Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var.

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَخْرَجْنَا بِهِ ثَمَرَاتٍ مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهَا وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ

e lem tera enne (a)llahe enzele mine s-semāi māen fe eḣracnā bihi ṧemerātin muḣtelifen elvānuhā ve mine l-cibāli cudedun bīDun ve Humrun muḣtelifun elvānuhā ve ğarābību sūdun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi
3اَنَّenneelbette
4اللّٰهَ(a)llaheAllah
5اَنْزَلَenzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdi
6مِنَmine-ten
7السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
8مَاءًmāenم و هsu, yağmursu
9فَاَخْرَجْنَاfe eḣracnāخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakböylece çıkardık
10بِهِbihionunla
11ثَمَرَاتٍṧemerātinث م رMeyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir.meyvalar
12مُخْتَلِفًاmuḣtelifenخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekçeşit çeşit
13اَلْوَانُهَاelvānuhāل و نRenk, görünüş, tür, çeşit, renkli resim, boya, şekilrenkleri
14وَمِنَve mineve
15الْجِبَالِl-cibāliج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakdağlardan
16جُدَدٌcudedunج د دBir şeyi kesmek, yeni olmak, şanslı olmak veya iyi şansa sahip olmak, büyük olmak veya büyük itibar veya değere sahip olmak, ciddi veya samimi olmak, çabalamak/emek vermek/uğraşmak/kendini zorlamak, sıkıntılı veya üzgün hissetmek, damlamak veya damlalar düşürmek (bir ev veya çadır), bir giyside farklı renklerden şeritler yapmak [veya dokumak], bir şey hakkında başkasıyla mücadele etmek, vazgeçmek veya terk etmek, bir şeyi başlatmak veya yenilik getirmek, bir şeyi ilk kez yapmak, bir şeyi yenilemek, kolay veya pratik olmak, sert veya düz olmak (yumuşak alanlardan arınmış ve görüşe açık bir zemin gibi), yeryüzü yüzeyine çıkmak, bir şeyden yoksun veya mahrum olmak, hayattaki nasip veya geçim kaynağı, ihtiyacı olmama veya az ihtiyacı olma durumu, büyük/yüce/görkemli olmak, çok olmak (bir şeyle dolup taşmak), büyük veya olağanüstü derecede olmak, bir şeyin geri kalanından farklı olmak [ve böylece bir işaret veya iz görevi görmek] örneğin üzerinden geçen insan ve hayvanların ayaklarıyla [çizilmiş] çizgilerle işaretlenmiş patika gibi, bir işi belirli bir yol veya tarzda yapmak, bir şey hakkında fikir oluşturmak, yenilenmek veya yenisiyle değiştirilmek, kökünden kesilmek veya sökülmek, hızlı tempolu olmak.yollar
17بِيضٌbīDunب ي ضBeyaz olmak, beyazlamak, yumurtlamak, ağarmak, beyaza çalmak, beyazlaştırmakbeyaz
18وَحُمْرٌve Humrunح م رYüzmek, derisini yüzmek (koyun), yüzeysel kısmı soymak (örn. kabuk, ağaç kabuğu vb.). ahmar - kırmızı renk. hamr - deve/eşek/koyun/katır sürüleri.ve kırmızı
19مُخْتَلِفٌmuḣtelifunخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekdeğişik
20اَلْوَانُهَاelvānuhāل و نRenk, görünüş, tür, çeşit, renkli resim, boya, şekilrenklerde
21وَغَرَابِيبُve ğarābībuغ ر بGitmek/vefat etmek, ayrılmak/emekli olmak/kaldırmak/kaybolmak, uzak/mesafeli/yok/gizli/siyah olmak, geri çekilmek, batılı, yabancı/garip, aşmak, bolluk, keskinlik, (akşam günbatımı), siyah, kuzguni siyah, güneşin battığı yer, batıve simsiyah
22سُودٌsūdunس و دSiyah olmak, kararmak, kara renk, egemen olmak, hüküm sürmek, liderlik etmek, başkanlık etmek, efendi olmakkara

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Görmez misin ki şüphe yok, Allah, gökten yağmur yağdırır da o sâyede renkleri çeşit çeşit meyveler bitirir ve dağlarda da beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve kapkara yollar meydana getirir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Görmez misin ki şüphe yok, Allah, gökten yağmur yağdırır da o sâyede renkleri çeşit çeşit meyveler bitirir ve dağlarda da beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve kapkara yollar meydana getirir.

Adem Uğur

Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, degişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

Ahmed Hulusi

Görmedin mi ki Allah semadan bir su (ilim) inzal etti. . . Onunla renkleri muhtelif meyveler (düşünce sahipleri) çıkardık. . . Dağlardan (benlik sahipleri) da beyaz, renkleri muhtelif kırmızı ve simsiyah cüddeler (renkleri {anlamları - yaşam tarzları} farklı olan yollar var).

Ahmet Tekin

Allah’ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Biz onunla, renkleri çeşit çeşit meyvalar yetiştirdik. Dağlarda beyazlı kırmızılı, muhtelif renkli yol yol damarlar, farklı kesitler, koyu, kuzgunî renkte kapkara topraklar ve kayalar var ettik.

Ahmet Varol

Allah'ın gökten su indirdiğini görmedin mi? Böylece onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlarda da beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar varettik.

Ali Bulaç

Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).

Ali Fikri Yavuz

Görmedin mi, Allah gökten bir yağmur indirdi de onunla cinsleri başka başka bir çok meyveler çıkardı? Dağlardan da (renklerine göre) beyaz ve kırmızı, renkleri çeşitli, hem de kapkara yollar yaptık.

Ali Rıza Safa

Aslında, Allah'ın, gökten su indirerek, türlü renklerde ürünler çıkardığını görmüyor musun? Dağlardan, hem beyaz hem kızıl türlü renklerde hem de simsiyah damarlar.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın gökten yağmur yağdırdığını görmedin mi? Biz, onunla renkleri farklı farklı meyveler çıkardık. Dağlarda değişik renklerde beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar vardır.

Bekir Sadak

Allah'in gokten su indirdigini gormez misin? Biz onunla turlu turlu renkte urunler yetistirmis; daglarda da beyaz, kirmizi, siyah ve turlu renkte yollar varetmisizdir.

Celal Yıldırım

Görmedin mi ki, Allah gökten su indirdi de biz onunla renkleri farklı meyveler çıkardık. Dağlardan da kimi beyaz, kimi kırmızı muhtelif renklerde ve siyahımsı görünümde çeşitli yollar meydana getirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’ın gökten su indirdiğini görmez misin? Sonra onunla renkleri ve çeşitleri farklı ürünler çıkardık. Dağların da farklı renklerde; beyaz, kırmızı, simsiyah yolları, kısımları vardır.

Diyanet İşleri

Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın gökten su indirdiğini görmez misin? Biz onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirmiş; dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar varetmişizdir.

Diyanet Vakfi

Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi. Biz onunla renkleri başka başka meyveler çıkardık. Dağlarda da yollar, beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde ve kapkara topraklar var.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Görmedin mi Allah, yukarıdan bir su indirdi de onunla renkleri başka başka birçok meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var, beyazlı, kırmızılı, renkleri çeşitli, bir de kuzguni siyahlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Görmedin mi Allah yukardan bir su indirdi de onunla bir çok meyveler çıkardık; renkleri başka başka, dağlardan da yollar var, beyazlı kırmızılı, renkleri muhtelif, hem de kuzguni siyahlar

Erhan Aktaş

Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? O su aracılığı ile türlü türlü renkte meyvalar yetiştirdik. Dağlarda beyaz, kırmızı, koyu siyah değişik renklerde yollar, patikalar açtık.

Gültekin Onan

Tanrı'nın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).

Hamdi Döndüren

Görmedin mi, Allah gökten bir su indirdi, biz onunla renkleri başka başka birçok meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).

Hasan Basri Çantay

Allahın, gökden bir su indirdiğini ve işte onunla nev'ileri başka başka meyveler (bitirib) çıkardığımızı görmedin mi? Dağlardan da beyaz beyaz, kırmızı kırmızı, renkleri çeşidli ve kuzguni siyah yollar (yapdık).

Hasib Asutay

Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

Hayrat Neşriyat

Görmedin mi, muhakkak ki Allah gökten bir su indirdi. Böylece onunla renkleri muhtelif mahsûller çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri farklı ve simsiyah yollar(yaptık).

İbni Kesir

Görmez misin ki; Allah, gökten su indirmiştir. Onunla Biz, türlü türlü renkte meyveler çıkarmışızdır. Dağlardan da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar yaptık.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Allah’ın, gökten su indirmekte olduğunu görmüyor musun? Onunla (su sebebiyle) çeşitli renklerde meyveler (yiyecekler) çıkarmaktayız. Dağlardan da renkleri farklı, beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).

Muhammed Esed

Görmüyor musun, Allah, göklerden su indirmekte ve onunla türlü renklere (ve tadlara) sahip meyveler yetiştirmekteyiz; nasıl ki dağlarda kırmızı ve beyaz renkte ve simsiyah çizgiler var,

Mustafa İslamoğlu

Görmedin mi ki Allah gökten suyu indirmiştir. Derken, onunla farklı renklerdeki meyveleri yine Biz çıkarmışızdır. Ve dağlardan aşan beyaz-kırmızı rengerenk yollar; ve (zıtların) hayranlık verici (uyumunu simgeleyen) siyahın her tonu...

Ömer Nasuhi Bilmen

Görmedin mi ki, muhakkak Allah gökten bir su indirdi de onunla renkleri muhtelif meyveler çıkardık ve dağlardan da yollar vardır ki, beyazdırlar ve kırmızıdırlar, renkleri muhteliftir ve siyah siyah kayalar da vardır.

Ömer Öngüt

Görmez misin ki, Allah gökten su indirdi. Biz o su ile renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, çeşit çeşit renklerde ve simsiyah yollar yaptık.

Suat Yıldırım

Görmez misin ki Allah gökten bir su indirir. Onunla rengârenk, çeşitli meyveler yetiştiririz. Dağlardan da beyaz, kızıl, siyah ve türlü türlü renklerde yollar varetmişizdir.

Süleyman Ateş

Görmedin mi Allah gökten su indirdi de, onunla renkleri çeşit çeşit meyvalar çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yarattık).

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onunla farklı farklı renklerde ürünler çıkardığını görmedin mi? Dağlardan beyaz, kırmızı, farklı farklı renklerde katmanları olanlar bulunduğu gibi simsiyah olanlar da vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmedin mi, Allah gökten su indirir ve onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirir. Dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar vardır.

Şaban Piriş

Allah'ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağların beyazı, kırmızısı, muhtelif renklerde ve siyahımsı görünümlü yolları vardır.

Tefhim-ul Kuran

Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).

Ümit Şimşek

Allah'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla Biz rengârenk ürünler çıkardık. Bunun gibi, dağlarda da beyazlı, kırmızılı, kapkara ve daha nice renklerde damarlar açtık.

Yaşar Nuri Öztürk

Görmedin mi, Allah, gökten bir su indirdi. Onunla, renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, değişik renklerde. Ve simsiyah yollar da var.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər Allahın göydən yağmur endirdiyini və onunla müxtəlif rəngli meyvələr yetişdirdiyimizi görmürsənmi? Dağlarda da müxtəlif rəngli – ağ, qırmızı və tünd qara cığırlar əmələ gətirdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Məgər Allahın göydən bir yağmur yağdırdığını görmürsənmi?! Sonra Biz onunla növbənöv meyvələr yetişdirdik və dağlarda müxtəlif rəngli – ağ, qırmızı, tünd qara yollar (yaxud tünd qara qayalar) peyda etdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Siehst du nicht, daß Gott vom Himmel Regenwasser herabkommen läßt, mit dem Er Früchte verschiedener Art und Farbe hervorbringt? Die Berge sind weiß- oder rotgestreift und rabenschwarz in verschiedenen Tönungen.

Almanca — M. A. Rassoul

Hast du nicht gesehen, daß Allah Wasser vom Himmel herniedersendet? Dann bringen Wir damit Früchte mit mannigfachen Farben hervor; und in den Bergen sind weiße und rote, verschiedenfarbige und rabenschwarze Schichten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Hast du etwa nicht gesehen, daß ALLAH vom Himmel Wasser fallen ließ, dann brachten WIR damit Früchte hervor, deren Farben vielfältig sind, auch in den 2 Felsenbergen weiße und rote Streifen, deren Farben vielfältig sind, sowie rabenschwarz?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do you not sec that Allah sends down from the floor of the vault of heaven rain water causing the fruits to spring up from the soil in various colours. He made in the mountains paths, natural roads, passages and tracks of varied hues: white and red of various shades and others of raven black (each reflecting the colour of the dominant mineral its rocks contain.)

Abdul Haleem

Have you [Prophet] not considered how God sends water down from the sky and that We produce with it fruits of varied colours; that there are in the mountains layers of white and red of various hues, and jet black;

Abdullah Yusuf Ali

Seest thou not that Allah sends down rain from the sky? With it We then bring out produce of various colours. And in the mountains are tracts white and red, of various shades of colour, and black intense in hue.

Abul A'la Maududi

Do you not see that Allah sent down water from the sky with which We brought forth fruits of diverse hues? In the mountains there are white and red, of diverse hues, and pitchy black;

Aisha Bewley

Do you not see that Allah sends down water from the sky and by it We bring forth fruits of varying colours? And in the mountains there are streaks of white and red, of varying shades, and rocks of deep jet black.

Al-Hilali & Khan

See you not that Allâh sends down water (rain) from the sky, and We produce therewith fruits of various colours, and among the mountains are streaks white and red, of varying colours and (others) very black.

Ali Quli Qarai

Have you not regarded that Allah sends down water from the sky, with which We produce fruits of diverse hues; and in the mountains are stripes white and red, of diverse hues, and [others] pitch black?

Amatul Rahman Omar

Do you not see that Allâh sends down water from above and brings forth therewith fruits of diverse varieties? And there are white and red strata in the mountains. They have various other colours (also) and (some are) jet-black.

Arthur John Arberry

Hast thou not seen how that God sends down out of heaven water, and therewith We bring forth fruits of diverse hues? And in the mountains are streaks white and red, of diverse hues, and pitchy black;

Bijan Moeinian

Do they not see that it is God Who sends down water for them from the sky [and they respond this favor of Him with denying Him!]. Then it is God Who brings forth a variety of fruits with different colors [which the disbelievers eat and then deny Him!] The same God has created the mountains too in different colors: different layers of white, red, intense black as well as other colors with different shades.

E. Henry Palmer

Dost thou not see that God has sent down from the heaven water, and has brought forth therewith fruits varied in hue, and on the mountains dykes, white and red, various in hue, and some intensely black,

Edip-Layth

Do you not see that God sends down water from the sky, thus We produce with it fruits of various colors? Of the mountains are peaks that are white, red, or raven black.

George Sale

Dost thou not see that God sendeth down rain from heaven; and that We thereby produce fruits of various colours? In the mountains also there are some tracks white and red, of various colours; and others are of a deep black:

Hamid S. Aziz

Then did I punish those who disbelieved, so how intense was My disapproval?

Mahmoud Ghali

Have you not seen that Allah sends down from the heaven water. So We bring out therewith products of different colors? And among the mountains are streaks (Or: highways in the valleys) white and red, of different colors, and black crags.

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen that Allah causeth water to fall from the sky, and We produce therewith fruit of divers hues; and among the hills are streaks white and red, of divers hues, and (others) raven-black;

Mohamed Ahmed - Samira

Do you not see how God sends water from the sky, then We produce fruits from it variegated in colour; and on mountains are tracts of red and white, in different shades and raven black.

Muhammad Asad

ART THOU NOT aware that God sends down water from the skies, whereby We bring forth fruits of many hues - just as in the mountains there are streaks of white and red of various shades, as well as (others) raven-black,

Mustafa Khattab

Do you not see that Allah sends down rain from the sky with which We bring forth fruits of different colours? And in the mountains are streaks of varying shades of white, red, and raven black;

Progressive Muslims

Do you not see that God sends down water from the sky, thus We produce with it fruits of various colors And of the mountains are peaks that are white, red, or some other color and intense black.

Sahih International

Do you not see that Allah sends down rain from the sky, and We produce thereby fruits of varying colors? And in the mountains are tracts, white and red of varying shades and [some] extremely black.

Sam Gerrans

Dost thou not see that God sends down from the sky water? And We bring forth therewith fruit differing in its hues; and among the mountains are streaks, white and red — differing in their hues — and deep black,

Shabbir Ahmed

Have you not seen that Allah causes water to fall from the height. And from the same water We produce fruit and flower of different color, just as in the mountains are streaks of varying colors - white, red, and varying shades of black.

Syed Vickar Ahamed

Do you not see that Allah sends down the rain from the sky? With it We then bring out crops (and farm produce) of various colors. And (there) are streaks (in fruits, rocks and minerals) in the mountains white and red, of many shades of color, and black, deep in (its) coloration.

Taqi Usmani

Did you not see that Allah has sent down water from the sky? Then We brought forth with it fruits having different colours. And among the mountains there are tracks, white and red- of different colours, and ( others) utterly black.

The Monotheist Group

Do you not see that God sends down water from the sky, thus We produce with it fruits of various colors? And of the mountains are peaks that are white, red, or some other color and intense black.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹas-tu pas vu que, du ciel, Allah fait descendre lʹeau? Puis Nous en faisons sortir des fruits de couleurs différentes. Et dans les montagnes, il y a des sillons blancs et rouges, de couleurs différentes, et des roches excessivement noires.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma tu nabînî ku Xwedê ji ewran avek barandiye, vêca me bi wê avê fêkiyên rengereng û di çiyan de jî rêkên spî, sor û reştarî ku rengên wan ne wek hev in, çêkirine.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Heb jij niet gezien dat God uit de hemel water laat neerdalen? Dan brengen Wij daarmee verschillende soorten vruchten voort. En bij de bergen zijn er witte en rode lagen, verschillend van kleur, en ook gitzwarte.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ziet gij niet dat God regen van den hemel nederzendt en dat wij daardoor vruchten van verschillende kleuren voortbrengen. Ook op de bergen zijn sommige streken wit en rood, van verschillende kleuren, en andere zijn donker zwart,

Hollandaca — Siregar

Zie jij niet dat Allah uit de hemel water doet neerdalen waarmee Wij vruchten met verschillende kleuren voortbrengen? En dat er witgestreepte en roodgestreepte bergen met veerschillende kleuren en ook ravezwarte zijn?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве ты не видел, как Аллах низвел с неба [с облаков] воду [дождь], посредством которой Мы вывели плоды различных цветов. И в горах есть дороги – белые, красные – различных цветов, и очень, очень черные.

Rusça — Osmanov

Неужели ты не ведаешь, что Аллах низвел с неба дождь, посредством которого Мы взрастили разнообразные плоды; что в горах [по Его воле] проложены различные дороги-белые, красные и [даже] черные, как ворон,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

SER DU inte att Gud låter regn strömma från skyn och att Vi därmed låter frukter av alla slag och färger mogna och att i bergen (syns) strimmor av vitt och rött i olika skiftningar och intensivt svarta (fläckar)