Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَاءَهُمُ الْعِلْمُ اِنَّ رَبَّكَ يَقْضِي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

ve leḳad bevve'nā benī isrāīle mubevvee Sidḳin ve razeḳnāhum mine T-Tayyibāti fe mā ḣtelefū Hattā cā'ehumu l-ǐlmu inne rabbeke yeḳDī beynehum yevme l-ḳiyāmeti fīmā kānū fīhi yeḣtelifūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadandolsun
2بَوَّأْنَاbevve'nāب و اGeri döndü, geri geldi/gitti, üzerine aldı/taşıdı, yüklendi/yük altına girdi, bunun ikamet yeri oldu, sorumlu/hesap verebilir/mesul oldu, eşit/benzer, denk/eş, dinlendi/kaldı, onu bir konuta yerleştirdi, mubawwa: bir konut, kalacak yer, yerleşim yeri, tabawwa: bir yeri konut edinmek veya yapmak.yerleştirdik
3بَنِيbenīب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğullarını
4اِسْرَٓاءِيلَisrāīleاسراءيلİsrail
5مُبَوَّاَmubevveeب و اGeri döndü, geri geldi/gitti, üzerine aldı/taşıdı, yüklendi/yük altına girdi, bunun ikamet yeri oldu, sorumlu/hesap verebilir/mesul oldu, eşit/benzer, denk/eş, dinlendi/kaldı, onu bir konuta yerleştirdi, mubawwa: bir konut, kalacak yer, yerleşim yeri, tabawwa: bir yeri konut edinmek veya yapmak.bir yere
6صِدْقٍSidḳinص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru
7وَرَزَقْنَاهُمْve razeḳnāhumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.ve onları rızıklandırdık
8مِنَmine
9الطَّيِّبَاتِT-Tayyibātiط ي بİyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal.temiz şeylerle
10فَمَاfe mā
11اخْتَلَفُواḣtelefūخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekayrılığa düşmediler
12حَتّٰىHattākadar
13جَاءَهُمُcā'ehumuج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine gelinceye
14الْعِلْمُl-ǐlmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameilim
15اِنَّinneşüphesiz
16رَبَّكَrabbekeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
17يَقْضِيyeḳDīق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakhükmünü verir
18بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaralarında
19يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
20الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
21فِيمَاfīmāhususlarda
22كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
23فِيهِfīhionda
24يَخْتَلِفُونَyeḣtelifūneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekayrılığa düştükleri

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki biz İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları, tertemiz şeylerle rızıklandırdık. Kendilerine bilgi gelinceye dek de ayrılığa düşmediler. Şüphe yok ki Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyâmet günü, aralarında hükmedecek.

Adem Uğur

Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki biz, İsrailoğullarını seçkin ve emin bir bölgeye yerleştirdik. . . Onları temiz, saf şeylerle rızıklandırdık. . . Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (ilim geldiğinde yorum farkları yüzünden ayrılıklar meydana geldi). . . Muhakkak ki Rabbin, kıyamet sürecinde, ayrılığa düştükleri konularda hükmünü bildirecektir.

Ahmet Tekin

Andolsun, biz İsrailoğulları’nı samimi dindarlara layık bir yurda yerleştirmiş, onlara helâl, temiz ve sağlıklı rızıklar vermiştik. Kendilerine doğru bilgiler gelinceye kadar ayrı baş çekip ihtilâfa düşmediler. Rabbin ihtilâf çıkardıkları konularda, kıyamet günü, aralarında hükmünü icra edecektir.

Ahmet Varol

Andolsun biz İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hükmünü verir.

Ali Bulaç

Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten İsrâiloğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerini hoş nimetlerle rızıklandırdık. Nihayet ayrılığa düşmeleri de kendilerine ilim (Tevrat’daki ahir zaman peygamberine ait vasıflar) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki o ayrılığa düştükleri şeylerde (dinî emirler hakkında), Rabbin, kıyamet günü hükmünü verecektir.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, İsrailoğullarını, güzel bir yere yerleştirdik. Ve onlara temiz yiyecekler verdik. Kendilerine bilgi gelinceye dek uyuşmazlığa düşmediler. Kuşkusuz, Efendin, uyuşmazlığa düştükleri konularda, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aralarında yargı verecektir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, İsrailoğulları'nı iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler de, bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

Bekir Sadak

And olsun ki, Israilogullarini iyi bir yere yerlestirdik, onlara temiz riziklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayriliga dusmediler.

Celal Yıldırım

And olsun ki, İsrail oğulları'nı güzelce elverişli ve huzurlu bir yere yerleştirdik ve onları temiz ve nezih şeylerden rızıklandırdık. Kendilerine (Kur'ân) gelinceye kadar görüş ayrılığında bulunmadılar. Şüphesiz ki Rabbin onların ayrılığa düştükleri hususta Kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun biz İsrâiloğulları’nı seçkin bir yere yerleştirdik ve onları güzel nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar da ayrılığa düşmediler. Ayrılığa düştükleri konularda rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.

Diyanet Vakfi

Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş nimetlerden rızıklandırdık. Sonunda görüş ayrılığına düşmeleri de kendilerine ilim (Kur'an) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, ayrılığa düştükleri şeylerde, Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakıka Beni İsraili cidden güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş ni'metlerden merzuk kıldık, nihayet ihtilaf etmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu, şüphe yok ki o ıhtilaf edib durdukları şeylerde rabbın kıyamet günü aralarında hukmünü verecek

Erhan Aktaş

Gerçekten Biz, İsrailoğullarını güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü hükmünü verecektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçekten Biz, İsrailoğulları'nı güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında Kıyamet Günü hükmünü verecektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçekten Biz, İsrailoğulları'nı güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında Kıyamet Günü hükmünü verecektir.

Fizilal-il Kuran

Gerçekten biz İsrailoğulları'nı güvenli bir yurda yerleştirdik, onlara temiz rızıklar sunduk. Kendilerine bilgi gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphe yok ki, Rabbin kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri konularda haklarında hüküm verecektir.

Gültekin Onan

Andolsun, biz İsrailoğullarını hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.

Hamdi Döndüren

Andolsun ki Biz İsrail oğullarını iyi bir yere yerleştirmiş ve onlara güzel rızıklar vermiştik. Bundan sonra, onlar kendilerine bilgi gelinceye kadar görüş ayrılığına düşmediler. Ama Rabbin, kıyamet günü, görüş ayrılığına düştükleri konularda, aralarında hüküm verecektir.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz, İsrail oğullarını çok güzel bir yurda yerleşdirmişizdir. Onlara en temiz (ni'met) lerimizden rızıklar vermişizdir. Fakat kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler (de ondan sonra ihtilafa başladılar). Şüphesiz Rabbin, aralarında ihtilaf etmekde oldukları şeyler hakkında kıyaamet günü hükmünü verecekdir.

Hasib Asutay

Andolsun biz İsrailoğullarını iyi bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim (Kur'an) gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir.

Hayrat Neşriyat

And olsun ki İsrâiloğullarını güzel bir yurda (Mısır’a ve Şam’a) yerleştirdik ve onları temiz şeylerden rızıklandırdık. Kendilerine ilim (Tevrât) gelinceye kadar da ihtilâfta bulunmadılar. Muhakkak ki Rabbin, üzerinde ihtilâfa düşmekte oldukları şeyler hakkında kıyâmet günü aralarında hüküm verecektir.

İbni Kesir

Biz, İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirmiştik. Onlara tertemiz şeylerden rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar hiç ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbın, kıyamet günü aralarındaki ihtilaflar hakkında hükmünü verecektir.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz İsrailoğulları'nı güzel bir yurda yerleştirmiştik ve onlara temiz nimetlerden rızık vermiştik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Şüphesiz ki Rabbin, anlaşmazlığa düştüğü şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

Muhammed Esed

Derken, İsrailoğulları'na son derece güzel, emin bir yurt tayin ettik ve kendilerini temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdık. Ama, ne zaman ki (vahiy yoluyla) kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldi, ancak o zaman aralarında çekişmeye, farklı görüşler benimsemeye başladılar: Allah, çekişmeye düştükleri her konuda Kıyamet Günü aralarında elbette hüküm verecektir.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda, İsrailoğullarını verimli ve güvenli bir yere yerleştirmiş olduk; ve onlara temiz ve helal rızıklar ihsan ettik; durdular durdular da, kendilerine hakikatin bilgisi geldikten sonra ihtilaf ettiler: Elbette senin Rabbin, Kıyamet Günü hakkında anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, İsrailoğullarını sâlih (doğru) bir yurda yerleştirdik. Ve onları tertemiz şeylerden merzûk ettik. Sonra kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilâfta bulunmadılar. Şüphe yok ki, Rabbin onların arasında ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında Kıyamet günü hükmedecektir.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz İsrâiloğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin kıyamet günü, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmünü verececektir.

Suat Yıldırım

Biz İsrailoğullarını güzel bir yerde yerleştirdik, onlara helâl hoş rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler, fakat ondan sonra ihtilafa başladılar. Elbette Rabbin, aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda kıyamet günü hükmünü verecektir.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, İsrail oğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (de bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler). Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

Süleymaniye Vakfı

İsrailoğullarını güvenli bir yurda yerleştirmiş, kendilerine temiz rızıklar vermiştik. Onlara o bilgi (Allah'ın kitabı) gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Senin Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda kıyamet /mezardan kalkış günü aralarında hüküm verecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İsrailoğullarını doğru bir yurda yerleştirmiş, kendilerine temiz rızıklar vermiştik. Onlara bu bilgi (Kur'an) gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Senin Rabbin, anlaşamadıkları konularda (mezardan) kalkış günü aralarında hüküm verecektir.

Şaban Piriş

İsrailoğullarını hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.

Ümit Şimşek

Biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik, temiz ve hoş yiyeceklerle rızıklandırdık. Onlar da ancak kendilerine ilim geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler. Fakat Rabbin onların anlaşmazlığa düştüğü şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz İsrail oğullarını gözəl bir yurda sakin etdik və onlara pak ruzilərdən verdik. Onlar özlərinə elm gələnə qədər ixtilafa düşmədilər. Şübhəsiz ki, Rəbbin, ixtilafa düşdükləri şey barəsində Qiyamət günü onların arasında hökm verəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İsrail oğullarına (Misirdə və Şamda) çox gözəl bir yerdə təmiz (halal) ruzi verdik. Onlar özlərinə bir elm (Qurʼan) gələnə qədər ixtilafda olmadılar. (Yəhudilər Tövratda Muhəmməd peyğəmbər haqqında oxumuşdular, onun əlamətlərini bilir və gələcəyinə inanırdılar. Lakin Qurʼan nazil olduqda həsədləri üzündən əksəriyyəti onun peyğəmbərliyini inkar etdi). Qiyamət günü (Ya Rəsulum!) Rəbbin ixtilafda olduqları məsələlər barəsində aralarında hökm verəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben den Kindern Israels eine feste Existenz ermöglicht und ihnen gute Gaben beschert. Nachdem ihnen jedoch das offenbarte Wissen zuteil geworden war, verstrickten sie sich in Differenzen. Gott wird am Jüngsten Tag über ihre Differenzen urteilen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir wiesen den Kindern Israʹils einen wahrhaftigen Aufenthaltsort zu und versorgten sie von den guten Dingen. Sie wurden aber nicht (eher) uneinig, bis das Wissen zu ihnen gekommen war. Gewiß, dein Herr wird am Tag der Auferstehung zwischen ihnen über das entscheiden, worüber sie uneinig zu sein pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Wir bereiteten den Kindern Israels ein wahrhaftig sicheres Dasein und versorgten sie mit guten Dingen; und sie waren nicht eher uneins, als bis das Wissen zu ihnen kam. Wahrlich, am Tage der Auferstehung wird dein Herr zwischen ihnen darüber entscheiden, worüber sie uneins waren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits ließen WIR die Kinder Israils einen schönen Ort bewohnen und gewährten ihnen Rizq von den Tay-yibat . Und sie wurden nicht uneins, bis ihnen dasWissen zuteil wurde. Gewiß, dein HERR wird unter ihnen am Tag der Auferstehung das richten, worüber sie uneins zu sein pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We confirmed Bani Isra‘il and provided them with good and satisfying dwellings and provisioned them with the good and wholesome victuals. Yet they only set themselves at variance after they had received divine knowledge illumination and enlightenment. But Allah shall judge between them in Day of Judgement on the strained points upon which the whole unreasoning turns.

Abdul Haleem

We settled the Children of Israel in a good place and provided good things as sustenance for them. It was only after knowledge had come to them that they began to differ among themselves. Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.

Abdullah Yusuf Ali

We settled the Children of Israel in a beautiful dwelling-place, and provided for them sustenance of the best: it was after knowledge had been granted to them, that they fell into schisms. Verily Allah will judge between them as to the schisms amongst them, on the Day of Judgment.

Abul A'la Maududi

We settled the Children of Israel in a blessed land, and provided them with all manner of good things. They only disagreed among themselves after knowledge (of the truth had) come to them. Surely your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning their disagreements.

Aisha Bewley

We settled the tribe of Israel in a noble place and gave them good things as provision. They did not differ until knowledge came to them. Your Lord will decide between them on the Day of Rising regarding the things about which they differed.

Al-Hilali & Khan

And indeed We settled the Children of Israel in an honourable dwelling place (Shâm and Misr), and provided them with good things, and they differed not until the knowledge came to them. Verily, Allâh will judge between them on the Day of Resurrection in that in which they used to differ.

Ali Quli Qarai

Certainly We settled the Children of Israel in a worthy settlement and We provided them with all the good things, and they did not differ until [after] the knowledge had come to them. Your Lord will indeed judge between them on the Day of Resurrection concerning that about which they used to differ.

Amatul Rahman Omar

And We assigned to the Children of Israel an excellent place to settle (in Palestine), and We provided them with good and pure things; and they differed not (among themselves) until there had come to them true knowledge. Surely, your Lord will, on the Day of Resurrection, settle the issue between them concerning which they differ (now).

Arthur John Arberry

And We settled the Children of Israel in a sure settlement, and We provided them with good things; so they differed not until the knowledge came to them. Surely thy Lord will decide between them on the Day of Resurrection touching their differences.

Bijan Moeinian

Then I let the children of Israel settle in a wonderful land and provided the life’s purest necessities for them. Unfortunately, they started to dispute among themselves, in spite of the knowledge that I had showered them with. For sure, your Lord will pass His Judgment upon them on the Day of Resurrection and will bring to their attention the real reasons for which they were disputing.

E. Henry Palmer

And we established the people of Israel with a sure establishment, and we provided them with good things; nor did they disagree until there came to them the knowledge. Verily, thy Lord shall decide between them on the resurrection day concerning that whereon they did dispute.

Edip-Layth

We helped the Children of Israel reach a place of sanctity, and We provided them from the good things, and they did not differ until the knowledge came to them. Your Lord will judge between them on the day of Resurrection for what they differed in.

George Sale

And We prepared for the children of Israel an established dwelling in the land of Canaan, and We provided good things for their sustenance: And they differed not in point of religion, until knowledge had come unto them; verily thy Lord will judge between them on the day of resurrection, concerning that wherein they disagreed.

Hamid S. Aziz

"But this day shall We save you in your body, that you may be a Sign to those who come after you; but verily, many of mankind are heedless of Our Signs!"

Mahmoud Ghali

And indeed We readily located the Seeds (Or: sons) of Israel) in an agreeable (Literally: a location of sincerity) location, and We provided them with (many) of the good things. Then in no way did they differ (among them-selves) until the knowledge came to them. Surely your Lord will decree between them on the Day of the Resurrection concerning (the things) wherein they used to differ.

Marmaduke Pickthall

And We verily did allot unto the Children of Israel a fixed abode, and did provide them with good things; and they differed not until the knowledge came unto them. Lo! thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they used to differ.

Mohamed Ahmed - Samira

We gave the people of Israel a settled abode, and bestowed good things on them to eat and use. So they did not differ until they came to have knowledge. Your Lord will assuredly settle their differences on the Day of Resurrection.

Muhammad Asad

And [thereafter], indeed, We assigned unto the children of Israel a most goodly abode, and provided for them sustenance out of the good things of life. And it was not until knowledge [of God's revelation] was vouchsafed to them that they began to hold divergent views: [but,] verily, thy Sustainer will judge between them on Resurrection Day regarding all on which they were wont to differ.

Mustafa Khattab

Indeed, We settled the Children of Israel in a blessed land,[1] and granted them good, lawful provisions. They did not differ until knowledge came to them.[2] Surely your Lord will judge between them on the Day of Judgment regarding their differences.

Progressive Muslims

And We helped the Children of Israel reach a place of sanctity, and We provided them from the good things, and they did not differ until the knowledge came to them. Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection for what they differed in.

Sahih International

And We had certainty settled the Children of Israel in an agreeable settlement and provided them with good things. And they did not differ until [after] knowledge had come to them. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ

Sam Gerrans

And We settled the children of Israel in a goodly settlement, and provided them with good things; and they differed not until knowledge came to them. Thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they differed.

Shabbir Ahmed

Thereafter indeed, We assigned to the Children of Israel an honorable dwelling place, and gave them decent provision. But they began to hold divergent views and divided among themselves despite the knowledge (of Revelation). Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding wherein they differed.

Syed Vickar Ahamed

We made home for the Children of Israel in a beautiful place to live, and gave to them sustenance of the best (kind): It was after wisdom had been given to them, that they divided into (various) groups. Surely, Allah will judge among them about their groups, on the Day of Judgment.

Taqi Usmani

And surely We gave the children of Isrā’īl a proper place to live, and provided them with good things. Then they did not disagree between themselves but after knowledge had come to them. Surely, Allah will decide between them on the Day of Judgment about the matters in which they used to dispute each other.

The Monotheist Group

And We helped the Children of Israel reach a place of sanctity, and We provided them from the good things, and they did not differ until the knowledge came to them. Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection for what they differed in.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Certes, Nous avons établi les Enfants dʹIsraël dans un endroit honorable, et leur avons attribué comme nourriture de bons aliments. Par la suite, ils nʹont divergé quʹau moment où leur vint la science. Ton Seigneur décidera entre eux, au Jour de la Résurrection sur ce qui les divisait.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij gaven de Israëlieten onderdak in een betrouwbaar onderkomen en voorzagen met goede dingen in hun onderhoud en zij zijn het pas oneens geworden nadat tot hen de kennis gekomen was. Jouw Heer zal op de opstandingsdag tussen hen oordelen over dat waarover zij het oneens waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij bereidden voor de kinderen Israëls eene uitmuntende woning in het land Kanaän, en wij brachten goede dingen voor hun onderhoud voort en zij twistten niet nopens den godsdienst, dan nadat de kennis tot hen was gekomen. Waarlijk, hun Heer zal op den dag der opstanding nopens datgene tusschen hen richten, waaromtrent zij verschillen.

Hollandaca — Siregar

En Wij plaatsten de Kinderen van Israël in voortreffelijke woonplaatsen en Wij gaven hun voorzieningen van de goede dingen, en zij verschildein niet van mening totdat de kennis tot hen was gekomen. Voorwaar, jouw Heer oordeelt tussen hen op de Dag der Opstanding over dat waar zij van mening over verschilden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот (после гибели Фараона) Мы поселили потомков Исраила в поселении правды [в Шаме и Египте] и наделили их благами [дозволенной едой из благодатной земли]. И они [иудеи, жившие во время пророка Мухаммада] не разногласили [[Ат-Табарий сказал: До того, как Аллах послал пророка Мухаммада, иудеи были на едином мнении относительно будущего посланника. Когда же к ним пришло то, что они уже знали, одни из них стали неверующими, а другие уверовали. В этом и заключается их разногласие.]], пока не пришло к ним знание [Коран и разъяснение того, что Мухаммад в действительности является посланником Аллаха]. Поистине, Господь твой рассудит их в День Воскресения в том, относительно чего они разногласили (и введет тех, кто не уверовал в Огонь, а тех, кто уверовал в Рай)!

Rusça — Osmanov

[Потом] Мы поселили сынов Исраʹила в благодатной стране, наделили их благами, и меж ними не было разногласий, пока к ним не пришло знание. Воистину, твой Господь в Судный день рассудит их разногласия.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och så lät Vi Israels barn inrätta sig på goda och sunda boplatser och skänkte dem det som var gott och hälsosamt för deras försörjning. Och först sedan kunskapen hade kommit till dem (genom uppenbarelsen av Tora) uppstod skiljaktiga meningar bland dem; men i allt det som de var oense om skall Gud döma mellan dem på Uppståndelsens dag.