(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

فَاصْبِرْ كَمَا صَبَرَ اُو۬لُوا الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِلْ لَهُمْ كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوا اِلَّا سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ بَلَاغٌ فَهَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ

fe Sbir ke mā Sabera ūlū l-ǎzmi mine r-rusuli ve lā testeǎ'cil lehum keennehum yevme yeravne mā yūǎdūne lem yelbeṧū illā sāǎten min nehārin belāğun fe hel yuhleku illā l-ḳavmu l-fāsiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاصْبِرْfe Sbirص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.o halde sabret
2كَمَاke māgibi
3صَبَرَSaberaص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabrettikleri
4اُو۬لُواūlūا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçsahibi
5الْعَزْمِl-ǎzmiع ز مKarar vermek, belirlemek, kararlaştırmak, önermek, bir kararı yerine getirmek, bir şeye gönülden bağlanmak, kesin karar.azim (ve irade)
6مِنَmine
7الرُّسُلِr-rusuliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resuller
8وَلَاve lāve asla
9تَسْتَعْجِلْtesteǎ'cilع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.acele etme
10لَهُمْlehumonlar için
11كَاَنَّهُمْkeennehumonlar gibi olurlar
12يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigün
13يَرَوْنَyeravneر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördükleri
14مَاşeyi (azabı)
15يُوعَدُونَyūǎdūneو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)tehdit edildikleri
16لَمْlem
17يَلْبَثُواyelbeṧūل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.(sanki) yaşamamışlar
18اِلَّاillādışında
19سَاعَةًsāǎtenس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmakbir sa'at
20مِنْmin-den
21نَهَارٍnehārinن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)gündüz-
22بَلَاغٌbelāğunب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak(bu) bir duyurudur
23فَهَلْfe hel
24يُهْلَكُyuhlekuه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak mı edilecektir?
25اِلَّاillābaşkası
26الْقَوْمُl-ḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtopluluktan
27الْفَاسِقُونَl-fāsiḳūneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkmış

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık, peygamberlerden azim ve irâde sâhipleri nasıl sabrettilerse sen de sabret ve azâba uğramaları için acele etme. Onlara vaadedilen azâbı gördükleri gün sanırlar ki dünyâda bir günün bir ânı kadar kalmışlar; bu, bir tebliğdir, buyruktan çıkan topluluktan başkası helâk mı olur?

Abdulkadir Gölpınarlı

Artık, peygamberlerden azim ve irâde sâhipleri nasıl sabrettilerse sen de sabret ve azâba uğramaları için acele etme. Onlara vaadedilen azâbı gördükleri gün sanırlar ki dünyâda bir günün bir ânı kadar kalmışlar; bu, bir tebliğdir, buyruktan çıkan topluluktan başkası helâk mı olur?

Adem Uğur

O halde (Resûlum), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!

Ahmed Hulusi

Rasullerden Ulül Azm'ın sabrettiği gibi (sen de) sabret; onlar için acele etme! Tehdit edildikleri şeyi gördükleri (ölümü tattıkları) süreçte, sanki gündüzden bir saatten fazla (Dünya'da) kalmamış gibi olurlar! Belağ (bu yeterli bir tebliğdir)! İnancı bozuklar toplumundan başkası mı helak edilecek!

Ahmet Tekin

Görevine kalben inanan, iradeli, sabrederek mücadeleye devam eden, sebatkâr, kararlı Rasullerin yaşadığı şartlara benzer şartlarda sen de sabrederek, mücadeleye devam et. Azâbın onlara, çabucak gelmesi konusunda acele etme. Sanki onlar, tehdit edildikleri azâbı gördükleri gün, dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu yeterli bir tebliğ ve öğüttür. Doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir topluluktan başkası helâk edilir mi hiç?

Ahmet Varol

Artık sen peygamberlerden kararlılık sahiplerinin sabrettikleri gibi sabret ve onlar için acele etme. Onlar, vaad olunduklarını gördükleri gün adeta gündüzün bir saatinden fazla (dünyada) kalmamış gibi olurlar. (Bu) bir tebliğdir. Yoldan çıkmışlar topluluğundan başkası hiç helak olur mu?

Ali Bulaç

Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı?

Ali Fikri Yavuz

O halde, (Ey Rasûlüm, kâfirlerin eziyetlerine karşı), azim sahibleri olan peygamberlerin sabrettiği gibi sabret; ve onlar hakkında (azab için) acele etme. Onlar, o vaad olundukları acıyı görecekleri gün, sanki gündüzün bir saatinden başka bir müddet dünyada durmamışa döneceklerdir. Bu kadarı, kâfi bir tebliğdir. Öyle ise, fâsıklar (kâfirler) topluluğundan başkası mı helâk edilecektir?

Ali Rıza Safa

Kararlı ve dirençli elçilerin dirençli oldukları gibi, artık dirençli ol ve onlar için acele etme. Aslında, sözü verileni gördükleri gün, günün bir saatinden çok yaşamamış gibi olacaklardır. Bir duyurudur; öyle ya, yoldan çıkmış bir toplumdan başkası yıkıma uğratılır mı?

Bayraktar Bayraklı

Artık güç ve kuvvet sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret! Onlara azabın çabuk gelmesini isteme. Onlar uyarıldıkları azabı gördükleri zaman, sanki günün bir saati kadar beklemiş gibi olacaklardır. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkan topluluklardan başkası helak olmayacaktır.

Bekir Sadak

Peygamberlerden azim sahibi olanlarin sabrettigi gibi sen de sabret; inkarcilar icin acele etme; onlar, kendilerine soz verileni gordukleri gun dunyada sadece gunduzun bir muddeti eglendiklerini sanirlar. Bu bir bildiridir; yoldan cikmis olanlardan baskasi mi yok edilir?*

Celal Yıldırım

(Ey Peygamber!) Peygamberlerden azim (yüksek irâde ve dayanma gücü) sahiplerinin sabrettiği gibi sabret. Onlara (inecek azabı) acele etme. Onlar, va'dolunduklan şeyi görecekleri gün sanki gündüzden bir saat kadar kalmış gibi olacaklar. Bu, yeterli bir tebliğdir! Allah yolundan çıkmış suçlu günahkâr bir milletten başkası mı yok edilir ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Azim ve kararlılık sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onlar için de acele etme. Başlarına geleceği vaktiyle söylenen şeyleri gördüklerinde sanki gündüzün kısa bir süresini yaşamış gibi olacaklar. Tebliğ konusu işte budur; hiç günaha sapanlardan başkası helâk edilir mi?

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

Diyanet İşleri (eski)

Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; inkarcılar için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?

Diyanet Vakfi

O halde (Resûlum), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret! Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde üstün irade sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret ve onlar hakkında ivedilik etme! Onlar, kendilerine va'dedilen acıyı görecekleri gün, gündüzün bir saatinden başka durmamışa döneceklerdir. Bu yeterli bir tebliğdir. Demek ki, helak edilecekler, başkası değil, ancak itaattan çıkmış fasıklar topluluğudur!

Elmalılı Hamdi Yazır

Binaenaleyh ülül'azim Peygamberlerin sabrettiği gibi sabret ve onlar hakkında ivedi etme, sanki onlar o va'dolundukları acıyı görecekleri gün gündüzün bir saatinden başka durmamışa döneceklerdir; kafi bir tebliğ, demek ki ihlak edilecek başka değil, ancak taatten çıkmış fasıklar güruhudur

Erhan Aktaş

O halde Resullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde resullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde rasullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

Fizilal-il Kuran

O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar va'dedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada gündüzün sadece bir saat kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmışlardan başkası helak edilir mi hiç?

Gültekin Onan

Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasıklar kavminden başkası yıkıma uğratılır mı?

Hamdi Döndüren

O halde sen de, peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettikleri gibi sabret! Onlar hakkında acele etme! Çünkü onlar, tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar! Bu bir duyurudur! Hiç yoldan çıkmış topluluktan başkası helâk edilir mi?

Hasan Basri Çantay

O halde (Habibim) peygamberlerden azim saahiblerinin sabretdikleri gibi sen de sabret. Onlar (ın azabı) için acele etme. Onlar tehdid edilmekde oldukları (azabı) görecekleri gün sanki kendileri (dünyada) gündüzün bir saatinden başka durmamış gibi (olacaklardır). (Bu, yeter) bir tebliğdir. Öyle ya, faasıklar güruhundan başkası helak edilir mi? (Asla).

Hasib Asutay

O halde peygamberlerden azim sahibi (18) olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar için acele etme. Onlar, va'dolundukları azabı gördükleri gün, sanki (dünyada) gündüzün sadece bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. (Bu (19)) bir duyurudur. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç! (18. Âyette geçen 'Ulul'l-azm' (azim sahibi) peygamberler, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'dir.) (19. Kur'an.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) O hâlde, ülü’l-azm (sebat sâhibi) peygamberlerin sabrettiği gibi, (sen de) sabret! Ve onlar (o inkâr edenler) hakkında acele etme! Onlar va'd olunup durdukları(azâbları)nı görecekleri gün, sanki (dünyada) sâdece gündüzün bir saati kadar kalmış gibidirler. (Bu) bir tebliğdir! Hiç fâsıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?

İbni Kesir

Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar için acele etme. Onlar vaad olunduklarını gördükleri gün; sanki dünyada sadece gündüzün bir saatı kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Fasıklar güruhundan başkası helak edilir mi hiç?

Mehmet Okuyan

Elçilerden kararlılık sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret! Onlar (inkârcılar) hakkında acele etme! Vadedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. (Bu), bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluktan başkası helak edilir mi hiç!

Muhammed Esed

Öyleyse (ey inananlar!) Kalpleri azim ve kararlılıkla doldurulmuş olan bütün Peygamberler gibi sıkıntılara karşı sabırlı olun ve onlara sabırla katlanın. Ve (hakikati inkar edip duran) bu kişilerin hemen azaba çarptırılmalarını istemeyin, kendilerine vaad edilen şeyin (gerçekleştiğini) gördükleri o gün, (yeryüzünde) kaldıkları süre, onlara (dünyevi ölçülerle) ancak bir günün bir saati kadar (kısa görünecek.) Mesaj(ımız işte budur.) Öyleyse hiç sapkın bir halktan başkası yok edilir mi?

Mustafa İslamoğlu

Bundan böyle (ey muhatap), elçilerden kararlılık ve direnç sahibi olanların yaptığı gibi sen de dirençle göğüs ger! Acele ile onların işinin bitirilmesini isteme! (Nasıl olsa) onlar vaad edilen o günü görünce, kendilerini gündüzün tek bir saati dışında sanki dünyada hiç yaşamamış (sayacaklar). Duyurumuz işte budur: Şu halde, hiç sorumsuzca davranan bir toplumdan başkası helak edilir mi?

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık sabret, resûllerden azim sahiplerinin sabrettiği gibi ve onlar için isti'cal etme. Sanki onlar vaadolunduklarını görecekleri gün, gündüzden bir saatten başka durmamışlar gibi olacaklardır. (Bu) Bir tebliğdir, fâsıklar olan kavimden başkası, helâke uğratılacak mıdır? (Elbette uğratılmayacaktır).

Ömer Öngüt

Resulüm! Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret! Onlar için acele etme! Onlar vâdedildikleri azabı gördükleri zaman sanki dünyada gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkmış fâsıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?

Suat Yıldırım

O halde ey Resulüm! O üstün azim sahipleri olan peygamberler nasıl sabrettilerse, sen de öyle sabret. Onlar hakkında azap gelmesi için acele etme! Onlar, tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, dünyada gündüzün, sadece bir saatinden daha fazla kalmadıklarını düşüneceklerdir. Bu bir duyurudur. Sözün kısası: "Allah’ın yolundan çıkmış güruhtan başkası helâk edilmez."

Süleyman Ateş

O halde sen de, azim (ve irade) sahibi elçilerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankör)ler için acele etme. Onlar, tehdidedildikleri azabı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir sa'ati kadar yaşamış gibi olurlar. (Bu) Bir duyurudur. Yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helak edilecektir?

Süleymaniye Vakfı

Elçilerden kararlılık sahibi olanlar nasıl sabrettilerse /duruşlarını bozmadılarsa sen de onlar gibi sabret! Kafirler için aceleci olma! Onlar; tehdit edildikleri azabı görecekleri gün, dünyada gündüzün kısa bir süresi kadar kalmış gibi olacaklar. Bu, bir bildiridir. Hiç, yoldan çıkmış bir topluluktan başkası helak edilir mi?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kararlı davranan elçiler nasıl sabrettiyse sen de öyle sabret. Onlar için aceleci olma. Tehdit edildikleri azabı görecekleri gün, sanki dünyada gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. Bu bir bildiridir. Yoldan çıkan(fasık) topluluktan başka kim, bütün beklentilerinden yoksun bırakılır?

Şaban Piriş

O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret! Onlar için acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gördükleri gün gündüzün bir saatinden fazla yaşamamış gibidirler. Bu bir tebliğdir. Fasık toplumdan başkası helak edilir mi?

Tefhim-ul Kuran

Artık sen sabret; peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki kendileri gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamışlar. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı?

Ümit Şimşek

Azim ve sebat sahibi peygamberler nasıl sabrettiyse, sen de sabret; onlar için acele etme. Kendilerine vaad olunan günü gördüklerinde, onlar dünyada gündüzün bir saatinden fazla kalmadıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkmışların güruhundan başkası helâk olur mu hiç?

Yaşar Nuri Öztürk

Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettiği gibi sabret! O inkarcılar için acele etme! Tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmışlar topluluğundan başka kim helak edilir!

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Peyğəmbərlərdən əzm (və səbat, şəriət) sahibləri olanların səbr etdiyi kimi, sən də (Allah yolunda çətinliklərə, əziyyətlərə) səbr et. (Müşriklərə) tez (əzab) gəlməsini istəmə. Onlar vəʼd olunduqlarını (əzabı) görəcəkləri gün gündüzün ancaq bir saatı qədər (dünyada) qaldıqlarını sanacaqlar. (Bu Qurʼan Allah dərgahından sizə olan) bir xəbərdarlıqdır. Fasiq bir qövmdən başqası da heç məhv edilərmi?! (Əzab gəldikdə ancaq Allahın itaətindən çıxmış fasiqlər məhv ediləcəklər!)

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Harre geduldig aus wie die standhaften Gesandten vor dir! Fordere nicht, daß die Strafe sie schnell ereilt! Wenn sie das Angedrohte sehen, werden sie denken, sie seien vordem nur eine Stunde eines Tages da gewesen. Das ist eine klare Verkündigung. Nur das frevelnde Volk soll zugrundegehen.

Almanca — M. A. Rassoul

So gedulde dich denn, wie es die Gesandten taten, die geduldig waren; und überhaste dich nicht ihretwegen. An dem Tage, an dem sie das schauen, was ihnen angedroht wird, wird es ihnen vorkommen, als hätten sie nur eine Stunde eines Tages (im Grabe) verweilt.(Dies ist) eine Ermahnung! Soll niemand anders als das frevelnde Volk vertilgt werden!

Almanca — Muhammad Zaidan

So übe dich in Geduld, wie Ulul-ʹazm von den Gesandten sich in Geduld übten, und fordere keine Eile mit ihnen. Für sie ist es an dem Tag, wenn sie das sehen, was ihnen angedroht wird, als ob sie nicht mehr als eine Stunde während des Tages verweilt haben. Dies ist eine Mitteilung. Werden etwa andere zugrunde gerichtet als die fisq-betreibenden Leute?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, in patience O Muhammad possess you your soul as did the resolute among the Messengers; and do not dwell on their punishment to be hastened on; for, on the day they face resolutely what they have been promised, they will realize that life here was a scene of ephemeral glory, imperceptibly minute as though it had lasted for no more than an hour of the time of daylight. This is a divinely inspired message entrusted to a Messenger; a message that warns of a condign punishment, and who shall suffer it but a people given to wickedness and crime!

Abdul Haleem

Be steadfast [Muhammad], like those messengers of firm resolve. Do not seek to hasten the punishment for the disbelievers: on the Day they see what they had been warned about, it will seem to them that they lingered no more than a single hour of a single day [in this life]. This is a warning. Shall any be destroyed except the defiant?

Abdullah Yusuf Ali

Therefore patiently persevere, as did (all) messengers of inflexible purpose; and be in no haste about the (Unbelievers). On the Day that they see the (Punishment) promised them, (it will be) as if they had not tarried more than an hour in a single day. (Thine but) to proclaim the Message: but shall any be destroyed except those who transgress?

Abul A'la Maududi

So bear with patience, (O Prophet), even as the Messengers endowed with firmness of resolve (before you) bore with patience, and do not be hasty in their regard. The Day when they see what they had been warned against they will feel as though they had remained in the world no more than an hour of a day. (The Truth has been conveyed.) Will any, then, suffer perdition except those who disobey?

Aisha Bewley

So be steadfast as the Messengers with firm resolve were also steadfast. And do not seek to hasten it for them. On the Day they see what they were promised, it will be as if they had only tarried for just one hour of a single day. It has been transmitted! Will any be destroyed except for deviant people?

Al-Hilali & Khan

Therefore be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) as did the Messengers of strong will[1] and be in no haste about them (disbelievers). On the Day when they will see that (torment) with which they are promised (i.e. threatened, it will be) as if they had not stayed more than an hour in a single day. (O mankind! this Qur’ân is sufficient as) a clear Message (or proclamation to save yourself from destruction). But shall any be destroyed except the people who are Al-Fâsiqûn (the rebellious against Allâh’s Command, the disobedient to Allâh)?

Ali Quli Qarai

So be patient just as the resolute among the apostles were patient, and do not seek to hasten [the punishment] for them. The day when they see what they are promised, [it will be] as though they had remained only an hour of a day. This is a proclamation. So shall anyone be destroyed except the transgressing lot?

Amatul Rahman Omar

Patiently persevere then (O Prophet!) as did all the Messengers possessed of high-resolve did, and do not seek to hasten on for them (- the disbelievers, the doom which they are being promised). On the day when they will witness that they have been threatened with (they will feel) as if they have not tarried (in this world) but for an hour of a day. (It is) enough as delivery (of fair-warning from God). Who shall be destroyed now, if not the disobedient sinful people?

Arthur John Arberry

So be thou patient, as the Messengers possessed of constancy were also patient. Seek not to hasten it for them -- it shall be as if on the day they see that they are promised, they had not tarried but for an hour of a single day. A Message to be delivered! And shall any be destroyed but the people of the ungodly?

Bijan Moeinian

Be patient (O Mohammad), as the Prophet before you endured the patience and do not be in a hurry to see the punishment that inevitable will overtake them. When the Day comes, it will seem to them that it was only an hour ago that they were living on earth! Now the message has been delivered. Only the evil doers will be destroyed.

E. Henry Palmer

Then do thou be patient, as the apostles endowed with a purpose were patient, and hasten not on (their, punishment). It shall be to them, on the day they see what they are threatened with, as though they had tarried but an hour of the day. A preaching this! Shall any perish but the people who work abomination?

Edip-Layth

Therefore, be patient like the messengers of strong-will did before you and do not be in haste regarding them. On the day they will see what they have been promised; it will be as if they had not remained except for one moment of a single day. A proclamation: "Are any destroyed except for the wicked people?"

George Sale

Do thou, O prophet, bear the insults of thy people with patience, as our apostles, who were endued with constancy, bare the injuries of their people: And require not their punishment to be hastened unto them. On the day whereon they shall see the punishment wherewith they have been threatened, it shall seem as though they had tarried in the world but an hour of a day. This is a fair warning. Shall any perish except the people who transgress?

Hamid S. Aziz

Therefore persevere patiently (O Muhammad) as did the messengers endowed with constancy, and do not seek to hasten for them (their doom). On the day that they shall see what they are promised they shall be as if they had not waited save an hour of the day. A sufficient exposition! Shall then any be destroyed save the transgressing people?

Mahmoud Ghali

So (endure) patiently, as the Messengers endowed with resolve (endured) patiently; and do not seek to hasten (the torment) for them; it will be as if, on the Day they see what they are promised, they had not lingered except for an hour of a (single) daytime. It is a proclamation! Then who will be caused to perish except the immoral people?

Marmaduke Pickthall

Then have patience (O Muhammad) even as the stout of heart among the messengers (of old) had patience, and seek not to hasten on (the doom) for them. On the day when they see that which they are promised (it will seem to them) as though they had tarried but an hour of daylight. A clear message. Shall any be destroyed save evil-living folk?

Mohamed Ahmed - Samira

So bear with patience, as the apostles who were constant, bore; and do not be hasty (in demanding punishment) for them. On the day they see what they had been foretold, (they will realise) that they did not stay in the world but only an hour of the day. This is the message to be conveyed: Shall any perish but the ungodly?

Muhammad Asad

REMAIN, then, [O believer,] patient in adversity, just as all of the apostles, endowed with firmness of heart, bore themselves with patience. And do not ask for a speedy doom of those [who still deny the truth]: on the Day when they see [the fulfillment of] what they were promised, [it will seem to them] as though they had dwelt [on earth] no longer than one hour of [an earthly] day! [This is Our] message. Will, then, any be [really] destroyed save iniquitous folk?"

Mustafa Khattab

So endure patiently, as did the Messengers of Firm Resolve.[1] And do not ˹seek to˺ hasten ˹the torment˺ for the deniers. On the Day they see what they have been threatened with, it will be as if they had only stayed ˹in this world˺ for an hour of a day.[2] ˹This is˺ a ˹sufficient˺ warning! Then, will anyone be destroyed except the rebellious people?

Progressive Muslims

Therefore, be patient like the messengers of strong-will did before you and do not be in haste regarding them. On the Day they will see what they have been promised, it will be as if they had not remained except for one hour of a single day. A proclamation: "Are any destroyed except for the wicked people"

Sahih International

So be patient, [O Muúammad], as were those of determination among the messengers and do not be impatient for them. It will be - on the Day they see that which they are promised - as though they had not remained [in the world] except an hour of a day. [This is] notification. And will [any] be destroyed except the defiantly disobedient people?

Sam Gerrans

So be thou patient, as those of determination among the messengers were patient, and seek thou not to hasten for them. The day they see what they are promised, it will be as though they had not tarried an hour of a day. Notification! And will there be destroyed save the perfidious people?

Shabbir Ahmed

And so, hold on to patience, as did the Messengers of firm resolve. And hasten not about which way they choose. On the Day when they shall see what they are promised, it will seem to them as if they had not lived in the world more than an hour of the day. A Clear Message! Shall anyone perish except those who drift away from the right path? ('What they are promised' enfolds the glad tiding if they choose to walk aright and, in that instance, they will feel that a new blissful chapter of life dawns upon them. On the other hand, 'What they are promised' enfolds grievous suffering if they persist in their denial of the Truth.)

Syed Vickar Ahamed

Therefore patiently work hard, as did (all) messengers with unchanging purpose; And do not be in haste about the (unbelievers). On the Day that they see the (punishment) promised to them, (it will be) as if they had not spent more than an hour of a single day. (O Prophet! Your duty is only) to state and repeat the Message: But will any be destroyed except those who transgress (and exceed their limits)?

Taqi Usmani

So, (O prophet,) observe patience, as the resolute messengers observed patience, and be not in haste about them. The Day they will see what they are promised, (it will be) as if they did not stay (in the world) more than an hour in a single day. This is a message. So, none will be destroyed except the sinners.

The Monotheist Group

Therefore, be patient like the messengers of strong-will did before you and do not be in haste regarding them. On the Day they will see what they have been promised, it will be as if they had not remained except for one hour of a single day. A proclamation: "Are any destroyed except for the wicked people?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Endure (Muhammad) donc, comme ont enduré les messagers doués de fermeté; et ne te montre pas trop pressé de les voir subir (leur châtiment). Le jour où ils verront ce qui leur est promis, il leur semblera quʹils nʹétaient restés (sur terre) quʹune heure dʹun jour. Voilà une communication. Qui sera donc anéanti sinon les gens pervers?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Nexwe tu jî wekî wan pêxemberên “ulul ezm” ew ên ku xwe ragirtine, sebrê bikêşe û lezê ji bo (hatina ezabê ) wan meke. Roja ku ew, wî ezabê ku peymana wî ji wan re hatiye dayîn, bibînin; (wê çaxê) ji wan weye ku ew tenê bi qandî saeteke rojê (li dinyayê) mane. Eva hatî gotin (ji bo we) dazanînek e. Erê ma ji civata jirêderketî pê ve kî ji holê tê rakirin?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Volhard dus geduldig zoals die profeten die vastbesloten waren geduldig volhardden en probeer niet het voor hen te verhaasten. Het zal voor hen op de dag dat zij zien wat hun toegezegd was zijn alsof het voor hen niet langer dan een uur van de dag heeft geduurd. (Dit is) een verkondiging. Zullen dan anderen dan de verdorven mensen vernietigd worden?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Verdraag, o profeet! de beleedigingen van uw volk met geduld, gelijk onze gezanten, die met standvastigheid waren begaafd, de beleedigingen van hun volk hebben verdragen, en eisch niet, dat hunne straf voor hun worde verhaast. Op den dag, waarop zij de straf zullen zien, waarmede zij bedreigd zijn geworden, zal het hun toeschijnen, als waren zij slechts een uur van een dag in de wereld (of in de graven) gebleven. Dit is eene waarschuwing. Wie zal dan te gronde gaan, buiten de zondaren?

Hollandaca — Siregar

Wees daarom geduldig, zoals de bezitters van standvastigheid (Oeloelʹazmi) onder de Boodschappers geduldig waren. En vraag niet om (de bestraffing) voor hen te bespoedigen. Het zal op de Dag, waarop zij zien wat hun aangezegd was, voor hen zijn alsof zij slechts een uur van de dag (op aarde) verbleven. Dit is een vermaning. Er wordt dan (niemand) vernietigd dan het zwaar zondige volk.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Терпи же (о, Посланник) (когда тебе причиняют страдание те, которые отвергают тебя), как терпели обладатели твердости из (числа) посланников (а именно Нух, Ибрахим, Муса и Ииса, да будет мир им) (ведь и ты, Мухаммад, тоже из их числа), и не торопи для них (наказания от Меня)! В тот день [в День Суда], когда они увидят то (наказание), что (было) обещано им, (им покажется) как будто бы они пробыли (в земной жизни) только час дня. (Это) – возвещение (для них и для других)! Разве ж бывает погублен (наказанием Аллаха) кто-нибудь, кроме народа непокорного (Аллаху)?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

BÄR (Muhammad, motgång och oförrätt) med tålamod, liksom sändebuden (före dig) - män, fasta i sina föresatser - bar (allt) med tålamod; och begär inte att förnekarna genast skall (straffas)! Den Dag då de med egna ögon får se det som lovats dem, (kommer det att förefalla dem) som om de inte hade tillbringat mer än en timme av en dag på jorden. (Detta är) budskapet. Kommer då någon att förgöras utom de som förhärdade sig i synd och trots (mot Gud)?