(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ اِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ

mā ye'tīhim min ƶikrin min rabbihim muHdeṧin illā stemeǔhu ve hum yel'ǎbūne / lāhiyeten ḳulūbuhum ve eserrū n-necvā (e)lleƶīne Zelemū hel hāƶā illā beşerun miṧlukum e fe te'tūne s-siHra ve entum tubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2يَأْتِيهِمْye'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelen
3مِنْminher
4ذِكْرٍƶikrinذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekikazı
5مِنْmin-den
6رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerin-
7مُحْدَثٍmuHdeṧinح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmakyeni
8اِلَّاillāancak
9اسْتَمَعُوهُstemeǔhuس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakdinlerler
10وَهُمْve humonlar
11يَلْعَبُونَyel'ǎbūneل ع بOyalanmak, eğlenmek, vakit geçirmek, şakalaşmak, boş zaman geçirmek, amaçsızca oyun oynamak, saçmalamak, aptalca davranmakeğlenerek
1لَاهِيَةًlāhiyetenل ه وOndan uzaklaşarak unutmak, Meşgul etmek, kandırmak, dikkatini dağıtmak, spor/oyun/eğlence, yolunu değiştirmek, sapma, unutmak, keyif/neşe vermek, uzaklaşmak, fırlatılan şey, dikkatsiz/umursamazeğlencededir
2قُلُوبُهُمْḳulūbuhumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
3وَاَسَرُّواve eserrūس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukve gizlediler
4النَّجْوٰىۗn-necvāن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.aralarındaki konuşmayı
5اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
6ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmeden(ler)
7هَلْheldeğil mi?
8هٰذَٓاhāƶābu
9اِلَّاillāancak
10بَشَرٌbeşerunب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşbir insandır
11مِثْلُكُمْmiṧlukumم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.sizin gibi
12اَفَتَأْتُونَe fe te'tūneا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekşimdi siz kapılacak mısınız?
13السِّحْرَs-siHraس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibüyüye
14وَاَنْتُمْve entumsiz
15تُبْصِرُونَtubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörüyorken

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rablerinden, Kur'ân'a âit yeni bir âyet geldi mi onu alaya alarak dinlerler, oyun sanırlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rablerinden, Kurʼânʼa âit yeni bir âyet geldi mi onu alaya alarak dinlerler, oyun sanırlar.

Adem Uğur

Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.

Ahmed Hulusi

Rablerinden gelen her yeni uyarıyı, alaya alarak dinliyorlar!

Ahmet Tekin

Rablerinden gelen, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân âyetlerinden her yeni ikazı alaya alırlarken kesinlikle ona kulak da kabartıyorlar.

Ahmet Varol

Ne zaman kendilerine Rablerinden yeni bir uyarı gelse onu ancak alaya alarak dinlerler.

Ali Bulaç

Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı, hep eğlenerek dinliyorlar.

Ali Rıza Safa

Efendilerinden gelen yeni bir öğretiyi, ancak alaya alarak dinliyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Rabblerinden kendilerine gelen her yeni öğüdü alaya alarak dinlerler.

Bekir Sadak

(2-3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtari mutlaka, gonulleri gaflet icinde eglenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantilarinda: «Bu zat, sizin gibi bir insandan baska bir sey midir? Siz, goz gore gore sihre mi uyarsiniz?» diye konusurlar.

Celal Yıldırım

Rablarından kendilerine gelen her yeni uyarıyı mutlaka eğlenerek dinlerler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(2-3) Ne zaman rablerinden kendilerine yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, akılları başka yerde, kendileri oyun ve eğlence içinde iken dinlemişlerdir. O zalimler, “Bu da sizin gibi sadece bir insan değil midir? Şimdi siz göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?” diye gizlice fısıldaşmaktalar.

Diyanet İşleri

(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: 'Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?' diye konuşurlar.

Diyanet Vakfi

(2-3) Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, kalpleri oyuna, eğlenceye dalarak dinlemişlerdir. O zalimler şöyle fısıldaştılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı ancak alaya alarak dinliyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rablarından kendilerine gelen her yeni ıhtarı mutlak eğlenerek dinliyorlar

Erhan Aktaş

Rabb'lerinden, kendilerine gelen söze bürünmüş her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'lerinden, kendilerine gelen söze bürünmüş her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'lerinden, kendilerine gelen her yeni öğüdü, sadece alay ederek dinlerler.

Fizilal-il Kuran

Onlar Rabb'lerinden gelen her yeni uyarıyı kesinlikle alaya alarak dinliyorlar.

Gültekin Onan

Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.

Hamdi Döndüren

Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı eğlenerek dinliyorlar.

Hasan Basri Çantay

(2-3) Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemişlerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (şöyle) konuşdular: "Bu sizin gibi bir insandan başka mıdır? Kendiniz görüb (ve bilib) dururken şimdi sihre mi geleceksiniz"?

Hasib Asutay

Rablerinden kendilerine gelen her yeni uyarıyı mutlaka eğlenerek dinlerler.

Hayrat Neşriyat

(2-3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni nasîhati, ancak alaya alarak, onu kalbleri gaflet içinde dinlerler. Ve o zulmedenler, (aralarında) şu fısıldamaları gizli tuttular: 'Bu(Muhammed), sâdece sizin gibi bir insan değil midir? Şimdi siz, görüp dururken sihre mi geliyorsunuz?'

İbni Kesir

Rabblarından kendilerine yeni bir uyarı gelmeye dursun; onlar, bunu mutlaka eğlenerek dinlemişlerdir.

Mehmet Okuyan

Kendilerine, Rablerinden her yeni mesaj geldiğinde, onlar kalpleri eğlencede olduğu hâlde (gaflet içerisinde) elbette bununla hep alay ederek dinlemişlerdi. O zalimler şu gizli fısıltıyı yapmışlardı: “Bu (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka nedir ki! Siz şimdi göz göre göre büyüye mi geliyorsunuz (büyüye mi kapılıyorsunuz)?”

Muhammed Esed

Ne zaman Rablerinden kendilerine yeni bir uyarıcı, hatırlatıcı (mesaj) gelse, onu ancak alaya alarak dinliyorlar,

Mustafa İslamoğlu

Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı gelse, onu da sadece alaya alarak dinliyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara Rablerinden yeni bir ihtar gelmez ki, illâ onu müstehziyâne bir halde dinlerler.

Ömer Öngüt

Rablerinden kendilerine gelen her yeni zikri (öğüt ve uyarıyı) mutlaka alaya alarak dinlerler.

Suat Yıldırım

(2-3) Rab’leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp kalpleri eğlenceye dalarak dinlerler. Hem o zalimler aralarında kulis yapıp, şu fısıltıyı, gizlice yayarlar: "O da sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Şimdi siz göz göre göre sihire mi kapılacaksınız yani?"

Süleyman Ateş

Kendilerine Rablerinden gelen her yeni ikazı mutlaka eğlenerek dinlerler.

Süleymaniye Vakfı

Rablerinden kendilerine gelen her yeni zikri /bilgiyi sadece eğlenerek dinlerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara Rablerinden yeni bir bilgi gelmeye görsün, hemen onu eğlenerek dinlerler.

Şaban Piriş

Rab'lerinden gelen her yeni uyarıyı ancak alay ederek dinlerler.

Tefhim-ul Kuran

Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, onlar bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinlemektedirler.

Ümit Şimşek

Onlara ne zaman Rablerinden yeni bir öğüt gelse, eğlenerek dinlerler.

Yaşar Nuri Öztürk

Rablerinden kendilerine ulaşan, söze bürünmüş her yeni öğüt ve hatırlatmayı ancak eğlenerek dinliyorlar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara öz Rəbbindən istənilən bir yeni xəbərdarlıq gəldikdə, ona istehza edərək, qulaq asmazlar –

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Es kommt zu ihnen keine erneute Mahnung von ihrem Herrn, die sie nicht hämisch anhören.

Almanca — Der Edle Quran

Keine neuerlich offenbarte Ermahnung kommt von ihrem Herrn zu ihnen, ohne daß sie sie anhören, während sie spielenʹ

Almanca — M. A. Rassoul

Keine neue Ermahnung von ihrem Herrn kommt zu ihnen, die sie nicht leichtfertig anhörten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihnen wird keine Ermahnung von ihrem HERRN zuteil, die erneuert wird, ohne daß sie diese vernehmen, während sie Sinnloses treiben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

No fresh divine message or a warning comes to them from Allah, their Creator, but they listen to it mockingly and laugh it to scorn

Abdul Haleem

Whenever any fresh revelation comes to them from their Lord, they listen to it playfully

Abdullah Yusuf Ali

Never comes (aught) to them of a renewed Message from their Lord, but they listen to it as in jest,-

Abul A'la Maududi

Whenever any fresh admonition comes to them from their Lord they barely heed it and remain immersed in play,

Aisha Bewley

No fresh reminder comes to them from their Lord without their listening to it as if it was a game.

Al-Hilali & Khan

Comes not unto them an admonition (a chapter of the Qur’ân) from their Lord as a recent revelation but they listen to it while they play

Ali Quli Qarai

There does not come to them any new reminder from their Lord but they listen to it as they play around,

Amatul Rahman Omar

No new Reminder comes to them from their Lord but they listen to it in a playful mood,

Arthur John Arberry

no Remembrance from their Lord comes to them lately renewed, but they listen to it yet playing,

Bijan Moeinian

The Lord’s message is being presented to them while they are carelessly kidding about it!

E. Henry Palmer

No reminder comes to them from their Lord of late, but they listen while they mock,

Edip-Layth

When a reminder comes to them from their Lord that is new, they listen to it while playing.

George Sale

No admonition cometh unto them from their Lord, being lately revealed in the Koran, but when they hear it, they turn it to sport:

Hamid S. Aziz

Their reckoning draws nigh to men, yet in heedlessness they turn aside.

Mahmoud Ghali

In no way does any Remembrance from their Lord come up to them a recent discourse (i. e., recently revealed) except that they listen to it (while) they are playing.

Marmaduke Pickthall

Never cometh there unto them a new reminder from their Lord but they listen to it while they play,

Mohamed Ahmed - Samira

Never does a new reminder come to them from their Lord but they listen to it with dalliance.

Muhammad Asad

Whenever there comes unto them any new re­minder from their Sustainer, they but listen to it with playful amusement,

Mustafa Khattab

Whatever new reminder comes to them from their Lord, they only listen to it jokingly,

Progressive Muslims

When a reminder comes to them from their Lord that is new, they listen to it while playing.

Sahih International

No mention comes to them anew from their Lord except that they listen to it while they are at play

Sam Gerrans

No remembrance from their Lord comes to them anew but they listen to it while they play,

Shabbir Ahmed

Whenever a new Reminder comes to them from their Lord, they listen to it with playful amusement. (26:5).

Syed Vickar Ahamed

Not even (a little) of a new Message comes to them from their Lord, but they (only) listen to it as they play—

Taqi Usmani

No fresh message of advice comes to them from their Lord, but they listen to it as if they were playing,

The Monotheist Group

When a reminder comes to them from their Lord that is recent, they listen to it while playing.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Aucun rappel (de révélation) récente ne leur vient de leur Seigneur, sans quʹils ne lʹentendent en sʹamusant,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema ji Xwedayê wan, ji wan re ayeteke nû (ji Quranê) bihata, wan bi tinazî lê guhdarî dikirin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Er komt geene waarschuwing tot hen van hunnen Heer, die hun onlangs in den Koran werd geopenbaard, of als zij die hooren, maken zij haar tot een voorwerp van hunnen spot.

Hollandaca — Siregar

En er komt geen nieuwe Vermaning van hun Heer tot hen, of zij luisteren ernaar terwijl zij er de spot mee drijven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Когда приходит к ним [неверующим] новое напоминание от их Господа [приводится аят Корана], они слушают (его) только забавляясь [насмехаясь]

Rusça — Osmanov

И не было им ни одного нового назидания от Господа их, которое они выслушали бы, не предаваясь забавам

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När en ny påminnelse från deras Herre når dem lyssnar de (förstrött), utan att överge sina tidsfördriv