Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

لَقَدْ تَابَ اللّٰهُ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِينَ وَالْاَنْصَارِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ مِنْ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍ مِنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ اِنَّهُ بِهِمْ رَؤُ۫فٌ رَحِيمٌ

le ḳad tābe (a)llahu ǎlā n-nebiyyi ve l-muhācirīne ve l-'enSāri (e)lleƶīne ttebeǔhu fī sāǎti l-ǔsrati min beǎ'di mā kāde yezīğu ḳulūbu ferīḳin minhum ṧumme tābe ǎleyhim innehu bihim ra'ūfun raHīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدْle ḳadandolsun
2تَابَtābeت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.affetti
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4عَلَىǎlā
5النَّبِيِّn-nebiyyiن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebi
6وَالْمُهَاجِرِينَve l-muhācirīneه ج رTerk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr - kötü davranış, utanç verici eylem, saçma konuşma.ve Muhacirleri
7وَالْاَنْصَارِve l-'enSāriن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakve Ensarı
8الَّذِينَ(e)lleƶīne
9اتَّبَعُوهُttebeǔhuت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekona uyan
10فِي
11سَاعَةِsāǎtiس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmaksa'atinde
12الْعُسْرَةِl-ǔsratiع س رZor/güç olmak, birbirine karşı sert olmak, zorluk.güçlük
13مِنْmin
14بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra
15مَاiken
16كَادَkādeك و دneredeyse, az daha (?)neredeyse
17يَزِيغُyezīğuز ي غGeri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan.kaymağa yüz tutmuş
18قُلُوبُḳulūbuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
19فَرِيقٍferīḳinف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir kısmının
20مِنْهُمْminhumiçlerinden
21ثُمَّṧummeyine de
22تَابَtābeت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbesini kabul etti
23عَلَيْهِمْǎleyhimonların
24اِنَّهُinnehuçünkü O
25بِهِمْbihimonlara karşı
26رَؤُ۫فٌra'ūfunر ا فMerhametli/nazik/şefkatli olmak, acımak, uzlaştırmak, şefkat, hoşgörülü, yumuşakçok şefkatli
27رَحِيمٌraHīmunر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok merhametlidir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah, Peygamberi ve içlerinden bir bölüğünün gönlü nerdeyse imandan dönecekken güçlük ânında Peygambere uyan muhâcirlerle ensârı tövbeye muvaffak etti ve onların tövbelerini kabûl eyledi. Şüphe yok ki o, onları fazlasıyle esirger, rahîmdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allah, Peygamberi ve içlerinden bir bölüğünün gönlü nerdeyse imandan dönecekken güçlük ânında Peygambere uyan muhâcirlerle ensârı tövbeye muvaffak etti ve onların tövbelerini kabûl eyledi. Şüphe yok ki o, onları fazlasıyle esirger, rahîmdir.

Adem Uğur

Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Allah, fazlını nasip etti. . . Hz. Rasullullah'a da, o güçlük saatinde O'na tabi olan muhacirler ile ensara da; içlerinden bir bölümünün kalpleri neredeyse kaymak üzere iken tövbeye (yanlışlarından dönmeye) muvaffak kıldı. Sonra onların tövbelerini kabul etti. . . O, onlarda Rauf'tur, Rahıym'dir.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, peygamberin ve en zor gününde peygambere uyan, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için yollara düşen Muhacirler’le Ensar’ın tevbesini kabul etti. İçlerinden bir kısmının düşünceleri, kalpleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, Allah günah işlemekten vazgeçme, kendisine itaate yönelme, tevbe nasibetti de, lütfedip tevbelerini kabul buyurdu. Allah, onlara karşı çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.

Ahmet Varol

Andolsun ki, Allah, Peygamberin ve içlerinden bazılarının kalplerinin neredeyse kayacak duruma gelmesinin ardından o zorluk anında ona uyan muhacirlerle ensarın tevbelerini kabul etmiştir. Sonra (yine) tevbelerini kabul etti. Allah onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Ali Bulaç

Andolsun Allah, Peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Ali Fikri Yavuz

And olsun ki, Allah, Peygambere ve o güçlük saatinde (Tebuk savaşında çekilen sıkıntı ve mahrumiyet günlerinde) ona uyan Muhacir’lerle Ensar’a lütfetti; öyle ki, içlerinden bir kısmının kalbleri az daha eğilecek gibi olmuş iken, sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü, O, çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Allah, onların arasından bir kümenin yürekleri kaymak üzereyken, peygambere, göç edenlere ve zorluk zamanında Ona bağlı kalan yardımcılarına pişmanlık olanağı vermişti. Sonra, onların pişmanlıklarını kabul etti. Kuşkusuz, O, onlara karşı, Sevecendir; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki Allah, Peygambere, içlerinden bir grubun gönülleri az kalsın eğrilmek üzere iken dar zamanda ona tabi olan muhacirlere ve ensara yöneldi. Sonra onların tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onları affedendir; onlara merhamet edendir.

Bekir Sadak

And olsun ki, Allah, sikintili bir zamanda bir kisminin kalbleri kaymak uzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarin ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karsi sefkatli ve merhametli oldugu icin kabul etmistir.

Celal Yıldırım

And olsun ki, mü'minlerden bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Allah, Peygamberini (münafıklara izin verdiğinden dolayı affettiği gibi) sıkıntılı anda ona uyan Muhacirler'le Ansâr'ı tevbeye muvaffak kıldıktan sonra tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz ki O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şu bir gerçek ki Allah, peygambere ve o sıkıntılı zamanda, içlerinden bir grubun moralleri bozulmaya yüz tuttuktan sonra bile ona bağlılıklarını koruyan muhacirlere ve ensara lütfuyla muamele etti ve sonra da tövbelerini kabul etti. Allah onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.

Diyanet İşleri

Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler'le Ensar'a, içlerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Allah yine peygambere ve o güçlük anında ona uyan muhacirlerle Ensara; içlerinden bir kısmının kalpleri az kalsın eğilecek gibi olmuşken sonra kendilerine tevbelerinin kabulüyle iltifat buyurdu. Gerçekten O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanına kasem olsun ki Allah yine lutfetti Peygambere ve o güçlük saatinde ona ittiba' eyleyen Muhacirin ve Ensara ki içlerinden bir kısmının kalbleri az daha eğilecek gibi olmuş iken sonra kendilerine tevbelerinin kabulile iltifat buyurdu, hakıkat o, onlara rauftur, rahimdir

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan Muhacir ve Ensar'ın tevbelerini kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan muhacir ve ensarın tevbelerini kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, Allah, Nebi'nin ve zor şartlarda ona destek olan muhacir ve ensarın tövbelerini kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Fizilal-il Kuran

Allah, Peygamber'in ve o zor anda onun peşinden giden muhacirler ile Ensar'ın tevbelerini kabul etti. O sırada onlardan bir grubun kalpleri kaymanın eşiğine gelmişti. Arkasından O, onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.

Gültekin Onan

Andolsun Tanrı, Peygamberin, muhacirlerin ve ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Hamdi Döndüren

Allah, içlerinden bir grubun gönülleri yanılmak üzere iken güçlük vaktinde, Peygamber’in ve ona uyan muhacirlerle ensarın tevbesini kabul etmiştir. Sonra da onları affetmiştir. Çünkü Allah, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki Allah, peygamberini (muhaarebeden geri kalanlara izin verildiğinden dolayı afvetdiği gibi) içlerinden bir takımının gönülleri hemen hemen eğrilmek üzere iken güdük zamanında ona (o peygambere) ta'bi' olan Muhacirlerle ensaarı da tevbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların (bu) tevbelerini kabul eyledi. Çünkü O çok esirgeyici, çok bağışlayıcıdır.

Hasib Asutay

Muhakkak ki, Allah, onlardan (Müslümanlardan) bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle Ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.

Hayrat Neşriyat

And olsun ki Allah, (Tebük Seferine katılmayanlara izin vermesinden dolayı)peygamberi(ni affettiği gibi), o güçlük zamânında ona tâbi' olan Muhâcirlerle Ensârı da,içlerinden bir kısmının kalbleri nerede ise eğrilmek üzere olmasının ardından tevbeye muvaffak eyledi. Sonra da onların tevbelerini kabûl buyurdu. Çünki O, onlara karşı Raûf(çok şefkatli olan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.

İbni Kesir

Andolsun ki Allah, Peygamberin ve güçlük anında ona uyan muhacir ve ensarın tevbelerini kabul etti. İçlerinden bır kısmının kalbleri kaymak üzere iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, kendilerine Rauf ve Rahim'dir.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Allah içlerinden bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamber’in ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerin ve ensarın tevbesini kabul etmiştir. (Daha) sonra da onların tevbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz ki O, onlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Allah acıması, esirgemesiyle Peygamber'e ve sıkıntılı bir zamanda -hem de içlerinden bir kısmının kalpleri neredeyse kaymak üzereyken- ona bağlı kalıp zulmün ve kötülüğün egemen olduğu diyardan göç edenlere ve Din'e sahip çıkıp ona kol kanat gerenlere teveccüh etti. Sonra, bir kere daha: acıması, esirgemesiyle (Allah) onlara teveccüh etti. Çünkü O, gerçekten onlara karşı çok merhametli ve çok şefkatlidir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu şu ki: Allah, Peygamber'e, (imkanların tükendiği yerden imkanların üretileceği yere göç eden) muhacirlere, (zorluk demlerinde kendi imkanlarını onlarla paylaşan) Ensar'a, üstelik içlerinden bir kısmının kalbinin kaymaya yüz tuttuğu bir durumun ardından, rahmet ve bağışıyla yöneldi. Evet, onların tevbelerini kabul etti; çünkü O'nun sınırsız şefkat ve merhameti, onları da kuşatır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kasem olsun ki Allah Teâlâ, Peygambere ve o güçlük saatinde O'na tâbi olan muhacirler ile ensâra tevbe nasib etti. Onlardan bir zümrenin kalpleri az kalsın ezilecek bir hale geldikten sonra tevbelerini kabul buyurdu. Şüphe yok ki, onların hakkında O, çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

Ömer Öngüt

Andolsun ki Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken Peygamber'i ve güçlük zamanında ona uyan Muhacirler'i ve Ensar'ı affetti, sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Suat Yıldırım

Allah, Peygamberini savaşa katılmayanlara izin verdiğinden ötürü affettiği gibi, içlerinden bir kısmının kalpleri kaymaya yüz tutmuşken, o güçlük anında, Peygambere tâbi olan Muhacirlerle Ensarı da tövbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların bu tövbelerini kabul etti.Çünkü O, onlara karşı raûfdur, rahîmdir (pek şefkatli ve pek merhametlidir).

Süleyman Ateş

Andolsun Allah, Peygamberi ve o güçlük sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman içlerinden bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Süleymaniye Vakfı

Allah, bu nebi ile zor zamanda ona uyan Muhacir ve Ensardan kalbi kaymak üzere olan bir bölüğün tövbesini /yanlışından dönüşünü kabul etti. Tövbelerini kabul etti çünkü onlara karşı pek şefkatli ve çok merhametlidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, nebinin tevbesi ile zor zamanda ona uyan Muhacir ve Ensardan kalbi kaymak üzere olan bir bölüğün tevbesini kabul etti. Onların tevbesini kabul etti çünkü Allah, onlara karşı çok merhametlidir, ikramı da boldur.

Şaban Piriş

Allah, Peygamberin, muhacirin, ensarın; sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan kimselerin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun Allah, peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken - ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Ümit Şimşek

Peygamberin ve güçlük ânında ona uyan Muhacir ve Ensarın tevbelerini Allah kabul etti. O güçlük ânında onlardan bir kısmının kalpleri yılgınlığa düşmek üzereydi; fakat Allah onlara tevbe nasip etti. Şüphesiz ki Allah onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, Allah, içlerinden bir grubun kalpleri kaymaya yüz tuttuktan sonra, peygambere ve o güçlük saatinde ona uymuş olan Muhacirlerle Ensar'a tövbe nasip etmiş, sonra da onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Çünkü onlara karşı Rauf ve Rahim'dir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah, müsəlmanlardan bəzilərinin qəlbi cihaddan yayınmaq üzrə olduqdan sonra, Peyğəmbərin də, çətin vaxtda onun ardınca gedən mühacirlərin və ənsarların da əvvəlcə tövbəsini qəbul etdi, sonra da onları bağışladı. Çünki Allah onlara qarşı Şəfqətlidir, Rəhmlidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah (müsəlmanlardan) bir qismini ürəyi (şəkk-şübhəyə düşüb Peyğəmbərdən və cihaddan) dömək üzrə ikən Peyğəmbərə, çətin saatda onun arxasında gedən mühacirlərə və ənsara tövbə nəsib etdi. Sonra da onların tövbələrini qəbul buyurdu (onları bağışladı). Çünki O, həqiqətən, onlara qarşı çox şəfqətli, çox rəhimlidir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott hat den Propheten sowie die Ausgewanderten (Muhâdschirûn) und die Helfer (Ansâr), die ihm in der schweren Zeit gefolgt sind, in Seine Gnade aufgenommen, nachdem die Herzen einiger unter ihnen zu wanken drohten. Darauf hat Er sie begnadigt und ist ihnen gegenüber voller Güte und Barmherzigkeit.

Almanca — Der Edle Quran

Allah hat die Reue des Propheten, der Auswanderer und der Helfer angenommen, die ihm in der Stunde der Bedrängnis folgten, nachdem die Herzen einer Gruppe von ihnen beinahe abgeschweift wären. Hierauf hat Er ihre Reue angenommen gewiß, Er ist zu ihnen Gnädig und Barmherzig -,

Almanca — M. A. Rassoul

Allah hat Sich wahrlich gnadenvoll dem Propheten zugewandt und den Auswanderern und den Helfern, die ihm in der Stunde der Not gefolgt sind, nachdem die Herzen einiger von ihnen fast gewankt hätten. Er aber wandte Sich ihnen abermals mit Erbarmen zu. Wahrlich, Er ist gegen sie Gütig, Barmherzig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, bereits nahm ALLAH an die Reue des Gesandten, der Muhadschir und der Ansar, die ihm in der Stunde der Not gefolgt sind, nachdem beinahe die Herzen einer Gruppe von ihnen Abneigung empfanden, dann aber nahm ER ihre Reue an. ER ist ihnen gegenüber gewiß allerbarmend, allgnädig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah has accorded mercy to the Prophet and his troops who followed him and united in one body behind him at the hour of distress throughout the difficult days of the expedition* -scorching heat and inadequate supplies- when some of them lost heart through incipient weakness, and were about to lose field. Allah was merciful to them; He sustained them spiritually and upheld their pined bodies and minds after He has confirmed their true inclination and the truth of their firm disposition. He was gracious to them and indeed Rahimun. * Tabuk

Abdul Haleem

In His mercy God has turned to the Prophet, and the emigrants and helpers who followed him in the hour of adversity when some hearts almost wavered: He has turned to them; He is most kind and merciful to them.

Abdullah Yusuf Ali

Allah turned with favour to the Prophet, the Muhajirs, and the Ansar,- who followed him in a time of distress, after that the hearts of a part of them had nearly swerved (from duty); but He turned to them (also): for He is unto them Most Kind, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

[9:117] Surely Allah has relented towards the Prophet, and towards the Muhajirun (Emigrants) and the Ansar (Helpers) who stood by him in the hour of hardship, although the hearts of a party of them had well-nigh swerved. (But when they gave up swerving from the Right Course and followed the Prophet), Allah relented towards them. Surely to them He is the Most Tender, the Most Merciful.

Aisha Bewley

Allah has turned towards the Prophet, and the Muhajirun and the Ansar, those who followed him at the ‘time of difficulty’, after the hearts of a group of them had almost deviated. Then He turned towards them – He is All-Gentle, Most Merciful to them –

Al-Hilali & Khan

Allâh has forgiven the Prophet (صلى الله عليه وسلم), the Muhâjirûn (Muslim emigrants who left their homes and came to Al-Madinah) and the Ansâr (Muslims of Al-Madinah) who followed him (Muhammad صلى الله عليه وسلم) in the time of distress (Tabûk expedition), after the hearts of a party of them had nearly deviated (from the Right Path), but He accepted their repentance. Certainly, He is unto them full of Kindness, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

Certainly Allah turned clemently to the Prophet and the Emigrants and the Helpers, who followed him in the hour of difficulty, after the hearts of a part of them were about to swerve. Then He turned clemently to them —indeed He is most kind and merciful to them—

Amatul Rahman Omar

Certainly, Allâh has turned with mercy to the Prophet and to the Emigrants and the Helpers who stood by him in the hour of distress (- in the expedition to Tabûk) after the hearts of some of the people were about to swerve (from the duty). Again He turned to them with mercy. In fact, He is towards them Most-Loving, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

God has turned towards the Prophet and the Emigrants and the Helpers who followed him in the hour of difficulty, after the hearts of a part of them well-nigh swerved aside; then He turned towards them; surely He is Gentle to them, and All-compassionate.

Bijan Moeinian

God has forgiven the Prophet (for permitting those who had the ability to go with him to the front to stay behind) and those local and immigrant believers who stood by him during the difficult time in spite of their initial hesitation. See how Kind and Merciful the Lord is.

E. Henry Palmer

God has now turned towards the prophet and those who fled with him, and towards the helpers who followed him in the hour of difficulty, after that the hearts of a part of them had well-nigh gone amiss. Then He turned unto them; verily to them He is kind and merciful:-

Edip-Layth

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters that followed him in the darkest moment, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Kind, Compassionate.

George Sale

God is reconciled unto the prophet, and unto the Mohajerin, and the Ansars, who followed Him in the hour of distress, after that it had wanted little but that the hearts of a part of them had swerved from their duty: Afterwards was He turned unto them; for He was compassionate and merciful towards them.

Hamid S. Aziz

Allah has now turned in mercy towards the Prophet and to the Muhajirin (those who migrated with him into exile), and towards the Ansar (helpers) who followed him in the hour of difficulty. After the heart of a party of them had well-nigh swerved aside, then He turned unto them in mercy. Verily, to them He is full of compassion and mercy.

Mahmoud Ghali

Indeed Allah has already relented towards the Prophet and the Muhajirûn (The Supporters, i. e., the inhabitants) and the ÉAnsar (The Supporters, i.e., the inhabitants of Al-Madînah who sheltered and helped those who emigrated from Makkah) who closely followed him in the hour of difficulty, even after the hearts of a group of them had almost swerved aside; thereafter He relented towards them; surely He is Ever-Compassionate, Ever-Merciful to them.

Marmaduke Pickthall

Allah hath turned in mercy to the Prophet, and to the Muhajirin and the Ansar who followed him in the hour of hardship. After the hearts of a party of them had almost swerved aside, then turned He unto them in mercy. Lo! He is Full of Pity, Merciful for them.

Mohamed Ahmed - Samira

God was kind to the Prophet, the emigrants, and the helpers of the faithful who followed him in the hour of distress. When a section of them were about to lose courage He turned to them in His mercy, for He is compassionate and kind.

Muhammad Asad

INDEED, God has turned in His mercy unto the Prophet, as well as unto those who have forsaken the domain of evil and those who have sheltered and succoured the Faiths - [all] those who followed him in the hour of distress, when the hearts of some of the other believers had well-nigh swerved from faith. And once again: He has turned unto them in His mercy - for, behold, He is compassionate towards them, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

Allah has certainly turned in mercy to the Prophet[1] as well as the Emigrants and the Helpers who stood by him in the time of hardship, after the hearts of a group of them had almost faltered. He then accepted their repentance. Surely He is Ever Gracious and Most Merciful to them.

Progressive Muslims

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters that followed him in the darkest hour, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Compassionate, Merciful.

Sahih International

Allah has already forgiven the Prophet and the Muhajireen and the An§ar who followed him in the hour of difficulty after the hearts of a party of them had almost inclined [to doubt], and then He forgave them. Indeed, He was to them Kind and Merciful.

Sam Gerrans

God has turned towards the Prophet, and the émigrés, and the helpers who followed him in the hour of hardship, after the hearts of a faction among them had almost deviated; then turned He towards them — He is to them kind and merciful —

Shabbir Ahmed

Allah is Kind to the Prophet, the emigrants and those who hosted them. The support came in difficult times. That is when the hearts of some of them slightly wavered. Allah turned to them in Mercy. He is Compassionate and Kind to them.

Syed Vickar Ahamed

Allah turned with forgiveness to the Prophet, the Mahajirs (leaving Makkah with the Prophet), and the Ansar (hosting the Prophet in Medinah)— Who followed him in a time of difficulty (to Tabuk), afterwards the hearts of some of them nearly turned away (from duty); But He turned to them (also with forgiveness): Certainly, He is to them Most Kind (Ra'uf), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

Surely, Allah has relented towards the Prophet and the Emigrants (Muhajirīn) and the Supporters (the AnSār) who followed him in the hour of hardship after the hearts of a group of them were about to turn crooked, then He relented towards them. Surely, to them He is Very-Kind, Very-Merciful.

The Monotheist Group

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters who had followed him in the darkest hour, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Compassionate, Merciful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Allah a accueilli le repentir du Prophète, celui des Emigrés et des Auxiliaires qui lʹont suivi à un moment difficile, après que les cœurs dʹun groupe dʹentre eux étaient sur le point de dévier. Puis Il accueillit leur repentir car Il est Compatissant et Miséricordieux à leur égard.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Xwedê li Pêxember, muhacir û ensariyan bihûriye, ew ên ku di çaxê zor de -piştî hindik mabû ku dilê celebekî ji wan meyl bide ku ji cîhadê xwe bidin paş, dana pey Pêxember. Piştre Xwedê tobeya wan qebûl kir. Bêguman Xwedê, ji bo wan bişefqet e, dilovîn e.

Hollandaca (1)

Hollandaca — Salomo Keyzer

God heeft den profeet vergeven en den Mohajerin en Ansars, die hem in de ure des gevaars volgden, toen de harten van een groot deel hunner zoo nabij het afdwalen waren; daarna wendde hij zich tot hen; want hij was meêdoogend en genadig omtrent hen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Уже Аллах принял покаяние Пророка (за то, что он позволил лицемерам отсидеться от похода), мухаджиров [верующих, переселившихся в Медину] и ансаров [мединских мусульман], которые последовали за ним [за Пророком] (в поход на Табук) в час тягости [в жару, при недостатке еды и верховых животных,...], после того, как сердца некоторых из них чуть было не уклонились (чтобы не выйти в поход). Потом Он принял их покаяние, – поистине, Он к ним сострадателен (и) милосерден!

Rusça — Osmanov

Аллах простил Пророка, переселившихся [из Мекки в Медину] и ансаров, которые последовали за ним в трудный час, после того как сердца некоторых его спутников чуть было не отклонились [от следования за ним]. Потом Он все же простил их, ибо Он - сострадательный, милосердный.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

GUD HAR i Sin nåd inneslutit Profeten och dem som övergav ondskans rike och dem som gav utvandrarna husrum och hjälp - dem som följde honom i de mörka stunder, då några bland de troende nära nog hade svikit. Ja, Han inneslöt dem (alla) i Sin nåd; Han, den Barmhärtige, ömmade för dem.