Lokman Suresi 33. Ayet — Elfaz
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!Nida Edatı+İsim
2النَّاسُn-nāsuinsanlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
3اتَّقُواtteḳūkorkunEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi
4رَبَّكُمْrabbekumRabbinizdenİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
5وَاخْشَوْاve ḣşevve çekininBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.
7لَاlāHarf-i Nefi
8يَجْزِيyeczīödeyemezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek
10عَنْǎnHarf-i Cer
12وَلَاve lādeğildirBağlaç+Harf-i Nefi
14هُوَhuveoZamir
16عَنْǎniçinHarf-i Cer
18شَيْـًٔاşey'enbir şeyİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
19اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
21اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
22حَقٌّHaḳḳungerçektirİsimح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmek
23فَلَاfe lāaslaİsti'nafiye Edatı+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
24تَغُرَّنَّكُمُteğurrannekumusizi aldatmasınMuzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler
25الْحَيٰوةُl-HayātuhayatıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmek
26الدُّنْيَاd-dunyādünyaMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak
27وَلَاve lāve aslaBağlaç+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
28يَغُرَّنَّكُمْyeğurrannekumsizi aldatmasınMuzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler
29بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah hakkındaHarf-i Cer+Lafza-i Celal
30الْغَرُورُl-ğarūrualdatıcı (şeytan)Marife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler