Tevbe Suresi 35. Ayet — Elfaz
O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!" denilecek.
2يُحْمٰىyuHmākızdırılırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibح م يTecavüz/saldırıya karşı korumak/yasaklamak/savunmak. Yasaklanan bir şey, bir şeyi yasaklamak. Şiddetli/öfkeli, sıcak olmak/ısınmak (örn. gün, fırın), küçümseme/aşağılama/kızgınlık/kıskançlık/öfke, utanmak, haksız muameleyi kabul etmeyi/katlanmayı/tolerans göstermeyi reddetmek.
3عَلَيْهَاǎleyhāüzerleriHarf-i Cer+Zamir
4فِيfīiçindeHarf-i Cer
6جَهَنَّمَcehennemecehennemÖzel İsim
7فَتُكْوٰىfe tukvādağlanırBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeك و يYakmak (örn. cilt), dağlamak, kavurmak, damgalamak, dağlayarak tedavi etmek
8بِهَاbihābunlarlaHarf-i Cer+Zamir
9جِبَاهُهُمْcibāhuhumonların alınlarıİsim+Zamirج ب هO ona vurdu/tokat attı/dövdü. Ona hoşlanmadığı/nefret ettiği bir şey söyledi ve onu yüzüne karşı suçladı. Alın. Alnın genişliği/büyüklüğü ve güzelliği. Alnın çıkıntısı/belirginliği. Ayın üst kısmı. İnsanların/erkek topluluğunun lideri. Alçaklık/zillet. Rahatsızlık/sıkıntı durumu.
10وَجُنُوبُهُمْve cunūbuhumve yanlarıBağlaç+İsim+Zamirج ن بYan taraf, uzak durmak, kenara çekilmek, kaçınmak, sakınmak, yanında olmak, beraber olmak, yabancı olmak, cünüp olmak, uzaklaştırmak
11وَظُهُورُهُمْve Zuhūruhumve sırtlarıBağlaç+İsim+Zamirظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak
12هٰذَاhāƶā(işte) budurİşaret Zamiri
13مَاmāşeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14كَنَزْتُمْkeneztumyığdıklarınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك ن زBiriktirmek, hazine olarak saklamak, toprağa hazine gömmek.
15لِاَنْفُسِكُمْli enfusikumnefisleriniz içinHarf-i Cer+İsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
16فَذُوقُواfe ƶūḳūo halde tadınİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu
17مَاmāşeyleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
18كُنْتُمْkuntumolduğunuzMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
19تَكْنِزُونَteknizūneyığıyor(lar)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabك ن زBiriktirmek, hazine olarak saklamak, toprağa hazine gömmek.