İsra Suresi 97. Ayet — Elfaz
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız.
1وَمَنْve menve kimeBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2يَهْدِyehdihidayet ederseMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
4فَهُوَfe huveişte odurİsti'nafiye Edatı+Zamir
5الْمُهْتَدِl-muhtedidoğru yolu bulanMarife (Belirlilik Takısı)+İsimه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
6وَمَنْve menkimi deBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7يُضْلِلْyuDlilsapıklıkta bırakırsaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
8فَلَنْfe lenartıkİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
9تَجِدَtecidebulamazsınMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak
10لَهُمْlehumonlar içinHarf-i Cer+Zamir
12مِنْminHarf-i Cer
13دُونِهِdūnihiO'ndan başkaİsim+Zamirد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında
14وَنَحْشُرُهُمْve neHşuruhumve onları sürerizBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).
16الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetikıyametMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
17عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
18وُجُوهِهِمْvucūhihimyüzleriİsim+Zamirو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.
21وَصُمًّاve Summenve sağırBağlaç+İsimص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olması
23جَهَنَّمُcehennemucehennemdirÖzel İsim
24كُلَّمَاkullemāher seferindeZaman Zarfı+Masdar Harfiك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
25خَبَتْḣabet(ateş) dindiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeخ ب وDinmek, azalmak, yatışmak, sönmek, düşmek, azalmak. Söndürülmek/yok olmak/hafiflemek/yatıştırılmak.
26زِدْنَاهُمْzidnāhumonlara artırırızMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla