ض ي ف (ĐYF) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Eğilmek, yaklaşmak, batmaya yaklaşmak (güneş için). Adet görmek (kadın için). Birinin misafiri olmak, sığınmak. Bir şeyle karşılıklı ilişkili olmak. Karşılıklı ilişki veya bağıntı, öyle ki biri diğeri olmadan düşünülemez. Toplanmak, birleştirilmek, bir araya getirilmek.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (6)

Bu kök Kur'an boyunca 6 kez, 4 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

ضَيْفِي2 kez

Hud 11:78ضَيْفِيDeyfīkonuklarım

وَجَاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ قَالَ يَاقَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتِي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَشِيدٌ

ve cā'ehu ḳavmuhu yuhraǔne ileyhi ve min ḳablu kānū yeǎ'melūne s-seyyiāti ḳāle yā ḳavmi hā'ulā'i benātī hunne eTheru lekum fe tteḳū (a)llahe ve lā tuḣzūni fī Deyfī e leyse minkum raculun raşīdun

Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?"

Hicr 15:68ضَيْفِيDeyfībenim konuğumdur

قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ

ḳāle inne hā'ulā'i Deyfī fe lā tefDeHūni

Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."

ضَيْفِ2 kez

Hicr 15:51ضَيْفِDeyfikonukları-

وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰهِيمَ

ve nebbi'hum ǎn Deyfi ibrāhīme

Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver.

Zariyat 51:24ضَيْفِDeyfimisafirlerinin

هَلْ اَتٰيكَ حَدِيثُ ضَيْفِ اِبْرٰهِيمَ الْمُكْرَمِينَ

hel etāke Hadīṧu Deyfi ibrāhīme l-mukramīne

(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

يُضَيِّفُوهُمَا1 kez

Kehf 18:77يُضَيِّفُوهُمَاyuDeyyifūhumāonları konuklamaktan

فَانْطَلَقَا حَتّٰٓى اِذَٓا اَتَيَٓا اَهْلَ قَرْيَةٍ اسْتَطْعَمَا اَهْلَهَا فَاَبَوْا اَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ اَنْ يَنْقَضَّ فَاَقَامَهُ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ اَجْرًا

fe nTaleḳā Hattā iƶā eteyā ehle ḳaryetin steT'ǎmā ehlehā fe ebev en yuDeyyifūhumā fe vecedā fīhā cidāran yurīdu en yenḳaDDe fe eḳāmehu ḳāle lev şi'te le tteḣaƶte ǎleyhi ecran

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.

ضَيْفِهِ1 kez

Kamer 54:37ضَيْفِهِDeyfihionun konukları-

وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ

ve leḳad rāvedūhu ǎn Deyfihi fe Tamesnā eǎ'yunehum fe ƶūḳū ǎƶābī ve nuƶuri

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.