O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.

اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَسَالَتْ اَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَدًا رَابِيًا وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِي النَّارِ ابْتِغَاءَ حِلْيَةٍ اَوْ مَتَاعٍ زَبَدٌ مِثْلُهُ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْحَقَّ وَالْبَاطِلَ فَاَمَّا الزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَاءً وَاَمَّا مَا يَنْفَعُ النَّاسَ فَيَمْكُثُ فِي الْاَرْضِ كَذٰلِكَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ

enzele mine s-semāi māen fe sālet evdiyetun bi ḳaderihā fe Htemele s-seylu zebeden rābiyen ve mimmā yūḳidūne ǎleyhi fī n-nāri btiğā'e Hilyetin ev metāǐn zebedun miṧluhu ke ƶālike yeDribu (a)llahu l-Haḳḳa ve l-bāTile fe emmā z-zebedu fe yeƶhebu cufā'en ve emmā mā yenfeǔ n-nāse fe yemkuṧu fī l-erDi ke ƶālike yeDribu (a)llahu l-emṧāle

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَنْزَلَenzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdi
2مِنَmine
3السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökten
4مَاءًmāenم و هsu, yağmurbir su
5فَسَالَتْfe sāletس ي لSel, akıntı, nehir, akmak, dökülmek, çağlamak, akın etmek, akıp gitmekçağlayıp aktı
6اَوْدِيَةٌevdiyetunو د يKan parası ödemek, insan hayatı için kefaret olarak para cezası ödemek, cinayet için tazminat ödemek.vadiler
7بِقَدَرِهَاbi ḳaderihāق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışkendi ölçüsünce
8فَاحْتَمَلَfe Htemeleح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekve taşıdı
9السَّيْلُs-seyluس ي لSel, akıntı, nehir, akmak, dökülmek, çağlamak, akın etmek, akıp gitmeksel
10زَبَدًاzebedenز ب دTaze tereyağı, köpük/köpürcük/yüzeydeki kabarcık, sıvının çalkalanma durumu (örn. tencerede kaynayan su), dalgalı/köpüren deniz, çiçek açmış, yoğun beyaz renge dönüşmüş.köpüğü
11رَابِيًاrābiyenر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.üste çıkan
12وَمِمَّاve mimmāve vardır
13يُوقِدُونَyūḳidūneو ق دyakmak, ateşe vermek, ateş yakmakyak(ıp erit)tikleri madenlerden de
14عَلَيْهِǎleyhionların
15فِي
16النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateşte
17ابْتِغَاءَbtiğā'eب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakyapmak için
18حِلْيَةٍHilyetinح ل يSüslemek, süs eşyaları ile donatmak veya süs eşyaları edinmek/yapmak.süs
19اَوْevyahut
20مَتَاعٍmetāǐnم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.eşya
21زَبَدٌzebedunز ب دTaze tereyağı, köpük/köpürcük/yüzeydeki kabarcık, sıvının çalkalanma durumu (örn. tencerede kaynayan su), dalgalı/köpüren deniz, çiçek açmış, yoğun beyaz renge dönüşmüş.bir köpük
22مِثْلُهُmiṧluhuم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.bunun gibi
23كَذٰلِكَke ƶālikeböyle
24يَضْرِبُyeDribuض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakbenzetme ile anlatır
25اللّٰهُ(a)llahuAllah
26الْحَقَّl-Haḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
27وَالْبَاطِلَve l-bāTileب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakve batılı
28فَاَمَّاfe emmāne zaman ki
29الزَّبَدُz-zebeduز ب دTaze tereyağı, köpük/köpürcük/yüzeydeki kabarcık, sıvının çalkalanma durumu (örn. tencerede kaynayan su), dalgalı/köpüren deniz, çiçek açmış, yoğun beyaz renge dönüşmüş.köpük
30فَيَذْهَبُfe yeƶhebuذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgider
31جُفَاءًcufā'enج ف اKöpük veya tortu çıkarmak, fırlatmak veya atmak, köpük çıkarmak, değersiz veya işe yaramaz olmak.yok olup
32وَاَمَّاve emmāve
33مَاşey ise
34يَنْفَعُyenfeǔن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.yararlı olan
35النَّاسَn-nāseن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlara
36فَيَمْكُثُfe yemkuṧuم ك ثOyalanmak, beklemek/ummak, aylak aylak dolaşmak, kalmak, beklenti içinde duraklamak, acele etmemek, konuşurken yavaş olmakkalır
37فِي
38الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
39كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
40يَضْرِبُyeDribuض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakörnek verir
41اللّٰهُ(a)llahuAllah
42الْاَمْثَالَl-emṧāleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.misaller

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gökten yağmur yağdırır da vâdilerde alabildikleri kadar seller, ırmaklar olur, çağlayıp akar, akarken de üste çıkan köpükleri sürükler götürür. Ziynet eşyâsı, yahut faydalanmak için kullanılan araçları yaparken ateşte eritilen şeylerde de buna benzer bir köpük, bir posa meydana gelir. İşte Allah gerçekle boş şeyi bu çeşit bir örnekle anlatır. Köpük, dağılır gider, halka fayda verecek şeyse yerinde kalır. İşte Allah, böyle örnekler getirir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gökten yağmur yağdırır da vâdilerde alabildikleri kadar seller, ırmaklar olur, çağlayıp akar, akarken de üste çıkan köpükleri sürükler götürür. Ziynet eşyâsı, yahut faydalanmak için kullanılan araçları yaparken ateşte eritilen şeylerde de buna benzer bir köpük, bir posa meydana gelir. İşte Allah gerçekle boş şeyi bu çeşit bir örnekle anlatır. Köpük, dağılır gider, halka fayda verecek şeyse yerinde kalır. İşte Allah, böyle örnekler getirir.

Adem Uğur

O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller getirir.

Ahmed Hulusi

Semadan bir su (Esma özellikleri) inzal etti de vadiler (Esma bileşimi olan birimsel yapılar) kendi Bi-kaderlerince (terkibiyetlerindeki kuvvelerin miktarlarınca) sel olup (düşünsel yaşamları) aktı. . . O sel, üste çıkan köpüğü (maddesel hayatı) yüklenmiş taşır. . . Bir süs veya bir zinet arzulayarak ateşte yakıp erittiklerinden olan da bunun misli bir köpüktür. Köpük gereksiz fazlalık olarak atılır gider; işte Allah, Hak ile batılı böylece misallendirir. . . Fakat insanlara faydalı olan şeye gelince, (işte o) arzda kalır. . . İşte Allah, böyle misalleri verir.

Ahmet Tekin

O, gökten yağmur gibi Kur’ân ayetleri indirdi. Bir hesap, bir plan dahilinde vâdiler dolusu akan suya benzeyen Kur’ân ayetleri yüzeydeki çerçöpü, tortuyu alır, götürür. Bu tıpkı, süs eşyası, ya da âlet yapmak için ateşte eritilen madenlerin yüzeyinde açığa çıkan köpük şeklindeki tortunun arındırılması gibidir. İşte Allah hak ile bâtılı, böyle misaller vererek mukayese eder. Köpük, çerçöp, bütün köpüksü şeyler gibi akar gider. İnsanlara fayda sağlayanlar ise yeryüzünde, insanların gönüllerinde kalır. İşte Allah, dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretini böyle benzetmeler yaparak insanlara anlatıyor.

Ahmet Varol

(Allah) gökten su indirdi de dereler kapasitelerine göre çağlayıp aktılar. Sel yüze çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya meta (eşya) edinmek için ateşte yak(ıp erit)tiklerinden de bunun gibi bir köpük çıkar. İşte Allah hak ile batılı böyle örneklendirir. Köpük atılır gider. İnsanlara yarar sağlayan şey ise yerde kalır. Allah böyle örnekler verir.

Ali Bulaç

(Allah) Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya bir meta sağlamak için ateşte üzerine yakıp erittikleri şeyler (madenler)de de bunun gibi bir köpük (artık) vardır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır gider, insanlara yarar sağlayacak şey ise, yeryüzünde kalır. İşte Allah örnekleri böyle vermektedir.

Ali Fikri Yavuz

Allah gökten bir yağmur indirdi de vadiler kendi miktarınca sel oldu. Sel de, üzerine çıkan bir köpük yüklenip götürdü. Bir de süs eşyası veya âlet yapmak için, ateşte üzerini yakıp erittikleri madenlerden de bunun gibi bir köpük (posa) vardır. İşte Allah, hak ile bâtılı böyle misallendirir. Köpüğe gelince atılır gider (bâtıl da böyledir). İnsanlara faydası olan (öz kısım) ise yerde kalır (hak buna benzer). Allah, işte böyle misaller verir.

Ali Rıza Safa

Gökten indirdiği suyla, dereler kendi ölçülerine göre çağlayıp akar ve yüzeye çıkan köpüğü sel alıp götürür. Süs eşyası veya araç-gereç yapmak için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. Allah, hem gerçeğe hem de gerçeğe aykırı olana, işte böyle örnekler verir. Sonunda köpük atılır gider; insanlara yararlı olan şeyler yerde kalır. Allah, işte böyle örnekler verir.

Bayraktar Bayraklı

Allah gökten bir su indirdi ve vadiler, kendi ölçülerince sel oldu; ardından sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya alet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla batılı işte böyle örneklendiriyor: Köpük, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir.

Bekir Sadak

Allah gokten su indirir, dereler onunla dolar tasar. Sel, uste cikan kopugu alir goturur. Suslenmek veya faydalanmak icin ateste erittiklerinizin uzerinde de buna benzer bir kopuk vardir. Allah, hak ve batil icin soyle misal verir: Kopuk ucup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalÙr. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.

Celal Yıldırım

Gökten su indirdi de dereler kendi ölçüşünce dolup taştı. Sel, üste çıkan köpüğü yüklenip götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak (başka) bir şey elde etmek amacıyla ateşte ısıtıp erittikleri şeylerden de bunun gibi köpük (posa) meydana gelir. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misâl getirir. Köpüğe gelince, uçup gider ; insanlara yarar sağlayan şeylere gelince", yerde (dipte) kalır. İşte Allah, böylece misâller getirir..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, gökten su indirdi; su, vadiler dolusunca sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürdü. Yaktıkları ateşin üzerine koyup eriterek süs eşyası veya alet yapmak istedikleri madenlerden de üste böyle köpük çıkar. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider; insanlara fayda veren şeye gelince, o dünya durdukça durur. İşte Allah böyle misaller getirir.

Diyanet İşleri

O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider,insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.

Diyanet Vakfi

O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller getirir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlarınca sel olup aktılar. Sel de suyun yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet eşyası veya bir değerli mal yapmak için, ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gökten bir su indirdi de vadiler kendi miktarınca sel oldu; sel de yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet veya bir eşya yapmak için ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir, işte Allah, hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider insanlara faydası olan ise yerde kalır! İşte Allah böyle misaller verir!

Elmalılı Hamdi Yazır

Yukarıdan bir su indirdi de vadiler kendi mıkdarınca seyl oldu, seyl de yüze çıkan bir köpük yüklendi, bir ziynet veya bir meta' yapmak için ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük vardır, İşte Allah, hakkile batılı böyle çarpıştırır, amma köpük atılır gider, nasa menfeati olan ise Arzda kalır, işte Allah, emsali böyle darbeder

Erhan Aktaş

Gökten su indirdi. Dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Akıntı, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürür. Buna benzer bir köpük de değerli maden elde etmek için veya faydalanmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde de oluşur. İşte Allah Hakk ve Batıl'a böyle örnek verir. Köpük yok olup gider. İnsana fayda veren şey ise kalıcı olur. İşte Allah böyle örnekler verir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökten su indirdi. Dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Akıntı, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürür. Buna benzer bir köpük de değerli maden elde etmek için veya faydalanmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde de oluşur. İşte Allah hakk ve batıla böyle örnek verir. Köpük yok olup gider. İnsana fayda veren şey ise kalıcı olur. İşte Allah böyle örnekler verir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökten su indirdi. Dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Akıntı, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürür. Buna benzer bir köpük de değerli maden elde etmek için veya faydalanmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde de oluşur. İşte Allah hakk ve batıla böyle örnek verir. Köpük yok olup gider. İnsana fayda veren şey ise kalıcı olur. İşte Allah böyle örnek verir.

Fizilal-il Kuran

Allah, gökten su indirdi ve yataklarının kapasitesi ile ölçülü büyüklükte dereler akıttı. Akan sel, yüzeyinde köpük taşır. Süs ya da kullanım eşyası yapmak amacı ile ateşte erittiğiniz madenlerin de buna benzer köpükleri, cürufları vardır. Allah, hak ile batılı bu örnek aracılığı ile anlatır. Köpük, havaya uçup gider; fakat insanlara yarar sağlayan kısım yerde kalır. İşte Allah, böylesine örnekler verir.

Gültekin Onan

(Tanrı) Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya bir meta sağlamak için ateşte üzerine yakıp erittikleri şeyler (madenler)de de bunun gibi bir köpük (artık) vardır. İşte Tanrı, hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır gider, insanlara yarar sağlayack şey ise, yeryüzünde kalır. İşte Tanrı örnekleri böyle vermektedir.

Hamdi Döndüren

O, gökten bir su indirdi de dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Sel, üste çıkan köpüğü taşıdı. Süs veya eşya yapmak için ateşte yakıp erittikleri madenlerde de bunun gibi bir köpük (posa) vardır. İşte Allah, hak ile batılı böyle benzetme ile anlatır. Köpük yok olup gider, insanlara yararlı olan ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle güzel örnekler verir.

Hasan Basri Çantay

O, gökden bir su indirmişdir de vadiler kendi mıkdarlarınca sel olmuşdur. Sel de yüze çıkan bir köpük yüklenib götürmüşdür. Bir zinet veya bir meta ara (yıp yap) mak için ateşde üzerine (körükleyib) yakdıkları şeylerden (ma'denlerden) de bunun gibi bir köpük (posa hasıl olur). İşte Allah, hak ile baatılı böyle çarpışdırır. Amma köpük atılır gider. İnsanlara faide verecek olan şey'e (asla, cevhere) gelince: İşte bu, yer yüzünde kalır. Allah böylece misaller irad eder.

Hasib Asutay

O, gökten su indirdi de vadiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle örnekler verir. (11) (11. Bâtıl, önce oluşup sonra yok olan köpük gibidir. Hak ise insanlara yararlı ve kalıcı olan su ve madenler gibidir.)

Hayrat Neşriyat

(Îmân ile küfrün mukāyesesi şuna ben zer: Allah,) gökten bir su indirdi de vâ diler kendi mikdarlarınca aktı; sel de üste çıkan bir köpük yüklendi. Bir ziynet veya bir eşyâ yapmak için, ateşte üze rini körük lemekte oldukları şeyler (ma'den ler)den de buna benzer bir köpük meydana gelir. İşte Allah, hak ile bâtıla böyle misâl getirir. Ama köpüğe gelince, böylece (o) yok olarak gider, (bâtıl böyledir). Hâlbuki insanlara fayda veren şeyler ise, artık o yerde (sâbit olarak)kalır (hak da buna benzer). İşte Allah, böyle misâller getirir.

İbni Kesir

Göten su indirir de dereler onunla dolar taşar. Üste çıkan köpüğü sel alır götürür. Süslenmek veya yararlanmak için ateşle erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Böyle misal verir Allah hak ile batıl için. Köpük; uçar gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. İşte böyle; Allah daha nice misaller verir.

Mehmet Okuyan

O, gökten su indirir; (ve sebeple) vadilerin hacimlerince sel oluşur. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip (götürür). Süs veya eşya yapmak için ateşte yak(ıp erit)tikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah gerçekle batıla böyle örnek vermektedir. Köpük atılıp gider. İnsanlara yarar sağlayan şeye gelince o, yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle örnekler vermektedir.

Muhammed Esed

O gökten su indirdiğinde ve (kurumuş) nehir yatakları(ndan her biri) kendi hacimlerine göre dolup taştıklarında, akıntı yüzeydeki çerçöpü, tortuyu alır götürür; tıpkı süs eşyası ya da alet yapmak için ateşte eritilen (madenlerin), yüzeyinde açığa çıkan köpüklü tortudan arındırılması gibidir bu. Hak ile batılı Allah işte böyle bir benzetmeyle gözönüne koyuyor: çünkü, gerçekten de, tortuysa, çerçöpse sözkonusu olan, bu, (bütün) köpüksü şeyler gibi akar gider; ama insanlara yararlı olan şeye gelince, o her (zaman olduğu) yerde, sapasağlam ayakta kalır. Allah işte böyle benzetmelerle ortaya koyuyor,

Mustafa İslamoğlu

O, gökten su indirdi. Bu sayede vadiler hacimleri kadar suyla dolup taştı. Derken akıntı, (yüzeyde biriken ne kadar) köpüklü tortu ve atık varsa alıp götürdü. Bir tür takı ya da alet yapmak amacıyla potada eritilen (metalin hasını, yüzeyine çıkan) köpüklü posadan arındırma işlemi gibi... İşte Allah hak ile batılı bu misalle açıklar. Artık bakılır: eğer köpüklü tortuysa sonuçta atılıp gider, fakat eğer insanlığın yararına bir şeyse yerli yerinde durur. İşte verdiği bu misallerle Allah'ın ortaya koyduğu gerçek,

Ömer Nasuhi Bilmen

Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarlarınca sel olup cereyana başladı. Sel de hemen kendi üzerine yükselen bir köpüğü yüklendi ve bir ziynet veya bir meta yapmak talebiyle üzerlerine körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir. İşte Allah Teâlâ hak ile bâtılı böyle temsil buyurur. İmdi o köpük müzmahil olarak gidiverir, nâsa fâide veren şey ise artık yerde sabit olarak kalır. İşte Allah Teâlâ böylece misaller irad buyurur.

Ömer Öngüt

Allah gökten su indirir de dereler kendi miktarınca dolup taşar. Sel üste çıkan köpüğü alıp götürür. Bir ziynet veya eşya yapmak için ateşte erittikleri madenlerde de buna benzer bir köpük vardır. İşte Allah hak ile bâtılı böyle misal verir. Köpük atılıp gider, insanlara fayda veren şey ise yerde kalır. İşte Allah bunun gibi daha nice misaller verir.

Suat Yıldırım

O gökten yağmur indirir de vâdiler, dereler kendi ölçülerince dolup sel olur akar. Sel, suların üstünde kabaran köpüğü alıp götürür. İnsanların zinet veya bazı eşyalar yapmak için ateşte erittikleri madenlerin de buna benzer köpüğü olur. İşte Allah hak ile batılı, böyle bir temsil ile anlatır: Köpük yok olup gider, insanlara faydası olan cevher kısmı ise dipte kalır. Allah işte böylece misaller verir.

Süleyman Ateş

Gökten bir su indirdi de dereler kendi ölçüsünce (o su ile) çağlayıp aktı. Sel üste çıkan köpüğü taşıdı. Süs, yahut eşya yapmak için ateşte yak(ıp erit)tikleri madenlerden de bunun gibi bir köpük (posa) vardır. Allah, hak ve batılı böyle benzetme ile anlatır. Köpük yok olup gider. İnsanlara yararlı olan ise yeryüzünde kalır. İşte Alllah, böyle güzel meseller verir.

Süleymaniye Vakfı

(Düşünün ki:) Allah gökten su indirmiş de vadiler alabildiklerince sel olup akmıştır. Sel de üzerindeki köpüğü taşımıştır. İnsanların süs veya eşya yapmak için ateşte erittiklerinin üzerinde de benzer bir köpük oluşur. Allah, hak ile batılı işte böyle örneklerle anlatır. Köpüğe gelince: O, atılır gider. İnsanlara yararı olan şeyler ise yerde kalır. Allah örnekleri işte böyle verir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah gökten su indirir, dereler ölçülerine göre akarlar. O akışın üzerine bir köpük çıkar. Süs veya eşya yapmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de benzeri bir köpük oluşur. Allah, doğru ile yanlışı böyle örnekler. Köpük (yanlış) kaybolur gider, insanlara yararı olan (doğru) da yerde kalır. İşte Allah'ın örnek vermesi böyledir.

Şaban Piriş

Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şu örneği verir: Köpük uçup gider, insanlara faydalı olan ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.

Tefhim-ul Kuran

(Allah) Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya bir meta sağlamak için ateşte üzerine yakıp erittikleri şeyler (madenler) de de bunun gibi bir köpük (artık) vardır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır gider, insanlara yarar sağlayacak şey ise, yeryüzünde kalır. İşte Allah örnekleri böyle vermektedir.

Ümit Şimşek

O, gökten bir su indirir; dereler o suyla kendi miktarınca akar. Üstte kabaran köpüğü ise akıntı alır, götürür. İnsanların takı veya benzeri şeyler yapmak için ateşte erittikleri madenin de bunun gibi köpüğü vardır. Allah hak ile batılı böyle anlatıyor: Köpük atılır gider; insanlara yararlı olan şey ise olduğu yerde kalır. İşte Allah böyle misaller verir.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi ölçülerince/kaderlerine göre sel oldu, ardından da sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya alet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla batılı işte böyle örneklendiriyor: Köpük, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, göydən su endirir və vadilər ölçülərinə uyğun öz məcralarından daşaraq sel olub axır. Sel də üzə çıxmış bir köpüyü götürüb aparır. Bəzək şeyləri və ya başqa əşyalar düzəltmək üçün insanların odda qızdırıb əritdikləri şeylərin üstündə də buna bənzər bir köpük olur. Allah haqqa və batilə belə misallar çəkir. Köpük yox olub gedir, insanlara fayda verən şeylər isə yerində qalır. Budur Allahın çəkdiyi misallar!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah göydən bir yağmur endirdi, vadilər öz tutumlarına görə onunla dolub daşdı. (Sudan əmələ gələn) sel, üstünə çıxan bir köpünü alıb apardı. (Haqq din olan islam insanlara, torpağa həyat verən suya, müşriklərin eʼtiqadı isə boş köpüyə bənzər). Bəzək şeyləri və ya əşya (qab-qacaq) düzəltmək məqsədilə insanların od üzərində qızdırıb əritdikləri (qızıl, gümüş və s. filizlərin) üstündə də buna bənzər bir köpük vardır. Allah haqq ilə batili (sizdən ötrü) ayırd etmək üçün belə misallar çəkir. Köpük heç bir şey olmadığı üçün uçub gedər. İnsanlara fayda verən bir şey isə yer üzündə qalar. Allah belə misallar çəkir!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Er läßt vom Himmel Wasser herabkommen, und dann fließen Täler entsprechend ihrem Maß, daraufhin trägt die Flut aufschwellenden Schaum. Und aus dem, worüber man das Feuer anzündet, im Trachten (da)nach(,) Schmuck oder Gerät (anzufertigen, entsteht) ein ähnlicher Schaum. So prägt Allah (im Gleichnis) das Wahre und das Falsche. Was nun den Schaum angeht, so vergeht er nutzlos. Was aber den Menschen nützt, das bleibt in der Erde. So prägt Allah die Gleichnisse.

Almanca — M. A. Rassoul

Er sendet Wasser vom Himmel herab, so daß die Täler nach ihrem Maß durchströmt werden, und die Flut trägt Schaum auf der Oberfläche. Und ein ähnlicher Schaum ist in dem, was sie im Feuer aus Verlangen nach Schmuck und Gerät erhitzen. So verdeutlicht Allah Wahrheit und Falschheit. Der Schaum aber, der vergeht wie die Blasen; das aber, was den Menschen nützt, bleibt auf der Erde zurück. Und so prägt Allah die Gleichnisse.

Almanca — Muhammad Zaidan

ER ließ vom Himmel Wasser fallen, dann floß es durch Täler ihrer Größe nach, dann trug das strömende Wasser Schaum auf der Oberfläche. Auch von dem, was sie im Feuer schmelzen zur Herstellung von Schmuck und Utensilien, gibt es ihm ähnlichen Schaum. Solcherart prägt ALLAH Gleichnisse von der Wahrheit und von dem für nichtig Erklärten. Also hinsichtlich des Schaums, so wird er beiseite geworfen, doch hinsichtlich dessen, das den Menschen nützt, so verbleibt es in der Erde. Solcherart prägt ALLAH die Gleichnisse.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He sends the rain-water from the floor of the vault of heaven and there it is conveyed along channels of various capacities in due measure. Where the torrent flows, it drives before it unworthy matter and impurities floating on the surface gathering into a heap of froth resembling aptly the foamy admixture and impurities mounting to the surface of the heated ores for the separation of precious metals used for ornaments and other uses. Thus does Allah give examples with allegorical representations of truth and falsehood. As to the froth and the scum, they are rejected and disappear, whereas what is profitable to the people remains behind on earth. Thus does Allah describe a subject under the guise of some other subject of aptly suggestive resemblance.

Abdul Haleem

He sends water from the sky that fills riverbeds to overflowing, each according to its measure. The stream carries on its surface a growing layer of froth, like the froth that appears when people melt metals in the fire to make ornaments and tools: in this way God illustrates truth and falsehood- the froth disappears, but what is of benefit to man stays behind- this is how God makes illustrations.

Abdullah Yusuf Ali

He sends down water from the skies, and the channels flow, each according to its measure: But the torrent bears away to foam that mounts up to the surface. Even so, from that (ore) which they heat in the fire, to make ornaments or utensils therewith, there is a scum likewise. Thus doth Allah (by parables) show forth Truth and Vanity. For the scum disappears like forth cast out; while that which is for the good of mankind remains on the earth. Thus doth Allah set forth parables.

Abul A'la Maududi

Allah sends down water from the heavens and the river-beds flow, each according to its measure, and the torrent carries along a swelling scum. In like manner, from that metal which they smelt in the fire to make ornaments and utensils, there arises scum like it. Thus does Allah depict truth and falsehood. As for the scum, it passes away as dross; but that which benefits mankind abides on the earth. Thus does Allah explain (the truth) through examples.

Aisha Bewley

He sends down water from the sky and river-beds fill up and flow according to their size, and the floodwater carries with it an increasing layer of scum; a similar kind of scum comes from what you heat up in the fire, when you desire to make jewellery or other things. That is how Allah depicts the true and the false. As for the scum, it is quickly swept away. But as for that which is of use to people, it remains behind in the ground. That is a metaphor which Allah has made

Al-Hilali & Khan

He sends down water (rain) from the sky, and the valleys flow according to their measure, but the flood bears away the foam that mounts up to the surface - and (also) from that (ore) which they heat in the fire in order to make ornaments or utensils, rises a foam like unto it, thus does Allâh (by parables) show forth truth and falsehood[1]. Then, as for the foam it passes away as scum upon the banks, while that which is for the good of mankind remains in the earth. Thus Allâh sets forth parables (for the truth and falsehood, i.e. Belief and disbelief).

Ali Quli Qarai

He sends down water from the sky whereat the valleys are flooded to [the extent of] their capacity, and the flood carries along a swelling scum. And from what they smelt in the fire for the purpose of [making] ornaments or wares, [there arises] a similar scum. That is how Allah compares the truth and falsehood. As for the scum, it leaves as dross, and that which profits the people remains in the earth. That is how Allah draws comparisons.

Amatul Rahman Omar

He sends down some water from the clouds so that the water courses flow up to their capacity, and the torrent carries (on its surface) swelling foam. And out of that (metal) which the people heat in the fire seeking to make ornaments and other articles a similar foam rises to (the surface of) it. In this way does Allâh illustrate truth and falsehood. As for the foam it goes away as (does all) dross, but as to that which does good to mankind it stays in the earth. That is how Allâh sets forth excellent description of things.

Arthur John Arberry

He sends down out of heaven water, and the wadis flow each in its measure, and the torrent carries a swelling scum; and out of that over which they kindle fire, being desirous of ornament or ware, out of that rises a scum the like of it. So God strikes both the true and the false. As for the scum, it vanishes as jetsam, and what profits men abides in the earth. Even so God strikes His similitudes.

Bijan Moeinian

God is the One Who pours down water from the sky causing the valleys to overflow. The river then produces lots of foam as the water runs fast. The metals, melted to make ornaments or utensils, too, produces lots of scum. By these examples the Lord wants to explain how the truth (like the water or the melted metal) which is useful for the people stays and how the falsehood (the foam or the scum which is good for nothing) disappears.

E. Henry Palmer

He sends down from the sky water, and the water-courses flow according to their bulk, and the torrent bears along the floating scum: and from what they set fire to, craving ornaments or utensils, comes a scum like that;- thus does God hit the truth and the falsehood;- and as for the scum it is thrown off, and as for what profits man it stays on the earth. Thus does God strike out parables!

Edip-Layth

He sent down water from the sky, so valleys flowed according to their capacity, and the flood produces foam. From what they burn to smelt jewelry or goods similar foam is produced. It is in such a manner that God strikes the falsehood with the truth. As for the foam, it passes away; as for what benefits the people, it remains in the earth. It is such that God cites the examples.

George Sale

He causeth water to descend from heaven, and the brooks flow according to their respective measure, and the floods bear the floating froth: And from the metals which they melt in the fire, seeking to cast ornaments or vessels for use, there ariseth a scum like unto it: Thus God setteth forth truth and vanity. But the scum is thrown off, and that which is useful to mankind remaineth on the earth. Thus doth God put forth parables.

Hamid S. Aziz

Say, "Who is Lord (and Sustainer) of the heavens and the earth?" Say, "Allah" Say, "Do ye, then, take beside Allah patrons who have no control over benefit or harm to themselves?" Say, "Shall the blind and the seeing be held equal? Or shall the darkness and the light be held equal? Or have they made partners with Allah who can create as He creates, so that the creations seem similar to them?" Say, "Allah is the creator of all things, and He is the One, the Almighty. "

Mahmoud Ghali

He sends down from the heaven water so that valleys flow, each to its determined (course), so that the flood carries away (on its surface) a swelling scum. And from that on which they kindle fire (i.e., or) seeking (to make) ornaments or belongings, out of that there is a scum like it. Thus Allah strikes the Truth and the untruth. So, as for the scum, then it goes away as jetsam (i.e., vanishes as useless) and as for whatever profits mankind, then it stays in the earth. Thus Allah strikes the similitudes.

Marmaduke Pickthall

He sendeth down water from the sky, so that valleys flow according to their measure, and the flood beareth (on its surface) swelling foam - from that which they smelt in the fire in order to make ornaments and tools riseth a foam like unto it - thus Allah coineth (the similitude of) the true and the false. Then, as for the foam, it passeth away as scum upon the banks, while, as for that which is of use to mankind, it remaineth in the earth. Thus Allah coineth the similitudes.

Mohamed Ahmed - Samira

He sends down water from the skies, which flows in channels according to their capacity, with the scum borne on the surface of the torrent, as rises the scum when metals are heated on the fire for making ornaments and household utensils. This is how God determines truth and falsehood. The scum disappears like the foam on the bank, and that which is useful to man remains on the earth. That is how God sets forth precepts of wisdom.

Muhammad Asad

[Whenever] He sends down water from the sky, and [once-dry] river-beds are running high according to their measure, the stream carries scum on its surface; and, likewise, from that [metal] which they smelt in the fire in order to make ornaments or utensils, [there rises] scum. In this way does God set forth the parable of truth and falsehood: for, as far as the scum is concerned, it passes away as [does all] dross; but that which is of benefit to man abides on earth. In this way does God set forth the parables

Mustafa Khattab

He sends down rain from the sky, causing the valleys to flow, each according to its capacity. The currents then carry along rising foam, similar to the slag produced from metal that people melt in the fire for ornaments or tools. This is how Allah compares truth to falsehood. The ˹worthless˺ scum is then cast away, but what benefits people remains on the earth. This is how Allah sets forth parables.

Progressive Muslims

He sent down water from the sky, so valleys flowed according to their capacity, and the flood produces foam. And from what they burn to smelt jewellery or goods is produced a similar foam. It is in such a manor that God strikes the falsehood with the truth. As for the foam, it passes away, and as for what benefits mankind, it remains in the Earth. It is such that God cites the examples.

Sahih International

He sends down from the sky, rain, and valleys flow according to their capacity, and the torrent carries a rising foam. And from that [ore] which they heat in the fire, desiring adornments and utensils, is a foam like it. Thus Allah presents [the example of] truth and falsehood. As for the foam, it vanishes, [being] cast off; but as for that which benefits the people, it remains on the earth. Thus does Allah present examples.

Sam Gerrans

He sends down from the sky water, and the valleys flow according to their measure, then the flood carries a swelling froth; and from what they burn in the fire seeking ornaments or tools there is a froth like it. Thus does God present truth and vanity: as for the froth, it departs as dross; and as for what is of benefit to men, it remains in the earth. Thus does God strike similitudes.

Shabbir Ahmed

He sends down water from the height causing the riverbeds to flow according to their measure, and the flood bears on its surface swelling foam. And, when they use fire to refine metals for their jewelry or equipment, foam is produced like it. In this way Allah is citing for you the example of the Truth and the Falsehood. For, as far as the foam is concerned, it passes away as scum upon the banks. While that which is of benefit to mankind, abides on earth. (The real existence on earth is of the person or the system that benefits humanity). This is how Allah uses analogies for you to understand.

Syed Vickar Ahamed

He sends down water (rain) from the sky, and the channels flow (with water), each by its measure: But the flood carries away (to clean) the foam that comes up to the surface. And like this, from the (ore) which they heat (to melt) in the fire, to make ornaments or pots (and pans) from it, also there is a scum (or foam). Thus Allah clearly shows forth truth and vanity for the scum disappears when it is thrown out; Whereas what remains is for the good of mankind on the earth. Thus Allah does set forth examples (parables).

Taqi Usmani

He sent down water from the heavens, so the canals flowed according to their capacity, and the flood carried bulging scum. And a similar scum comes up from what they melt in the fire to obtain ornaments or other objects. This is how Allah depicts the truth and the untruth. As for the scum, it goes to be thrown away, while that which benefits people remains on the earth. This is how Allah brings out the parables.

The Monotheist Group

He sends down water from the sky, so valleys flow according to their capacity, and the flood produces foam. And from what they burn to smelt jewelry or goods is produced a similar foam. It is in such a manner that God strikes the falsehood with the truth. As for the foam, it passes away, and as for what benefits the people, it remains in the earth. It is such that God puts forth the examples.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il a fait descendre une eau du ciel à laquelle des vallées servent de lit, selon leur grandeur. Le flot débordé a charrié une écume flottante; et semblable à celle-ci est (lʹ) écume provenant de ce quʹon porte à fusion, dans le feu pour (fabriquer) des bijoux et des ustensiles. Ainsi Allah représente en parabole la Vérité et le Faux: lʹécume (du torrent et du métal fondu) sʹen va, au rebut, tandis que (lʹeau et les objets) utiles aux Hommes demeurent sur la terre. Ainsi Allah propose des paraboles.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Meseleya heq û pûçîyê, meseleya hebandina Xwedê û hebandina pûtan wekî vê meseleyê ye;) Xwedê ji ewran baranek barand, vêca best û newal bi qasî tijîbûna xwe herikîn, êdî lehî çû û kefeke bilind digel xwe rakir û bir. (Meseleya din;) wekî wî tiştê ku hûn agir li ser dikin da ku hûn ji xwe re bikin gewher û zînet, an jî pertalinên din, ew jî dibin kefeke wekî ya ser avê. Ha bi vî awayî Xwedê, numûneya heq (rastî) û batilî (pûçiyê) aşkera dike. Herçî ku kef e, tê avêtin (û badilhewa) diçe. Herçî ku ew tiştê feydeyê dide însên, ew li ser erdê dimîne. Ha bi vî awayî Xwedê derb û meselan tîne, numûneyan aşkera dike!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij laat uit de hemel water neerdalen zodat de beddingen naar hun omvang volstromen en de stroom er dan schuim bovenop heeft. Uit wat men in het vuur verhit om sieraden of nuttige dingen te vervaardigen komt een overeenkomstig schuim. Zo laat God dat op de waarheid en de onzin slaan. Wat het schuim betreft, dat gaat waardeloos verloren. Maar wat voor de mens nut heeft dat blijft in de aarde. Zo trekt God vergelijkingen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij doet water van den hemel nederdalen, en de vloeden stroomen, overeenkomstig hunne afmetingen; de stroom voert het schuim mede dat op de oppervlakte drijft, en uit de metalen, die de menschen op het vuur smelten, om daaruit versierselen of vaatwerk te vormen, rijst schuim op, dat daaraan gelijk is. Zoo maakt God waarheid en ijdelheid bekend. Maar het schuim wordt weggenomen; en datgene wat den menschen nuttig is, blijft op de aarde. Zoo brengt God gelijkenissen voort.

Hollandaca — Siregar

Hij (Allah) deed water uit de hemel neerdalen, dat daarna in beddingen naar hun omvang stroomt en de stroom dragt rijzend schuim mee. En uit wat zij in het vuur verhitten om sieraden of gebruiksvoorwerpen (te maken) komt soortgelijk schuim. Zo geeft Allah een gelijkenis over de Waarheid en de valsheid. Wat het schuim betreft, het verdwijnt als iets nutteloos, en wat betreft hetgeen de mensen baat, dat blijft op de aarde. Zo geeft Allah de gelijkenissen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Аллах Всевышний приводит пример для сравнения истины и лжи.) Он низвел с неба [с облаков] воду [дождь] – и долины наполнились (водой) по величинам их [каждая долина по своей величине]. И унес (этот) поток пену вздымавшуюся (на поверхности). {В этом примере вода – это истина, пена – это ложь, а долины – это души людей} И из того [золота, серебра, меди], что они [люди] раскаливают в огне (когда плавят), желая (сделать) украшения и средства (труда) [утварь], (тоже появляется) пена вроде этого. {В этом примере металл – это истина, а пена – это ложь.} Так приводит Аллах истину и ложь (в виде примеров). И что касается пены, то она будет выброшена, а то, что полезно людям [вода и металл], остается на земле. Так Аллах приводит примеры (людям).

Rusça — Osmanov

Он низверг с неба воду, и в [сухих] руслах потекли [потоки] согласно размерам их. И [каждый] поток несет на поверхности пену. Подобная же пена [появляется] на поверхности металлов, которые [люди] плавят на огне для [изготовления] украшений или предметов утвари. Так Аллах показывает на примере, [где] истина и [где] ложь: пена рассыплется во прах, а то, что приносит людям пользу, пребудет на земле. Так приводит Аллах примеры.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han låter regn falla, som (fyller) uttorkade flodbäddar till brädden, och det skummande vattnet för upp bottenslammet till ytan; på samma sätt (utfälls) slagg ur (metallen) som de smälter över eld för att av den tillverka prydnads- eller nyttoföremål. Så beskriver Gud sanningen och lögnen: slammet och slaggen stöts bort och försvinner, men det som är till människornas nytta blir kvar på jorden. Så framställer Gud (Sina) liknelser.