Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

وَاِذْ يَعِدُكُمُ اللّٰهُ اِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ اَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ اَنَّ غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ اللّٰهُ اَنْ يُحِقَّ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ

ve iƶ yeǐdukumu (a)llahu iHdā T-Tāifeteyni ennehā lekum ve teveddūne enne ğayra ƶāti ş-şevketi tekūnu lekum ve yurīdu (a)llahu en yuHiḳḳa l-Haḳḳa bi kelimātihi ve yeḳTaǎ dābira l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶo zaman
2يَعِدُكُمُyeǐdukumuو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)size va'dediyordu
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4اِحْدَىiHdāا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.birinin
5الطَّائِفَتَيْنِT-Tāifeteyniط و فGitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatmaiki topluluktan
6اَنَّهَاennehāmuhakkak
7لَكُمْlekumsizin olduğunu
8وَتَوَدُّونَve teveddūneو د دSevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemeksiz de istiyordunuz
9اَنَّennegerçekten
10غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
11ذَاتِƶātihali
12الشَّوْكَةِş-şevketiش و كBatmak, sivri uçlu olmak, diken, canlılık göstermek. Şevket - silah, güç, kudret, mahmuz.silahsız olanın
13تَكُونُtekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmasını
14لَكُمْlekumsizin
15وَيُرِيدُve yurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).oysa istiyordu
16اللّٰهُ(a)llahuAllah
17اَنْen
18يُحِقَّyuHiḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçekleştirmek
19الْحَقَّl-Haḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
20بِكَلِمَاتِهِbi kelimātihiك ل مKonuşmak, ifade etmek.sözleriyle
21وَيَقْطَعَve yeḳTaǎق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetleve kesmek
22دَابِرَdābiraد ب رArkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek.ardını
23الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlerin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Allah, o iki bölükten birinin muhakkak sizin olacağını vaad ediyordu da siz, silâhı bulunmayanların, elinize düşmesini istiyordunuz. Halbuki Allah, sözleriyle, gerçeği yerine getirmek ve kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani Allah, o iki bölükten birinin muhakkak sizin olacağını vaad ediyordu da siz, silâhı bulunmayanların, elinize düşmesini istiyordunuz. Halbuki Allah, sözleriyle, gerçeği yerine getirmek ve kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.

Adem Uğur

Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Ahmed Hulusi

Hani Allah size iki gruptan (Kureyş ordusu veya kervandan) birinin sizin olacağını vadediyordu. . . Silah sahibi olmayanın (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz (kısa vadeli kazanca, getirisi kolay olana bakıyordunuz, halbuki uzun vadede size zarar verecekti bu isteğiniz). . . Allah da uyarılarıyla Hakk'ı gerçekleştirmek ve hakikat bilgisini inkar edenlerin ardını kesmeyi diliyordu.

Ahmet Tekin

Hani Allah size iki gruptan, Kureyş Kervanı ve Kureyş ordusundan birinin sizin olacağını va’dediyordu. Siz kuvvetsiz olanın, kuvvet kullanılmadan elde edilecek olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah âyetleriyle, emirleriyle, icraatıyla, hakkı, İslâm’ı yüceltmek, toplumda hakça İslâmî bir düzen gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu.

Ahmet Varol

Allah size iki gruptan [2] birinin sizin olacağını vadetmişti. Sizse güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah sözleriyle hakkı açığa çıkarmak ve kâfirlerin sonlarını getirmek istiyordu.

Ali Bulaç

Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını size vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istemekteydiniz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın gerçekleşmesini sağlamak ve küfre sapanların arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

Ali Fikri Yavuz

O vakit Allah, yük kervanı ve silâhlı birlikten birini size vâd ediyordu, ki sizin olsun. Siz de, silâhı bulunmıyan kervanın size ait olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı ve İslâmı açığa vurmayı ve kâfirlerin arkasını kesmeyi diliyordu.

Ali Rıza Safa

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağı sözünü size vermişti. Zaten siz, güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle gerçeğin gerçekleşmesini ve nankörlük edenlerin arkasının kesilmesini istiyordu.

Bayraktar Bayraklı

Hatırlayınız ki, Allah size iki gruptan/kervan veya Kureyş ordusundan birinin sizin olduğunu vaad ediyordu.Siz de kuvvetsiz olanın kervanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Bekir Sadak

(7-8) Allah bu iki taifeden birini size vadetmisti; siz, kuvvetsiz olanin size dusmesini istiyordunuz. Oysa, suclularin hosuna gitmese de, hakki ortaya cikarmak ve batili tepelemek icin, Allah sozleriyle hakki ortaya koymak ve inkarcilarin kokunu kesmek istiyordu.

Celal Yıldırım

Hani Allah iki taifeden birini size va'dediyordu da siz ise güçsüz, silâhsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz. Allah da sözleriyle hakkın yerine gelmesini ve kâfirlerin kökünü kesmeyi diliyor;

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(7-8) Hatırlayın, Allah size “iki topluluktan biri sizindir” diye vaad ediyordu, siz güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz, Allah ise iradesi ve sözleriyle hakkı hâkim kılmayı ve inkâr edenlerin kökünü kesmeyi murat ediyordu ki, böylece günah yolunu tutanların hoşlarına gitmese de hakkı hâkim, bâtılı geçersiz kılsın!

Diyanet İşleri

Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Diyanet İşleri (eski)

(7-8) Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.

Diyanet Vakfi

Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureyş ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki, şanı ve şerefi olmayan şey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerin arkasını kesmek istiyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o zaman Allah, size iki topluluktan birini va'd ediyordu ki, sizin olsun! Siz ise arzu ediyordunuz ki güçsüz olan sizin olsun! Oysa Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkarmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o vakıt Allah, size iki taifenin birini va'dediyordu ki sizin olsun, siz, ise arzu ediyordunuz ki şekvetsiz olan sizin olsun, halbuki Allah, kelimatiyle hakkı ihkak etmek ve kafirlerin arkasını kesmek dileyordu

Erhan Aktaş

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin kökünün kesilmesini istiyordu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle Hakk'ı gerçekleştirmek ve Kafirlerin kökünün kesilmesini istiyordu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını vaat ediyordu. Siz ise kuvveti bulunmayanı istiyordunuz. Oysa Allah da kelimeleriyle Hakk'ı gerçekleştirmek ve gerçeği yalanlayan nankörlerin kökünün kesilmesini istiyordu.

Fizilal-il Kuran

Allah, iki gruptan birinin hakkından geleceğinizi vadettiği zaman, siz güçsüz olan grubun size düşmesini istediniz. Oysa Allah sözleri aracılığı ile gerçeği yüceltmeyi ve kâfirlerin kökünü kazımayı, soylarını kurutmayı istiyordu.

Gültekin Onan

Hani Tanrı iki topluluktan birinin mutlaka sizin olacağını vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Tanrı, sözleriyle hakkın ve kafirlerin arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

Hamdi Döndüren

İşte o zaman Allah size, iki topluluktan birinin sizin olacağı sözünü vermişti. Siz ise, güçsüz ve silâhsız olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah sözleriyle doğruyu ortaya koymak ve inkârcıların arkasını kesmek istiyordu.

Hasan Basri Çantay

Hani Allah size iki taaifeden birinin muhakkak sizin olduğunu va'dediyordu, siz ise kuvvetli ve silahı bulunmayanın kendinizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah da emirleriyle hakkı açığa vurmayı, kafirlerin arkasını kesmeyi irade buyuruyordu.

Hasib Asutay

Hani, Allah size iki topluluktan (kervan ve Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu va'd ediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Hâlbuki Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu. (3) (3. Ayette söz edilen iki taife Kureyş müşriklerinin Mekke'ye gelmekte olan silahsız ticaret kervanı ile Mekke'den Bedir'e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. Müslümanlar, ordu ile savaşmak yerine kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdir.)

Hayrat Neşriyat

O vakit Allah size, iki tâifeden (silâhsız kervan veya silâhlı düşmandan) birinin şübhesiz sizin olacağını va'd ediyordu; fakat (siz,) gerçekten zayıf (ve silahsız) olanın sizin olmasını istiyordunuz; hâlbuki Allah, sözleriyle o hakkı gerçekleştirmek (İslâm’ı üstün kılmak) ve kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.

İbni Kesir

Hani Allah; iki taifeden birini size vaadediyordu. Siz ise, kuvvetli bulunmayanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah ta istiyordu ki; sözleriyle hakkı gerçekleştirsin ve kafirlerin kökünü kessin.

Mehmet Okuyan

Hani Allah size, iki gruptan (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de güçsüz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. (Oysa) Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Muhammed Esed

İmdi, (hatırlayın) Allah, (bu) iki (düşman) topluluğundan birinin sizin elinize düşeceği konusunda size söz vermişti; sizlerse güçsüz olanın elinize düşmesini arzu ediyordunuz; oysa Allahın muradı, sözleriyle tam bir uyum içinde, hakkın hak olduğunu göstermek ve hakkı inkar edenlerin son kalıntılarını da silip atmak yönündeydi.

Mustafa İslamoğlu

Hani Allah, iki topluluktan birinin sizin elinize geçeceğine ilişkin vaadde bulunmuştu; siz ise korumasız olanın elinize düşmesini istiyordunuz. Ne ki Allah'ın muradı, kelamı aracılığıyla hakkı gerçekleştirmek ve kafirlerin kökünü kurutmaktı;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve hani Allah Teâlâ size iki tâifeden birini, «Şüphesiz o sizindir!» diye vaadleşti. Siz ise arzu ediyordunuz ki, kuvvet sahibi olmayan sizin olsun. Halbuki, Allah Teâlâ emirleriyle hakkı izhar etmeyi ve kâfirlerin arkasını kesmeyi irâde buyuruyordu.

Ömer Öngüt

Hani Allah size iki tâifeden birinin muhakkak sizin olacağını vâdediyordu. Siz ise güçsüz ve silahsız olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah sözleriyle hakkın yerine gelmesini, kâfirlerin kökünü kesmeyi istiyordu.

Suat Yıldırım

(7-8) Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vâd ettiğinde siz silahsız olan topluluğun (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Allah ise, emirleriyle hakkı üstün kılmak ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suçlu müşrik gürûhu hoşlanmasa da, hak olan İslâm’ı yüceltsin, batıl olan şirki de ortadan kaldırsın.

Süleyman Ateş

Allah size, iki topluluktan birinin sizin olduğunu va'dediyordu; siz de kuvvetsiz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (kuvvetli olan takımı yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Süleymaniye Vakfı

Oysa Allah söz vermişti, o iki topluluktan biri kesin olarak sizin olacaktı. Siz silahsız olanı (kervanı) arzuluyordunuz. Allah ise, sözleriyle /ayetleriyle yaptığı o gerçek vaadi tahakkuk ettirmek ve o kafirlerin ardını kesmek istiyordu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, o iki topluluktan birinin sizin olacağına söz vermişti. Siz, güçsüz olanına hevesleniyordunuz. Allah ise verdiği sözler sebebiyle gerçeği ortaya çıkarmak ve o kafirlerin arkasını kesmek istiyordu.

Şaban Piriş

Allah, iki gruptan birinin sizin olacağını vaat etmişti. Siz güçsüz ve silahsız olanın sizin olmasını arzu ediyordunuz. Oysa Allah, emirleriyle hakkın gerçekleşmesini ve kafirlerin gücünün arkasını kesmek istiyordu.

Tefhim-ul Kuran

Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını size vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istemekteydiniz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın gerçekleşmesini sağlamak ve küfre sapanların arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu.

Ümit Şimşek

Allah iki topluluktan birini size vaad ettiğinde, siz güçsüz olan topluluk elinize geçsin istiyordunuz. Allah ise buyrukları ve müjdeleriyle hakkı ortaya çıkarmayı ve kâfirlerin kökünü kesmeyi murad etmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

O sırada Allah, iki gruptan birinin kesinlikle sizin olacağını vaat ediyordu. Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz. Allah ise hakkı kendi kelimeleriyle tam bir biçimde ortaya koymayı ve küfre batmışların ardını, arkasını kesmeyi istiyordu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O vaxt Allah sizə, iki dəstədən birinin (karvanın və yaxud kafirlərin qoşununun) sizin olduğunu vəd edirdi. Siz silahsız dəstənin sizin olmasını arzulayırdınız. Allah isə Öz kəlmələri ilə haqqı gerçəkləşdirmək və kafirlərin kökünü kəsmək istəyirdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zaman Allah sizə iki dəstədən birinin (Şamdan qayıdan karvanın və ya Məkkədən çıxıb onların köməyinə gələn Qüreyş əsgərlərinin) sizin olmasını vəʼd edirdi. Siz silahsız (qüvvətsiz) karvanın sizin olmasını arzu edirdiniz. Allah isə Öz sözləri (bu barədə nazil etdiyi ayə) ilə haqqı (islamı) bərqərar etmək və kafirlərin kökünü kəsmək istəyirdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott versprach euch den Sieg über eine bestimmte von zwei Scharen; ihr aber wünschtet die andere, die nicht bewaffnet war, zu besiegen. Gott aber will die Wahrheit, wie Seine Worte es verkünden, durchsetzen und die Wurzel der Ungläubigen ausrotten.

Almanca — Der Edle Quran

Und als Allah euch versprach, daß die eine der beiden Gruppen euch gehören sollte, und ihr (es) lieber gehabt hättet, daß diejenige ohne Kampfkraft euer sein sollte! Aber Allah will mit Seinen Worten die Wahrheit bestätigen und die Rückkehr der Ungläubigen abschneiden,

Almanca — M. A. Rassoul

Und damals verhieß Allah euch von einer der beiden Scharen, sie solle euch zufallen, und ihr wünschtet, daß diejenige ohne Kampfkraft für euch bestimmt sei; Allah aber will, daß die Wahrheit durch Seine Worte vollbracht werde und daß die Wurzel der Ungläubigen ausgerottet werde

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als ALLAH euch versprochen hat, daß eine der beiden Gruppen euch gehören wird. Jedoch ihr wünschtet gerne, daß die nicht kampfbereite (Gruppe) euch gehörte. Doch ALLAH will dem Wahren mit Seinen Worten zur Geltung verhelfen und die Kafir ausrotten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah has promised you victory over one of the two organized parties. Some of your people chose to seize the unarmed caravan for easy gains, whereas Allah has willed that you go at the organized well armed troops which came to their aid, so that truth should triumph over falsehood and His words be verified as He uproots the infidels.

Abdul Haleem

Remember how God promised you [believers] that one of the two enemy groups would fall to you: you wanted the unarmed group to be yours, but it was God’s will to establish the truth according to His Word and to finish off the disbelievers––

Abdullah Yusuf Ali

Behold! Allah promised you one of the two (enemy) parties, that it should be yours: Ye wished that the one unarmed should be yours, but Allah willed to justify the Truth according to His words and to cut off the roots of the Unbelievers;-

Abul A'la Maududi

And recall when Allah promised you that one of the two hosts would fall to you, and you wished that the one without arms should fall into your hands. But Allah sought to prove by His words the truth to be true and to annihilate the unbelievers to the last remnant

Aisha Bewley

When Allah promised you that one of the two parties would be yours and you would have liked it to have been the unarmed one, whereas Allah desired to verify the Truth by His words and to cut off the last remnant of the kafirun.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when Allâh promised you (Muslims) one of the two parties (of the enemy i.e. either the army or the caravan) that it should be yours; you wished that the one not armed (the caravan) should be yours, but Allâh willed to justify the truth by His Words and to cut off the roots of the disbelievers (i.e. in the battle of Badr).

Ali Quli Qarai

When Allah promised you [victory over] one of the two companies, [saying], ‘It is for you,’ you were eager that it should be the one that was unarmed. But Allah desires to confirm the truth with His words, and to root out the faithless,

Amatul Rahman Omar

And (O Companions of the Prophet! recall the time) when Allâh promised you (victory over) one of the two (enemy) parties; (the well-equipped Makkan army and the other ill-equipped caravan from Syria), that it should be yours (for fighting against), while you wanted the unarmed party to fall into your hands (to get an easy victory), but Allâh wanted to establish the truth by fulfilling His words (of prophecy) and to cut off the very root of the disbelievers;

Arthur John Arberry

And when God promised you one of the two parties should be yours, and you were wishing that the one not accoutred should be yours; but God was desiring to verify the truth by His words, and to cut off the unbelievers to the last remnant,

Bijan Moeinian

When God promised that you will be triumphant over one of the two parties (the caravan who was carrying the Muslims’ confiscated wealth or the army which was marching to destroy the Muslims. ) At that time you were wishing that the weaker party (the caravan carrying the wealth) would fall to you. However, it was the will of God to establish the truth (Islam) with His word and to cut across the root of the disbelievers (who were much stronger than the Muslims’ army.)

E. Henry Palmer

and when God promised you that one of the two troops should be yours, and ye would fain have had those who had no arms. God wished to prove the truth true by His words, and to cut off the hindermost parts of those who misbelieve -

Edip-Layth

God promises you that one of the two parties will be defeated by you; yet you wish that the one least armed be the one. But God wishes that the truth be manifest with His words, and that He eliminates the remnant of the ingrates.

George Sale

And remember when Allah promised you one of the two parties that it should be yours, and you wished that the one unarmed should be yours, but Allah desired to establish the Truth by His words and to cut off the root of the disbelievers,

Hamid S. Aziz

And when Allah promised you that one of the two troops (the army or the caravan) should be your s, and you yearned to have the unarmed one (the caravan). Allah wished to justify Truth by His words, and to cut off the root of the unbelievers.

Mahmoud Ghali

And as Allah promised you (The pronouns "you" and "yours" are plural) one of the two sections should be yours, and you would like that the one other than the accoutered (i. e. owning accoutrement, the armed section) should be yours. And Allah willed to uphold truthfully the truth by His words and cut off the last trace (Literally: the rear, hind part) of the disbelievers,

Marmaduke Pickthall

And when Allah promised you one of the two bands (of the enemy) that it should be yours, and ye longed that other than the armed one might be yours. And Allah willed that He should cause the Truth to triumph by His words, and cut the root of the disbelievers;

Mohamed Ahmed - Samira

Though God promised that one of two columns (would fall to you), you desired the one that was not armed. But God wished to confirm the truth by His words, and wipe the unbelievers out to the last,

Muhammad Asad

And, lo, God gave you the promise that one of the two [enemy] hosts would fall to you: and you would have liked to seize the less powerful one, whereas it was God's will to prove the truth to be true in accordance with His words, and to wipe out the last remnant of those who denied the truth -

Mustafa Khattab

˹Remember, O  believers,˺ when Allah promised ˹to give˺ you the upper hand over either target, you wished to capture the unarmed party.[1] But it was Allah’s Will to establish the truth by His Words and uproot the disbelievers;

Progressive Muslims

And God promises you that one of the two parties will be defeated by you; and you wish that the one least armed be the one. But God wishes that the truth be manifest with His words, and that He eliminates the remnant of the rejecters.

Sahih International

[Remember, O believers], when Allah promised you one of the two groups - that it would be yours - and you wished that the unarmed one would be yours. But Allah intended to establish the truth by His words and to eliminate the disbelievers

Sam Gerrans

And when God promised you one of the two groups, that it would be yours, and you wished that the unarmed one might be yours (but God willed to establish the truth by His words, and to cut off the root of the false claimers of guidance,

Shabbir Ahmed

Allah promised you engagement and victory against one of the two groups. You preferred to face the weaker group, but Allah willed the Truth to prevail according to His Words and soundly defeat the aggressive disbelievers.

Syed Vickar Ahamed

And (remember), Allah had promised you that one of the two (enemy) parties should be yours: You wished that the one unarmed should be yours, but Allah had willed to prove the Truth according to His words, and to cut off the roots of the disbelievers—

Taqi Usmani

And recall when Allah was promising you that one of the two groups would become yours, and you were wishing that the one without strength should fall to you. And Allah wanted to establish the truth through His words and to cut off the very root of the disbelievers,

The Monotheist Group

And God promises you that one of the two parties will be defeated by you; and you wish that the one least armed be the one. But God wishes that the truth be manifest with His words, and that He eliminates the remnant of the rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Rappelez-vous), quand Allah vous promettait quʹune des deux bandes sera à vous. Vous désiriez vous emparer de celle qui était sans armes, alors quʹAllah voulait par Ses paroles faire triompher la vérité et anéantir les mécréants jusquʹau dernier.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelî hevalên Pêxember!) Di bîr bînin dema ku Xwedê, ji du tiştan peymana yekê ji wan (bidestxistina bazirganê Qureyşiyan an jî serkeftina leşkerî) dabû we, we ya hêsan (bidestxistina bazirgên) ji xwe re dixwest, lê belê Xwedê dixwaze ku bi gotinên xwe heqiyê misoger bike û dawiyê li kafiran bîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen God jullie toezegde dat één van de twee groepen voor jullie bestemd was en jullie liever hadden dat de weerloze voor jullie bestemd was. Maar God wenste de waarheid met Zijn woorden te bevestigen en de ongelovigen tot de laatste toe te vellen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En herinner u, toen God u een der twee deelen beloofde, dat het u zou worden gegeven, en gij begeerdet dat het deel, hetwelk niet van wapens was voorzien aan u zou worden overgeleverd; maar God wilde de waarheid zijner woorden bekend maken, en het grootste deel der ongeloovigen afsnijden.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Allah jullie beloofde dat er één van de twee groepen (van jullie vijanden) zeker voor jullie zou zijn. En jullie wensten dat zij die geen wapens bij zich droegen voor jullie zouden zijn. Maar Allah wenst dat de Waarheid bewaarheid wordt door zijn Woorden en Hij roeit de ongelovigen uit.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (вспомните, о, спорящие) как обещал вам Аллах (победу над) одним из двух отрядов [либо над караваном, либо над вооруженным отрядом подмоги], что он будет вам [что вы захватите его]; вы желали бы, чтобы (из двух отрядов) достался вам не имеющий вооружения [чтобы не сражаться]. А Аллах желает утвердить истину Своими словами [установить Ислам] и отрезать корни неверующих [искоренить их],

Rusça — Osmanov

[Вспомните, о верующие,] как Аллах обещал вам в добычу один из двух [вражеских] отрядов. И вы возжелали, чтобы вам достался невооруженный [отряд]. Аллах же желает установить истину Своими словами и искоренить неверных,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då Gud gav er löftet att en av de två fiendehoparna skulle bli ert byte, önskade ni att den obeväpnade skulle falla på er lott. Men det var Guds vilja att sanningen skulle bekräftas i enlighet med Hans ord och att sanningens förnekare skulle tillintetgöras,