← Sureler

Mushaf — 437. Sayfa

‹
/ 604
›
35. Fatır Suresi

Kör ile gören bir olmaz.

وَمَا يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَصِيرُ

ve mā yestevī l-eǎ'mā ve l-beSīru

Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.

وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُ

ve lā Z-Zulumātu ve lā n-nūru

Gölge ile sıcaklık bir olmaz.

وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُ

ve lā Z-Zillu ve lā l-Harūru

Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.

وَمَا يَسْتَوِي الْاَحْيَٓاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُ اِنَّ اللّٰهَ يُسْمِعُ مَنْ يَشَاءُ وَمَا اَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ

ve mā yestevī l-eHyā'u ve lā l-emvātu inne (a)llahe yusmiǔ men yeşā'u ve mā ente bi musmiǐn men fī l-ḳubūri

Sen, ancak bir uyarıcısın.

اِنْ اَنْتَ اِلَّا نَذِيرٌ

in ente illā neƶīrun

Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

innā erselnāke bi l-Haḳḳi beşīran ve neƶīran ve in min ummetin illā ḣalā fīhā neƶīrun

(Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.

وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالزُّبُرِ وَبِالْكِتَابِ الْمُنِيرِ

ve in yukeƶƶibūke fe ḳad keƶƶebe (e)lleƶīne min ḳablihim cā'ethum rusuluhum bi l-beyyināti ve bi z-zuburi ve bi l-kitābi l-munīri

Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!

ثُمَّ اَخَذْتُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

ṧumme eḣaƶtu (e)lleƶīne keferū fe keyfe kāne nekīri

Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var.

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَخْرَجْنَا بِهِ ثَمَرَاتٍ مُخْتَلِفًا اَلْوَانُهَا وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ

e lem tera enne (a)llahe enzele mine s-semāi māen fe eḣracnā bihi ṧemerātin muḣtelifen elvānuhā ve mine l-cibāli cudedun bīDun ve Humrun muḣtelifun elvānuhā ve ğarābību sūdun

İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah'a karşı ancak; kulları içinden alim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِّ وَالْاَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ كَذٰلِكَ اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬ا اِنَّ اللّٰهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

ve mine n-nāsi ve d-devābbi ve l-'en'ǎāmi muḣtelifun elvānuhu ke ƶālike innemā yeḣşā (a)llahe min ǐbādihi l-ǔlemā'u inne (a)llahe ǎzīzun ğafūrun

Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.

اِنَّ الَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَ

inne (e)lleƶīne yetlūne kitābe (a)llahi ve eḳāmū S-Salāte ve enfeḳū mimmā razeḳnāhum sirran ve ǎlāniyeten yercūne ticāraten len tebūra

Allah, kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

لِيُوَفِّيَهُمْ اُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ اِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ

li yuveffiyehum ucūrahum ve yezīdehum min feDlihi innehu ğafūrun şekūrun