(36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

فِي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَاِيتَٓاءِ الزَّكٰوةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُ

fī buyūtin eƶine (a)llahu en turfeǎ ve yuƶkera fīhā ismuhu yusebbiHu lehu fīhā bi l-ğuduvvi ve l-āSāli / ricālun lā tulhīhim ticāratun ve lā bey'ǔn ǎn ƶikri (a)llahi ve iḳāmi S-Salāti ve ītā'i z-zekāti yeḣāfūne yevmen teteḳallebu fīhi l-ḳulūbu ve l-ebSāru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فِي
2بُيُوتٍbuyūtinب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiirevlerdedir
3اَذِنَeƶineا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin verdiği
4اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
5اَنْen
6تُرْفَعَturfeǎر ف عYükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir şeyi yakına getirip sunmak veya teklif etmek, öne sürmek, uzaklaştırmak, kaybolmak, geriye doğru izlemek, onurlandırmak, saygı göstermek, tanıtmak, arıtmak, bilinir kılmak, yukarı çıkmak, yüksek rütbe/durum/halyükseltilmesine/yüceltilmesine
7وَيُذْكَرَve yuƶkeraذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekve anılmasına
8فِيهَاfīhāiçlerinde
9اسْمُهُismuhuس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)adının
10يُسَبِّحُyusebbiHuس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmektesbih ederler
11لَهُlehuO'nu
12فِيهَاfīhāonların içinde
13بِالْغُدُوِّbi l-ğuduvviغ د وSabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümüsabah
14وَالْاٰصَالِve l-āSāliا ص لKök salmak, yerleşmek. Akşamüstü - akşam, gün batımından önceki zaman.ve akşam
1رِجَالٌricālunر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.erkekler (ki)
2لَا
3تُلْهِيهِمْtulhīhimل ه وOndan uzaklaşarak unutmak, Meşgul etmek, kandırmak, dikkatini dağıtmak, spor/oyun/eğlence, yolunu değiştirmek, sapma, unutmak, keyif/neşe vermek, uzaklaşmak, fırlatılan şey, dikkatsiz/umursamazkendilerini alıkoymaz
4تِجَارَةٌticāratunت ج رticaret yapmak/mal alıp satmak, ticaret, ticaret işi, alınıp satılmış, işletilmiş mülk kazanç amacıylaticaret
5وَلَاve lāve ne de
6بَيْعٌbey'ǔnب ي عSatmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamakalışveriş
7عَنْǎn-tan
8ذِكْرِƶikriذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekanmak-
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'ı
10وَاِقَامِve iḳāmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve -doğrulur
11الصَّلٰوةِS-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
12وَاِيتَٓاءِve ītā'iا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve -verir
13الزَّكٰوةِz-zekātiز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı-
14يَخَافُونَyeḣāfūneخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak-korkusuyla
15يَوْمًاyevmenي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünün-
16تَتَقَلَّبُteteḳallebuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpdöndürecekleri-
17فِيهِfīhionda
18الْقُلُوبُl-ḳulūbuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpyüreklerin
19وَالْاَبْصَارُve l-ebSāruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıve gözlerin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle erler vardır ki onları ne ticâret, ne alım satım, Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkar onlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle erler vardır ki onları ne ticâret, ne alım satım, Allahʼı anmaktan ve namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkar onlar.

Adem Uğur

Onlar, ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Ahmed Hulusi

(Onlar o) Ricaldir ki, kendilerini ne ticaret ne de (dünyevi) alışveriş Allah'ın Zikri'nden (hakikatlerini hatırlamaktan engelleyip), salatın ikamesinden (hakikatini yaşamaktan) ve zekatı vermekten (kendisindekini karşılıksız paylaşmaktan) alıkoymaz! Onlar, kalplerinde (şuurlarında açığa çıkan içsellikteki hakikat) ve gözleriyle görecekleri (afakta müşahede edilecek dışsal gerçeklik) nedeniyle, dönüşülecek süreçten korkarlar.

Ahmet Tekin

Toptan alım-satımların, ithalat ve ihracatın ve çarşılarda, pazarlardaki alışverişlerin, ticarî muamelelerin, kendilerini Allah’ı zikirden, Allah’ın övünç kaynağı kelâmını okumaktan, namazı adâbına riayet ederek aksatmadan kılmaktan, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermekten alıkoyamayacağı yiğit, samimi dindar insanlar, Allah’ı tesbih ederler. Onlar akılların, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Ahmet Varol

Kendilerini ne ticaretin, ne de alışverişin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymadığı adamlar (O'nu tesbih ederler). Onlar kalplerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.

Ali Bulaç

(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alışveriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.

Ali Fikri Yavuz

Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış-veriş, Allah’ı anmaktan (O’na ibadet etmekten ve emirlerine bağlanmaktan), namazı gereği üzre kılmaktan ve zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar, bir günden (kıyametten) korkarlar ki, o günde kalbler ve gözler korkudan halden hale döner kıvranır.

Ali Rıza Safa

Ne ticaretin ne de alışverişin; Allah'ın Öğretisinden, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymadığı kişiler, yüreklerin ve gözlerin ters çevrileceği günden korkarlar.

Bayraktar Bayraklı

Ticaretin ve alışverişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymadığı delikanlı mü'minler, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Bekir Sadak

Bunlari ne ticaret ve ne de alisveris Allah'i anmaktan, namaz kilmaktan, zekat vermekten alikoyar. Bunlar, gonullerin ve gozlerin donecegi gunden korkarlar.

Celal Yıldırım

Öyle adamlar ki, ne ticaret, ne alım-satım onları Allah'ı anmaktan, zekâtı vermekten alıkoymaz. Kalblerin ve gözlerin (korkudan) döneceği günden korkarlar.

Diyanet İşleri

(36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

Diyanet İşleri (eski)

Bunları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.

Diyanet Vakfi

Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir takım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alışveriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nice erler ki, ne ticaret, ne de alışveriş kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz; onlar, kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nice erler ki ne ticaret ne beyi' kendilerini zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymaz, kalblerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar

Erhan Aktaş

Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten ve zekatı yapmaktan alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten ve zekatı yapmaktan alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten ve zekatı vermekten alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.

Fizilal-il Kuran

Bu kimseleri ne ticaret, ne alışveriş, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin hoplayacakları ve gözlerin donakalacağı bir günün dehşetinden korkarlar.

Gültekin Onan

(Öyle) Erkekler ki, ne ticaret, ne alışveriş onları Tanrı'yı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar kalplerin ve gözlerin çevrileceği (tetekallebu )[dehşetten allak bullak olacağı] günden korkarlar.

Hamdi Döndüren

Onlar, ne ticaret ne de alış verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği bir günden korkarlar.

Hasan Basri Çantay

(Öyle) adamlar (vardır ki) onları ne bir ticaret, ne bir alış veriş Allahı zikretmeliden, dosdoğru namaz kılmakdan, zekatı vermekden alıkoymaz. Onlar kalblerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği gönden korkarlar.

Hasib Asutay

Nice adamlar ki, ne ticaret ne alışveriş kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. (Onlar), kalplerin ve gözlerin (dehşetten) ters döneceği günden korkarlar.

Hayrat Neşriyat

(Onlar) ne bir ticâretin, ne de bir alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymadığı erlerdir! (Onlar, dehşetten) kalblerin ve gözlerin kendisinde döneceği bir günden korkarlar.

İbni Kesir

Öyle erler ki; ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.

Mehmet Okuyan

O adamlar, ticaretin de alışverişin de kendilerini Allah’ı hatırlamaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kişilerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Muhammed Esed

kimseler (vardır ki,) bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı Allah'ı anmaktan, salatta devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; böyleleri kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği Gün'den korkarlar;

Mustafa İslamoğlu

nice yiğitler vardır ki, onları ne ticaret ne bir (başka) kazanç kapısı Allah'ı anmaktan, namazı hakkını vererek eda etmekten ve arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; onlar kalplerin ve gözlerin dehşetle döndüğü günden korkarlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Birçok erler ki, onları ne bir ticaret ve ne de bir ticaret Allah Teâlânın zikrinden ve namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin muzdarip olacağı bir günden korkarlar.

Ömer Öngüt

Öyle erler vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alış-veriş zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz. Onlar gönüllerin ve gözlerin hâlden hâle döneceği günden korkarlar.

Suat Yıldırım

(36-37) O nûra, Allah’ın yükseltilmesine ve içlerinde kutlu isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde (mescidlerde) kavuşulur. Oralarda, sabah akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne alım ve satımlar onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler.

Süleyman Ateş

Kendilerini ne ticaretin, ne de alışverişin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymadığı erkekler. (Onlar), yüreklerin ve gözlerin (dehşetten) ters döneceği günden korkarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar (Allah'a boyun eğenler) öyle adamlardır ki ticaret ve alışveriş onları Allah'ın zikrinden, namazı düzgün ve sürekli kılmaktan, zekatı da vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olacağı günden korkarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(O ışıktan yararlananlar) Öyle adamlardır ki, onları ne ticaret, ne alış veriş onları Allah'ın zikrinden (Kur'an'dan), namazı tam kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoyabilir. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkarlar.

Şaban Piriş

Ticaretin, alışverişin, kendilerini Allah'ın zikrinden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamadığı adamlar... Onlar, gönüllerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Tefhim-ul Kuran

(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne de alışveriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.

Ümit Şimşek

O evlerde öyle adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş, onları Allah'ın zikrinden, dosdoğru namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkmaktadırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Öyle erler vardır ki, bir ticaret de bir alışveriş de onları Allah'ın zikrinden/Kur'an'ından, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği/yer değiştireceği günden korkarlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O kişilər ki, nə ticarət, nə də alış-veriş onları Allahı zikr etməkdən, namaz qılmaqdan və zəkat verməkdən yayındırmır. Onlar qəlblərin və gözlərin çevriləcəyi bir gündən qorxurlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O kəslər ki, nə ticarət, nə alış-veriş onları Allahı zikr etməkdən, namaz qılmaqdan və zəkat verməkdən yayındırmaz. Onlar qəlblərin və gözlərin haldan-hala düşəcəyi (dəhşətdən ürəklərin duymaqdan, gözlərin görməkdən qalacağı) bir gündən (qiyamət günüdən) qorxarlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Männer, die weder durch Handel noch Geschäfte davon abgelenkt werden, Gottes zu gedenken, die Gebete zu verrichten, Zakat-Abgaben zu entrichten und den Tag zu fürchten, an dem die Herzen und die Blicke erzittern werden.

Almanca — Der Edle Quran

Männer, die weder Handel noch Kaufgeschäft ablenken vom Gedenken Allahs, von der Verrichtung des Gebets und der Entrichtung der Abgabeʹ, die einen Tag fürch ten, an dem Herzen und Augenlicht umgekehrt werden,

Almanca — M. A. Rassoul

- Männer, die weder Ware noch Handel vom Gedenken an Allah abhält und der Verrichtung des Gebets und dem Entrichten der Zakah; sie fürchten einen Tag, an dem sich Herzen und Augen verdrehen werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Männern, die weder durch Handel noch durch Verkauf vom Gedenken an ALLAH abgelenkt werden, sowie nicht vom ordnungsgemäßen Verrichten des rituellen Gebets und nicht vom Entrichten der Zakat. Sie fürchten einen Tag, an dem die Herzen und die Blicke sich ständig wenden werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

By people whose feet are irresistibly drawn to these sacred places by the invisible and spiritual magnetic influence, people who are not distracted by trade or traffic from applying their remembrance to Allah. Nor are they distracted from religious observances, namely the act of worship alms giving, and holding in awe the Day of Judgement when the hearts sink -connoting extreme fear- and the eyes roll toward all and weep at what they are glad of or afraid of.

Abdul Haleem

men who are not distracted, either by commerce or profit, from remembering God, keeping up the prayer, and paying the prescribed alms, fearing a day when hearts and eyes will turn over.

Abdullah Yusuf Ali

By men whom neither traffic nor merchandise can divert from the Remembrance of Allah, nor from regular Prayer, nor from the practice of regular Charity: Their (only) fear is for the Day when hearts and eyes will be transformed (in a world wholly new),-

Abul A'la Maududi

people whom neither commerce nor striving after profit diverts them from remembering Allah, from establishing Prayer, and from paying Zakah; people who dread the Day on which all hearts will be overturned and eyes will be petrified;

Aisha Bewley

not distracted by trade or commerce from the remembrance of Allah and the establishment of salat and the payment of zakat; fearing a day when all hearts and eyes will be in turmoil –

Al-Hilali & Khan

Men whom neither trade nor sale (business) diverts from the Remembrance of Allâh (with heart and tongue), nor from performing As-Salât (Iqâmat-as-Salât), nor from giving the Zakât. They fear a Day when hearts and eyes will be overturned (out of the horror of the torment of the Day of Resurrection).

Ali Quli Qarai

by men whom neither trading nor bargaining distracts from the remembrance of Allah, and the maintenance of prayer and the giving of zakāt. They are fearful of a day wherein the heart and the sight will be transformed,

Amatul Rahman Omar

Men whom neither trade nor sale distracts from exalting (the name of) Allâh and from the observance of Prayer and from presenting Zakât (- purifying dues) regularly. They dread the day when the hearts and the eyes will be in a state of agitation and anguish;

Arthur John Arberry

are men whom neither commerce nor trafficking diverts from the remembrance of God and to perform the prayer, and to pay the alms, fearing a day when hearts and eyes shall be turned about,

Bijan Moeinian

In these houses, you will find in people who do not let the business and making money come between them and worshipping the Lord and participation in the charities. They are afraid of being at loss on the Day that the hearts and the eyes will be horrified.

E. Henry Palmer

Men whom neither merchandize nor selling divert from the remembrance of God and steadfastness in prayer and giving alms, who fear a day when hearts and eyes shall be upset;-

Edip-Layth

People who are not distracted by trade or sale from the remembrance of God, holding the contact prayers, and contributing towards betterment. They fear a day when the hearts and sight will be overturned.

George Sale

whom neither merchandizing, nor selling diverteth from the remembering of God, and the observance of prayer, and the giving of alms; fearing the day whereon men's hearts and eyes shall be troubled;

Hamid S. Aziz

(This lamp is found, or the light is lit) In the houses which Allah has permitted to be exalted and that His name shall be remembered (or mentioned) therein. His praises are celebrated therein mornings and evenings.

Mahmoud Ghali

Men whom neither commerce nor trade (Literally: selling) diverts from the Remembrance of Allah, and keeping up the prayer, and the bringing of the Zakat, (Paying the poor-dues) fearing a Day when hearts and beholdings will be turning about,

Marmaduke Pickthall

Men whom neither merchandise nor sale beguileth from remembrance of Allah and constancy in prayer and paying to the poor their due; who fear a day when hearts and eyeballs will be overturned;

Mohamed Ahmed - Samira

By men not distracted from the remembrance of God either by trade and commerce or buying and selling, who stand by their devotional obligations and pay the zakat, who fear the day when hearts and eyes would flutter with trepidation

Muhammad Asad

people whom neither [worldly] commerce nor striving after gain can divert from the remembrance of God, and from con­stancy in prayer, and from charity: [people] who are filled with fear [at the thought] of the Day On which all hearts and eyes will be convulsed,

Mustafa Khattab

by men[1] who are not distracted—either by buying or selling—from Allah’s remembrance, or performing prayer, or paying alms-tax. They fear a Day when hearts and eyes will tremble,

Progressive Muslims

Men who are not distracted by trade or sale from the remembrance of God, and holding the contact-method, and contributing towards betterment. They fear a Day when the hearts and sight will be overturned.

Sahih International

[Are] men whom neither commerce nor sale distracts from the remembrance of Allah and performance of prayer and giving of zakah. They fear a Day in which the hearts and eyes will [fearfully] turn about -

Sam Gerrans

Men whom neither trade nor commerce divert from the remembrance of God and upholding the duty and rendering the purity. They fear a day wherein the hearts and the eyes will turn about,

Shabbir Ahmed

(These are not the communities of monks but) they are such whom neither trade nor sale can divert from the remembrance of Allah. They keep striving to consolidate the Divine System and set up the Just Economic Order of Zakat in the society. They are people filled with awesome consciousness of the Day when hearts and eyes will be horrified. (50:20).

Syed Vickar Ahamed

To (those) men whom neither trade nor business can take away from remembering Allah, and not from (their) regular prayer, and not from the giving of regular charity: Their (only) fear is of the Day when hearts and eyes will be transformed (in a new universe)—

Taqi Usmani

by the men whom no trade or sale makes neglectful of the remembrance of Allah, nor from establishing Salāh and paying Zakāh ; they are fearful of a day in which the hearts and the eyes will be over-turned.

The Monotheist Group

By men not distracted by trade or sale from the remembrance of God and holding the contact prayer, and contributing towards purification. They fear a Day when the hearts and sight will be overturned.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

des hommes que ni le négoce, ni le troc ne distraient de lʹinvocation dʹAllah, de lʹaccomplissement de la Salât et de lʹacquittement de la Zakât, et qui redoutent un Jour où les cœurs seront bouleversés ainsi que les regards.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hin merivên wisa (di wan de hene) ku ne bazirganî ne jî danûstandin nikare ji bîranîna (navê) Xwedê, ji kirina nimêjê û dana zekatê wan mijûl bike. Ew ji rojeke wisa ditirsin ku tê de dil û çav serûbinî hev dibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

mannen, die niet door koopwaar en handel afgeleid worden van het gedenken Gods, het verrichten van de salaat en het geven van de zakaat en die een dag vrezen waarop de harten en de ogen zich omdraaien,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die noch door handel noch door verbintenissen van het herdenken van God en van het in acht nemen des gebeds en het geven van aalmoezen worden afgetrokken, den dag vreezende, waarop de harten en oogen der menschen zullen worden verward;

Hollandaca — Siregar

(Door) mmen die niet door handel en niet door verkoop worden afgeleid van de gedachtenis van Allah en (ook niet van) het onderhouden van de shalât en het geven van de zakât en die bang zijn voet de Dag waarop de harten en de ogen sidderen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

люди, которых не отвлекает ни торговля, ни продажа от поминания Аллаха, совершения молитвы, выплаты закята [обязательной милостыни]. Они боятся дня [Дня Суда], когда (от великого страха) перевернутся и сердца, и взоры,

Rusça — Osmanov

мужи, которым ни торговля, ни купля не служат помехой тому, чтобы не забывать Аллаха, совершать обрядовую молитву и вносить закат, и которые страшатся дня, когда содрогнутся сердца и закатятся глаза,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

av dem, vilkas tankar varken handel eller köpenskap kan avvända från åkallan av Gud och förrättandet av bönen och plikten att hjälpa de behövande; (människor) som fruktar den Dag då (det kommer att kännas som om) hjärtana ville sprängas och då ögonen skall stirra (med tom blick);