Tevbe Suresi 117. Ayet — Elfaz
Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
1لَقَدْle ḳadandolsunLam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
2تَابَtābeaffettiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
4عَلَىǎlāHarf-i Cer
5النَّبِيِّn-nebiyyikastedilen/bilinen nebiMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber
6وَالْمُهَاجِرِينَve l-muhācirīneve MuhacirleriBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimه ج رTerk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr - kötü davranış, utanç verici eylem, saçma konuşma.
7وَالْاَنْصَارِve l-'enSārive EnsarıBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak
8الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9اتَّبَعُوهُttebeǔhuona uyanMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
10فِيfīHarf-i Cer
12الْعُسْرَةِl-ǔsratigüçlükMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع س رZor/güç olmak, birbirine karşı sert olmak, zorluk.
13مِنْminHarf-i Cer
15مَاmāikenİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
17يَزِيغُyezīğukaymağa yüz tutmuşMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibز ي غGeri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan.
19فَرِيقٍferīḳinbir kısmınınİsimف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.
20مِنْهُمْminhumiçlerindenHarf-i Cer+Zamir
21ثُمَّṧummeyine deBağlaç
22تَابَtābetevbesini kabul ettiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.
23عَلَيْهِمْǎleyhimonlarınHarf-i Cer+Zamir
24اِنَّهُinnehuçünkü OHarf-i Nasb+Zamir
25بِهِمْbihimonlara karşıHarf-i Cer+Zamir
26رَؤُ۫فٌra'ūfunçok şefkatliİsimر ا فMerhametli/nazik/şefkatli olmak, acımak, uzlaştırmak, şefkat, hoşgörülü, yumuşak