İsra Suresi 98. Ayet — Elfaz
Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar ayetlerimizi inkar ettiler ve, "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?" dediler.
1ذٰلِكَƶālikeişte budurİşaret Zamiri
2جَزَاؤُهُمْcezā'uhumcezalarıİsim+Zamirج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek
3بِاَنَّهُمْbi ennehumçünkü onlarHarf-i Cer+Harf-i Nasb+Zamir
4كَفَرُواkeferūinkar ettilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
5بِاٰيَاتِنَاbi āyātināayetlerimiziHarf-i Cer+İsim+Zamirا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
6وَقَالُواve ḳālūve dedilerBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
7ءَاِذَاe iƶāsonra mı?Soru Eki+Zaman Zarfı
8كُنَّاkunnābiz olduktanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11ءَاِنَّاe innābiz mi?Soru Eki+Harf-i Nasb+Zamir
12لَمَبْعُوثُونَle meb'ǔṧūnediriltileceğizLam-ı Te'kid+İsimب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek
13خَلْقًاḣalḳanbir yaratılışlaİsimخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.
14جَدِيدًاcedīdenyeniSıfatج د دBir şeyi kesmek, yeni olmak, şanslı olmak veya iyi şansa sahip olmak, büyük olmak veya büyük itibar veya değere sahip olmak, ciddi veya samimi olmak, çabalamak/emek vermek/uğraşmak/kendini zorlamak, sıkıntılı veya üzgün hissetmek, damlamak veya damlalar düşürmek (bir ev veya çadır), bir giyside farklı renklerden şeritler yapmak [veya dokumak], bir şey hakkında başkasıyla mücadele etmek, vazgeçmek veya terk etmek, bir şeyi başlatmak veya yenilik getirmek, bir şeyi ilk kez yapmak, bir şeyi yenilemek, kolay veya pratik olmak, sert veya düz olmak (yumuşak alanlardan arınmış ve görüşe açık bir zemin gibi), yeryüzü yüzeyine çıkmak, bir şeyden yoksun veya mahrum olmak, hayattaki nasip veya geçim kaynağı, ihtiyacı olmama veya az ihtiyacı olma durumu, büyük/yüce/görkemli olmak, çok olmak (bir şeyle dolup taşmak), büyük veya olağanüstü derecede olmak, bir şeyin geri kalanından farklı olmak [ve böylece bir işaret veya iz görevi görmek] örneğin üzerinden geçen insan ve hayvanların ayaklarıyla [çizilmiş] çizgilerle işaretlenmiş patika gibi, bir işi belirli bir yol veya tarzda yapmak, bir şey hakkında fikir oluşturmak, yenilenmek veya yenisiyle değiştirilmek, kökünden kesilmek veya sökülmek, hızlı tempolu olmak.