşar Nuri Öztürk

Benliğini, sabah akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim zikrimizden / Kur'anımızdan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səhər və axşam çağı Rəbbinin Üzünü diləyərək Ona dua edənlərlə birlikdə özünü səbirli apar. Dünyanın bərbəzəyini istəyərək nəzərlərini yoxsullardan çevirmə. Qəlbini Bizi anmaqdan xəbərsiz etdiyimiz, nəfsinin istəklərinə uyan və işləri səmərəsiz olan bir kimsəyə itaət etmə!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səhər-axşam Rəbbinin rizasını diləyərək Ona ibadət edənlərlə birlikdə özünü səbirli apar (nəfsini qoru). Fani dünyanın bər-bəzəyini arzu edib nəzərlərini onlardan (yoxsul möʼminlərdən) çevirmə. Qəlbini Bizi (Qurʼanı) xatırlamaqdan qafil etdiyimiz, nəfsinin istəklərinə uyan və (hər) işində ifrata varan bir kimsəyə itaət etmə!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Halte dich geduldig zurück zusammen mit denen, die ihren Herrn morgens und abends anrufen, im Begehren nach Seinem Angesicht. Und deine Augen sollen nicht über sie hinwegsehen, indem du den Schmuck des diesseitigen Lebens begehrstʹ. Und gehorche nicht jemandem, dessen Herz Wir Unserem Gedenken gegenüber unachtsam gemacht haben, der seiner Neigung folgt und dessen Angelegenheit (durch) Maßlosigkeit (ausgezeichnet) ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Und geduldige dich zusammen mit denjenigen, die ihren Herrn morgens und abends anrufen im Trachten nach Seinem Wohlgefallen; und laß deine Blicke nicht über sie hinauswandern, indem du nach dem Schmuck des irdischen Lebens trachtest; und gehorche nicht dem, dessen Herz Wir achtlos für die Erinnerung an Uns machten, (und gehorche nicht dem,) der seinen Gelüsten folgt und kein Maß und Ziel kennt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und übe dich selbst in Geduld mit denjenigen, die an ihren HERRN morgens und abends Bittgebete richten und nach Seinem Wohlgefallen streben. Und übersieh sie nicht, während du das diesseitige Leben anstrebst. Und gehorche nicht demjenigen, dessen Herz WIR Unserem Gedenken gegenüber achtlos machten, der seinen Neigungen folgte und dessen Angelegenheit eine maßlose Übertretung war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Be patient O Muhammad and rest content with those who invoke Allah's mercy and conciliation morning and evening in quest of nothing but His acceptance and His countenance speaking good will. And let not your mind's eyes turn aside from them or vacillate between them and the worldly-minded, setting your thoughts upon the ephemeral and fleeting glories of the world. Nor should you obey the one neglecting his duty to Allah and by consequence We closed his heart's ears, the one who counsels deaf and lusts after his vain desires and carries his vanity to excess that he cannot be reclaimed from a life of vice nor will he be reclaimed by Allah's grace.

Abdul Haleem

Content yourself with those who pray to their Lord morning and evening, seeking His approval, and do not let your eyes turn away from them out of desire for the attractions of this worldly life: do not yield to those whose hearts We have made heedless of Our Quran, those who follow their own low desires, those whose ways are unbridled.

Abdullah Yusuf Ali

And keep thy soul content with those who call on their Lord morning and evening, seeking His Face; and let not thine eyes pass beyond them, seeking the pomp and glitter of this Life; nor obey any whose heart We have permitted to neglect the remembrance of Us, one who follows his own desires, whose case has gone beyond all bounds.

Abul A'la Maududi

Keep yourself content with those who call upon their Lord, morning and evening, seeking His pleasure, and do not let your eyes pass beyond them. Do you seek the pomp and glitter of the world? Do not follow him whose heart We have caused to be heedless of Our remembrance, and who follows his desires, and whose attitude is of excess.

Aisha Bewley

Restrain yourself patiently with those who call on their Lord morning and evening, desiring His face. Do not turn your eyes from them, desiring the attractions of this world. And do not obey someone whose heart We have made neglectful of Our remembrance and who follows his own whims and desires and whose life has transgressed all bounds.

Al-Hilali & Khan

And keep yourself (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) patiently with those who call on their Lord (i.e. your companions who remember their Lord with glorification, praising in prayers, and other righteous deeds) morning and afternoon, seeking His Face; and let not your eyes overlook them, desiring the pomp and glitter of the life of the world; and obey not him whose heart We have made heedless of Our Remembrance, and who follows his own lusts, and whose affair (deeds) has been lost.

Ali Quli Qarai

Content yourself with the company of those who supplicate their Lord morning and evening, desiring His Face, and do not loose sight of them, desiring the glitter of the life of this world. And Do not obey him whose heart We have made oblivious to Our remembrance, and who follows his own desires, and whose conduct is [mere] profligacy.

Amatul Rahman Omar

And keep yourself attached to those who call upon their Lord morning and evening, constantly seeking His pleasure, and do not let your eyes turn away from them to pursue the glamour of the present life and do not follow him whose heart We have declared unmindful of Our remembrance; who follows his evil inclinations, and whose affair exceeds all legitimate limits.

Arthur John Arberry

And restrain thyself with those who call upon their Lord at morning and evening, desiring His countenance, and let not thine eyes turn away from them, desiring the adornment of the present life; and obey not him whose heart We have made neglectful of Our remembrance so that he follows his own lust, and his affair has become all excess.

Bijan Moeinian

Stay with those who worship their Lord day and night, seeking His closeness. Do not turn your eyes away from the worshippers, looking at those who seek the vanities of this world (as you may be attracted towards those vanities.) Do not follow those whom I have made neglecting My remembrance. After all, the one who follows his desires and is heavily involved with his own affairs is lost.

E. Henry Palmer

and keep thyself patient, with those who call upon their Lord morning and evening, desiring His face; nor let thine eyes be turned from them, desiring the adornment of the life of this world; and obey not him whose heart we have made heedless of remembrance of us, and who follows his lusts, for his affair is ever in advance (of the truth).

Edip-Layth

Have patience upon yourself regarding those who call on their Lord at dawn and dusk seeking His presence, and let not your eyes overlook them that you seek the attraction of this worldly life. Do not obey the one whom We have made his heart heedless of Our remembrance and he followed his desire, and his case was lost.

George Sale

Behave thy self with constancy towards those who call upon their Lord morning and evening, and who seek his favour; and let not thine eyes be turned away from them, seeking the pomp of this life; neither obey him whose heart We have caused to neglect the remembrance of us, and who followeth his lusts, and leaveth the truth behind him.

Hamid S. Aziz

So, recite that which has been revealed (or inspired) unto you of the Book from your Lord. There is no changing (or none can change) His words; nor shall you ever find a refuge beside Him.

Mahmoud Ghali

And (suffer) yourself to (endure) patiently with the ones who invoke their Lord in the early morning and nightfall, willing to seek His Face, and do not let your eyes go past them, (i. e., overlook them) willing (to gain) the adornment of the present life; (Literally: the lowly life, i.e., the life of this world) and do not obey him whose heart We have made heedless of Our Remembrance, and who closely follows his own prejudices, and to whom the Command (i.e., the Command of Allah to him, or: his affair) has been all excess (i.e., He has been most disbelieving).

Marmaduke Pickthall

Restrain thyself along with those who cry unto their Lord at morn and evening, seeking His Countenance; and let not thine eyes overlook them, desiring the pomp of the life of the world; and obey not him whose heart We have made heedless of Our remembrance, who followeth his own lust and whose case hath been abandoned.

Mohamed Ahmed - Samira

Persevere with those who call on their Lord morning and evening, seeking His magnificence. Do not turn your eyes away from them, seeking the splendours of this world, and do not follow him whose heart We have made oblivious to Our remembrance, who follows his own lust and exceeds the bound.

Muhammad Asad

And contain thyself in patience by the side of all who at morn and at evening invoke their Sustainer, seeking His countenance, and let not thine eyes pass beyond them in quest of the beauties of this world's life; and pay no heed to any whose heart We have rendered heedless of all remembrance of Us because he had always followed [only] his own desires, abandoning all that is good and true.

Mustafa Khattab

And patiently stick with those who call upon their Lord morning and evening, seeking His pleasure.[1] Do not let your eyes look beyond them, desiring the luxuries of this worldly life. And do not obey those whose hearts We have made heedless of Our remembrance, who follow ˹only˺ their desires and whose state is ˹total˺ loss.

Progressive Muslims

And have patience upon yourself regarding those who call their Lord in the morning and evening seeking His direction, and let not your eyes overlook them that you seek the beauty of this worldly life. And do not obey the one whom We have made his heart heedless of Our remembrance and he followed his desire, and his fate was lost.

Sahih International

And keep yourself patient [by being] with those who call upon their Lord in the morning and the evening, seeking His countenance. And let not your eyes pass beyond them, desiring adornments of the worldly life, and do not obey one whose heart We have made heedless of Our remembrance and who follows his desire and whose affair is ever [in] neglect.

Sam Gerrans

And make thou thy soul patient, with those who call to their Lord, morning and evening, seeking His face. And let not thine eyes pass beyond them, desiring the adornment of the life of this world; and obey thou not him whose heart We have made heedless of Our remembrance and follows his vain desire and whose affair is neglect.

Shabbir Ahmed

(There is a lesson of perseverance for you in the history of the Dwellers of the Cave). Hold fast to the company of those who remember their Lord morning and evening seeking His Approval. (6:52), (8:52-54), (89:29:30). And let not your eyes overlook them in quest for the beauties of this world. And pay no heed to any whom Our Law has made to forget Us because he only follows his desires, and abandons all that is right.

Syed Vickar Ahamed

And keep your soul (O Prophet, ) restful with those who call on (pray to) their Lord morning and afternoon, looking for His face; And do not let your eyes go beyond them, looking for the show and shine of this life; And do not listen to any whose heart We have permitted to neglect the remembrance of Us, and one who follows his own wishes, whose case has gone beyond all bounds.

Taqi Usmani

Keep yourself content with those who call their Lord morning and evening, seeking His pleasure, and let not your eyes overlook them, seeking the splendor of the worldly life. And do not obey the one whose heart We have made heedless of Our remembrance, and who has followed his desire and whose behavior has exceeded the limits.

The Monotheist Group

And have patience upon yourself regarding those who call on their Lord at dawn and dusk seeking His face, and let not your eyes overlook them that you seek the beauty of this worldly life. And do not obey he whom We have made his heart heedless of Our remembrance and he followed his desire, and his fate was lost.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Fais preuve de patience (en restant) avec ceux qui invoquent leur Seigneur matin et soir, désirant Sa Face. Et que tes yeux ne se détachent point dʹeux, en cherchant (le faux) brillant de la vie sur terre. Et nʹobéis pas à celui dont Nous avons rendu le cœur inattentif à Notre Rappel, qui poursuit sa passion et dont le comportement est outrancier.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Digel wan kesên ku sibeh û êvarê li ber Xwadeyê xwe digerin û rizaya Wî dixwazin, xwe ragire. Ji bo ku tu xemla jiyana dinyayê bixwazî, çavên xwe ji wan neguherîne. Bi ya wî kesî neke, ew ê ku me dilê wî ji bîranîna xwe bêhay kiriye û ew ê ku daye pey hewesa xwe û karê wî sînorbihêrî ye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wees inschikkelijk omtrent hen, die hunnen Heer des ochtends en des avonds aanroepen, en die zijne gunst trachten te verwerven. Laten uwe oogen zich niet van hen afwenden, om den pronk van dit leven te zoeken, en gehoorzaam dengene nimmer, wiens hart wij zorgeloos omtrent ons hebben doen zijn, die zijne lusten volgt en de waarheid achter zich laat.

Hollandaca — Siregar

En wees zelf geduldig met degenen die hun Heer in de morgen en de avond aanroepen, zij wensen Zijn Aangezicht. En wend jouw ogen niet af van hen omdat jij de versierselen van het wereldse leven wenst. En gehoorzaam niet degene wiens hart Wij Onze gedachtenis hebben doen veronachtzamen en (die) zijn begeerten volgt: en bij is in overtreding in zijn zaak.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И удерживай себя вместе с теми [не отделяйся от бедных верующих], которые взывают к Господу своему по утрам [от рассвета до восхода солнца] и по вечерам [перед закатом], желая (своими праведными деяниями) (увидеть) лик Его! И не отвращай свои глаза [свой взор] от них (в сторону богатых неверующих), стремясь к украшениям земной жизни. И не повинуйся тем, сердце которых Мы сделали беспечным к поминанию Нас и кто последовал за своей прихотью, и дело его оказалось тщетным.

Rusça — Osmanov

Так терпи же вместе с теми, которые утром и вечером взывают к Господу своему, истово молят о Его благоволении. Не отвращай своего взора от них, стремясь к благам этого мира, не повинуйся тем, чьи сердца по Нашей воле в небрежении [своем] не поминают Нас, кто следует своим низменным страстям и далеко преступает [границы дозволенного].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och ha tålamod med dem som morgon och afton anropar sin Herre och söker Hans välbehag och vänd dig inte ifrån dem för att i stället vila ögonen på denna världens pomp och ståt. Och lyssna inte till den vars hjärta Vi har låtit förbli (kallt och) likgiltigt inför tanken på Oss och som (bara) frågar efter det som behagar honom själv. För honom är allt hopp (om räddning) ute.