Yunus Suresi 21. Ayet — Elfaz
Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki ayetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: "Allah, daha çabuk tuzak kurar." Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.
1وَاِذَٓاve iƶāve zamanBağlaç+Zaman Zarfı
2اَذَقْنَاeƶeḳnātattırdığımızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu
3النَّاسَn-nāseinsanlaraMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
5مِنْminHarf-i Cer
8مَسَّتْهُمْmessethumkendilerine dokunanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.
9اِذَاiƶāhemenMüfacee (Sürpriz) Edatı
10لَهُمْlehumonların vardırHarf-i Cer+Zamir
12فِيfīhakkındaHarf-i Cer
13اٰيَاتِنَاāyātināayetlerimizİsim+Zamirا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
14قُلِḳulide kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
15اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
16اَسْرَعُesraǔdaha hızlıdırİsimس ر عHızlı olmak, çabuk olmak, acele etmek, süratli olmak, koşmak, seri olmak, çabukluk göstermek, ivedi davranmak
18اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
19رُسُلَنَاrusulenāresullerimizİsim+Zamirر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
20يَكْتُبُونَyektubūneyazmaktadırlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
21مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
22تَمْكُرُونَtemkurūnesizin hileleriniziMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.