Ra'd Suresi 17. Ayet — Elfaz
O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.
1اَنْزَلَenzeleindirdiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
2مِنَmineHarf-i Cer
3السَّمَاءِs-semāigöktenMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
5فَسَالَتْfe sāletçağlayıp aktıBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeس ي لSel, akıntı, nehir, akmak, dökülmek, çağlamak, akın etmek, akıp gitmek
6اَوْدِيَةٌevdiyetunvadilerİsimو د يKan parası ödemek, insan hayatı için kefaret olarak para cezası ödemek, cinayet için tazminat ödemek.
7بِقَدَرِهَاbi ḳaderihākendi ölçüsünceHarf-i Cer+İsim+Zamirق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış
8فَاحْتَمَلَfe Htemeleve taşıdıBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmek
9السَّيْلُs-seyluselMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ي لSel, akıntı, nehir, akmak, dökülmek, çağlamak, akın etmek, akıp gitmek
11رَابِيًاrābiyenüste çıkanİsimر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.
12وَمِمَّاve mimmāve vardırBağlaç+Harf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13يُوقِدُونَyūḳidūneyak(ıp erit)tikleri madenlerden deMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıو ق دyakmak, ateşe vermek, ateş yakmak
14عَلَيْهِǎleyhionlarınHarf-i Cer+Zamir
15فِيfīHarf-i Cer
16النَّارِn-nāriateşteMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak
19اَوْevyahutBağlaç
22مِثْلُهُmiṧluhubunun gibiİsim+Zamirم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.
23كَذٰلِكَke ƶālikeböyleHarf-i Cer+İşaret Zamiri
24يَضْرِبُyeDribubenzetme ile anlatırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmak
25اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
26الْحَقَّl-HaḳḳahakkıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmek
27وَالْبَاطِلَve l-bāTileve batılıBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak
28فَاَمَّاfe emmāne zaman kiİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
29الزَّبَدُz-zebeduköpükMarife (Belirlilik Takısı)+İsimز ب دTaze tereyağı, köpük/köpürcük/yüzeydeki kabarcık, sıvının çalkalanma durumu (örn. tencerede kaynayan su), dalgalı/köpüren deniz, çiçek açmış, yoğun beyaz renge dönüşmüş.
30فَيَذْهَبُfe yeƶhebugiderİsti'nafiye Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek
31جُفَاءًcufā'enyok olupİsimج ف اKöpük veya tortu çıkarmak, fırlatmak veya atmak, köpük çıkarmak, değersiz veya işe yaramaz olmak.
32وَاَمَّاve emmāveBağlaç+Tafsîl Edatı
33مَاmāşey iseŞart Edatı
34يَنْفَعُyenfeǔyararlı olanMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.
35النَّاسَn-nāseinsanlaraMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
36فَيَمْكُثُfe yemkuṧukalırİsti'nafiye Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibم ك ثOyalanmak, beklemek/ummak, aylak aylak dolaşmak, kalmak, beklenti içinde duraklamak, acele etmemek, konuşurken yavaş olmak
37فِيfīHarf-i Cer
38الْاَرْضِl-erDiyeryüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
39كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyleHarf-i Cer+İşaret Zamiri
40يَضْرِبُyeDribuörnek verirMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmak
41اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
42الْاَمْثَالَl-emṧālemisallerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.