← Meal sayfasına dön

Kehf Suresi 29. Ayet — Elfaz

Tefsirler

De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

3مِنْmin-dendirHarf-i Cer
5فَمَنْfe menartık kimseİsti'nafiye Edatı+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8وَمَنْve menve kimseBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11اِنَّٓاinnāçünkü bizHarf-i Nasb+Zamir
12اَعْتَدْنَاeǎ'tednāhazırladıkMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıع ت دHazır olmak, hazırlanmak, el altında bulunmak, gelecek için bir şey tedarik etmek.
13لِلظَّالِمِينَli Z-ZālimīnezalimlereHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
15اَحَاطَeHāTakuşatmıştırMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.
16بِهِمْbihimonlarıHarf-i Cer+Zamir
17سُرَادِقُهَاsurādiḳuhāçadırıİsim+Zamirس ر د قPerde, Çadır duvarı, Gölgelik, Sarayın önündeki büyük çadır
18وَاِنْve inve eğerBağlaç+Şart Edatı
19يَسْتَغِيثُواyesteğīṧūferyad edip yardım isteselerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıغ و ثYardım etmek, kurtarmak, yardıma koşmak, imdat etmek, yardım istemek, yardıma çağırmak, feryat etmek, yağmur yağmak
20يُغَاثُواyuğāṧūkendilerine yardım edilirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıغ و ثYardım etmek, kurtarmak, yardıma koşmak, imdat etmek, yardım istemek, yardıma çağırmak, feryat etmek, yağmur yağmak
21بِمَاءٍbi māinbir su ileHarf-i Cer+İsimم و هsu, yağmur
22كَالْمُهْلِke l-muhlierimiş maden gibiHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimم ه لNazikçe ya da yumuşak davranmak, ağırdan almak, yalnız bırakmak veya gecikme ya da mühlet vermek.
23يَشْوِيyeşvīhaşlayanMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibش و يKızartmak/haşlamak/ızgara yapmak. Kafa derisi, baş derisi, vücudun uç kısımlarına kadar olan deri.
27وَسَاءَتْve sā'etve ne kötüBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek