← Sureler

Mushaf — 264. Sayfa

‹
/ 604
›
15. Hicr Suresi

Allah, "Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?" dedi.

قَالَ يَاإِبْلِيسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

ḳāle yā ibliysu mā leke ellā tekūne meǎ s-sācidīne

İblis dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem."

قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ

ḳāle lem ekun li escude li beşerin ḣaleḳtehu min SalSālin min Hamein mesnūnin

(34-35) Allah, "Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lanet senin üzerinedir" dedi.

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَجِيمٌ وَاِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى يَوْمِ الدِّينِ

ḳāle fe ḣruc minhā fe inneke racīmun / ve inne ǎleyke l-leǎ'nete ilā yevmi d-dīni

İblis: "Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi.

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْنِٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

ḳāle rabbi fe enZirnī ilā yevmi yub'ǎṧūne

(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

ḳāle fe inneke mine l-munZerīne / ilā yevmi l-veḳti l-meǎ'lūmi

(39-40) İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım" dedi.

قَالَ رَبِّ بِمَا اَغْوَيْتَنِي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعِينَ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

ḳāle rabbi bimā eğveytenī le uzeyyinenne lehum fī l-erDi ve le uğviyennehum ecmeǐyne / illā ǐbādeke minhumu l-muḣleSīne

(41-42) Allah, "İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur" dedi.

قَالَ هٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ اِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ

ḳāle hāƶā SirāTun ǎleyye musteḳīmun / inne ǐbādī leyse leke ǎleyhim sulTānun illā meni ttebeǎke mine l-ğāvīne

Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.

وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَعِينَ

ve inne cehenneme le mev'ǐduhum ecmeǐyne

Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.

لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ

lehā seb'ǎtu ebvābin li kulli bābin minhum cuz'un meḳsūmun

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.

اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

inne l-mutteḳīne fī cennātin ve ǔyūnin

Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِنِينَ

udḣulūhā bi selāmin āminīne

Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.

وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ

ve nezeǎ'nā mā fī Sudūrihim min ğillin iḣvānen ǎlā sururin muteḳābilīne

Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجِينَ

lā yemessuhum fīhā neSabun ve mā hum minhā bi muḣracīne

(49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

نَبِّئْ عِبَادِي اَنِّٓي اَنَا۬ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ وَاَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْاَلِيمُ

nebbi' ǐbādī ennī enā l-ğafūru r-raHīmu / ve enne ǎƶābī huve l-ǎƶābu l-elīmu

Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver.

وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰهِيمَ

ve nebbi'hum ǎn Deyfi ibrāhīme