Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

اِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُ وَتِلْكَ الْاَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَاءَ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ

in yemseskum ḳarHun fe ḳad messe l-ḳavme ḳarHun miṧluhu ve tilke l-eyyāmu nudāviluhā beyne n-nāsi ve li yeǎ'leme (a)llahu (e)lleƶīne āmenū ve yetteḣiƶe minkum şuhedā'e ve(a)llahu lā yuHibbu Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنْineğer
2يَمْسَسْكُمْyemseskumم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.size dokunduysa
3قَرْحٌḳarHunق ر حYaralamak/incitmek, darbe, yara, dış yaralanmabir yara
4فَقَدْfe ḳadmuhakkak
5مَسَّmesseم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.dokunmuştu
6الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâho topluluğa da
7قَرْحٌḳarHunق ر حYaralamak/incitmek, darbe, yara, dış yaralanmabir yara
8مِثْلُهُmiṧluhuم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.benzeri
9وَتِلْكَve tilkeişte o
10الْاَيَّامُl-eyyāmuي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünler
11نُدَاوِلُهَاnudāviluhāد و لSürekli dönüşüm içinde olmak, değişmek, değişimlere uğramak.biz onları çeviririz
12بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasında
13النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlar
14وَلِيَعْلَمَve li yeǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname(bu) bilmesi içindir
15اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
16الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
17اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(ları)
18وَيَتَّخِذَve yetteḣiƶeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekve edinmesi içindir
19مِنْكُمْminkumsizden
20شُهَدَاءَşuhedā'eش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şehidler (şahidler)
21وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
22لَا
23يُحِبُّyuHibbuح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.sevmez
24الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimleri

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Size bir yara deydiyse o kavim de tıpkı sizin gibi yaralandı. Bu günler, öyle günler ki onları insanlar arasında nöbetle döndürür, dururuz. Böylece de Allah, bilgisini, inananlara açıklar, içinizden şahitler edinir ve Allah zâlimleri sevmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Size bir yara deydiyse o kavim de tıpkı sizin gibi yaralandı. Bu günler, öyle günler ki onları insanlar arasında nöbetle döndürür, dururuz. Böylece de Allah, bilgisini, inananlara açıklar, içinizden şahitler edinir ve Allah zâlimleri sevmez.

Adem Uğur

Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

Ahmed Hulusi

Eğer size bir yara (-nın ızdırabı) dokunuyorsa, o topluluğa da bir benzeri dokunmuştur. Böyle günler, devridaim olur insanlar arasında. İman edenlerin Allah'ça bilinmesi (varlığındaki Esma mertebesince açığa çıkarılanın sonucunun meydana getirilmesi) ve hakikate hayatları pahasına şehadet edenlerin oluşması içindir. Allah zulmedenleri (nefslerinin veya başkalarının hakkını vermeyenleri) sevmez.

Ahmet Tekin

Eğer bir takım kayıplara maruz kalmışsanız, bozguna uğrayarak bir yara almışsanız, o kavme de benzeri bir acı, bir sıkıntı dokunmuştu. Böyle zafer günlerini, galibiyetleri, iktidarları ve devleti, insanlar arasında hak ettikleri oranda biz dağıtıyoruz. Allah’ın, sizden sözde iman edenlerle hakkıyla iman edenleri ayırt etmesi, içinizden Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler çıkarması, şehit olabilecekleri görmesi için bozguna uğrayıp yara aldınız. Allah kurduğu düzene isyan eden, Allah’ın kullarını, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zalimleri sevmez.

Ahmet Varol

Size bir yara dokunduysa karşı topluluğa da benzer bir yara dokundu. Allah'ın gerçekten iman etmiş olanları ortaya çıkarması ve aranızdan şehidler edinmesi için bu günleri böyle aranızda döndürürüz. Allah zalimleri sevmez.

Ali Bulaç

Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez;

Ali Fikri Yavuz

Eğer size (Uhud’da) bir yara isabet etti ise, Bedir savaşında da kâfirler kavmine o kadar yara isabet etmişti. O sevinçli ve kederli günleri insanlar arasında evirip çeviririz. Allah, savaş meydanında ihlâslı ve azimkâr müminleri diğerlerinden ayırd etmek ve sizden şehitler edinmek içindir (bu). Allah zâlimleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Bir sıkıntı geldiyse, o topluma da benzer bir sıkıntı gelmiştir. Böyle günleri, insanlar arasında dolaştırırız; Allah'ın, inananları bilmesi ve aranızdan tanıklar seçmesi için. Çünkü Allah, haksızlık yapanları sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Eğer başınıza bir bela gelirse biliniz ki benzer bir belaya başka insanlar da uğramıştır; zira böyle iyi ve kötü günleri insanlara sırayla paylaştırırız. Bu, Allah'ın iman edenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate şahitlik yapanları seçmesi içindir; çünkü Allah, zalimleri asla sevmez.

Bekir Sadak

Eger siz (Uhud'da) bir yara almissaniz, (size dusman olan) o topluluk da (Bedir'de) benzeri bir yara almisti. Boylece biz, Allah'in gercek muminleri ortaya cikarmasi ve icinizden sahitler edinmesi icin, bu gunleri bazan lehe, bazan da aleyhe dondurup duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.

Celal Yıldırım

(140-141) (Uhud Savaşı'nda) bir yara aldıysanız, şüphesiz ki o topluluk da (Bedir Savaşı'nda) benzeri bir yara almıştı. Allah sizden şehîdler (veya şâhidler) edinmek, bir de Allah, imân edenleri seçip tertemiz kılmak (içlerindeki cevheri ortaya çıkarmak), kâfirleri yok etmek için bu günleri (bazen lehte, bazen aleyhte olmak üzere) insanlar arasında nöbetleşe döndürüp dururuz. Allah zâlimleri sevmez.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız bilin ki o topluluk da benzeri bir yara almıştı. O günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz ki Allah gerçek müminleri ortaya çıkarsın ve uğrunda şehitleri olsun diye. Allah, zalimleri sevmez.

Diyanet İşleri

Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

Diyanet İşleri (eski)

Eğer siz (Uhud'da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. Böylece biz, Allah'ın gerçek müminleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.

Diyanet Vakfi

Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer size bir yara dokunduysa o heriflere de öyle bir yara dokundu. Biz o günleri insanlar arasında evirip çeviririz. Allah'ın sizden iman edenleri bilmesi ve sizden şehitler alması, şahitler tutması için böyle yaparız. Allah, zulmedenleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer size bir yara dokundu ise heriflere de öyle bir yara dokundu; hem o günler, biz onları insanlar arasında evirir çeviririz, hem Allah iman edenleri bileceği ve sizden şehidler, şahidler tutacağı için; ki Allah zalimleri sevmez

Erhan Aktaş

Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek iman edenleri ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka insanlara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Fizilal-il Kuran

Eğer siz (Uhud'da) yara aldınız ise karşınızdakiler de benzeri bir yara almışlardır. Biz bu tür acı günleri insanlar arasında dolaştırırız. Allah'ın kimlerin mümin olduklarını belirlemesi ve aranızdan bazı şahitler seçmesi içindir bu. Hiç kuşkusuz Allah zalimleri sevmez.

Gültekin Onan

Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Tanrı'nın inananları belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Tanrı, zulmedenleri sevmez;

Hamdi Döndüren

Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldı iseniz, bilin ki, o topluluk da (Bedir’de) o yaranın benzerini almıştır. Bunlar; Allah’ın iman edenleri ortaya çıkarması ve içinizden tanıklar (şehidler) edinmesi için, insanlar arasında dolaştırıp durduğumuz (acılı) günlerdir. Allah, zulmedenleri sevmez.

Hasan Basri Çantay

(140-141) Eğer size ("Uhud" de) bir yara değmiş bulunuyorsa ("Bedir"de) o kavme de o kadar yara değmişdir. O günler (öyle günlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gah lehlerine, gah aleyhlerine olmak üzere elden ele ve nöbetleşe nöbetleşe) döndürür dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini iman edenlere açıklaması, içinizden şehidler edinmesi, mü'minleri tertemiz yapıb kafirleri (murdar ölümle) helak etmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

Hasib Asutay

Eğer (Uhut'ta) size bir yara dokunduysa, o topluluğa da (Bedir'de) benzeri bir yara dokunmuştu. İşte o günler, biz onları insanlar arasında döndürüp dururuz. (Bu da) Allah'ın iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler (veya şehitler) edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

Hayrat Neşriyat

Eğer (Uhud’da) size bir yara dokunduysa, doğrusu (size düşman olan) o kavme de (Bedir’de) onun misli olan bir yara dokunmuştu. İşte bu günler (öyle günlerdir) ki, onları insanlar arasında evirir çeviririz. Tâ ki Allah, îmân edenleri ortaya çıkarsın ve içinizden (bu uğurda can veren) şehîdler (ve yaptıklarınıza şâhidler) edinsin! Çünki Allah, zâlimleri sevmez.

İbni Kesir

Eğer size bir yara dokunduysa; şüphesiz o kavme de o kadar yara dokunmuştur. Hem o günleri Biz, insanlar arasında döndürür dururuz. Bu; Allah'ın iman edenleri belirtmesi ve içinizden şahidler edinmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

Mehmet Okuyan

Size (Uhud’da) bir acı dokunduysa, (Bedir’de de) o kavme benzer bir acı dokunmuştu. O (sıkıntılı) günleri , insanlar arasında döndürür (durur)uz. Sonunda Allah iman edenleri bil(dir)ir (ortaya çıkarır) ve aranızdan şahitler edinir. Allah zalimleri sevmez.

Muhammed Esed

Eğer başınıza bir bela gelirse, (bilin ki,) benzer bir belaya (başka) insanlar da uğramıştır; zira böyle (iyi ve kötü) günleri insanlara sırayla paylaştırırız: (Bu,) Allah'ın, imana erenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate (hayatları ile) şahitlik yapanları seçmesi içindir -çünkü Allah, zalimleri asla sevmez-

Mustafa İslamoğlu

Eğer size bir zarar dokunduysa, elbet benzer bir zarar (başka) insanlara da dokundu. Zira o (iyi ve kötü) dönemleri biz insanlar arasında döndürür dururuz ki, Allah iman eden kimseleri seçip ayırsın ve sizden hakikate şahit olanları tesbit etsin; çünkü Allah zalimleri sevmez;

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer size bir yara dokunmuş ise şüphesiz o kavmine de onun misli bir yara dokunmuştur. Ve o günleri Biz nâs arasında döndürürüz. Ve Allah Teâlâ'nın, imân edenleri bilmesi ve sizden şahitler ittihaz etmesi içindir. Ve Allah Teâlâ zalimleri sevmez.

Ömer Öngüt

Eğer size (Uhud'da) bir yara dokundu ise o kâfirler topluluğuna da (Bedir'de) benzeri bir yara dokunmuştu. Biz o sevinçli ve kederli günleri insanlar arasında (bazen lehe bazen aleyhe) döndürür dururuz. Bu da Allah'ın, ihlâslı ve azimli müminleri ayırdetmesi, içinizden şehidler edinmesi içindir. Allah zâlimleri sevmez.

Suat Yıldırım

(140-141) Şayet siz yara aldı iseniz, karşınızdaki düşman topluluğu da benzeri bir yara aldı. İşte Biz, Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarması, sizden şehitler edinmesi, müminleri tertemiz yapıp kâfirleri imhâ etmesi için, zafer günlerini insanlar arasında nöbetleşe döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

Süleyman Ateş

Eğer size bir yara dokunduysa, o topluluğa da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler... onları biz insanlar arasında çevirip dururuz (kah bir kavme, kah ötekine galibiyet veririz; bazen bir topluma iyi veya kötü günler gösteririz, bazan ötekine). Allah inananları ortaya çıkarmak, sizden şehidler edinmek için (zamanı kah lehinize, kah aleyhinize çevirmektedir). Allah, zalimleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız karşınızdaki topluluk da (Bedir'de) onun dengi bir yara almıştı. Böyle günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden şahitler tutması içindir. Allah yanlışa dalanları sevmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz bir yara aldıysanız, karşınızdaki topluluk da vaktiyle öyle bir yara aldı. Böyle günleri, bir ona bir öbürüne, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden kimilerini şahit tutması içindir. Allah, yanlış yapanları sevmez.

Şaban Piriş

(140-141) -Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah'ın iman edenleri ortaya çıkarması, içinizden şehitler edinmesi ve iman edenleri arındırıp, kafirleri mahvetmesi için bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

Tefhim-ul Kuran

Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. O günleri; biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez;

Ümit Şimşek

Size bir yara dokunduysa, o yaranın bir misli de o topluluğa dokunmuştur. Günleri Biz insanlar arasında böyle çeviririz, tâ ki Allah, iman etmiş olanlarınızı ayırt etsin ve içinizden şehitler çıkarsın. Yoksa Allah zalimleri sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede iman edenleri bilecek, sizden tanıklar/şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər siz Uhud döyüşündə yara almışsınızsa, o düşmən qövm də bu cür yara almışdı. Biz bu günləri (qalibiyyəti və məğlubiyyəti) insanlar arasında növbə ilə dəyişdiririk ki, Allah iman gətirənləri üzə çıxarsın və aranızdan şəhidlər seçsin. Allah zalımları sevmir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər siz (Ühüd müharibəsində) yara aldınızsa, o biri (kafir) dəstə də (Bədr müharibəsində) o cür yara aldı. Biz bu günləri (bu hadisələri) insanlar arasında növbə ilə dəyişdiririk ki, Allah iman gətirən şəxsləri (başqalarından) ayırd etsin və içərinizdən şəhidlər (şahidlər) seçsin. Allah zülmkarları sevməz!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihr Verletzungen erlitten habt, so haben die anderen ähnliche erlitten. Glücks- und Unglückstage läßt Gott einander ablösen, damit Er erkennt, wer wirklich glaubt und sich aus euren Reihen Märtyrer nimmt. Gott liebt die Ungerechten nicht.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn euch eine Wunde zugefügt worden ist, so ist dem (ungläubigen) Volk schon eine gleiche Wunde zugefügt worden. Und diese Tage (des Kriegsglücks) lassen Wir unter den Menschen wechseln, - damit Allah diejenigen, die glauben, kennt und (damit) Er Sich von euch (Blut)zeugen nimmt. Und Allah liebt nicht die Ungerechten.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn euch eine Härte getroffen hat, so hat eine Härte gleich schon andere Leute getroffen. Und diese Tage (des Sieges und der Niederlage) lassen Wir wechseln unter den Menschen, damit Allah die Gläubigen erkennt und Sich aus euch Zeugen erwählt. Und Allah liebt die Ungerechten nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If you have sustained a heavy blow with injuries, so have the enemies. We rotate fortune and alternate the days of gratification and the days of distress. So that each people have their day and Allah distinguishes the steadfast among the believers who are immovable in faith and confers the prerogative of martyrdom on those of you who qualify; Allah detests the wrongful.

Abdul Haleem

if you have suffered a blow, they too have suffered one like it. We deal out such days among people in turn, for God to find out who truly believes, for Him to choose martyrs from among you- God does not love evildoers-

Abdullah Yusuf Ali

If a wound hath touched you, be sure a similar wound hath touched the others. Such days (of varying fortunes) We give to men and men by turns: that Allah may know those that believe, and that He may take to Himself from your ranks Martyr-witnesses (to Truth). And Allah loveth not those that do wrong.

Abul A'la Maududi

If a wound has befallen you a similar wound has already befallen the people who are opposed to you. We make such movements to men in turn so that Allah might mark out those who are the true men of faith and select from among you those who do really bear witness (to the Truth): for Allah does not love the wrong-doers,

Aisha Bewley

If you have received a wound, they have already received a similar wound. We deal out such days to people turn by turn, so that Allah will know those who have iman and can gather martyrs from among you – Allah does not love wrongdoers –

Al-Hilali & Khan

If a wound (and killing) has touched you, be sure a similar wound (and killing) has touched the others. And so are the days (good and not so good), We give to men by turns, that Allâh may test those who believe, and that He may take martyrs from among you. And Allâh likes not the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers).

Ali Quli Qarai

If a wound afflicts you, a like wound has already afflicted those people; and We make such vicissitudes rotate among mankind, so that Allah may ascertain those who have faith, and that He may take martyrs from among you, and Allah does not like the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

If you have received an outer injury (in the Battle of Uhud), surely, the (disbelieving) people have already received a similar injury (in the same battle) - these days of vicissitudes are those which We cause to alternate among the people, (it is so that you may be admonished) and that (among other things), Allâh may distinguish those who (really) believe and so that He may raise martyrs from among you; and Allâh does not love the unjust.

Arthur John Arberry

If a wound touches you, a like wound already has touched the heathen; such days We deal out in turn among men, and that God may know who are the believers, and that He may take witnesses from among you; and God loves not the evildoers;

Bijan Moeinian

[Do not forget that] If you are wounded [in the battle of Ohud], the enemy has got wounds too. Know that God alternates the days of victory and defeat in order to see who the true believers are. God also blesses some with martyrdom. God does not like the unjust people.

E. Henry Palmer

If a sore touch you, a sore like it has touched people: these are days which we make to alternate amongst mankind that God may know who it is that believe, and may take from you witnesses, for God loves not the unjust;

Edip-Layth

If you are wounded, then know that the other group is also wounded. Such are the days, We alternate them between the people, so that God will know those who acknowledge, and so He may make witnesses from among you; and God does not like the wicked.

George Sale

If a wound hath happended unto you in war, a like wound hath already happened unto the unbelieving people: And we cause these days of different success interchangeably to succeed each other among men; that God may know those who believe, and may have martyrs from among you: -- God loveth not the workers of iniquity; -

Hamid S. Aziz

If a wound touches you, a similar wound has touched the others: these are only the vicissitudes of varying fortune which we bring in turn to mankind that Allah may know those who it is that believe, and may choose from you witnesses, for Allah loves not the unjust.

Mahmoud Ghali

In case a blow touches you, (This refers to the Battle of 'Uhud) then a like blow has already touched the (disbelieving) people. And such days We interchange (i.e. the change of fortune) among mankind and that Allah may know (the ones) who have believed and take to Him martyr-witnesses from among you; and Allah does not love the unjust.

Marmaduke Pickthall

If ye have received a blow, the (disbelieving) people have received a blow the like thereof. These are (only) the vicissitudes which We cause to follow one another for mankind, to the end that Allah may know those who believe and may choose witnesses from among you; and Allah loveth not wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

If you have been wounded they too have suffered a wound. We cause this alternation of night and day in the affairs of men so that God may know those who believe, taking some as witness (of truth) from your ranks, for God does not like those who are unjust.

Muhammad Asad

If misfortune touches you, [know that] similar misfortune has touched [other] people as well; for it is by turns that We apportion unto men such days [of fortune and misfortune]: and [this] to the end that God might mark out those who have attained to faith, and choose from among you such as [with their lives] bear witness to the truth - since God does not love evildoers -

Mustafa Khattab

If you have suffered injuries ˹at Uḥud˺, they suffered similarly ˹at Badr˺. We alternate these days ˹of victory and defeat˺ among people so that Allah may reveal the ˹true˺ believers, choose martyrs from among you—and Allah does not like the wrongdoers—

Progressive Muslims

If you are wounded, then know that the other group is also wounded. And such are the days, We alternate them between the people, so that God will know those who believe, and so He may make witnesses from among you; and God does not like the wicked.

Sahih International

If a wound should touch you - there has already touched the [opposing] people a wound similar to it. And these days [of varying conditions] We alternate among the people so that Allah may make evident those who believe and [may] take to Himself from among you martyrs - and Allah does not like the wrongdoers -

Sam Gerrans

If injury touches you: there has touched people an injury the like thereof. And those are the days We alternate among men, both that God might know those who heed warning, and take witnesses among you — and God loves not the wrongdoers —

Shabbir Ahmed

If you suffer hardship, the enemy also suffers hardship. Such days of varying fortunes are governed by Universal Laws. Allah thus distinguishes the true believers, and blesses some of you with martyrdom. They have become witnesses to the power of Truth with their lives. Allah does not love those who displace courage with fear.

Syed Vickar Ahamed

If a wound (pain and sorrow) has touched you, be sure a similar wound has touched others; And such days (of varying fortunes) We give to men by turns: That Allah may know those who believe, and that He may take as martyrs (close to Himself) from the people those who see and sacrifice (for the sake of truth). And Allah loves not those who do wrong.

Taqi Usmani

If you have received a wound, they have received a similar wound. Such days We rotate among the people, so that Allah may know those who believe and let some of you be martyrs - and Allah does not like the unjust

The Monotheist Group

If you are wounded, then know that the other group is also wounded. And such are the days, We alternate them between the people, so that God will distinguish those who believe, and so He may make witnesses from among you; and God does not love the wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si une blessure vous atteint, pareille blessure atteint aussi lʹennemi. Ainsi faisons-Nous alterner les jours (bons et mauvais) parmi les gens, afin quʹAllah reconnaisse ceux qui ont cru, et quʹIl choisisse parmi vous des martyrs - et Allah nʹaime pas les injustes,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger hûn (li Uhudê) birîndar bûbin, bêguman birîndarî bi ser wan de jî hatibû. Em wan rojan (ên şikestin û serkeftinê) di navbera mirovan de bi dor digerînin, da ku Xwedê wan ên ku (ji dil û can) bawerî anîye derîne rastê û da ku ji nav we hinekan bi şehadetê xelat bike. Helbet Xwedê ji zaliman hez nake.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie mag dan een slag toegebracht zijn, hun was al een dergelijke slag toegebracht; in tijden van oorlog geven Wij afwisselend geluk aan de mensen. En (dit gebeurde) ook opdat God hen kent, die gelovig zijn en opdat Hij uit jullie midden getuigen kiest -- God bemint de onrechtplegers niet --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo gij in den krijg eene wonde ontvangt, dan heeft de booze mede er eene ontvangen en wij laten de dagen zoo afwisselend op elkander volgen onder de menschen, opdat God hen kenne die gelooven en wie martelaars onder u zijn (God mint de boozen niet).

Hollandaca — Siregar

Als jullie gewond raken: het is ook zo dat de mensen (vijanden) door een soortgelijke verwonding getroffen zijn. Dit soort dagen laten Wij onder de mensen wisselen, opdat Allah degenen die geloven toetst, en opdat Hij van onder jullie martelaren (lot Zich) neemt. En Allah houdt niet van de onrechtvaardigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если вас (о, верующие) коснулась рана [смерть и ранения] (в битве при Ухуде) (и вы расстраиваетесь из-за этого), то (знайте, что) такая же рана коснулась и тех людей [многобожников] (в битве при Бадре). И эти дни Мы сменяем чередой среди людей [либо они побеждают, либо терпят поражение], и чтобы знал [отличил] Аллах тех, которые уверовали (настоящим образом) и (чтобы) Он взял из числа вас мучеников [почтил их смертью за Веру], – поистине, Аллах не любит злодеев [тех, которые причиняют зло самим себе] (и которые уклоняются от сражения на Его пути)! –

Rusça — Osmanov

Если вам нанесена рана ныне, то подобная же рана была нанесена другому народу. Мы сменяем [благополучные и злополучные] для людей дни чередой, чтобы Аллах мог распознать тех, кто верует, и избрать шахидов из вас, - воистину, Аллах не любит нечестивцев, -

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om ett hårt slag har drabbat er, har (era fiender avgudadyrkarna) också drabbats av ett hårt slag. Vi låter människorna, de ena efter de andra, uppleva sådana (svarta) dagar för att de troende skall få ge Gud bevis (på sin tro) och för att Han skall utse dem bland er som skall få vittna som martyrer (för sin tro) - Gud är ingalunda de orättfärdigas vän -