Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.

لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَاءَ اللّٰهُ اٰمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا

le ḳad Sadeḳa (a)llahu rasūlehu r-ru'yā bi l-Haḳḳi le tedḣulunne l-mescide l-Harāme in şā'e (a)llahu āminīne muHalliḳīne ru'ūsekum ve muḳaSSirīne lā teḣāfūne fe ǎlime mā lem teǎ'lemū fe ceǎle min dūni ƶālike fetHen ḳarīben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدْle ḳadandolsun
2صَدَقَSadeḳaص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğruladı
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4رَسُولَهُrasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçisinin
5الرُّءْيَاr-ru'yāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.rüyasını
6بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak ile
7لَتَدْخُلُنَّle tedḣulunneد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgireceksiniz
8الْمَسْجِدَl-mescideس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmekMescid-i
9الْحَرَامَl-Harāmeح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.Haram'a
10اِنْineğer
11شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilerse
12اللّٰهُ(a)llahuAllah
13اٰمِنِينَāminīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamangüven içinde
14مُحَلِّقِينَmuHalliḳīneح ل قSoymak, sıyırmak, çıkarmak, tıraş etmek, rahatsız etmek, şanssız, tamamen yok etmek veya kesmek, zırh, daire çizmek veya döndürmek, birinin maaşını/ödeneğini/tahsisatını iptal etmek, hale, yüksek oldu/olmuş, azalmak ve yok olmak, olgunlaşma, keskin, çabuk, hızlı, çevik, aktif, çevresindeki şeylerden yükselen ve bitki örtüsü olmayan yüksek dağ, halka, ustura, keskin (kılıç veya insan için söylenir).traş ederek
15رُؤُ۫سَكُمْru'ūsekumر ا سBaş, reis/komutan/hükümdar/vali/prens, kafasına vurmak, birini yönetici yapmak, yüksek rütbe/duruma gelmek, en yüksek veya en üst kısım, paranın ana/temel miktarı, başlangıç veya ilk kısım, kalabalık ve güçlü insan topluluğu.başlarınızı
16وَمُقَصِّرِينَve muḳaSSirīneق ص رKısalmak, az veya hiç güce sahip olmamak, cimri olmak, yetersiz kalmak, bir şeye ulaşamamak, terk etmek/vazgeçmek/kaçınmak/vazgeçmek/son vermek, uzunluğundan almak, kırpmak/itmek, kısıtlanmış/sınırlandırılmış/sınırlı, belirli sınırlar veya limitler içinde tutmak, kısıtlamak/alıkoymak, engellemek/önlemek, kendini toplamak veya bir araya getirmek, itaatkar, günün son kısmı. kasr (çoğul. kusur) - geniş ve ferah ev, kale, saray.ve(ya) kısaltarak
17لَا
18تَخَافُونَteḣāfūneخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkmadan
19فَعَلِمَfe ǎlimeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameböylece bildi
20مَاşeyi
21لَمْlem
22تَعْلَمُواteǎ'lemūع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesizin bilmediğiniz
23فَجَعَلَfe ceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve verdi
24مِنْmin
25دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabaşka
26ذٰلِكَƶālikebundan
27فَتْحًاfetHenف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.bir fetih
28قَرِيبًاḳarībenق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki Allah, Peygamberine gerçek bir rüya göstermiştir; Allah dilerse emîn olarak ve başlarınızı tıraş ettirerek, saçlarınızı kestirip kısaltarak elbette sizi Mescid-i Harâm'a sokacak; gerçekten de o, sizin bilmediğinizi bilmektedir, derken bundan başka da yakın bir fetih ve zafer gerçektir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki Allah, Peygamberine gerçek bir rüya göstermiştir; Allah dilerse emîn olarak ve başlarınızı tıraş ettirerek, saçlarınızı kestirip kısaltarak elbette sizi Mescid-i Harâmʼa sokacak; gerçekten de o, sizin bilmediğinizi bilmektedir, derken bundan başka da yakın bir fetih ve zafer gerçektir.

Adem Uğur

Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Allah, Rasulüne rüyasını Hak olarak doğruladı. . . İnşaAllah, (kiminiz) kafalarınızı tıraş etmiş ve (kiminiz saçlarınızı) kısaltmış olarak, güven içinde Mescid-i Haram'a kesinlikle gireceksiniz! (Allah) bilmediğinizi bilerek size bundan önce feth-i kariyb (yakınlık {kurb} fethi) müyesser kıldı.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, Allah, Rasulünün gördüğü rüyanın doğru olduğunu kesinkes size gösterecektir. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olursa eğer, siz güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediklerinizi bilir. Bundan önce de size, yakında gerçekleşecek bir zafer takdir etmiştir.

Ahmet Varol

Andolsun ki, Allah Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse Mescidi Haram'a güven içinde, saçlarınızı traş etmiş ve (kiminiz de) kısaltmış olarak korkmaksızın gireceksiniz. (Allah) sizin bilmediğinizi bildi ve bundan önce yakın bir fetih nasip etti.

Ali Bulaç

Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.

Ali Fikri Yavuz

And olsun ki Allah, gerçekten Peygamberine o rüyayı hak olarak doğru gösterdi. And olsun ki, İnşaallah emniyet içinde bulunan kimseler olarak başlarınızı traş etmiş ve kısaltmış olduğunuz halde korkmazsınız mutlaka Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Fakat Allah sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de Mekke fethinden önce, yakın bir fetih (Hayber fethini) yaptı. (Hz. Peygamber Hudeybiye seferine çıkmazdan önce bir rüya görmüş ve emniyet içerisinde umre haccını ifa edeceklerini ashab-ı kirama bildirmişlerdi. Fakat Mekke’nin fethi ertesi yıla kalınca, imanı zayıf bazı kimseler “münafıklar” dedi koduya başladılar. Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil olmuştur.)

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Allah, Kendi elçisinin düşünü gerçekleştirdi. Allah dilerse. güven içinde, başınız tıraşlı ve kısaltılmış olarak ve korkusuzca Kutsal Yakarış Evi'ne kesinlikle gireceksiniz. Nitekim sizin bilmediğinizi bildiği için, bundan başka, size yakın bir utku daha vermiştir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki Allah, Peygamberine rüyayı doğru çıkardı. Allah dilerse, Mescid-i Haram'a güven içerisinde, başlarınızı tıraş ederek ve saçlarınızı kısaltmış olarak korkusuzca gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. Bu rüyadan sonra size yakın bir fetih nasip edecektir.

Bekir Sadak

And olsun ki Allah, peygamberinin ruyasinin gercek oldugunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, guven icinde, baslarinizi tiras etmis veya saclarinizi kisaltmis olarak, korkmadan Mescidi Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediginizi bilir. Size, bundan baska, yakin zamanda bir zafer verecektir.

Celal Yıldırım

And olsun ki, Allah, Peygamberine o rüyayı hakk ile doğru gösterdi : Şanıma yemin olsun ki, elbette —Allah dilerse— güven içinde başlarınızı tıraş etmiş veya kırkmış bir halde korkmadan Mescid-i Harâm'a gireceksiniz. O, sizin bilmediğinizi bilir ve ondan önce (veya sonra) yakın bir fetih verdi (veya verecek).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah, resulüne gerçeğe uygun rüyasında doğruyu bildirmiştir. Allah izin verirse hiçbir şeyden korkmaksızın, (umrenizi yaptıktan sonra) ya saçlarınızı kazıtarak veya kısmen kestirerek, güven duygusu içinde Mescid-i Harâm’a muhakkak gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilmektedir ve bundan başka hemen gerçekleşecek bir fethi de takdir buyurmuştur.

Diyanet İşleri

Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki Allah, Peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescidi Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Size, bundan başka, yakın zamanda bir zafer verecektir.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Allah gerçekten peygamberine o rüyayı hakkıyla doğru gösterdi, Şanıma yemin ederim ki, İnşaallah Mescid-i Haram'a güvenlik içinde başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkusuzca gireceksiniz! Ancak O, sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan önce yakın bir fetih verdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanına kasem olsun ki Allah hakikaten Resulüne o rü'yayı hakkıyle sadık gösterdi, şanına kasem olsun ki inşaallah Mescidi harama emniyyetler içinde, başlarınızı kazıtarak, kırkarak, korkunuz olmıyarak sureti kat'iyyede gireceksiniz, fakat sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan önce yakın bir fetih yaptı

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Allah, Resul'ünün rüyasını hakk ile doğruladı. Allah dilerse, Mescid-i Haram'a başlarınız tıraş edilmiş ve saçlarınız kısaltılmış olarak korkmadan güven içinde gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyordu. Bundan başka size yakın bir fetih takdir etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Allah, Resulünün rüyasını hakk ile doğruladı. Allah dilerse, Mescid-i Haram'a başlarınız tıraş edilmiş ve saçlarınız kısaltılmış olarak korkmadan güven içinde gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyordu. Bundan başka size yakın bir fetih takdir etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Allah, Rasul'ünün rüyasını hakk ile doğruladı. Allah dilerse, Mescid-i Haram'a başlarınız tıraş edilmiş ve kısaltılmış olarak güven içinde korkmadan gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyordu. Bundan başka size yakın bir fetih takdir etti.

Fizilal-il Kuran

Andolsun ki Allah, Peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, güven içinde başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınız kısaltılmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. Size bundan başka, yakın zamanda bir zafer verecektir.

Gültekin Onan

Andolsun Tanrı, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Tanrı dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven (aminiyne) içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Tanrı, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.

Hamdi Döndüren

Hiç kuşkusuz Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Siz, Allah dilerse güven içinde saçlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a elbette gireceksiniz! Fakat Allah sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de bundan önce size yakın bir fetih daha verdi.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki Allah, resulünün gördüğü rü'yanın hak olduğunu tasdıyk etmişdir. İnşaallah (hepiniz) —emniyyet içinde, (kiminiz) başlarınızı tıraş etdirerek, (kiminiz saçlarınızı) kısaltarak— korkusuzca mutlakaa Mescid-i haraama gireceksiniz. Fakat (Allah) sizin bilmediğinizi bildi de ondan önce yakın bir feth yapdı.

Hasib Asutay

Andolsun, Allah elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve (ya) kısaltmış olarak korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce (15) (size) yakın bir fetih (16) (nasip) kıldı. (15. Mekke'ye girmeden önce.) (16. Hudeybiye seferinden birkaç hafta sonra Hayber fethi gerçekleşti. Ertesi yıl kaza umresi yapılarak Allah Resulünün rüyası gerçekleşti.)

Hayrat Neşriyat

Şânına yemîn olsun ki Allah, Peygamberine (gösterdiği) o rüyâyı hak olarak tasdîk etmiştir. Allah dilerse başlarınızı(n saçlarını tamâmen) tıraş etmiş ve kısaltmış, emniyet içinde kimseler olarak, korkmadan mutlaka Mescid-i Harâm’a gireceksiniz! İşte (Allah) sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan (Mekke’nin fethinden) önce (size), yakın bir fetih(Hudeybiye anlaşmasını ve Hayber’in fethini) verdi.

İbni Kesir

Andolsun ki; Allah, Rasulünün gördüğü rü'yanın hak olduğunu tasdik etmiştir. Allah, dilerse; siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Bundan başka size yakın bir zamanda bir feth de verecektir.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Allah, Elçisinin rüyasını bir amaç uğruna doğru çıkarmıştır. İnşallah şüphesiz ki siz güven içinde (kiminiz) başlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz saçlarını) kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bunun dışında size yakın bir zafer vermiş (olacak)tır.

Muhammed Esed

Allah, Elçisi'nin sadık rüyasını gerçekleştirmiştir. Allah dilerse, Mescid-i Haram'a güven içinde, başlarınız traşlı yahut saçlarınız kısa kesilmiş olarak ve hiçbir korkuya kapılmadan mutlaka girersiniz çünkü O, sizin bilmediğinizi (her zaman) bilmektedir ve (sizin için,) bunun yanısıra, yakında gerçekleşecek bir zafer takdir etmiştir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Allah, gördüğü rüyayı gerçekleştirmek suretiyle Elçisini tasdik etmiştir: Elbet Allah dilerse Mescid-i Haram'a güven içerisinde, başlarınız tıraşlı veya kısa kesilmiş olarak ve asla korkuya kapılmadan gireceksiniz: çünkü O sizin bilmediğinizi bilmektedir ve bundan ayrı olarak yakında gerçekleşecek bir fetih takdir etmiştir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şanıma kasem olsun ki, Allah Teâlâ Peygamberine rüyâsını bihakkın sâdık kılmıştır. Muhakkak ki, Kâbe-i Muazzama'ya inşaallah emînler, başlarınızı traş etmiş ve (saçlarınızı) kısaltmış olduğunuz halde korkunuz olmaksızın gireceksinizdir. Fakat sizin bilmediklerinizi bildi ve ondan önce bir yakın feth (nâsib) kıldı.

Ömer Öngüt

Andolsun ki Allah, Resul'üne rüyâsını bihakkın sâdık kılmıştır. İnşaallah siz emniyetler içinde, başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkusuzca Mescid-i haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi de, bundan önce size yakın bir fetih verdi.

Suat Yıldırım

Allah, Resulünün rüyasını elbette doğru çıkaracaktır. İnşaallah siz kiminiz başını tıraş ettirmiş, kiminiz saçlarını kısaltmış olarak, Mescid-i Haram’a korkmaksızın tam bir güvenlik içinde gireceksiniz. Ama Allah sizin bilemediğiniz şeyleri bildiğinden ondan önce, yakın bir zafer nasib etti.

Süleyman Ateş

Andolsun, Allah, Elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, başlarınızı (kökten) traş ederek ve(ya) saçlarınızı kısaltarak, korkmadan, güven içinde Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi.

Süleymaniye Vakfı

Allah, elçisini, onun rüyasının gerçekliğini kesinlikle onayladı. Allah gerekli desteği verirse güven içinde, kiminiz saçlarını kazıtmış, kiminiz de kısaltmış olarak ve korkmadan Mescid-i Haram'a mutlaka gireceksiniz. Ama Allah sizin bilmediğinizi bildiğinden, rüyanın gerçekleşmesinin öncesinde, yakın bir fethe /Mekke'nin fethine imkan verecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, Elçisinin rüyasının doğru rüya olduğunu onayladı. Allah'ın tercih ettiği zamanda, saçlarınızı kazıtmış veya kısaltmış olarak, hiç bir korkuya kapılmadan Mescid-i Harama kesinlikle gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir; bu gerçekleşmeden önce, yakın zamanda size bir fetih (Mekke'in fethini) sağlayacaktır.

Şaban Piriş

Evet, Allah, elçisinin rüyasını hakkıyla doğruladı. Allah'ın dilemesiyle, güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkusuzca Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Oraya girmeden önce de yakın bir fetih vermiştir.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun ki Allah Peygamberine o rüyayı doğru ve hak olarak gösterdi. İnşallah Kabe'ye emniyet ve güven içinde, korkmadan (mutlaka) gireceksiniz, başlarınızı da traş etmiş ve kısaltmış olarak. Allah sizin bilmediğiniz şeyleri bildiği için (Mekke'nin fethinden) önce daha yakın bir fetih (Hayber'in fethini) nasip etti.

Ümit Şimşek

And olsun ki, Allah, Resulünün rüyasını hakkıyla doğru çıkardı. İnşaallah Mescid-i Harama güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş veya kısaltmış olarak, kimseden korkmaksızın gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi biliyor; onun için, size bundan önce yakın bir fetih nasip etti.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki Allah, resulüne o rüyayı hak olarak doğru çıkarmıştır. Allah dilerse, başlarınızı tıraş etmiş, saçlarınızı kısaltmış olarak güven içinde, korku duymadan Mescid-i Haram'a mutlaka gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi de bundan önce size yakın bir fetih nasip etti.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And olsun ki, Allah-təala Öz Peyğəmbərinin (Məkkə fəthi) röʼyasının çin olduğunu təsdiq etdi. (Ey möʼminlər!) Siz, inşallah, əmin-amanlıqla, (bəʼziniz) başınızı qırxdırmış, (bəʼziniz saçınızı) qısaltmış halda və (müşriklərdən) qorxmadan Məscidülhərama daxil olacaqsınız. (Allah) sizin bilmədiklərinizi bilir. O bundan əlavə (sizə) tezliklə bir qələbə (Xeybərin fəthini) də bəxş edəcəkdir. (Doğrudan da, Muhəmməd əleyhissəlam hicrətin yeddinci ilində əshabəsi ilə birlikdə Məkkəyə ümrə ziyarətinə getdi və ziyarətdən əvvəl Xeybəri fəth etdi. Buna görə də bir işə girişməzdən əvvəl mütləq ″inşallah″ demək lazımdır!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott hat die Traumvision Seines Gesandten wahrhaftig erfüllt: Ihr werdet die Heilige Moschee (zu Mekka) betreten, so Gott will, sicher vor dem Feind, mit geschorenen oder gestutzten Haaren, ohne Angst zu verspüren. Er weiß, was ihr nicht wißt. So hat Er euch zuvor den baldigen Sieg bestimmt.

Almanca — Der Edle Quran

Allah hat ja Seinem Gesandten das Traumgesicht der Wahrheit entsprechend wahr gemacht: Ihr werdet ganz gewiß, wenn Allah will, die geschützte Gebetsstätte in Sicherheit betreten, sowohl mit geschorenem Kopf als auch (mit) gekürztem Haar), und ohne euch zu fürchten. Er wußte doch, was ihr nicht wußtet, und so be stimmte Er (für euch) vorher einen nahen Sieg.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Allah hat Seinem Gesandten das Traumgesicht zu Wirklichkeit gemacht. Ihr werdet gewiß; denn Allah wollte (es so), in Sicherheit in die heilige Moschee, mit geschorenem Haupt oder kurzgeschnittenem Haar eintreten; ihr werdet keine Furcht haben. Doch Er wußte, was ihr nicht wußtet; und Er hat (euch) außer diesem (Sieg) einen nahen Sieg bestimmt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß bewahrheitete ALLAH Seinem Gesandten das Traumgesicht wahrheitsgemäß. Ihr werdet doch, inscha-allah , Almasdschidil-haram betreten, sicher mit rasierten Häuptern oder mit kurzgeschnittenen (Haaren). Nicht werdet ihr euch fürchten. So wußte ER, was ihr nicht wisst, dann machte ER nach diesem einen nahen Sieg.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah, well intentioned, fulfilled what He presented to His Messenger’s mind in his sleep: "You" Allah said, "Shall enter the Sacrosanct Mosque, Allah willing, with peace of mind and rightly free from apprehension, with heads shaved by some and hair cut short by others, free of fear". Allah takes the matters of fact He knows and you do not, and circumstances them in His own manner and He accorded you besides Hodaibyiah quite a near event.

Abdul Haleem

God has truly fulfilled His Messenger’s vision: ‘God willing, you will most certainly enter the Sacred Mosque in safety, shavenheaded or with cropped hair, without fear!’- God knew what you did not- and He has granted you a speedy triumph.

Abdullah Yusuf Ali

Truly did Allah fulfil the vision for His Messenger: ye shall enter the Sacred Mosque, if Allah wills, with minds secure, heads shaved, hair cut short, and without fear. For He knew what ye knew not, and He granted, besides this, a speedy victory.

Abul A'la Maududi

Allah indeed showed His Messenger the true vision, one fully in accord with reality. If Allah so wills you shall certainly enter the Inviolable Mosque, in full security, you will shave your heads and cut your hair short, and do so without any fear. He knew what you did not know, and He granted you a victory near at hand even before (the fulfilment of the vision).

Aisha Bewley

Allah has confirmed His Messenger’s vision with truth: ‘You will enter the Masjid al-Haram in safety, Allah willing, shaving your heads and cutting your hair without any fear. ’ He knew what you did not know and ordained, in place of this, an imminent victory.

Al-Hilali & Khan

Indeed Allâh shall fulfil the true vision which He showed to His Messenger (صلى الله عليه وسلم) [i.e. the Prophet صلى الله عليه وسلم saw a dream that he has entered Makkah along with his Companions, having their (head) hair shaved and cut short] in very truth. Certainly, you shall enter Al-Masjid-al-Harâm, if Allâh wills, secure, (some) having your heads shaved, and (some) having your head hair cut short, having no fear. He knew what you knew not, and He granted besides that a near victory.

Ali Quli Qarai

Certainly Allah has fulfilled His Apostle’s vision in all truth: You will surely enter the Sacred Mosque, God willing, in safety, with your heads shaven or hair cropped, without any fear. So He knew what you did not know, and He assigned [you] besides that a victory near at hand.

Amatul Rahman Omar

Allâh had surely fulfilled for His Messenger the vision, that conformed to the rules of wisdom. `(My faithful Companions!) you shall enter the Holy Mosque if Allâh will, safe and secure, some of you with your heads shaved and (others) with (their) hair only cut short (as is a prescribed rite for a Pilgrim), you will have nothing to fear.' (As for the time involved in its fulfillment) He knows what you do not know. He has, infact, ordained for you a victory (near at hand, at Khaibar) to be gained before (the fulfillment of) that (vision).

Arthur John Arberry

God has indeed fulfilled the vision He vouchsafed to His Messenger truly: 'You shall enter the Holy Mosque, if God wills, in security, your heads shaved, your hair cut short, not fearing. ' He knew what you knew not, and appointed ere that a nigh victory.

Bijan Moeinian

Indeed the Prophet of God has dreamed the reality: "You will God willing (surely) enter the Sacred Mosque [founded by Abraham and Ishmael in Mecca], head shaved or hair shorten, to perform your pilgrimage in peace and with no fear. God knows what you do not know; therefore, He has postponed this victory at hand, for a while.

E. Henry Palmer

God truly verified for His Apostle the vision that ye shall verity enter the Sacred Mosque, if God please, in safety with shaven heads or cut hair, ye shall not fear; for He knows what ye know not, and He has set for you, beside that, a victory nigh at hand.

Edip-Layth

God has fulfilled with truth His messenger's vision: "You will enter the Restricted Temple, God willing, secure, with your heads shaven and shortened, having no fear." Thus, He knew what you did not know, and He has coupled with this a near victory.

George Sale

Now hath God in truth verified unto his apostle the vision, wherein He said; ye shall surely enter the holy temple of Mecca, if God please, in full security; having your heads shaved, and your hair cut: Ye shall not fear: For God knoweth that which ye know not; and He hath appointed you, besides this, a speedy victory.

Hamid S. Aziz

Truly Allah had shown to His Messenger the vision: you shall most certainly enter the Sacred Mosque, if Allah wills, in security, some with shaved heads and others with cut hair, fearless. But He knows what you do not know, and He has given you a near victory beforehand.

Mahmoud Ghali

Indeed Allah has already sincerely vouchsafed to His Messenger the vision with the Truth: "Indeed you will definitely enter the Inviolable Mosque, in case Allah (so) decides, secure, (some of you) heads clean-shaven, (and some) hair cut short, not fearing. " Yet He knew what you did not know, and so set up (Literally: made) for you, apart from that, a near conquest.

Marmaduke Pickthall

Allah hath fulfilled the vision for His messenger in very truth. Ye shall indeed enter the Inviolable Place of Worship, if Allah will, secure, (having your hair) shaven and cut, not fearing. But He knoweth that which ye know not, and hath given you a near victory beforehand.

Mohamed Ahmed - Samira

God has truly made the vision of His Apostle come true: You will surely enter the Holy Mosque in security if God please, without any fear, having shaved your heads and cut your hair. He knew what you did not know, and has vouchsafed you, apart from this, a victory near at hand.

Muhammad Asad

Indeed, God has shown the truth in His Apostle’s true vision: most certainly shall you enter the Inviolable House of Worship, if God so wills, in full security, with your heads shaved or your hair cut short, without any fear: for He has [always] known that which you yourselves could not know. And He has ordained [for you], besides this, a victory soon to come.

Mustafa Khattab

Indeed, Allah will fulfil His Messenger’s vision in all truth: Allah willing, you will surely enter the Sacred Mosque, in security—˹some with˺ heads shaved and ˹others with˺ hair shortened—without fear.[1] He knew what you did not know, so He first granted you the triumph at hand.[2]

Progressive Muslims

God has fulfilled with truth His messenger's vision: "You will enter the Restricted Temple, God willing, secure, with your heads shaven and shortened, having no fear. " Thus, He knew what you did not know, and He has coupled with this a near victory.

Sahih International

Certainly has Allah showed to His Messenger the vision in truth. You will surely enter al-Masjid al-îaram, if Allah wills, in safety, with your heads shaved and [hair] shortened, not fearing [anyone]. He knew what you did not know and has arranged before that a conquest near [at hand].

Sam Gerrans

God has confirmed the vision to His messenger in truth: — “You will enter the inviolable place of worship, if God wills, secure, shaven-headed and cut; not fearing.” And He knew what you knew not, and He appointed, besides that, a near victory.

Shabbir Ahmed

Indeed, Allah has vindicated His Messenger's vision of Solidarity. You shall indeed enter the Sacred Masjid, Allah willing, perfectly secure, having unburdened your heads of all fear. And He knows what you know not, and He has granted you a quick Victory.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, Allah shall fulfill the true vision for His Messenger in reality. Certainly, if Allah (so) wills, you shall enter the Sacred Mosque (at Makkah i.e., Al-Masjid Al-Haram) with minds full of protection, heads shaved, hair cut short, and without fear. He knew what you did not know, and besides this, He granted a fast Victory.

Taqi Usmani

Indeed, Allah has made true to His Messenger the dream (shown) with truth: You will definitely enter the Sacred Mosque inshā’allāh (if Allah wills,) peacefully, with your heads shaved, and your hairs cut short, having no fear. So He knew what you did not know, and He assigned before that a victory, near at hand.

The Monotheist Group

God has affirmed, that the vision of His messenger will come true: "You will enter the Restricted Temple, God willing, secure, with your heads shaven, and shortened - no longer in fear." Thus, He knew what you did not know, and He has appointed before this a conquest near at hand.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Allah a été véridique en la vision par laquelle Il annonça à Son messager en toute vérité: vous entrerez dans la Mosquée Sacrée si Allah veut, en toute sécurité, ayant rasé vos têtes ou coupé vos cheveux, sans aucune crainte. Il savait donc ce que vous ne saviez pas. Il a placé en deçà de cela (la trêve de Houdaybiya) une victoire proche.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Xwedê xewna pêxemberê xwe bi heqî deraniye rastê. Hûn ê bi destûra Xwedê, bi ewlehî û bêtirs herin Mescîdul Heramê. Hin ji we porê xwe tevî biqusînin û hin ji we jî kurt bikin. Xwedê ya ku hûn nizanin, dizane, vêca ji bilî vê jî Xwedê fetheke nêzîk daye we.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God heeft voor Zijn gezant het visioen in werkelijkheid waargemaakt. Jullie zullen als God het wil de heilige moskee met geschoren hoofden en bijgeknipt veilig binnengaan zonder bang te zijn. Hij weet immers wat jullie niet weten en Hij verleende daarnaast een spoedig succes.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Thans heeft God het visioen van zijnen gezant in waarheid verwezenlijkt, zeggende: Gij zult zekerlijk, indien het Gode behaagt, den heiligen tempel van Mekka met volkomen zekerheid binnentreden; met geschoren hoofden en gesneden haren: gij zult niet vreezen; want God kent wat gij niet weet, en hij heeft u, buitendien, eene spoedige overwinning toegezegd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Уже оправдал Аллах Своему посланнику [Мухаммаду] видение (которую он показал ему во сне) по истине: «Вы (Пророк и сподвижники) непременно войдете в Запретную Мечеть (в следующем году), если пожелает Аллах, (будучи) в безопасности, обрив головы и укоротив (волосы), не боясь (многобожников)!» И (Аллах) знал (какая польза в том, что вас не пустили в Мекку в тот год, и почему вы войдете в нее на следующий год), чего вы не знали, и сделал [предопределил] кроме этого (еще) близкую победу [а именно Худайбийский договор о перемирии и победу в Хайбаре].

Rusça — Osmanov

Аллах претворил Своему Посланнику сновидение в явь [и сказал]: ʺВы непременно войдете в Заповедную мечеть, если это будет угодно Аллаху, без опаски, с обритыми головами и коротко стриженными волосами, не страшась [никого]ʺ. [Аллах] знал то, чего вы не знали, и Он предопределил, минуя это, близкую победу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gud har bekräftat Sändebudets sanna drömsyn: i enlighet med Guds vilja skall ni helt visst stiga in i den heliga Moskén i fred och med rakade huvuden eller kortklippt hår. Då har ni ingenting mer att frukta! Han vet vad ni inte kan veta, och efter denna seger skall Han skänka er ännu en seger inom kort.