Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Ka'be'ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا آٰمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُوا وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tuHillū şeǎāira (a)llahi ve lā ş-şehra l-Harāme ve lā l-hedye ve lā l-ḳalāide ve lā āmmīne l-beyte l-Harāme yebteğūne feDlen min rabbihim ve riDvānen ve iƶā Haleltum fe STādū ve lā yecrimennekum şenānu ḳavmin en Saddūkum ǎni l-mescidi l-Harāmi en teǎ'tedū ve teǎāvenū ǎlā l-birri ve t-teḳvā ve lā teǎāvenū ǎlā l-iṧmi ve l-ǔdvāni ve tteḳū (a)llahe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4لَا
5تُحِلُّواtuHillūح ل لÇözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek, yapılması gereken veya gerekli olan şey, kefaretini ödemek/geri almak/yeminden kurtulmak, yeminde istisna yapmak, bir şeyi yasal veya kabul edilebilir saymak veya düşünmek.saygısızlık etmeyin
6شَعَائِرَşeǎāiraش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözişaretlerine
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
8وَلَاve lāve
9الشَّهْرَş-şehraش ه رDikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata veya benzeri, büyük ve hantal, saygın/seçkinaya
10الْحَرَامَl-Harāmeح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.haram
11وَلَاve lāve
12الْهَدْيَl-hedyeه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.kurbana
13وَلَاve lāve
14الْقَلَائِدَl-ḳalāideق ل دBir şeyi, ipi, kolyeyi, çelengi, tasma/yakayı, bileziği bükmek/sarmak, (örneğin kılıcı kemere) asmak, deri parçası, sandalet.gerdanlık(lı kurban)lara
15وَلَاve lāve yok
16آٰمِّينَāmmīneا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]-gelenlere
17الْبَيْتَl-beyteب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiirYapıya
18الْحَرَامَl-Harāmeح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.Yasak/Haram(yok)
19يَبْتَغُونَyebteğūneب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakarayarak
20فَضْلًاfeDlenف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfunu
21مِنْmin
22رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
23وَرِضْوَانًاve riDvānenر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.ve rızasını
24وَاِذَاve iƶāve zaman
25حَلَلْتُمْHaleltumح ل لÇözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek, yapılması gereken veya gerekli olan şey, kefaretini ödemek/geri almak/yeminden kurtulmak, yeminde istisna yapmak, bir şeyi yasal veya kabul edilebilir saymak veya düşünmek.serbestleştiği
26فَاصْطَادُواfe STādūص ي دAvlamak, kovalamak, balık tutmak. Saidun - avlanma, atış yapma, balık tutma, yakalanan balık veya av, avavlanabilirsiniz
27وَلَاve lā
28يَجْرِمَنَّكُمْyecrimennekumج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].sizi itmesin
29شَنَاٰنُşenānuش ن اNefret etmek/tiksinmek, düşmanlık, hakaret, zorluk, düşmanlık, husumet, kötü niyet, tiksinme. Hakaretçi, düşman, hasım, muhalif, karşıt. Senin düşmanın.beslediğiniz kin
30قَوْمٍḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir topluma karşı
31اَنْendolayı
32صَدُّوكُمْSaddūkumص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.sizi alıkoyduklarından
33عَنِǎni
34الْمَسْجِدِl-mescidiس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmekMescid-i
35الْحَرَامِl-Harāmiح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.Haram'dan
36اَنْen
37تَعْتَدُواteǎ'tedūع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmeksuç işlemeğe
38وَتَعَاوَنُواve teǎāvenūع و نOrta yaşlı olmak. yu'inu (4. kalıp fiil) - yardım etmek/destek olmak/yardımcı olmak. ta'awana (4. kalıp fiil) - birbirine yardım etmek/yardımlaşmak. ista'ana (10. kalıp fiil) - yardım dilemek, yardım aramak, dönüp yardım istemek. musta'an - yardımı dilenilen/kendisinden yardım istenen.ve yardımlaşın
39عَلَىǎlāüzerinde
40الْبِرِّl-birriب ر رİyilik yapmak, ihsan etmek, doğru olmak, sadık olmak, gerçek olmak, yemin etmek, haklı çıkmak, yerine getirmek, sözünde durmakiyilik
41وَالتَّقْوٰىۖve t-teḳvāو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive takva
42وَلَاve lā
43تَعَاوَنُواteǎāvenūع و نOrta yaşlı olmak. yu'inu (4. kalıp fiil) - yardım etmek/destek olmak/yardımcı olmak. ta'awana (4. kalıp fiil) - birbirine yardım etmek/yardımlaşmak. ista'ana (10. kalıp fiil) - yardım dilemek, yardım aramak, dönüp yardım istemek. musta'an - yardımı dilenilen/kendisinden yardım istenen.yardımlaşmayın
44عَلَىǎlāüzerinde
45الْاِثْمِl-iṧmiا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünah
46وَالْعُدْوَانِve l-ǔdvāniع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmekve düşmanlık
47وَاتَّقُواve tteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive korkun
48اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
49اِنَّinneşüphesiz
50اللّٰهَ(a)llaheAllah'ın
51شَدِيدُşedīduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetindir
52الْعِقَابِl-ǐḳābiع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.azabı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, Allah'a ibadete vesile olan, hac töreni yapılan yerlerin ve savaşın haram edildiği ayların hürmetini koruyun, hac kurbanlarına, kurban edilecekleri belli olsun diye boynuna bir şey takılan hayvanlara, Rablerinden bir lütfe ve râzılığa ulaşmak için Beyt-ül Harâm'ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Harâm'dan meneden kavme karşı beslediğiniz kin aşırı hareket etmenize, tecavüzde bulunmanıza sebep olmasın. İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allah'tan sakının, şüphe yok ki Allah'ın cezası, çok çetindir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, Allahʼa ibadete vesile olan, hac töreni yapılan yerlerin ve savaşın haram edildiği ayların hürmetini koruyun, hac kurbanlarına, kurban edilecekleri belli olsun diye boynuna bir şey takılan hayvanlara, Rablerinden bir lütfe ve râzılığa ulaşmak için Beyt-ül Harâmʼı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Harâmʼdan meneden kavme karşı beslediğiniz kin aşırı hareket etmenize, tecavüzde bulunmanıza sebep olmasın. İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allahʼtan sakının, şüphe yok ki Allahʼın cezası, çok çetindir.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinî) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! ŞeairAllah'a (Allah nişanelerine, Allah'ı çağrıştırana - hissettirene), haram aylara, Beytullah'a hediye olunan kurbanlıklara, özel gerdanlıklı kurbanlara, Rablerinden bir fazl ve rıdvan isteyerek Beyt'e gelenlere, hürmetsizlik yapmayın. . . İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz. . . Mescid-i Haram'a (daha önce) girmenizi engellediler diye bir kavme olan nefretiniz, sizi haddi aşmaya sevketmesin. . . Birr ve takva üzere yardımlaşın; zulüm ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. . . Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun. . . Muhakkak ki Allah, Şediyd ül 'Ikab'dır (şiddetle kötülüğün sonucunu yaşatandır).

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, Allah’ın emirlerine, emirleriyle bağlantılı hususlara, Allah’ın savaşı haram kıldığı aylardaki yasaklara, kurbanlara, Kâbe’ye yapılan bağışlara, boyunlarında gerdânileri, ipleri, tasmaları olan kurbanlık ve sahipli hayvanlara, Rablerinin lütuf ve rızasına ulaşma mertebesini, rızık kazanmayı, ticarî kazanç elde etmeyi umarak, Beyt-i Haram’a, Beytullah’a niyetle yola çıkanlara, saygısızlık ve tecavüzü meşrû hale getirmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’a girmenizi engelledikleri için bir kavme karşı beslediğiniz kin, sizi onlara tecavüze sevketmesin. İyilik, insanlık, müslümanlık ve takvâ esaslarını-Kur’ân esaslarını hayata geçirmede, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmada, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmada yardımlaşın. Bilerek günah işlemekte, zarar vermekte ve düşmanlıkta birbirinize yardım etmeyin. Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Allah, inkâr ve isyan suçunuza denk, size âdil ceza verme gücüne sahiptir.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Allah'ın işaretlerine, haram aya, kurbanlık hayvanlara, gerdanlık(lı hayvan)lara, Rabbinin lütfundan bir şeyler kazanmak ve rızasına kavuşmak için Haram Ev'i (Kabe'yi) ziyarete gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Bir topluluğa sizi Mescidi Haram'dan alıkoymaları dolayısıyla duyduğunuz kin sınırı aşmanıza sebep olmasın. İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, cezası çok şiddetli olandır.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına, haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Ne Allah’ın hac âdetlerine, ne haram aya (Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarına), ne kurbanlık hediyelere, ne (onlardaki) gerdanlıklara, ne de Rablerinden gerek fazlını ve gerek rızâsını arayarak Beyt-i Harâm’ı kasdedip gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan menettiler diye bir kavme karşı beslediğiniz kin, sakın sizi tecavüze götürmesin. İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın. Allah’dan korkun, çünkü Allah’ın azabı çok şiddetlidir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın belirlediği simgelere, kutsal aya, süslenmiş kurbanlıklara ve Efendilerinin lütfunu ve O'nun hoşnutluğunu kazanmak için Kutsal Ev'e gelmiş olanlara saygısızlık etmeyin. Hac süresi sona erdikten sonra avlanabilirsiniz. Kutsal Yakarış Evi'nden sizi alıkoydukları için, bir topluma duyduğunuz öfke, sınırı aşmanıza yol açmasın. Gerçek erdemlilik ve sorumluluk bilinci konusunda yardımlaşın; suç işlemekte ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Kuşkusuz, Allah'ın cezası çok yamandır.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Ne Allah'ın işaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlıklı kurbanlara, ne de Rabblerinin ihsanını arzu ederek Beyt-i Haram'a doğru gelenlere saygısızlık ediniz. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi saldırıya sevketmesin. İyilik ve takva üzerinden yardımlaşınız; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayınız, Allah'tan sakınınız. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.

Bekir Sadak

Ey Inananlar! Allah'in nisanelerine, hurmet edilen aya, (Kabe'ye) hediye olan kurbanliga, gerdanliklar takilan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve riza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakin hurmetsizlik etmeyin. Ihramdan ciktiginiz zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettigi icin bir topluluga olan kininiz, asiri gitmenize sebep olmasin; iyilikte ve fenaliktan sakinmakta yardimlasin, gunah islemek ve asiri gitmekte yardimlasmayin. Allah'tan sakinin, Allah'in cezasi siddetlidir.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Allah'ın (ibâdet için koyduğu) belirtileri, haram ayını, (hediye olarak Kabe'ye gönderilen) kurbanlığı, kurbanlık hayvana takılan gerdanlıkları; Rablerinin hoşnutluğunu, O'nun fazl-u keremini (kendi bilgileri ölçüsünde de olsa) dileyerek Beytu'l-Haram'a yönelip gelenlerin mal ve canını) helâl sayıp saygısızlık etmeyin, ihramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Harâm'a girmekten alıkoydular diye bir topluluğa beslediğiniz kin ve öfke sizi tecâvüze sevk etmesin; iyilik ve takva (Allah'tan saygı ile korkup kötülüklerden sakınmak) hususunda yardımlaşın ; günah ve (haklara) tecâvüz üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkup (kötülüklerden, her türlü haksız tecâvüzden) sakının. Şüphesiz ki Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Allah’ın işaretlerine, haram aya, boyunları bağsız ve bağlı kurbanlıklara, rablerinin lütuf ve rızasını dileyerek Beytülharâm’a yönelmiş kimselere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Harâm’a girmenizi engellediler diye bir topluma karşı duyduğunuz kin, sakın aşırı gitmenize sebep olmasın. İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Ka'be'ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Diyanet İşleri (eski)

Ey İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinî) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid - i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, ne Allah'ın şearine, dini merasimlerine, ne haram aya, ne kurbanlık hediyelere, ne gerdanlıklarına, ne de Rablerinin gerek nimetini, gerekse hoşnutluğunu arayarak Beyt-i Haram'a doğru gelenlere sakın saygısızlık etmeyin! İhramdan çıktığınızda, isterseniz avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye bazılarına karşı beslediğiniz kin, sakın sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve takva sahibi olmada yardımlaşın, günah ve sınırı aşmada yardımlaşmayın! Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çok çetindir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! ne Allahın şeairine, ne şehri harama, ne kurbanlık hediyyelere, ne gerdanlıklarına ne de mevlalarının gerek fazlını ve gerek rızasını arayarak beyti harama doğru gelenlere sakın hurmetsizlik etmeyin, ihramdan çıktığınız zaman isterseniz avlanın, sizi Mescidi haramdan menettiler diye bir takımlarına karşı beslediğiniz kin sakın sizi tecavüze sevk etmesin, birr-ü takva üzere yardımlaşın, günah-ü taaddi üzere yardımlaşmayın, Allahdan korkun çünkü Allahın ıkabı çok şiddetlidir

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'ın işaretlerine, haram aya, kurbana, gerdanlıklara; Rabb'lerinin lütuf ve rızasını dileyerek Beyt-i Haram'a gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi, Mescid-i Haram'dan alıkoymalarından dolayı bir halka olan kızgınlığınız, aşırı gitmenize neden olmasın. Günah ve düşmanlık üzerinde değil, iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'ın işaretlerine, haram aya, kurbana, gerdanlıklara; Rabb'lerinin lütuf ve rızasını dileyerek Beyt-i Haram'a gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi, Mescid-i Haram'dan alıkoymalarından dolayı bir halka olan kızgınlığınız, aşırı gitmenize neden olmasın. Günah ve düşmanlık üzerinde değil, iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'ın işaretlerine, haram aya, kurbana, gerdanlıklara; Rabb'lerinin lütuf ve rızasını dileyerek Beyt-i Haram'a gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi, Mescid-i Haram'dan alıkoymalarından dolayı bir topluma olan kızgınlığınız, aşırı gitmenize neden olmasın. Günah ve düşmanlık üzerinde değil, iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Fizilal-il Kuran

Ey iman edenler, Allah’ın nişanelerine, (kıtal) haram olan aya, (Kabe’ye) hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rablerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram’a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan men ettiği için bir kavme olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Allah’ın cezası şiddetlidir.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'nın şiarlarına, haram olan aya, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a (doğru) gelenlere (ammiyn) sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Tanrı'dan korkup sakının. Gerçekten Tanrı (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Ne Allah’ın hac alâmetlerine, ne haram aya (recep, zilkade, zilhicce ve muharrem), ne kurbanlık hediyelere, ne onlardaki gerdanlıklara, ne de Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i haram’a gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz! Mescid-i haram’a girmenizi engellediler diye, bir topluluğa olan kininiz, saldırıya yol açmasın! O halde, iyilik ve takva hususunda birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın. Allah’tan sakının, çünkü Allah azabı çok şiddetli olandır!

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, Allahın şeairine, haram olan aya, kurbanlık hediyyelere, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden hem bir ticaret, hem bir rızaa arayarak Beyt-i haraamı kasdedib gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin, ihramdan çıkdığınız vakit (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i haramdan men' etdiler diye bir kavme karşı beslediğiniz kin, sakın sizi tecavüze sevk etmesin. İyilik etmek, fenalıkdan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın Allahdan korkun. Şübhesiz ki Allah, cezası çok çetin olandır.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Allah'ın simgelerine (1), haram aya (2), kurbanlık hayvana ve (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman (dilerseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi aşırı gitmeye sürüklemesin. İyilik ve takva üzerine yardımlaşın, günâh ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, şüphesiz ki Allah azabı çetin olandır. (1. Şiar, bir inancı, bir dünya görüşünü ifade eden sembol demektir.) (2. Haram ay ifadesiyle zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarından her biri kastedilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Ne Allah’ın şeâirine (dîninin alâmetlerine), ne haram aya, ne(Kâ'be’ye hediye edilen) kurbana, ne (ona takılan) gerdanlıklara ne de Rablerinden bir lütuf ve bir rızâ arayarak Beyt-i Harâm’a gelenlere hürmetsizlik etmeyin! Ama ihrâmdan çıkınca artık avlanabilirsiniz.Ve sizi Mescid-i Harâm’dan men' ettiler diye bir kavme olan kin(iniz), sakın sizi haddi aşmaya sevk etmesin! Hem iyilik ve takvâ üzerine yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine ise yardımlaşmayın, hem Allah’dan sakının! Şübhe yok ki Allah, azâbı çok şiddetli olandır.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'ın nişanelerine, haram olan aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklı hayvanlara ve Rabblarından nimet, rıza taleb ederek Beyt'ül Haram'a gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydukları için bir kavme olan kininiz, siz haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. Günah işlemek ve aşırı gitmek üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, muhakkak ki Allah'ın cezası şiddetlidir.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah’ın sembollerine, haram ay(lar)a, (hediye edilmiş) kurban(lar)a ve (onlardaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Saygın Ev’e (Kâbe’ye) yönelmiş kişilere saygısızlık etmeyin! İhramdan çıkınca avlanın! Mescid-i Haram’dan sizi engelledikleri için bir topluma karşı öfke(niz) sizi haddi aşma suçuna sevk etmesin! İyilik ve takvâ (duyarlılık) üzerine yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Allahın koyduğu sembollere ve kutsal (Hac) ayına ve süslenmiş kurbanlıklara ve Rablerinin lütuf ve rızasını isteyerek Beytul-Harama koşanlara karşı saygısızlıkta bulunmayın; (ancak) hac göreviniz bittikten sonra serbestçe avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haramdan alıkoyanlara karşı öfkeniz, saldırganlık yapmanıza yol açmasın: erdemi ve ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allahın intikamı çetindir!

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah'ın sembollerine, kutsal aya, gerdanları süslenmiş kurbanlıklara ve Rablerinin ihsan ve rızasını isteyerek Beytu'l-Haram'a koşanlara karşı saygısızlık etmeyin! Ancak, hac ile ilgili sorumlulukları yerine getirdiğiniz zaman avlanın! Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara olan hıncınız, onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın; erdem ve takvada birbirinizle dayanışma içinde olun, günahkarca kötülük ve düşmanlıkta değil; artık Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Çünkü Allah'ın cezası pek çetindir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân edenler! Allah Teâlâ'nın ahkâm-ı şer'iyesine ve haram olan aya ve Harem'e gönderilen kurbana ve gerdanlıklı kurban hayvanlarına Rablerinden fazl ve rıdvan talebinde bulunarak Beyt-i Harâm'a gelmek kasdinde bulunanlara tecavüzü helâl addetmeyiniz. İhramdan çıktığınız zaman artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan men etmiş olduklarından dolayı bir kavime olan öfkelenmeniz sizi sakın tecavüze sevketmesin. Ve birr ve takvâ üzere yardımlaşınız ve günah ve adâvet üzere yardımlaşmayınız. Ve Allah Teâlâ'dan korkunuz, şüphe yok ki, Allah Teâlâ'nın azabı pek şiddetlidir.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Allah'ın nişanelerine, haram aya, kurbanlık hayvanlara, gerdanlıklara ve Rablerinden lütuf ve rızâ talep ederek Beyt-i haram'ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i haram'a sokmadıkları için bir kavme olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sevketmesin. İyilik ve takvâ üzerine yardımlaşınız, kötülük ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayınız. Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah'ın vereceği ceza çok şiddetlidir.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Ne Allah’ın şeairine, ne şehr-i harama, ne Kâbe’ye hediye olarak gönderilen kurbanlık hayvanlara, hele hele gerdanlık takılı kurbanlıklara, ne de Rabbinin lütfunu, ihsan edeceği kazancı ve O’nun rızasını arzulayarak Beyt-i Haram’a yönelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca isterseniz avlanın. Sizin Mescid-i Haram’ı ziyaretinizi engellediler diye birtakım kimselere karşı beslediğiniz kin ve öfke, sakın sizin onlara saldırmanıza yol açmasın. Siz iyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve başkasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, ne Allah'ın işaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlık(lı kurban)lara ve ne de Rablerinin lutuf ve rızasını arzu ederek Beyt-i haram'a doğru gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi suç işlemeğe itmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın, Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Allah'a kulluğun simgelerine, haram aylara, hacıların yanlarında getirdikleri kurbanlık hayvanlara, onlara takılan gerdanlıklara, Rablerinin ikramını ve rızasını elde etmek için Kabe'ye yönelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi engellediler diye bir topluluğa olan nefretiniz, sizi aşırılığa sürüklemesin. Erdemli olma ve takva /yanlışlardan korunma konusunda birbirinizle yardımlaşın ama günah ve taşkınlık konusunda yardımlaşmayın. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Allah'ın cezalandırması çetindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler, Allah'a kulluğun simgelerine, haram (yasak) ayına, hac kurbanına, gerdanlıklı kurbanlara ve Rablerinin ikramını ve rızasını aramak için Kabe'ye yönelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'dan men eden bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi aşırılığa sevk etmesin. İyilikte ve kendinizi korumada (takvada) yardımlaşın ama günahta ve taşkınlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun çünkü Allah'ın cezası pek ağırdır.

Şaban Piriş

- Ey iman edenler, Allah'ın nişanelerine, haram aya, kurbanlığa ve gerdanlık takılan hayvanlara, Rab'lerinden nimet ve rıza isteyerek Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'a girmenizi engellediği için bir topluma olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın. İyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına, haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Allah'ın nişanlarına, Haram Aylara, hac kurbanlarına, kurban olarak işaretlenmiş hayvanlara, Rablerinin lütfunu ve rızasını arayarak Kâbe'ye gelenlere tecavüz etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman ise avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haramın ziyaretinden alıkoydukları için bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. İyilik ve takvâda yardımlaşın; günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın cezası pek çetindir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Allah'ın ibadet, iyilik ve güzellik alameti kıldığı şeylere, çarpışmanın yasak olduğu haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklara, Rablerinden bir lütuf ve rıza niyaz ederek Mescid-i Haram'a gelmiş olanlara saygısızlık etmeyin! İhramdan çıktığınız vakit avlanın. Bir topluluğun, sizi Mescid-i Haram'dan uzak tutmak için sergilediği kötülük, sizi saldırganlık ve düşmanlığa sakın itmesin! Hayırda erginlik/dürüstlük ve takva üzere yardımlaşın! Kötülük/çirkinlik, düşmanlık/saldırganlık üzere yardımlaşmayın. Allah'tan sakının! Kuşkunuz olmasın ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Allahın nişanələrinə, haram aylara, qurbanlıq heyvana, boynuna nişan taxılmış qurbanlıq heyvanlara, Rəbbinin lütfünü və razılığını diləyərək Beytulharama gələnlərə qarşı hörmətsizlik etməyi halal saymayın. İhramdan çıxdığınız zaman ov edə bilərsiniz. Sizi Məscidulharama daxil olmağa qoymayan camaata qarşı olan kin-küdurət sizi təcavüz etməyə sövq etməsin. Yaxşılıq etməkdə və Allahdan qorxmaqda bir-birinizə yardım edin. Günah işlər görməkdə və düşmənçilikdə bir-birinizə köməkçi olmayın. Allahdan qorxun. Həqiqətən, Allah şiddətli cəza verəndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Allahın müəyyən etdiyi mərasimə (həcc mərasiminə), haram (hörmətli) aya (həcc ayı hesab edilən zülhiccəyə və ya rəcəb zülqəʼdə, zülhiccə və məhərrəm aylarına), (Kəʼbəyə gətirilən) qurbanlara, boynuna nişan taxılmış qurbanlıq heyvanlara, həmçinin Rəbbinin lütfünü və razılığını diləyərək Beytülhərama (müqəddəs evə) üz tutub (ziyarətə) gələnlərə hörmətsizlik etməyin! Onlara qarşı nalayiq işlər görməyi özünüzə halal (rəva) bilməyin! İhramdan çıxdığınız zaman (istəsəniz) ov edin. (Vaxtilə) sizi Məscidülhərama daxil olmağa qoymayan camaata qarşı bəslədiyiniz kin sizi təcavüzə sövq etməsin (zülm və haqsızlıq günahına batırmasın). Yaxşılıq etməkdə və pis əməllərdən çəkinməkdə əlbir olun, günah iş görməkdə və düşmənçilik etməkdə bir-birinizə kömək göstərməyin. Allahdan qorxun. Həqiqətən, Allahın əzabı şiddətlidir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Mißachtet nicht Gottes Kultzeichen und den Heiligen Monat, in dem kein Krieg geführt werden darf, den Brauch, bei der Pilgerfahrt Tiere zu verschenken und den Brauch, diese Tiere mit Halsgehängen zu kennzeichnen! Ihr dürft niemanden davon abhalten, sich zum Heiligen Haus zu begeben, um durch Handel Gewinn zu erzielen und durch Andacht Gott zu gefallen. Wenn ihr den Weihezustand beendet habt (und aus dem Bereich des Heiligen Hauses heraus seid), dürft ihr jagen. Ihr dürft euch nicht aus Haß gegenüber den Leuten, die euch einst von der Heiligen Moschee zurückgewiesen haben, dazu verleiten lassen, Übertretungen zu begehen. Helft einander, gute Taten zu vollbringen und Frömmigkeit zu erlangen, nicht jedoch Sünden und Übertretungen zu begehen! Fürchtet Gott, denn Seine Strafe ist überaus schwer!

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, entweiht nicht die Kultzeichen Allahs, noch den Schutzmonat, noch die Opfertiere, noch die Halsgehänge, noch die, die das geschützte Haus aufsuchen, indem sie nach Huld von ihrem Herrn trachten und nach Wohlgefallen. - Wenn ihr den Weihezustand abgelegt habt, dann dürft ihr jagen. - Und der Haß, den ihr gegen (bestimmte) Leute hegt, weil sie euch von der geschützten Gebetsstätte abgehalten haben, soll euch ja nicht dazu bringen zu übertreten. Helft einander zur Güte und Gottesfurcht, aber helft einander nicht zur Sünde und feindseligem Vorgehen, und fürchtet Allah! Allah ist streng im Bestrafen.

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt! Entweihet weder die Glaubensausübung zur Verherrlichung Allahs, noch den heiligen Monat, noch die Opfertiere, noch die geweihten Opfertiere, noch die nach dem heiligen Hause Ziehenden, die da Gunst und Wohlgefallen von ihrem Herrn suchen. Wenn ihr den Weihezustand beendet habt, dürft ihr jagen; ihr dürft dazu nicht bewegt werden durch den Haß, den ihr gegen Leute hegt, weil sie euch von der heiligen Moschee abgehalten haben, so daß ihr eine Übertretung begeht. Und helft einander in Rechtschaffenheit und Frömmigkeit; doch helft einander nicht in Sünde und Übertretung. Und fürchtet Allah; denn Allah ist streng im Strafen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Erklärt nicht für halal (die Verletzung) weder von ALLAHs Schaʹira , noch von dem Haram-Monat , noch von den Hadyi- Opfertieren , noch von den mit Halsbändern gekennzeichneten Opfertieren , noch von den Besuchern von Al-baitul-haram , die nach Gunst von ihrem HERRN und Wohlgefallen streben! Und wenn ihr den Ihram beendet, dann dürft ihr wieder auf die Jagd gehen. Und die Abneigung gegenüber Leuten, die euch (vom Besuch) von Almasdschidul-haram abgehalten haben, darf euch nicht dazu veranlassen, daß ihr eine Aggression begeht. Und kooperiert miteinander beim gottgefällig Gebotenen und bei Taqwa. Doch kooperiert nicht bei dem Verwerflichen und bei der Übertretung! Und handelt Taqwa gemäß ALLAH gegenüber. Gewiß, ALLAH ist hart im Strafen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues: Do not desecrate Allah’s religious rites* nor violate the Sacred Month** (unless attacked) or interfere with the offerings, nor disturb the garlands mantling them identifying the sacrifice nor obstruct the way against those seeking grace, being bound for the Sacrosanct House betaking themselves to Providence for His bounty. And when you have concluded the proceedings of Allah’s religious rites and divested yourselves of the pilgrim's garb and moved away from the environs of the Sacrosanct House, you may engage in the chase if you like. And let not your hatred of a people, once your enemies who malevolently obstructed your way to the Sacrosanct House, stir your emotions to retaliate. And unite in good will to effectuate moral virtue and piety and not in sin, transgression and impiety, and entertain the profound reverence dutiful to Allah; Who punishes severely.

Abdul Haleem

so, you who believe, do not violate the sanctity of God’s rites, the Sacred Month, the offerings, their garlands, nor those going to the Sacred House to seek the bounty and pleasure of their Lord––but when you have completed the rites of pilgrimage you may hunt. Do not let your hatred for the people who barred you from the Sacred Mosque induce you to break the law: help one another to do what is right and good; do not help one another towards sin and hostility. Be mindful of God, for His punishment is severe.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Violate not the sanctity of the symbols of Allah, nor of the sacred month, nor of the animals brought for sacrifice, nor the garlands that mark out such animals, nor the people resorting to the sacred house, seeking of the bounty and good pleasure of their Lord. But when ye are clear of the sacred precincts and of pilgrim garb, ye may hunt and let not the hatred of some people in (once) shutting you out of the Sacred Mosque lead you to transgression (and hostility on your part). Help ye one another in righteousness and piety, but help ye not one another in sin and rancour: fear Allah: for Allah is strict in punishment.

Abul A'la Maududi

Believers! Neither desecrate the symbols of (devotion to) Allah, nor the holy month, nor the animals of offering, nor the animals wearing collars indicating they are for sacrifice, nor ill-treat those who have set out for the Holy House seeking from their Lord His bounty and good pleasure. But once you are free from Pilgrimage obligations, you are free to hunt. Do not let your wrath against the people who have barred you from the Holy Mosque move you to commit undue transgressions; rather, help one another in acts of righteousness and piety, and do not help one another in sin and transgression. Fear Allah. Surely Allah is severe in retribution.

Aisha Bewley

You who have iman! do not profane the sacred rites of Allah or the sacred months, or the sacrificial animals, or the ritual garlands, or those heading for the Sacred House, desiring profit and good pleasure from their Lord. When you have come out of ihram, then hunt for game. Do not let hatred for a people who debar you from the Masjid al-Haram incite you into going beyond the limits. Help each other to goodness and taqwa. Do not help each other to wrongdoing and enmity. Have taqwa of Allah. Allah is severe in retribution.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Violate not the sanctity of the Symbols of Allâh, nor of the Sacred Month, nor of the animals brought for sacrifice, nor the garlanded people or animals[1], and others nor the people coming to the Sacred House (Makkah), seeking the bounty and good pleasure of their Lord. But when you finish the Ihrâm (of Hajj or ‘Umrah ), you may hunt, and let not the hatred of some people in (once) stopping you from Al-Masjid-Al-Harâm (at Makkah) lead you to transgression (and hostility on your part). Help you one another in Al-Birr and At-Taqwâ (virtue, righteousness and piety); but do not help one another in sin and transgression. And fear Allâh. Verily, Allâh is Severe in punishment.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not violate Allah’s sacraments, neither the sacred month, nor the offering, nor the necklaces, nor those bound for the Sacred House who seek their Lord’s grace and [His] pleasure. But when you emerge from pilgrim sanctity you may hunt for game. Ill feeling for a people should not lead you, because they barred you from [entering] the Sacred Mosque, to transgress. Cooperate in piety and Godwariness, but do not cooperate in sin and aggression, and be wary of Allah. Indeed Allah is severe in retribution.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! do not desecrate the symbols (that lead to the knowledge and realisation) of Allâh, nor any sacred month, nor the animals brought as an offering, nor those animals wearing necklaces (as a mark of sacrifice during the Hajj), nor those (Pilgrims) repairing to the Sacred House, seeking favour and grace of their Lord and (His) good pleasure. And when you are free from Pilgrimage, having taken off the Pilgrims garb and are off the Sacred Precincts you may go hunting. And do not let the enmity of a people (and your grievances) that they hindered you from the Masjid al-Harâm (- Holy Mosque at Makkah) incite you to transgression (against them). Help one another in righteousness and in warding off evil, but do not help one another to commit sin and transgression, and take Allâh as a shield. Surely, Allâh is Severe in retribution.

Arthur John Arberry

O believers, profane not God's waymarks nor the holy month, neither the offering, nor the necklaces, nor those repairing to the Holy House seeking from their Lord bounty and good pleasure. But when you have quit your pilgrim sanctity, then hunt for game. Let not detestation for a people who barred you from the Holy Mosque move you to commit aggression. Help one another to piety and godfearing; do not help each other to sin and enmity. And fear God; surely God is terrible in retribution.

Bijan Moeinian

O’ you who believe, have not disrespect for the rituals established by Lord, nor the sacred months, nor the animals to be offered, nor the garlands marking them, nor the people who head for Mecca seeking purification from God. Once you performed the rituals, then you may start hunting. Do not let your hatred toward those who prevented you of pilgrimage to Mecca lead you to engage in hostility with them. Help each other in righteousness and in acting according to divine laws; do not encourage commitment of sins and disobedience of God. Fear you Lord as He is sever in punishment.

E. Henry Palmer

O ye who believe! do not deem the monuments of God to be lawful, nor the sacred month, nor the offering, nor its neck garlands, nor those who sojourn at the sacred house, craving grace from their Lord and His pleasure. But when ye are in lawful state again, then chase; and let not ill-will against the people who turned you from the Sacred Mosque make you transgress; but help one another in righteousness and piety, and do not help one another to sin and enmity; but fear God, - verily, God is keen to punish.

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not violate God's decrees, nor the restricted month, nor the donations, nor what is regulated, nor maintainers of the Restricted Sanctuary who are seeking a bounty from their Lord and a blessing. When it is permitted for you, then you may hunt. Let not the hatred of another people, because they had barred you from the Restricted Temple, tempt you to aggress. Bond together in piety and righteousness, and do not bind together in sin and animosity. Be aware of God, for God's retribution is severe.

George Sale

O true believers, violate not the holy rites of God, nor the sacred month, nor the offering, nor the ornaments hung thereon, nor those who are travelling to the holy house, seeking favour from their Lord, and to please Him. But when ye shall have finished your pilgrimage; then hunt. And let not the malice of some, in that they hindered you from entering the sacred temple, provoke you to transgress, by taking revenge on them in the sacred months. Assist one another according to justice and piety, but assist not one another in injustice and malice: Therefore fear God; for God is severe in punishing.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Profane not the Symbols of Allah (things connected with the pilgrimage), nor the sacred month (of pilgrimage), nor the sacrificial offering, nor the garlands (decorating these animals), nor those who sojourn at the sacred house (Kaaba), craving the grace and pleasure of their Lord. But when you are clear of the sacred precincts and the pilgrim's garb then you may hunt again. And let not hatred against the people who once turned you from the Sacred Mosque tempt you to transgress; but help one another unto righteousness and pious duty. Help not one another unto sin and enmity; but fear (respect and keep your duty to) Allah. Verily, Allah is severe in punishment.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not violate the way marks of Allah, nor the Inviolable Month, nor the offering, nor the garlands, nor the ones repairing to the Inviolable Home seeking from their Lord Grace and all-blessed Satisfaction; and when you are not on pilgrimage, (Literally: when you have become legally permissible, i. e., no longer in the sanctified state of a pilgrim) then (go game) hunting. And do not let antagonism of a people who barred you from the Inviolable Mosque provoke you to transgress. And help one another to benignancy and piety, and do not help one another to vice and hostility, and be pious to Allah; surely Allah is strict in punishment.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Profane not Allah's monuments nor the Sacred Month nor the offerings nor the garlands, nor those repairing to the Sacred House, seeking the grace and pleasure of their Lord. But when ye have left the sacred territory, then go hunting (if ye will). And let not your hatred of a folk who (once) stopped your going to the inviolable place of worship seduce you to transgress; but help ye one another unto righteousness and pious duty. Help not one another unto sin and transgression, but keep your duty to Allah. Lo! Allah is severe in punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, do not violate the (sanctity of) offerings to God, nor the rites of the holy month, nor sacrificial cattle with garlands (that are brought to the Ka'bah), nor of the people who flock to the Holy House seeking the bounties of their Lord, and His pleasure. Hunt when you have laid aside the robe of the pilgrim. And do not let your hatred of a people who had barred you from the Holy Mosque lead you to aggression. But help one another in goodness and piety, and do not assist in crime and rebellion, and fear God. Surely God is severe in punishment.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Offend not against the symbols set up by God, nor against the sacred month [of pilgrimage], nor against the garlanded offerings, nor against those who flock to the Inviolable Temple, seeking favour with their Sustainer and His goodly acceptance; and [only] after your pilgrimage is over are you free to hunt. And never let your hatred of people who would bar you from the Inviolable House of Worship lead you into the sin of aggression: but rather help one another in furthering virtue and God-consciousness, and do not help one another in furthering evil and enmity; and remain conscious of God: for, behold, God is severe in retribution!

Mustafa Khattab

O believers! Do not violate Allah’s rituals ˹of pilgrimage˺, the sacred months, the sacrificial animals, the ˹offerings decorated with˺ garlands, nor those ˹pilgrims˺ on their way to the Sacred House seeking their Lord’s bounty and pleasure. When pilgrimage has ended, you are allowed to hunt. Do not let the hatred of a people who once barred you from the Sacred Mosque provoke you to transgress. Cooperate with one another in goodness and righteousness, and do not cooperate in sin and transgression. And be mindful of Allah. Surely Allah is severe in punishment.

Progressive Muslims

O you who believe, do not violate God's decrees, nor the restricted month, nor the donations, nor what is regulated, nor the safety made by the Restricted Sanctuary; for they are seeking a bounty from their Lord and a blessing. And when it is permitted for you, then you may hunt. And let not the hatred of another people; because they had barred you from the Restricted Temple; make you aggress. And bond together in piety and righteousness, and do not bind together in sin and aggression. And be aware of God, for God's retribution is severe.

Sahih International

O you who have believed, do not violate the rites of Allah or [the sanctity of] the sacred month or [neglect the marking of] the sacrificial animals and garlanding [them] or [violate the safety of] those coming to the Sacred House seeking bounty from their Lord and [His] approval. But when you come out of iúram, then [you may] hunt. And do not let the hatred of a people for having obstructed you from al-Masjid al-îaram lead you to transgress. And cooperate in righteousness and piety, but do not cooperate in sin and aggression. And fear Allah ; indeed, Allah is severe in penalty.

Sam Gerrans

O you who heed warning: violate not the tokens of God, nor the inviolable month, nor the offering, nor the necklaces, nor the visitors to the inviolable house seeking the favour of their Lord and approval. And when you are permitted, then you may hunt. And let not hatred of a people who turned you away from the inviolable place of worship move you to commit injustice. And assist one another to virtue and prudent fear; and assist not one another in sin and enmity. And be in prudent fear of God; God is severe in retribution.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Do not violate the symbols set up by Allah, nor the Sacred Months (2:194), nor the gifts, nor the camels for use as transport or sacrifice, nor the garlands marking them, nor the people who proceed to the Sacred Sanctuary, Ka'bah, seeking Allah's Blessings and Approval. When you have completed the Hajj, you are free to hunt. Let not your hatred of a people lead you into transgression, because they prevented you from going to the Sacred Masjid (48:25). Help one another in acts of collective benefit and in being mindful of Allah, and do not help one another in deeds that hurt humanity and in creating a wedge between people. Be mindful of Allah's Laws. His Law of Requital is strong in grasping.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do not change the holiness of the (sacred) Symbols of Allah, nor of the sacred Month of Ramadan, nor of the animals brought for sacrifice, nor of the garlands (for such animals or of the people), nor of the people coming to the Sacred House (in Makkah) seeking the bounty and the good pleasure of their Lord. But when you are away from the Sacred Grounds and (out) of the pilgrim clothes (I’hram ), you may hunt: And let not the hate of some people who (earlier) shut you out of the Sacred Mosque (in Makkah) lead you to overstepping your (own) limits (and bitterness on your part). You help one another in righteousness and in good deeds, but do not help one another in sin and evil: Fear Allah: Because Allah is strict in punishment.

Taqi Usmani

O you who believe, do not violate (the sanctity) of the Marks of Allah, nor of the sacred month, nor of the sacrificial animal, nor of the garlands, nor of those proceeding to the Sacred House, seeking the grace of their Lord and (His) Pleasure. When you are out of Ihrām, you may hunt. Malice against a people for their having prevented you from Al-Masjid-ul-Harām, should not cause you to cross the limits. Help each other in righteousness and piety, and do not help each other in sin and aggression. Fear Allah. Surely, Allah is severe at punishment.

The Monotheist Group

O you who believe, do not violate the symbols of God, nor the restricted month, nor the donations, nor what is regulated, nor the safety made by the Restricted Sanctuary; for they are seeking a bounty from their Lord and a blessing. And when it is permitted for you, then you may hunt. And let not the hatred of another people; because they had barred you from the Restricted Temple; make you aggress. And help each other in piety and righteousness, and do not help each other in sin and aggression. And be aware of God, for the retribution of God is severe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O les croyants! Ne profanez ni les rites du pèlerinage (dans les endroits sacrés) dʹAllah, ni le mois sacré, ni les animaux de sacrifice, ni les guirlandes, ni ceux qui se dirigent vers la Maison sacrée cherchant de leur Seigneur grâce et agrément. Une fois désacralisés, vous êtes libres de chasser. Et ne laissez pas la haine pour un peuple qui vous a obstrué la route vers la Mosquée sacrée vous inciter à transgresser. Entraidez-vous dans lʹaccomplissement des bonnes œuvres et de la piété et ne vous entraidez pas dans le péché et la transgression. Et craignez Allah, car Allah est, certes, dur en punition!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî bawermendan! Nedin ser nîşanên dînê Xwedê û rûmeta meha heramkirî ya birûmet. Heywanên ji bo Qurbanê û terşên stûristikkirî (ku dîyarî ne ji bo Kabê) û kesên ku ji bo daxwazkirina berjewendiyeke bazirganî û rizaya Xwedayê xwe serdana mala pîroz dikin, li hember wan bêrêziyê mekin. Vêca dema hûn ji îhraman derketin bi serbestî nêçîrê bikin. Bila kîna we, ya ji qewmekî bi sedema rêka Kabê li we girtibûn, we neajo ser zêdegaviyê! Li ser qencî û teqwayê arîkariya hev bikin û li ser gunehkarî û zêdegaviyê arîkariya hev mekin. Hay ji (emr û nehyê) Xwedê hebin, bêguman cezakirina Xwedê pir dijwar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Ontwijdt Gods gewijde symbolen niet, noch de heilige maand, noch de offergave, noch de halsomhangsels, noch hen die zich naar het heilige huis begeven om naar goedgunstigheid van hun Heer en welgevallen te streven. Wanneer jullie niet (meer) in gewijde staat zijn, dan mogen jullie op jacht gaan. En laat de afkeer van bepaalde mensen, omdat zij jullie de weg naar de heilige moskee versperren, jullie er niet toe brengen overtredingen te begaan, maar staat elkaar bij in vroomheid en godvrezendheid en staat elkaar niet bij in zonde en overtreding, maar vreest God. God is streng in de afstraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O, ware geloovigen! schendt niet de heilige voorschriften van God, noch de heilige maand, noch de offerande, noch de versierselen daaraan hangende. Eerbiedigt hen, die naar het heilige huis reizen, om de gunst des Heeren te zoeken en hem te behagen. Maar indien gij uwen pelgrimstocht hebt volbracht, jaagt dan. En laat de boosheid van hen, die u zouden willen beletten, den heiligen tempel binnen te gaan u niet tot onrechtvaardigheden verlokken. Helpt elkander naar rechtvaardigheid en vroomheid, maar ondersteunt elkander niet in onrechtvaardigheid en boosheid; vreest dus God; want God is een streng straffer.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven! Ontheiligt niet de gewijde Tekenen van Allah en niet de gewijde Maand (van de Haddj) en niet de offerieren en niet de halsomhangsels en niet degenen die onderweg zijn naar het Gewijde Huis (de Kaʹbah) terwijl zij de gunst en het welgevallen van hun Heer zoeken. En wanneer jullie gewijde toestand voltooid is, dan (mogen) jullie jagen. En laat de haat van een volk dat jullie hindert (te gaan) naar de Masdjid al Harâm (de gewijde Moskee te Mekkah) jullie er niet toe brengen overtredingen te begaan, maar ondersteunt elkaar bij het goede en Taqwa. En steunt elkaar niet bij zonde en overtreding. En vreest Allah. Voorwaar, Allah is streng in de bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Не нарушайте установлений Аллаха [границ того, что Он запретил], ни (в отношении) запретного месяца [[Запретных месяца – четыре: зуль-каада, зуль-хиджжа, мухаррам и раджаб.]] (когда не дозволялось сражаться), ни (в отношении) ведомых (к Запретной мечети) (жертвенных животных), ни (в отношении) украшенных [[Паломники вешали на шеи жертвенных животных украшенные плетенные веревки, чтобы другие по этим животным узнавали, что их хозяин направляется совершить паломничество.]] (жертвенных животных), (также нельзя покушаться) ни на (паломников) стремящихся к Запретной (для греха) Мечети, которые желают (обрести) щедрость [награду] от их Господа и (Его) благоволение [довольство]. А когда вы (после завершения всех обрядов паломничества снова будете) в состоянии дозволенности [выйдете из состояния запрещения (ихрам)], то охотьтесь. И пусть не втянет [не подтолкнет] вас в грех злоба (по отношению) к людям [жителям Мекки, которые воспрепятствовали вам совершить паломничество, как это было в год Худайбийи] за то, что они отклонили вас от Запретной Мечети, к тому, что вы преступите [нарушите повеление Аллаха в отношении их]. И помогайте (о, верующие) одни (из вас) другим в благочестии [совершении благих поступков] и остережении (от совершения грехов и ослушаний), но не помогайте в (совершении) греха и (во) вражде [в несправедливости и нарушении границ установлений Аллаха]. И остерегайтесь (наказания) Аллаха (выполняя то, что Он повелел и сторонясь того, что Он запретил): поистине, Аллах силен в наказании!

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Соблюдайте предписания Аллаха, [не нарушайте] запретный месяц, не считайте дозволенными ни жертвенных, ни украшенных [в честь хаджа] животных, не причиняйте вреда отправляющимся к Запретному храму - стремятся они к милости и благоволению Аллаха. Когда же вы завершили хадж, то можете охотиться. И пусть ненависть к людям, которые не допускали вас к Запретной мечети, не толкнет вас на грех. Помогайте друг другу в благочестии и богобоязненности, но не помогайте друг другу в грехе и вражде. И страшитесь Аллаха. Воистину, Аллах суров в наказании!