← Meal sayfasına dön

Yunus Suresi 22. Ayet — Elfaz

Tefsirler

O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar.

1هُوَhuveO'durZamir
2الَّذِيelleƶīİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يُسَيِّرُكُمْyuseyyirukumsizi gezdirenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi
4فِيfīHarf-i Cer
6وَالْبَحْرِve l-baHrive denizdeBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin
7حَتّٰٓىHattāhattaİbtida (Başlangıç) Edatı
8اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
10فِيfīHarf-i Cer
13بِهِمْbihimbununlaHarf-i Cer+Zamir
14بِرِيحٍbi rīHinbir rüzgârınHarf-i Cer+İsimر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz
16وَفَرِحُواve feriHūve neşelendikleri sıradaBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.
17بِهَاbihāonların bununlaHarf-i Cer+Zamir
18جَاءَتْهَاcā'ethābirden çıkıpMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
21وَجَاءَهُمُve cā'ehumuve geldiğindeBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
23مِنْminHarf-i Cer
27اَنَّهُمْennehummuhakkak onlarHarf-i Nasb+Zamir
28اُحِيطَuHīTakuşatıldıklarınaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.
29بِهِمْbihimkendilerininHarf-i Cer+Zamir
31اللّٰهَ(a)llaheAllah'aLafza-i Celal
33لَهُlehuO'naHarf-i Cer+Zamir
35لَئِنْle ineğerLam-ı Te'kid+Şart Edatı
36اَنْجَيْتَنَاenceytenābizi kurtarırsanMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.
37مِنْminHarf-i Cer
38هٰذِهِhāƶihibundanİşaret Zamiri
40مِنَmine-denHarf-i Cer