Tevbe Suresi 118. Ayet — Elfaz
Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah'(ın azabın)dan yine O'na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.
1وَعَلَىve ǎlāveBağlaç+Harf-i Cer
2الثَّلٰثَةِṧ-ṧelāṧetiüçünün (kişinin)Marife (Belirlilik Takısı)+İsimث ل ثÜçe bölünmek veya sayıca üç olmak, bir şeyin üçte biri, üçte bir, üçer üçer, herhangi bir sayının üçte biri.
3الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4خُلِّفُواḣullifūgeri bırakılanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek
5حَتّٰٓىHattāhattaİbtida (Başlangıç) Edatı
6اِذَاiƶāZaman Zarfı
7ضَاقَتْDāḳatdar gelmiştiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.
8عَلَيْهِمُǎleyhimubaşlarınaHarf-i Cer+Zamir
9الْاَرْضُl-erDudünyaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
10بِمَاbimārağmenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11رَحُبَتْraHubetgenişliğineMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeر ح بHoş geldiniz demek, geniş olmak, ferah olmak, büyük olmak. Merhaba - hoş geldiniz anlamına gelen bir selamlama şekli.
12وَضَاقَتْve Dāḳatve sıkıldıkça sıkılmışBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.
13عَلَيْهِمْǎleyhimonlarınHarf-i Cer+Zamir
14اَنْفُسُهُمْenfusuhumcanlarıİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
15وَظَنُّواve Zennūve anlamışlardıBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.
16اَنْenMasdar Harfi
17لَاlāolmadığınıHarf-i Nefi
19مِنَmine-tanHarf-i Cer
20اللّٰهِ(a)llahiAllah-Lafza-i Celal
21اِلَّٓاillābaşkaHasr Edatı
22اِلَيْهِileyhiyine kendisindenHarf-i Cer+Zamir
23ثُمَّṧummesonra, ayrıcaBağlaç
24تَابَtābetevbesini kabul buyurduMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.
25عَلَيْهِمْǎleyhimonlarınHarf-i Cer+Zamir
26لِيَتُوبُواli yetūbūtevbe etsinlerTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.
27اِنَّinneçünküHarf-i Nasb
28اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
29هُوَhuveOZamir
30التَّوَّابُt-tevvābutevbeyi çok kabul edenMarife (Belirlilik Takısı)+İsimت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.
31الرَّحِيمُr-raHīmuçok esirgeyendirMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.