Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.
وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي اٰذَانِهِمْ وَقْرًا وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا
ve ceǎlnā ǎlā ḳulūbihim ekinneten en yefḳahūhu ve fī āƶānihim veḳran ve iƶā ƶekerte rabbeke fī l-ḳurāni veHdehu vellev ǎlā edbārihim nufūran
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Anlamamaları için gönüllerine perdeler gerer, kulaklarına ağırlık veririz ve sen, Kur'ân'da, Rabbini, bir olarak andın mı yüz çevirirler, uzaklaşırlar senden.
Abdulkadir Gölpınarlı
Anlamamaları için gönüllerine perdeler gerer, kulaklarına ağırlık veririz ve sen, Kurʼânʼda, Rabbini, bir olarak andın mı yüz çevirirler, uzaklaşırlar senden.
Adem Uğur
Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.
Ahmed Hulusi
Şuurlarını (kalplerini), Onu anlamalarına engel olan (batıla kilitlenme) örtüsüyle örter; kulaklarına da ağırlık koyarız (algılayamazlar)! Kuran'da, Rabbini TEK'liği ile andığında, nefretle geriye dönüp giderler.
Ahmet Tekin
Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini «bir ve tek» (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
Ahmet Varol
Onu anlayamamaları için kalplerine örtüler, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle arkalarını dönüverirler.
Ali Bulaç
Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
Ali Fikri Yavuz
Ve kalblerinin üzerine, Kur’ân’ı anlamalarına engel perdeler geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Rabbini, Kur’ân’da tek (eşsiz) olarak andığın zaman da, ürkerek arkalarını döner giderler.
Ali Rıza Safa
Onların yüreklerinin üzerine de Onu anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Efendini, Tek ve Eşsiz olarak Kur'an'da andığında, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar.
Bayraktar Bayraklı
Ahirete inanmayanlar Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'an'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.
Bekir Sadak
Kuran'i anlarlar diye kalblerine ortuler ve kulaklarina da agirlik koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek, olarak andigin zaman, onlar urkerek ardlarina donerler.
Celal Yıldırım
Kalbleri üzerine O'nu anlamalarına engel kılıflar geçiririz (perdeler örteriz); kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'ân'da Rabbini, «Bir» olarak andığın zaman nefretle arkalarını dönüp giderler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ayrıca onu anlamamaları için kalplerinin üzerine örtüler, kulaklarına da bir tıkaç koyarız. Sen rabbinin Kur’an’daki ismini tek başına andığında canları sıkılmış olarak arkalarını dönüp giderler.
Diyanet İşleri
Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.
Diyanet İşleri (eski)
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler.
Diyanet Vakfi
Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına engel kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kuran'da tek olarak andığın vakit te ürkerek arkalarını döner giderler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve kalblerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani' kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbını Kur'anda vahid olarak andığın vakıt da ürkerek arkalarına döner giderler
Erhan Aktaş
Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.
Fizilal-il Kuran
Kur'an'ı kavramasınlar diye kalplerini bir kılıfla kaplarız ve kulaklarının işitme yeteneğini zayıflatırız. Allah'ın ortaksız birliğini dile getiren Kur'an ayetlerini okuduğun zaman arkalarını dönüp kaçarlar.
Gültekin Onan
Ve onların kalpleri üzerine, onu kavramalarını (yefkahuhü) engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kuran'da sadece rabbini 'bir ve tek' (tanrı olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
Hamdi Döndüren
Onların kalplerinin üzerine, Kur’an’ı anlamalarına engel olacak perdeler, kulaklarına da (işitmeye engel) bir ağırlık koyarız. Kur’an’da Rabbini bir tek olarak zikrettiğin vakit, onlar nefret ederek dönüp uzaklaşırlar.
Hasan Basri Çantay
(Evet) onların kalbleri üzerine, onu (Kur'anı) iyice anlamalarına (engel), perdeler gerer, kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen Kur'anda Rabbini bir tek olarak andığın vakit onlar ürkek ürkek arkalarını çevirirler.
Hasib Asutay
Kalplerine, onu anlamalarına engel olacak perdeler çeker, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini andığın zaman, canları sıkılmış olarak geri dönüp giderler.
Hayrat Neşriyat
Ve kalblerinin üzerine (kendilerinin de istediği gibi) onu iyice anlamasınlar diye perdeler çekeriz, kulaklarına da bir ağırlık (koyarız)! Çünki Kur’ân’da Rabbini bir olarak zikrettiğin vakit, (onlar) nefret ederek arkalarını dönüp giderler.
İbni Kesir
Onu anlarlar diye kalblerine örtüler koyduk. Kulaklarına da ağırlık. Kur'an'da Rabbını tek olarak zikrettiğin zaman da onlar nefret ederek arkalarına döner giderler.
Mehmet Okuyan
(İnkârcıların) onu (Kur’an’ı) anlamalarıyla ilgili kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. Kur’an’da Rabbini tek başına (Allah’ı tek ilah olarak) andığında, nefret ederek arkalarını dön(üp gid)erler.
Muhammed Esed
ve kalplerine, onu kavramalarına engel olan bir örtü koyarız ve kulaklarına bir tıkaç. Ve bu yüzden, Kuran okurken ne zaman Rabbinden tek tanrı olarak söz etsen nefretle sırtlarını dönüp giderler.
Mustafa İslamoğlu
(akleden) kalplerinin üzerine onu anlamalarını engelleyen bir kapak, kulaklarına ise bir tıkaç yerleştiririz. Bu yüzden sen ne zaman Kur'an (okuma anın)da Rabbini birleyerek ansan, nefretle gerisin geri dönüp uzaklaşırlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onların kalpleri üzerine, onu iyice anlayamamaları için perdeler ve kulakları içine de bir ağırlık kıldık ve Kur'an'da rabbini bir olarak andığın zaman nefret ederek arkalarını dönüp giderler.
Ömer Öngüt
Ayrıca onu anlamamaları için kalplerinin üzerine perdeler çekeriz, kulaklarına da ağırlık koyarız. Sen Kur'an'da Rabbini tek olarak zikrettiğin zaman da, onlar nefret ederek arkalarını döner giderler.
Suat Yıldırım
Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani kılıflar geçirir, kulaklarına da ağırlıklar koyarız. Sen Kur’ân’da Rabbini tek olarak andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp giderler.
Süleyman Ateş
Kablerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'an'da yalnız Rabbini andığın zaman (tek Tanrı inancından hoşlanmadıkları için) arkalarına dönüp kaçarlar.
Süleymaniye Vakfı
Kur'an'ı anlamasınlar diye (sanki) kalplerinin üzerinde kat kat örtüler, kulaklarında da tıkaçlar oluşturmuşuz! Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman da uzaklaşarak sırtlarını dönerler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sanki kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarına ağırlıklar koymuşuz gibi olurlar. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığında, nefretle sırtlarını dönerler.
Şaban Piriş
Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle ardlarına dönerler.
Tefhim-ul Kuran
Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini «bir ve tek» (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
Ümit Şimşek
Kalplerine, onu anlamalarını önleyen bir örtü geçirir, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Sen Kur'ân'da Rabbini tek olarak andığın zaman da onlar arkalarını döner, nefretle kaçar giderler.
Yaşar Nuri Öztürk
Kalpleri üzerine, onu anlamamaları için kabuklar geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Rabbini yalnız Kur'an'da andığın zaman, nefretle geriye dönüp kaçarlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Quranı anlamasınlar deyə, Biz onların qəlbinə örtüklər çəkdik, qulaqlarına da tıxac vurduq. Sən Quranda Rəbbinin Tək Allah olduğunu yada saldığın zaman onlar bu dəvətə nifrət edərək arxalarını çevirib gedərlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Qurʼanı) anlamasınlar deyə, onların qəlblərinə pərdə çəkib qulaqlarına əngəl qoyduq (kar etdik). Sən Qurʼanda Rəbbini bir tək tanrı olaraq andığın zaman onlar nifrət əlaməti olaraq arxalarını çevirib gedərlər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben ihre Herzen verhüllt, damit sie ihn nicht begreifen und ihre Ohren mit Taubheit geschlagen. Wenn du im Koran deinen Herrn, den Einen Gott, erwähnst, kehren sie in Ablehnung den Rücken.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir legen auf ihre Herzen Hüllen, so daß sie ihn nicht verstehen, und in ihre Ohren Schwerhörigkeit. Und wenn du im Qurʹan deinen Herrn allein (ohne ihre Götter) erwähnst, kehren sie aus Abneigung den Rücken.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir legen Hüllen auf ihre Herzen, so daß sie ihn nicht verstehen, und in ihre Ohren Taubheit. Und wenn du im Quran deinen Herrn nennst, Ihn allein, so wenden sie ihren Rücken in Widerwillen ab.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR umhüllten ihre Herzen mit Bedeckung, damit sie ihn nicht begreifen, und machten ihre Ohren schwerhörig. Und jedesmal wenn du deinen HERRN im Quran als Einen Einzigen erwähnt hast, kehrten sie ihre Rücken flüchtend in Abgeneigtheit.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We enshrouded their hearts to preclude them from exercising intellectual power or understanding and struck them deaf so that nothing that engages the intellect would come to their hearing. These are the people whose hearts dare rise defiant against Allah; when you recite the Quran and Allah is mentioned as the sole Omnipotent and Exclusive Authority, they insolently turn their backs upon you with a mental attitude of opposition and repugnance.
Abdul Haleem
We have put covers on their hearts that prevent them from understanding it, and heaviness in their ears. When you mention your Lord in the Quran, and Him alone, they turn their backs and run away.
Abdullah Yusuf Ali
And We put coverings over their hearts (and minds) lest they should understand the Qur'an, and deafness into their ears: when thou dost commemorate thy Lord and Him alone in the Qur'an, they turn on their backs, fleeing (from the Truth).
Abul A'la Maududi
and We place a covering on their hearts so that they do not comprehend it, and We cause a heaviness in their ears; and when you mention your Lord, the Only True Lord, in the Qur'an, they turn their backs in aversion.
Aisha Bewley
We have placed covers on their hearts, preventing them from understanding it, and heaviness in their ears. When you mention your Lord alone in the Qur’an, they turn their backs and run away.
Al-Hilali & Khan
And We have put coverings over their hearts lest they should understand it (the Qur’ân), and in their ears deafness. And when you make mention of your Lord Alone [Lâ ilâha illallâh (none has the right to be worshipped but Allâh) Islâmic Monotheism (توحيد الله)] in the Qur’ân, they turn on their backs, fleeing in extreme dislike.
Ali Quli Qarai
and We cast veils on their hearts, lest they should understand it, and a deafness into their ears. When you mention your Lord alone in the Qur’ān, they turn their backs in aversion.
Amatul Rahman Omar
And We cover their hearts with veils and plug their ears with something heavy, lest they should understand it. And when you mention the name of your Lord Who is the Only One, in the Qur'ân, they turn their backs (on it) in aversion.
Arthur John Arberry
and We lay veils upon their hearts lest they understand it, and in their ears heaviness. And when thou mentionest thy Lord only in the Koran, they turn in their traces in aversion.
Bijan Moeinian
I have covered their mind with a shield so that they do not understand and made their ears deaf in order not to hear. Therefore, when you use the Qur’an in your discussion, they turn away, fleeing with disenchantment.
E. Henry Palmer
And we place covers upon their hearts, lest they should understand, and dulness in their ears. And when thou dost mention in the Qur'an thy Lord by Himself they turn their backs in aversion.
Edip-Layth
We place shields over their hearts, that they should not understand it, and deafness in their ears. If you mention your Lord in the Quran alone, they run away turning their backs in aversion.
George Sale
and we put coverings over their hearts, lest they should understand it, and in their ears thickness of hearing. And when thou makest mention, in repeating the Koran, of thy Lord only, they turn their backs, flying the doctrine of his unity.
Hamid S. Aziz
And We place covers upon their heart, lest they should understand it, and deafness in their ears. And when you do mention your Lord alone in the Quran they turn their backs in aversion.
Mahmoud Ghali
And We make lids upon their hearts so that they could not comprehend it, and (we make) in their ears an obstruction. And when you mention your Lord alone in the Qur'an, they turn their backs in repulsion.
Marmaduke Pickthall
And We place upon their hearts veils lest they should understand it, and in their ears a deafness; and when thou makest mention of thy Lord alone in the Qur'an, they turn their backs in aversion.
Mohamed Ahmed - Samira
And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it. So when you invoke your Lord alone in the Qur'an they turn their backs and walk away.
Muhammad Asad
for, over their hearts We have laid veils which prevent them from grasping its purport, and into their ears, deafness. And so, whenever thou dost mention, while reciting the Qur'an, thy Sustainer as the one and only Divine Being, they turn their backs [upon thee] in aversion.
Mustafa Khattab
We have cast veils over their hearts—leaving them unable to comprehend it—and deafness in their ears. And when you mention your Lord alone in the Quran, they turn their backs in aversion.
Progressive Muslims
And we place shields over their hearts, that they should not understand it, and a deafness in their ears. And if you mention your Lord in the Quran alone, they run away turning their backs in aversion.
Sahih International
And We have placed over their hearts coverings, lest they understand it, and in their ears deafness. And when you mention your Lord alone in the Qur'an, they turn back in aversion.
Sam Gerrans
And We have placed upon their hearts coverings lest they should understand it, and in their ears deafness. And when thou rememberest thy Lord alone in the Qur’an, they turn their backs in aversion.
Shabbir Ahmed
It is Allah's Law that people who do not use their faculties, lose them. Their minds, hearts, and ears act impermeable when you mention your Lord alone in the Qur'an. And, they turn their backs in disgust. (They wish to hear about other deities and false 'authorities').
Syed Vickar Ahamed
And We put coverings over their hearts (and minds) that they may (even) understand the Quran, and (We put) deafness into their ears: When you say the Praise of your Lord (and Him) Alone, in the Quran; They turn their backs, running away (from Truth).
Taqi Usmani
and We put covers on their hearts barring them from understanding it, and (We put) deafness in their ears; and when you refer to your Lord alone (without referring to their presumed deities,) in the Qur’ān, they turn their backs in aversion.
The Monotheist Group
And we place shields over their hearts, that they should not understand it, and a deafness in their ears. And if you mention your Lord in the Qur'an alone, they run away turning their backs in aversion.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Nous avons mis des voiles sur leurs cœurs, de sorte quʹils ne le comprennent pas: et dans leurs oreilles, une lourdeur. Et quand, dans le Coran, tu évoques Ton Seigneur lʹUnique, ils tournent le dos par répulsion.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ji bo ew Quranê fehm nekin em perdeyekê datînin ser dilên wan û em giraniyekê datînin ser guhên wan. Dema tu di Quranê de bes Xwedayê xwe bi bîr tînî, bêhna wan teng dibe, li pişt xwe vedigerin û diçin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En over hun harten hebben Wij hoezen gelegd, zodat zij het niet begrijpen en in hun oren hardhorendheid. En wanneer jij alleen jouw Heer in de Koran noemt keren zij in afkeer hun ruggen toe.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En wij bedekken hunne harten, opdat zij niet zouden begrijpen, en verzwaren hun gehoor. En indien gij, bij het herhalen van den Koran, slechts van uwen Heer melding maakt, wenden zij u den rug toe en ontvluchten de leer zijner eenheid.
Hollandaca — Siregar
En Wi hebben bedekkingen over hun harten aangebracht, zodat zij hem niet begrijpen, en doofheid in hun oren. Wanneer jij jouw Enige Heer noemt tijdens de Koranrecitatie, dan keren zij hun ruggen toe, zich afwendend.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы положили на сердца их [неверующих] покровы, чтобы они не понимали его [истину, которая есть в Коране], а в уши их – глухоту (чтобы они не постигли его смысл). (Это за то, что они возгордились и упорствовали против истины.) И когда ты поминаешь своего Господа в Коране [читая Коран] единственным [говоря, что бог только Аллах], они отворачиваются вспять из отвращения (так как им ненавистно слушать истину).
Rusça — Osmanov
Мы набросили на их сердца покровы, их уши лишили слуха, чтобы они не могли воспринять [Коран]. Когда ты называешь в Коране своего Господа единым, они отворачиваются, не приемля.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och Vi täcker över deras hjärtan så att de ingenting förstår och täpper till deras öron. Och när du under (läsningen av) Koranen åkallar din Herre och (förkunnar) Hans Enhet, vänder de ryggen till och drar sig bort, fulla av motvilja.