Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

قَالَ اِنِّٓي اُرِيدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَأْجُرَنِي ثَمَانِيَ حِجَجٍ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا اُرِيدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنِي اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِحِينَ

ḳāle innī urīdu en unkiHake iHdā bneteyye hāteyni ǎlā en te'curanī ṧemāniye Hicecin fe in etmemte ǎşran fe min ǐndike ve mā urīdu en eşuḳḳa ǎleyke se tecidunī in şā'e (a)llahu mine S-SāliHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2اِنِّٓيinnīelbette
3اُرِيدُurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istiyorum
4اَنْen
5اُنْكِحَكَunkiHakeن ك حBağlamak, düğüm yapmak, sözleşme yapmak, evlenmek, evliliksana nikahlamak
6اِحْدَىiHdāا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.birini
7ابْنَتَيَّbneteyyeب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileiki kızımdan
8هَاتَيْنِhāteynişu iki
9عَلٰٓىǎlākarşılığında
10اَنْen
11تَأْجُرَنِيte'curanīا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karbana hizmet etmen
12ثَمَانِيَṧemāniyeث م نHerhangi birinin mallarının sekizde birini almak, sekize bölmek, sekiz, on sekiz, seksen.sekiz
13حِجَجٍHicecinح ج جDelil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmekyıl
14فَاِنْfe ineğer
15اَتْمَمْتَetmemteت م مTam/bütün olmak, çiçek açmak, yetişkin, eksiksiz, mükemmel, yerine getirilmiş, başarmak.tamamlarsan
16عَشْرًاǎşranع ش رOnda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara - arkadaşlık etmek, birlikte yaşamak, birinin toplumunu geliştirmek, tanıdık olmak. ashirun - yoldaş, ashiratun - akraba, ma'sharun - topluluk, ırk, kalabalık, yakın iletişim içinde yaşayanlar (çoğul: ashair).on(yıl)a
17فَمِنْfe minartık
18عِنْدِكَǐndikeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.o sendendir
19وَمَاve mā
20اُرِيدُurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).ben istemem
21اَنْen
22اَشُقَّeşuḳḳaش ق قgeçmek, yol açmak, geçit açmak, bölmek, yarmak, kesmek, ayırmak, parçalamakzahmet vermek
23عَلَيْكَǎleykesana
24سَتَجِدُنِيse tecidunīو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbeni bulacaksın
25اِنْineğer (İnşallah)
26شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilerse (İnşallah)
27اللّٰهُ(a)llahuAllah (İnşallah)
28مِنَmine-den
29الصَّالِحِينَS-SāliHīneص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyiler-

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Babası, Mûsâ'ya dedi ki: Bana sekiz yıl hizmet edersen buna karşılık sana şu iki kızımdan birini vermek istiyorum; ama sen on yılı doldurursan bu da sana âit artık ve ben, sana zahmet ve meşakkat vermek istemem; Allah dilerse beni iyi kişilerden bulursun.

Adem Uğur

(Şuayb) dedi ki: Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden (işverenlerden) bulacaksın.

Ahmed Hulusi

(Şuayb Musa'ya) dedi ki: "Ben, sekiz sene bana çalışman karşılığında şu iki kızımdan birini sana nikahlamayı diliyorum... Eğer on seneye tamamlarsan, senin derununun getirisidir! Sana zorluk vermek istemem... İnşaAllah beni salihlerden bulacaksın."

Ahmet Tekin

Şuayb: 'Benim yanımda sekiz yıl çalışmanın bedeli olarak, şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan, o da senin ikramın. On yıla tamamlama konusunda seni zorlamak istemiyorum. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olduğu takdirde, benim dindar, ahlâklı, hayır-hasenat sahibi mü’minlerden, sâlih kimselerden biri olduğumu göreceksin.' dedi.

Ahmet Varol

(Babaları) dedi ki: 'Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer (çalışmanı) on (yıl)a tamamlarsan artık o da senden (bir iyilik) olur. Ben sana zorluk çıkarmak istemem. İnşallah beni salihlerden bulacaksın.'

Ali Bulaç

(Babaları) Dedi ki: "Doğrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karşılık olmak üzere, şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum; şayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk çıkarmak istemem; beni de inşaallah salih olanlardan bulacaksın."

Ali Fikri Yavuz

(İhtiyar adam, Mûsa’ya şöyle) dedi: “- Bana sekiz yıl ücretle çalışmak üzere, şu iki kızımın birini sana nikâh etmek istiyorum. Eğer (hizmet yaparak) on seneyi tamamlarsan, bu da senden (bir fazlalık). Bununla beraber seni zorlamak istemiyorum. İnşAllah, beni dürüst kimselerden bulacaksın.”

Ali Rıza Safa

Şöyle dedi: "Aslında, sekiz yıl yanımda çalışmana karşılık, bu iki kızımdan birisini seninle evlendirmek istiyorum. On yıla tamamlarsan, artık o da senden. Sana zorluk çıkarmak istemem. Allah dilerse, erdemli bir kişi olduğumu göreceksin!"

Bayraktar Bayraklı

Kızların babası, "Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan, o senden bir lütuf olur. Ama sana bir sıkıntı vermek istemem. İnşaallah beni iyi kimselerden bulacaksın" dedi.

Bekir Sadak

Kadinlarin babasi: «Bana sekiz yil calismana karsilik bu iki kizimdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eger on yila tamamlarsan o senden bir lutuf olur. Ama sana agirlik vermek istemem. Insallah beni iyi kimselerden bulacaksin» dedi.

Celal Yıldırım

(Kızların babası, Musâ'ya): «Sekiz yıl (ücretle çalışan bir işçi gibi) bana çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum ; ama bunu on yıl olarak tamamlarsan o da senden (bir lütuf)... Ben (on yıl hususunda bir şart koşup) sana zorluk çıkarmak istemem. İnşaallah beni iyi-yararlı kimselerden bulacaksın» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Baba, “Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini seninle evlendirmek istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan bu da senin bileceğin bir şey; seni zorlamak istemem. İnşallah benim iyi kimselerden olduğumu göreceksin” dedi

Diyanet İşleri

Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Kadınların babası: 'Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Ama sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın' dedi.

Diyanet Vakfi

(Şuayb) dedi ki: Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden (işverenlerden) bulacaksın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Şuayb) Dedi ki: «Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşaallah beni iyi kimselerden bulacaksın.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O: "Haberin olsun ben, bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. On yıla tamamlarsan o da kendinden. Ben, sana zorluk göstermek istemiyorum; inşallah beni iyi kimselerden bulacaksın." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: haberin olsun ben şu iki kızımın birini sana nikah etmek istiyorum, sen bana sekiz sene ecirlik etmek üzere ki eğer onu doldurursan, o da kendinden, maamafih seni zorlamak istemiyorum inşaallah beni salihinden bulacaksın

Erhan Aktaş

Bu iki kızımdan birini, bana sekiz hacc boyunca çalışmana karşılık seninle evlendirmek istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan sen bilirsin. Sana rahatsızlık vermek istemem. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu iki kızımdan birini, bana sekiz hacc boyunca çalışmana karşılık seninle evlendirmek istiyorum. Eğer ona tamamlarsan sen bilirsin. Sana rahatsızlık vermek istemem. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu iki kızımdan birini, bana sekiz yıl çalışmana karşılık seninle evlendirmek istiyorum. Eğer on yılı tamamlarsan sen bilirsin. Seni zorlamak istemem. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın." dedi.

Fizilal-il Kuran

Kızların babası; «Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer bu süreyi on yıla tamamlarsan o senin tarafından bir iyiliktir. Ben sana zahmet vermek istemem. İnşallah, beni iyi kimselerden bulacaksın» dedi.

Gültekin Onan

(Babaları) Dedi ki: "Doğrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karşılık olmak üzere, şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum; şayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk çıkarmak istemem; beni de inşallah salih olanlardan bulacaksın."

Hamdi Döndüren

Şuayb (Musa’ya) dedi ki: “Bana, sekiz yıl çalışman şartıyla şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer süreyi on yıla tamamlarsan bu da senden olur; yoksa sana güçlük vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın.”

Hasan Basri Çantay

(O zat Muusaya) dedi ki: "Ben iki kızımdan birini — sen bana sekiz yıl ecirlik etmek üzere — sana nikahlamayı arzu ediyorum. Eğer (hizmetini) on (yıl) a tamamlarsan o da kendinden. (Bununla beraber) arzu etmem ki sana zorluk çekdireyim. inşaallah beni saalihlerden bulacaksın".

Hasib Asutay

(Şuayb) dedi ki: 'Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer (bu süreyi) on (yıl) a tamamlarsan artık o da sendendir. Ben sana zorluk vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın. ' (12) (12. Çoğunluk âlimlere göre Hz. Musa'nın âyette sözü edilen sekiz veya on yıl çalışması mehir olarak nitelendirilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

(Şuayb) dedi ki: 'Doğrusu ben, sekiz sene bana ücretle çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Fakat on (seney)e tamamlarsan, artık (o) senin tarafından (bir lütuf)dur. Yoksa sana zorluk çıkarmak istemem. İnşâallah beni sâlih kimselerden bulacaksın!'

İbni Kesir

O da dedi ki: Bana sekiz yıl çalışmana karşılık, bu iki kızımdan birini sana nıkahlamak istiyorum. Şayet on yıla tamamlarsan o, senden bir lutuf olur. Ama sana zorluk çektirmek istemem. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın.

Mehmet Okuyan

(Şuayb, Musa’ya) şöyle demişti: “Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Süreyi on yıla tamamlarsan o sana kalmış bir şeydir; seni sıkıntıya düşürmek istemem. İnşallah beni dürüst olanlardan bulacaksın.”

Muhammed Esed

(Bir süre sonra, kızların babası, Musa'ya:) "Bak," dedi, "seni, sekiz yıl yanımda çalışmana karşılık bu iki kızımdan biriyle evlendirmek istiyorum; bu süreyi on (yıl)a tamamlarsan artık bu senin bileceğin bir iş; sana fazladan yük yüklemek istemem; (tersine), eğer Allah dilerse, beni hep dürüst davranan biri olarak bulacaksın."

Mustafa İslamoğlu

(Kızların babası Musa'ya): "Bana bak!" dedi, "İşte şu iki kızımdan birisini, bana sekiz yıl işçilik yapman karşılığında seninle evermek istiyorum; fakat bu süreyi on yıla tamamlarsan, artık o da senin bileceğin iştir; zira ben seni zahmete koşmak istemem; inşaallah sen beni hep dürüst ve erdemli davranan bir (işveren) olarak bulacaksın!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Ben muhakkak istiyorum, bana sekiz sene ecirlik etmek üzere bu iki kızımdan birini sana nikah edeyim. Şayet kendiliğinden on (yıla) tamamlar isen o da kendi tarafındandır ve ben sana güçlük vermek istemem, inşaallah beni sâlihlerden bulacaksın.»

Ömer Öngüt

(Şuayb) dedi ki: “Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer hizmetini on yıla tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Bununla beraber sana zahmet vermek istemem. İnşaallah beni sâlihlerden bulacaksın. ”

Suat Yıldırım

Babaları ona: "Kızlarımdan birini seninle evlendirmek istiyorum. Buna karşılık sen de sekiz yıl yanımda çalışırsın; şayet süreyi on yıla çıkarırsan, o da senin ikramın olur. Ben seni zahmete sokmak istemem. İnşaallah benim dürüst bir insan olduğumu göreceksin."

Süleyman Ateş

O zat, (Musa'ya) dedi ki: "(Bak), bana sekiz yıl hizmet etmen şartıyle şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer (bu süreyi) on (yıl)a tamamlarsan artık o, senin tarafından (bir iyilik)dir. Ben sana zahmet vermek istemem. İnşallah beni iyilerden bulacaksın."

Süleymaniye Vakfı

Babaları şöyle dedi: "Yanımda sekiz yıl ücretle çalışman şartıyla şu iki kızımdan birini sana nikahlamak isterim. On yıla tamamlarsan bu senin ikramın olur. Sana güçlük çıkarmak istemem. İnşaallah iyi biri olduğumu göreceksin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Babaları dedi ki; "Bu iki kızımdan birini sana nikahlamak isterim; karşılığında bana sekiz yıl çalışırsın. Eğer on yıla tamamlarsan iyiliğin olur. Sana güçlük çıkarmak istemem. Allah fırsat verirse benim iyi bir kimse olduğumu görürsün."

Şaban Piriş

-Ben, sekiz yıl bana ücretle çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer bunu on yıla tamamlarsan, bu senden bir iyiliktir. Sana zorluk çıkarmak istemem. İnşaallah beni, iyi ve dürüst kimselerden bulacaksın, dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Babaları) Dedi ki: «Doğrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karşılık olmak üzere, şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum; şayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk çıkarmak istemem; beni de inşaallah salih olanlardan bulacaksın.»

Ümit Şimşek

Yaşlı adam dedi ki: 'Sekiz yıl bana ücretli olarak çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Ama bu süreyi on yıla tamamlarsan, o senin ikramın olur. Ben sana zorluk çıkarmak istemem. İnşaallah beni dürüst bir kimse olarak bulacaksın.'

Yaşar Nuri Öztürk

İhtiyar dedi ki: "Bana sekiz yıl çalışman şartıyla şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan, o da senden. Seni zora sürmek gibi bir niyetim yok. Allah dilerse beni, barış ve iyilik sever insanlardan bulacaksın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şueyb dedi: “Səkkiz il mənə işləmək şərti ilə qızlarımdan birini sənə ərə vermək istəyirəm. Əgər sən bu müddəti on ilə çatdırsan, bu, sənin tərəfindən bir lütf olar. Mən sənə əziyyət vermək istəmirəm. Allah qoysa mənim əməlisalehlərdən olduğumu görəcəksən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Şüeyb) dedi: ″Səkkiz il mənə xidmət etmək (qoyunlarımı otarmaq) şərti ilə qızlarımın birini sənə ərə verərəm. Əgər sən (həmin müddəti) tamamlayıb on ilə çatdırsan, bu, artıq sənin tərəfindən (olan bir lütfdür). Mən (on il müddətinə şərt kəsməklə) sənə əziyyət vermək istəmirəm. İnşallah, mənim saleh (əhdə vəfa edən) kəslərdən olduğumu görəcəksən!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺIch werde dir eine meiner beiden Töchter zur Frau geben, unter der Bedingung, daß du acht Jahre dafür bei mir arbeitest. Solltest du zehn Jahre bleiben, ist das deine Sache. Ich will es dir nicht zu schwer machen. Du wirst, so Gott will, sehen, daß ich zu den Rechtschaffenen gehöre.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺIch will dich mit einer dieser meiner beiden Töchter verheiraten unter der Bedingung, daß du acht Jahre in meinen Dienst trittst. Wenn du sie aber auf zehn vollmachst, so steht es bei dir. Ich will dir keine Härte auferlegen. Du wirst mich, wenn Allah will, als einen der Rechtschaffenen finden.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺlch will dir eine von diesen meinen zwei Töchtern zur Frau geben unter der Bedingung, daß du dich mir auf acht Jahre zum Dienst verpflichtest. Willst du dann zehn (Jahre) vollmachen, so steht es bei dir. Ich möchte aber nicht hart zu dir sein; du wirst in mir, so Allah will, einen rechtschaffenen (Mann) finden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺIch will dich mit einer von diesen meinen beiden Töchter verheiraten unter der Bedingung, daß du dich acht Jahre in meinen Dienst stellst. Und wenn du zehn (Jahre) vervollständigst, dann ist dies dir überlassen. Und ich will es dir nicht schwer machen. Du wirst mich inscha-allah von den gottgefällig Guttuenden finden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The father said to Mussa: "I wish to offer you one of my daughters in matrimonial union on contrition that you serve me for eight years and should you like to add two more years to make them ten, it will be of your own accord". "I do not wish," he added, "to make things difficult for you and you will find me, Allah willing, one of these in whose hearts reigns piety".

Abdul Haleem

The father said, ‘I would like to marry you to one of these daughters of mine, on condition that you serve me for eight years: if you complete ten, it will be of your own free will. I do not intend to make things difficult for you: God willing, you will find I am a fair man.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "I intend to wed one of these my daughters to thee, on condition that thou serve me for eight years; but if thou complete ten years, it will be (grace) from thee. But I intend not to place thee under a difficulty: thou wilt find me, indeed, if Allah wills, one of the righteous."

Abul A'la Maududi

Her father said to Moses: "I want to marry one of these two daughters of mine to you if you serve me for eight years. But if you complete ten years, that will be of your own accord (but not an obligation). I do not intend to treat you harshly. If Allah wills, you will find me an upright man."

Aisha Bewley

He said, ‘I would like to marry you to one of these two daughters of mine on condition that you work for me for eight full years. If you complete ten, that is up to you. I do not want to be hard on you. You will find me, Allah willing, to be one of the salihun.’

Al-Hilali & Khan

He said: "I intend to wed one of these two daughters of mine to you, on condition that you serve me for eight years; but if you complete ten years, it will be (a favour) from you. But I intend not to place you under a difficulty. If Allâh wills, you will find me one of the righteous."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Indeed I desire to marry you to one of these two daughters of mine, on condition that you hire yourself to me for eight years. And if you complete ten, that will be up to you, and I do not want to be hard on you. God willing, you will find me to be one of the righteous.’

Amatul Rahman Omar

He (their father) said (to Moses), `I intend to marry one of these two daughters of mine to you, provided you stay in my service for eight years. But if you extend (your stay) making it complete ten (years) it will be an act of grace on your part. I have no desire to be hard on you by laying any more burden (of responsibility) on you. Allâh willing, you will find me an upright person.'

Arthur John Arberry

He said, 'I desire to marry thee to one of these my two daughters, on condition that thou hirest thyself to me for eight years. If thou completest ten, that shall be of thy own accord; I do not desire to' press hard 'upon thee. Thou shalt assuredly find me, if God wills, one of the righteous.'

Bijan Moeinian

The father said: "I would like to offer the hand of one of my daughters in marriage to you. In return, I expect you to work for me at least eight years. I will appreciate your working for me for ten years, but I do not want to make this matter too difficult for you. God willing, in due time, you will find me a righteous man."

E. Henry Palmer

Said he, 'Verily, I desire to marry thee to one of these daughters of mine, on condition that thou dost serve me for hire eight years; and if thou shalt fulfil ten it is of thyself; for I do not wish to make it wretched for thee; thou wilt find me, if it please God, of the righteous!'

Edip-Layth

He said, "I wish you to marry one of my two daughters, on condition that you work for me through eight pilgrimage periods; if you complete them to ten, it will be voluntary on your part. I do not wish to make this matter too difficult for you. You will find me, God willing, of the righteous."

George Sale

And Shoaib said unto Moses, verily I will give thee one of these my two daughters in marriage, on condition that thou serve me for hire eight years: And if thou fulfill ten years, it is in thine own breast; for I seek not to impose a hardship on thee: And thou shalt find me, if God please, a man of probity.

Hamid S. Aziz

One of the two women said, "O my father! Hire him; verily, the best of those whom you can hire is the strong and faithful. "

Mahmoud Ghali

He said, "Surely I would like to marry you to one of these, my two daughters, on (condition) that you hire yourself to me for eight pilgrimages (i. e., years). Yet, in case you perfect (i.e., complete) ten, then it will be of your own accord; (Literally: providing) and in no way would I like to press arduously upon you. You will soon find me, if Allah decides, one of the righteous."

Marmaduke Pickthall

He said: Lo! I fain would marry thee to one of these two daughters of mine on condition that thou hirest thyself to me for (the term of) eight pilgrimages. Then if thou completest ten it will be of thine own accord, for I would not make it hard for thee. Allah willing, thou wilt find me of the righteous.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "I would like to marry one of these two daughters of mine to you if you agree to work for me on hire for eight years. And if you stay on for ten, it is up to you. I do not wish to impose any hardship on you. God willing you will find me a man of honour."

Muhammad Asad

[After some time, the father] said: "Behold, I am willing to let thee wed one of these two daughters of mine on the understanding that thou wilt remain eight years in my service; and if thou shouldst com­plete ten [years], that would be [an act of grace] from thee, for I do not want to impose any hardship on thee: [on the contrary,] thou wilt find me, if God so wills, righteous in all my dealings. "

Mustafa Khattab

The old man proposed, "I wish to marry one of these two daughters of mine to you, provided that you stay in my service for eight years. If you complete ten, it will be ˹a favour˺ from you, but I do not wish to make it difficult for you. Allah willing, you will find me an agreeable man."

Progressive Muslims

He said: "I wish you to marry one of my two daughters, on condition that you work for me through eight pilgrimage periods; if you complete them to ten, it will be voluntary on your part. I do not wish to make this matter too difficult for you. You will find me, God willing, of the righteous."

Sahih International

He said, "Indeed, I wish to wed you one of these, my two daughters, on [the condition] that you serve me for eight years; but if you complete ten, it will be [as a favor] from you. And I do not wish to put you in difficulty. You will find me, if Allah wills, from among the righteous."

Sam Gerrans

Said he: “I desire to marry thee to one of these two daughters of mine, provided that thou hire thyself to me eight years. And if thou shouldst complete ten, be that up to thee. And I desire not to create hardship for thee. Thou wilt find me, if God wills, among the righteous.”

Shabbir Ahmed

He (the father) said, "Behold, I am willing to let you marry one of these two daughters of mine on the understanding that you will remain eight pilgrimages (years) in my service. Then if you make it ten, it will be a grace from you. I do not want to impose any hardship on you. God Willing, you will find me righteous in all my dealings."

Syed Vickar Ahamed

He (the father) said: "I want to marry one of these (two) daughters of mine to you, provided you serve me for eight years; But if you complete ten years, it will be (kindness) from you. But I do not want to put you under a difficulty: You will truly find me, if Allah wills, one of the righteous."

Taqi Usmani

He (the father) said (to Mūsā), "I wish to marry to you one of these two daughters of mine on condition that you act as my employee for eight years. Then if you complete ten (years) it will be of your own accord. And I do not want to put you in any trouble; you will find me, Inshā’allah (God-willing) one of the righteous."

The Monotheist Group

He said: "I wish you to marry one of my two daughters, on condition that you work for me through eight pilgrimage periods; if you complete them to ten, it will be voluntary on your part. I do not wish to make this matter too difficult for you. You will find me, God willing, of the righteous."

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺIk wil je graag met een van mijn beide dochters hier laten trouwen op voorwaarde dat jij acht jaar bij mij in dienst komt. En als je er tien vol maakt dan is dat je eigen zaak; ik wil het jou niet te moeilijk maken. Als God het wil zul je merken dat ik tot de rechtschapenen behoor.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Shoaib zeide tot Mozes: Waarlijk, ik wil u eene van deze mijne twee dochters ten huwelijk geven, op voorwaarde, dat gij mij gedurende acht jaren zult dienen, en het ligt geheel aan u, mij tien jaren te dienen; want ik wil u geen onrecht opleggen, en zoo het Gode behaagt, zult gij bevinden, dat ik een eerlijk man ben.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺVoorwaar, ik wens dat jij met een van deze dochters van mij trouwt, op voorwaarde dat jij ach tjaar bij mij in dienst komt. Maar als jij er tien vervult, dan is dat aan jou. Ik wil het jou niet moeilijk maken, jij zult bevinden dat ik, als Allah het wil, tot de oprechten behoor.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Их отец) сказал (Мусе): «Поистине, я хочу женить тебя на одной из этих двух моих дочерей с тем (условием), что ты наймешься ко мне (пасти скот) на восемь лет. А если ты завершишь десятью (годами), так это (будет) (искренним благодеянием) от тебя. И я не хочу затруднять тебя (сделав срок в десять лет). Ты найдешь меня, если пожелает Аллах, из числа праведных [я буду хорошим товарищем и исполню то, что сказал]».

Rusça — Osmanov

[Отец] сказал: ʺВоистину, я хочу сочетать тебя браком с одной из моих дочерей этих на условии, что ты наймешься ко мне на восемь лет. Если же ты останешься на десять лет, то это - как пожелаешь. Я не намерен предлагать тебе трудные условия, и ты убедишься, если на то будет воля Аллаха, что я - праведный человекʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(En dag) sade (fadern): ʺJag vill ge dig en av mina döttrar till hustru, på villkor att du stannar i min tjänst i åtta år; men om du önskar får du gärna stanna tio år. Jag skall inte göra svårigheter för dig. Om Gud vill, skall du finna en hederlig, rättsinnig man i mig.ʺ