Tevbe Suresi 95. Ayet — Elfaz
Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.
1سَيَحْلِفُونَse yeHlifūneyemin edeceklerGelecek Zaman Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibح ل فYemin etmek, ant içmek. Birleşmek, anlaşma veya sözleşme yapmak, bir şeye bağlanmak/yapışmak/sıkı tutunmak, kardeşlik kurmak.
2بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'aHarf-i Cer+Lafza-i Celal
3لَكُمْlekumsizHarf-i Cer+Zamir
4اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
5انْقَلَبْتُمْnḳalebtumgeri döndüğünüzMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İnfi'âl Bâbıق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp
6اِلَيْهِمْileyhimonlaraHarf-i Cer+Zamir
7لِتُعْرِضُواli tuǎ'riDūvazgeçmeniz içinTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.
8عَنْهُمْǎnhumkendilerindenHarf-i Cer+Zamir
9فَاَعْرِضُواfe eǎ'riDūvazgeçinİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.
10عَنْهُمْǎnhumonlardanHarf-i Cer+Zamir
11اِنَّهُمْinnehumçünkü onlarHarf-i Nasb+Zamir
12رِجْسٌricsunmurdardırİsimر ج سRezil etmek ve kirletmek, gürlemek, kötü işler yapmak, yüksek sesle böğürmek, nefret edilir hale gelmek, içinde hiç iyi olmayan şey, kargaşa durumu, büyük ölçüde kafasını karıştırmak, ses/gürültü yapmak, engellemek/önlemek, temiz olmayan/kirli/pis, kötü, yasak/haram olan şey, inançsızlık/sadakatsizlik/şüphe
13وَمَأْوٰيهُمْve me'vāhumve varacakları yerBağlaç+İsim+Zamirا و يSığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil.
14جَهَنَّمُcehennemucehennemdirÖzel İsim
15جَزَاءًcezā'encezası olarakİsimج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek
16بِمَاbimāşeylerinHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
17كَانُواkānūMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
18يَكْسِبُونَyeksibūnekazandıklarıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.