Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.
يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَمَا تَبَيَّنَ كَاَنَّمَا يُسَاقُونَ اِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَ
yucādilūneke fī l-Haḳḳi beǎ'demā tebeyyene keenne mā yusāḳūne ilā l-mevti ve hum yenZurūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçek, apaçık meydana çıktıktan sonra bile bu hususta, gözleri baka baka ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle çekişmeye kalkışıyorlardı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gerçek, apaçık meydana çıktıktan sonra bile bu hususta, gözleri baka baka ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle çekişmeye kalkışıyorlardı.
Adem Uğur
Hak ortaya çıktıktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.
Ahmed Hulusi
Hak apaçık ortaya çıkmışken, buna rağmen onlar bunu kabullenmiyorlardı. . . Sanki onlar göre göre ölüme gidiyorlardı.
Ahmet Tekin
Kararın doğruluğu ayan beyan ortaya çıktıktan sonra bile cihad konusunda seninle münakaşaya devam etmişlerdi. Sanki göz göre göre ölüme sürüklendiklerini zannediyorlardı.
Ahmet Varol
Gerçek ortaya çıktıktan sonra sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi hak üzerinde seninle tartışıyorlardı.
Ali Bulaç
(Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
Hak meydana çıktıktan sonra da, onlar, bu savaş hususunda, gözleri görürcesine ölüme götürülüyorlarmış gibi, seninle mücadele ediyorlardı.
Ali Rıza Safa
Açığa çıktıktan sonra, sözde göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek konusunda seninle tartışıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar, göz göre göre ölüme sürükleniyorlardı.
Bekir Sadak
Sanki goz gore gore olume surukleniyorlarmis gibi, gercek ortaya ciktiktan sonra bile seninle tartisiyorlardi,
Celal Yıldırım
Hak besbelli olup ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlar ; sanki baka baka ölüme sürükleniyormuş gibi oluyorlardı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Doğru olan apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi bu konuda seninle tartışıyorlardı.
Diyanet İşleri
Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.
Diyanet İşleri (eski)
Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı.
Diyanet Vakfi
Hak ortaya çıktıktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (cihad hususunda) seninle tartışıyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve gerçek, gün gibi açığa çıktıktan sonra bile seninle münakaşaya devam etmişlerdi; sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerçek ortaya çıkmışken hakta seninle münakaşa ediyorlardı. Sanki göre göre ölüme sevk olunuyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Tebeyyün etmişken hakta seninle münakaşa ediyorlardı, sanki göre göre ölüme sevkolunuyorlardı
Erhan Aktaş
Hakk açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hakk açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gerçek açığa çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
Fizilal-il Kuran
Onlar sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra seninle tartışıyorlar.
Gültekin Onan
(herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.
Hamdi Döndüren
Çünkü gerçek ortaya çıktıktan sonra, sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı!
Hasan Basri Çantay
Hak apaçık meydana çıkdıkdan sonra bile onlar bu hususda, sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi, seninle mücadele ediyorlardı.
Hasib Asutay
Gerçek ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.
Hayrat Neşriyat
(Hak) ortaya çıktıktan (ve artık cihâd gerekli olduktan) sonra, sanki onlar (göz)göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (netîcesindeki güzellikleri düşünmeden) o hak husûsunda seninle mücâdele ediyorlardı.
İbni Kesir
Hak, apaçık meydana çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle mücadele ediyorlardı.
Mehmet Okuyan
Gerçek ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi o amaçla ilgili olarak (savaş hakkında) seninle tartışıyorlardı.
Muhammed Esed
(bu yüzden,) hem de hak ortaya çıktıktan sonra, seninle neredeyse tartışacaklardı; sanki ölüme doğru sürüklenmişler de onu kendi gözleriyle görmüşler gibi.
Mustafa İslamoğlu
gerçek ortaya çıktıktan sonra da, sanki sen onları göz göre göre ölüme sürüyormuşsun gibi, seninle tartışmaktan geri durmadılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Hak tebeyyün ettikten sonra onda seninle mücadelede bulunurlar. Sanki onlar bakar oldukları halde ölüme sevkolunuyorlarmış!
Ömer Öngüt
Hak apaçık ortaya çıktıktan sonra bile onlar bu hususta, sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle mücadele ediyorlardı.
Suat Yıldırım
(5-6) Nitekim pek yerinde ve gerekli bir iş için Rabbin seni evinden çıkardığı zaman da, müminlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı. Gerçek apaçık meydana çıktıktan sonra bile, onlar bu hususta seninle münakaşa ediyorlardı; sanki göz göre göre ölüme sevk ediliyorlardı.
Süleyman Ateş
Hak ortaya çıkmış iken sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.
Süleymaniye Vakfı
O gerçek bütünüyle ortaya çıktığı halde seninle çekişiyorlardı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyor gibiydiler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bütün gerçek ortaya çıktığı halde seninle çekişip duruyorlardı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyor gibiydiler.
Şaban Piriş
Gerçek ortaya çıktıktan sonra bile, bu hususta sanki ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle tartışıyorlardı.
Tefhim-ul Kuran
(Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.
Ümit Şimşek
Kendilerine hak açıklandığı halde, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle tartışıyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Haqq bəlli olduqdan sonra belə onun barəsində səninlə mübahisə edirdilər, sanki gözləri baxa-baxa ölümə sürüklənirdilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Gözləri baxa-baxa ölümə sürüklənirlərmiş kimi, haqq (Bədr vuruşunun vacib olması) bəlli olduqdan sonra belə, onlar yenə də bu barədə səninlə mübahisə edirdilər.
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
und sie mit dir über die Wahrheit stritten, nachdem (es) klargeworden war, als ob sie in den Tod getrieben würden, während sie zuschauten.
Almanca — M. A. Rassoul
Sie streiten mit dir über die Wahrheit, nachdem sie (ihnen) doch deutlich kund geworden ist, als ob sie in den Tod getrieben würden und (ihn) vor Augen hätten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie disputieren mit dir über das Wahre, nachdem es ihnen sichtbar wurde, als würden sie in den Tod hineingetrieben, während sie (ihn) sehen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Contending with you with opposing arguments after it had been made clear to them that victory would sit on their helm. Yet they behaved as if they would be driven to death being shaped to them in their minds' eyes as a monstrous apparition.
Abdul Haleem
and argued with you about the truth after it had been made clear, as if they were being driven towards a death they could see with their own eyes.
Abdullah Yusuf Ali
Disputing with thee concerning the truth after it was made manifest, as if they were being driven to death and they (actually) saw it.
Abul A'la Maududi
They disputed with you about the truth after that had become evident, as if they were being driven to death with their eyes wide open.
Aisha Bewley
arguing with you about the Truth after it had been made clear as though they were being driven to their death with open eyes. *
Al-Hilali & Khan
Disputing with you concerning the truth after it was made manifest, as if they were being driven to death, while they were looking (at it).
Ali Quli Qarai
They disputed with you concerning the truth after it had become clear, as if they were being driven towards death as they looked on.
Amatul Rahman Omar
These (disbelievers) disputed with you concerning the truth (of Islam) after it had been made clear (by signs and proofs). (On being invited to accept Islam they were behaving) as though they were being driven towards death, but they will actually be facing death very soon.
Arthur John Arberry
disputing with thee concerning the truth after it had become clear, as though they were being driven into death with their eyes wide open.
Bijan Moeinian
They were disputing with you about the necessity of the mission, although they knew the truth. They were behaving as if they were seeing the death in front of them.
E. Henry Palmer
They wrangled with thee about the truth after it was made plain, as though they were being driven on to death and looked thereon;
Edip-Layth
They argue with you about the truth when it has been made clear; as if they were being herded towards death while they are watching!
George Sale
They (the disbelievers) dispute with thee concerning the truth after it has become manifest, as though they are being driven to death while they actually see it.
Hamid S. Aziz
They disputed with you about the Truth after it was made plain, as though they were being driven on to visible death.
Mahmoud Ghali
Disputing with you concerning the truth, after it had become evident, as though they were being driven to death while looking (at it).
Marmaduke Pickthall
Disputing with thee of the Truth after it had been made manifest, as if they were being driven to death visible.
Mohamed Ahmed - Samira
Who argued with you about the matter even after it had become quite clear, as if they were being pushed into (the arms of) death as they waited.
Muhammad Asad
[so, too,] they would argue with thee about the truth [itself] after it had become manifest - just as if they were being driven towards death and beheld it with their very eyes.
Mustafa Khattab
They disputed with you about the truth after it had been made clear, as if they were being driven to death with their eyes wide open.
Progressive Muslims
They argue with you about the truth when it has been made clear to them; as if they were being herded towards death while they are watching!
Sahih International
Arguing with you concerning the truth after it had become clear, as if they were being driven toward death while they were looking on.
Sam Gerrans
Disputing with thee concerning the truth after it had become clear, as if they were being driven to death when they were looking on.
Shabbir Ahmed
(They argued whether to meet the aggressor outside Madinah at Badr, or wait. ) And they disputed with you about it after the decision had been made manifest in mutual consultations, as if they were being driven to obvious death.
Syed Vickar Ahamed
Debating with you about the truth after it was made clear, as if they were pushed towards death and they (actually) saw it.
Taqi Usmani
they were disputing with you about the truth after it became clear, as if they were being driven to death being seen by them.
The Monotheist Group
They argue with you about the truth when it has been made clear to them; as if they were being herded towards death while they are watching!
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils discutent avec toi au sujet de la vérité après quʹelle fut clairement apparue; comme si on les poussait vers la mort et quʹils (la) voyaient.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Piştî aşkera bû (ku tu ji bo cengê derdikeve) her wekî ku ew bi çavên xwe li mirinê temaşe dikin û bi balê ve têne ajotin (der barê cîhadê de) bi te re nîqaş dikin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Twistten zij met u nopens de waarheid, nadat die hun was kenbaar gemaakt; op geene andere wijze dan alsof men hen ter dood had gevoerd, en zij dit met hunne oogen hadden gezien.
Hollandaca — Siregar
Zij redetwisten met jou over de Waarheid nadat deze is duidelijk geworden, alsof zij naar de dood gedreven worden terwijl zij toezien.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
препираясь [споря] с тобой (о, Пророк) об истине, после того как она стала ясной [когда уже стало известно, что сражение непременно случится], как будто их гонят к смерти, а они смотрят.
Rusça — Osmanov
и вступали в пререкания с тобой относительно того, истинно [ли Аллах велел выступить в поход] -, а ведь это было доподлинно известно -, словно их толкали на [верную] смерть, будто они воочию видят ее.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
vill de nu tvista med dig om vad som är sant, trots att sanningen blivit uppenbar - som om de med öppna ögon fördes ut att dö.