ض ي ف (ĐYF)
D-y-f
ضَيْف kelimesinin aslı mastardır. Bunun için genelde Arapların sözlerinde onun tekil ve çoğulu aynı formda gelir. Bazen de şu formlarda çoğul yapılmaktadır: أَضْيَاف, ضُيُوف , ضِيفَان . Allah buyurur ki: وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ : Onlara İbrahim’in konukları hakkında da bilgi ver (15/Hicr 51); فَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي : Allah’tan korkun da beni konuklarım önünde rezil etmeyin (11/Hûd 78); قَالَ إِنَّ هَؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ : Dedi ki: Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni mahcup etmeyin (15/Hicr 68).
Bu kökten şöyle denir: اِسْتَضَفْتُ فُلاَنًا فَأَضَافَنِي : Falan kişiden beni misafir etmesini istedim; o da beni misafir etti. وَقَدْ ضِفْتُهُ ضَيْفًا : Ona misafir oldum. أَنَا ضَائِفٌ وَضَيْفٌ : Ben misafirim. Dilcilerin ıstılahında إِضَافَة /izafe, kendinden önceki ismin bağlandığı mecrûr isim anlamında kullanılır. Diğer bazılarının ıstılahında ise, var olmasıyla başka birinin var olduğu her şey için kullanılır. Baba, oğul, kardeş ve dost gibi. Zira bunların her birinin varlığı başak birinin var olmasını gerektirir. Bu tür kelimelere mutedayıf/göreceli isimler denir.