(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

فَاَنْبَتْنَا فِيهَا حَبًّا وَعِنَبًا وَقَضْبًا وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا وَحَدَائِقَ غُلْبًا وَفَاكِهَةً وَاَبًّا مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْ

fe enbetnā fīhā Habben / ve ǐneben ve ḳaDben / ve zeytūnen ve naḣlen / ve Hadāiḳa ğulben / ve fākiheten ve ebben / metāǎn lekum ve li en'ǎāmikum

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَنْبَتْنَاfe enbetnāن ب تÜretmek (ağaç), filizlenmek, büyümek, filiz vermek (bitki), büyümek (çocuk). Nawaabit - insan veya hayvanların yavruları.ve bitirdik
2فِيهَاfīhāorada
3حَبًّاHabbenح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.dane
1وَعِنَبًاve ǐnebenع ن بÜzüm üretmek, üzüm.ve üzüm
2وَقَضْبًاve ḳaDbenق ض بDeğnek ile vurmak, kesmek, qadban - sebze, yenilebilir bitkiler.ve yonca
1وَزَيْتُونًاve zeytūnenز ي تYağ, zeytinyağı, zeytin ağacı.ve zeytin
2وَنَخْلًاve naḣlenن خ لElemek, aşağı göndermek, kar yağmak, çiselemek, bulutlanmak, seçmek, en iyisini seçip almak. Nakhal lahuu alnasiihaten - içten/samimi tavsiye vermek.ve hurma
1وَحَدَائِقَve Hadāiḳaح د قBir şeye bakmak, sertçe veya dikkatle bakmak ve bir kişiye veya şeye göz devirmek, bir kişiyi veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/etrafını sarmak.ve bahçeler
2غُلْبًاğulbenغ ل بÜstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli.iri ve gür
1وَفَاكِهَةًve fākihetenف ك هNeşelenmek, mutlu olmak, sıkıntıdan/yükten kurtulmak, eğlenmek, şakalaşmak/gülmek/espri yapmak, keyiflenmek/memnun olmak, eğlendirmek, meyve, hayret etmek, şakacılık yapmak, sevinmek, hayranlık duymak.ve meyva
2وَاَبًّاve ebbenا ب بTaze veya kuru ot, toprağın bitki örtüsü, otlak/mera, meyve, sebzeve çayır
1مَتَاعًاmetāǎnم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.geçim olarak
2لَكُمْlekumsizin için
3وَلِاَنْعَامِكُمْve li en'ǎāmikumن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ve hayvanlarınız için

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken orada tohumlar bitirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken orada tohumlar bitirdik.

Adem Uğur

Bu suretle orada ekinler bitirdik,

Ahmed Hulusi

Orada ekinler yetiştirdik.

Ahmet Tekin

Bu suretle orada tohumlar ekip bitirdik.

Ahmet Varol

Böylece orada taneler bitirdik.

Ali Bulaç

Böylece onda taneler bitirdik,

Ali Fikri Yavuz

Böylece bitirdik onda daneler,

Ali Rıza Safa

Ardından, çekirdekler yetiştirdik.

Bayraktar Bayraklı

- Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Bekir Sadak

(26-31) Sonra yeryuzunu iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, uzumler, sebzeler, zeytin, hurma agaclari ve bahcelerde koca koca agacli meyveler ve cayirlar bitirmekteyiz.

Celal Yıldırım

(27-28-29-30-31) Orada dâne, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oradan ekinler bitirdik.

Diyanet İşleri

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Diyanet İşleri (eski)

(26-31) Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Diyanet Vakfi

(25-32) Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu suretle orada ekinler bitirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu şekilde orada daneler,

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle onda daneler

Erhan Aktaş

Böylece orada taneler yetiştirdik;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece orada taneler yetiştirdik;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece orada taneler yetiştirdik;

Fizilal-il Kuran

Orada bitirdik, taneleri.

Gültekin Onan

Şöylece onda taneler bitirdik,

Hamdi Döndüren

Orada bitirdik: Daneler,

Hasan Basri Çantay

Bu suretle onda dane (ler) bitirdik,

Hasib Asutay

Böylece onda taneler (7) bitirdik. (7. Buğday, arpa ve benzeri.)

Hayrat Neşriyat

(27-32) Böylece orada size ve hayvanlarınıza bir fayda olmak üzere, ekinler, üzüm bağları, yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.

İbni Kesir

Böylece orada tane bitirdik.

Mehmet Okuyan

Orada (toprakta) taneler yetiştirdik.

Muhammed Esed

bu sayede ondan tahıllar yetiştirmekteyiz,

Mustafa İslamoğlu

derken orada tohumu yetiştirmekteyiz...

Ömer Nasuhi Bilmen

(25-27) Şüphe yok ki, bir suyu bir dökmekle döküverdik. Sonra yeri bir yarmakla yarıverdik. Artık onda daneler bitirdik.

Ömer Öngüt

Orada taneler (hububat) bitirdik.

Suat Yıldırım

(24-31) Hele, insan, yiyeceklerinin kaynağına bir baksın: Biz yağmuru gökten şırıl şırıl döktük. Sonra nebat bitsin diye, toprağı iyice sürdük, Orada hububatlar, taneler, üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar, ağaçları gür ve sık bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik.

Süleyman Ateş

Orada bitirdik: Dane,

Süleymaniye Vakfı

Böylece orada tahıl bitirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkasından orada daneler bitirdik,

Şaban Piriş

Ve orada taneler bitirdik.

Tefhim-ul Kuran

Böylece onda bitirdik; taneler,

Ümit Şimşek

Ondan taneler,

Yaşar Nuri Öztürk

Ardından orada daneler bitirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

orada taxıl yetişdiririk.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Belə ki, orada dən (dənli bitkilər) göyərtdik;

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und lassen Korn wachsen

Almanca — Der Edle Quran

und lassen dann auf ihr Korn wachsen

Almanca — M. A. Rassoul

und ließen Korn in ihr wachsen

Almanca — Muhammad Zaidan

dann ließen WIR auf ihr Getreide wachsen

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therein We grew edible grain,

Abdul Haleem

We make grain grow,

Abdullah Yusuf Ali

And produce therein corn,

Abul A'la Maududi

then caused the grain to grow out of it,

Aisha Bewley

Then We make grain grow in it,

Al-Hilali & Khan

And We cause therein the grain to grow,

Ali Quli Qarai

and made the grain grow in it,

Amatul Rahman Omar

So that We cause grain to grow therein,

Arthur John Arberry

and therein made the grains to grow

Bijan Moeinian

makes the corn to grow.

E. Henry Palmer

and made to grow therefrom the grain,

Edip-Layth

We made grow in it seeds.

George Sale

and We cause corn to spring forth therein,

Hamid S. Aziz

Then We cause to grow therein the grain,

Mahmoud Ghali

So, therein We caused (the) grain to grow,

Marmaduke Pickthall

And cause the grain to grow therein

Mohamed Ahmed - Samira

And We made corn grow,

Muhammad Asad

and thereupon We cause grain to grow out of it,

Mustafa Khattab

causing grain to grow in it,

Progressive Muslims

And We made grow in it seeds.

Sahih International

And caused to grow within it grain

Sam Gerrans

And We caused to grow therein grain,

Shabbir Ahmed

And cause the grain to grow therein.

Syed Vickar Ahamed

And produce from there corn,

Taqi Usmani

then We grew in it grain,

The Monotheist Group

And We made grow in it seeds.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et y faisons pousser grains,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me lib û tene jê derxist.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en dan erin laten ontspruiten: graan,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij doen het koren daaruit voortspruiten.

Hollandaca — Siregar

Dan doen Wij daarin granen groeien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и взрастили на ней (различные) зерна,

Rusça — Osmanov

взращиваем на ней злаки,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och brödsäd växa upp ur den,