(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَاِنْ يُرِيدُوا اَنْ يَخْدَعُوكَ فَاِنَّ حَسْبَكَ اللّٰهُ هُوَ الَّذِي اَيَّدَكَ بِنَصْرِهِ وَبِالْمُؤْمِنِينَ وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا مَا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ اِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

ve in yurīdū en yeḣdeǔke fe inne Hasbeke (a)llahu huve elleƶī eyyedeke bi neSrihi ve bi l-mu'minīne / ve ellefe beyne ḳulūbihim lev enfeḳte mā fī l-erDi cemīǎn mā ellefte beyne ḳulūbihim ve lākinne (a)llahe ellefe beynehum innehu ǎzīzun Hakīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve ineğer
2يُرِيدُواyurīdūر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isterlerse
3اَنْen
4يَخْدَعُوكَyeḣdeǔkeخ د عGizlemek/saklamak, katlamak/bükmek, aldatmak veya atlatmak, numaralanmak, girmek, vaziyette/durumda değişiklik göstermek, çekinmek veya reddetmek, vazgeçmek, az talep görmek, doğru yoldan sapmak, direnmek/muhalif olmak/uyumsuz olmak, yana dönmek ve gururlu davranmaksana hile yapmak
5فَاِنَّfe inneşüphesiz
6حَسْبَكَHasbekeح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.sana yeter
7اللّٰهُ(a)llahuAllah
8هُوَhuveO
9الَّذِيelleƶīki
10اَيَّدَكَeyyedekeا ي دEl, kol, güç, kuvvet, kudret, yardım, destek, arka çıkma, malik olmaseni destekledi
11بِنَصْرِهِbi neSrihiن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakyardımıyle
12وَبِالْمُؤْمِنِينَve bi l-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve mü'minleri
1وَاَلَّفَve ellefeا ل فBir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten sorumluluğu içeren anlaşma/yükümlülük. Birleştirmek veya bir araya getirmek, birlik/ittifak/anlaşma durumu, birleşme veya arkadaşlığa sebep olmak, toplamak/bağlamak/birleştirmek/birleşmek. Bin olmak. İyi bilinen belirli bir yuvarlak sayı.ve uzlaştırdı
2بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasını
3قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponların kalblerinin
4لَوْlevşayet
5اَنْفَقْتَenfeḳteن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.sen verseydin
6مَا
7فِيbulunan
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
9جَمِيعًاcemīǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.herşeyi
10مَا
11اَلَّفْتَellefteا ل فBir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten sorumluluğu içeren anlaşma/yükümlülük. Birleştirmek veya bir araya getirmek, birlik/ittifak/anlaşma durumu, birleşme veya arkadaşlığa sebep olmak, toplamak/bağlamak/birleştirmek/birleşmek. Bin olmak. İyi bilinen belirli bir yuvarlak sayı.yine de uzlaştıramazdın
12بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasını
13قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponların kalblerinin
14وَلٰكِنَّve lākinnefakat
15اللّٰهَ(a)llaheAllah
16اَلَّفَellefeا ل فBir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten sorumluluğu içeren anlaşma/yükümlülük. Birleştirmek veya bir araya getirmek, birlik/ittifak/anlaşma durumu, birleşme veya arkadaşlığa sebep olmak, toplamak/bağlamak/birleştirmek/birleşmek. Bin olmak. İyi bilinen belirli bir yuvarlak sayı.uzlaştırdı
17بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinonların arasını
18اِنَّهُinnehuçünkü O
19عَزِيزٌǎzīzunع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertdaima üstündür
20حَكِيمٌHakīmunح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ve hikmet sahibidir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sana karşı bir hile yapmayı dilerler, buna yeltenirlerse hiç şüphe yok ki Allah yeter sana; öyle bir mabuttur ki seni, kendi yardımıyla ve inananlarla kuvvetlendirir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sana karşı bir hile yapmayı dilerler, buna yeltenirlerse hiç şüphe yok ki Allah yeter sana; öyle bir mabuttur ki seni, kendi yardımıyla ve inananlarla kuvvetlendirir.

Adem Uğur

Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Ahmed Hulusi

Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak Allah sana yeter! O ki, yardımı ve diğer iman edenler ile seni desteklemiştir.

Ahmet Tekin

Eğer hile ile, seninle yaptıkları antlaşmayı bozmak, sulhu ihlâl etmek isterlerse, şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyendir.

Ahmet Varol

Şayet seni aldatmak isterlerse (bil ki) Allah sana yeter. Kendi yardımıyla ve mü'minlerle seni destekleyen O'dur.

Ali Bulaç

Onlar, seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekledi.

Ali Fikri Yavuz

Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakakak Allah sana kâfidir. O’dur ki, seni yardımıyla ve mü’minlerle teyid etti.

Ali Rıza Safa

Seni aldatmak isterlerse, kuşkusuz, Allah, sana yeterlidir. O, sana ve inananlara, yardımıyla destek verir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer sana hile yapmak isterlerse bil ki Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Bekir Sadak

(62-63) Seni aldatmak isterlerse, bil ki suphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananlari yardimiyla destekleyen, kalblerini uzlastiran O'dur. Eger yeryuzunde olan her seyi serfetsen bile, sen onlarin kalblerini uzlastiramazdin, ama Allah onlari uzlastirdi. Dogrusu O Guclu'dur, Hakim'dir.

Celal Yıldırım

(62-63) Eğer hile yapıp seni aldatmak isterlerse, şüphesiz ki Allah, sana yeterdir; seni ve mü'minleri yardımıyla destekleyip güçlendiren O'dur. Mü'minlerin gönüllerini birbirine ısındırıp biraraya getiren de O'dur. Eğer yeryüzünde bulunan her şeyi harcasaydın yine de onların kalblerini birbirine ısındırıp biraraya getiremezdin. Ama Allah'tır ki onların kalblerini birbirine ısındırıp biraraya getirmiştir. Şüphesiz ki O, çok güçlü, çok üstündür ve yegâne hikmet sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Seni oyuna getirmeye kalkışırlarsa kuşkusuz Allah sana yeter; yardımıyla ve müminlerle seni destekleyen O’dur.

Diyanet İşleri

(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

(62-63) Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.

Diyanet Vakfi

Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer sana hile yapmak isterlerse, sana Allah yeter. O'dur seni yardımı ile ve inananlarla destekleyen.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer sana hud'a yapmak isterlerse sana yetişecek Allahdır, odur ki seni nusratıyle ve mü'minlerle te'yid buyurdu

Erhan Aktaş

Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki Allah sana yeter. O, seni yardımı ile ve Mü'minlerle destekledi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki Allah sana yeter. O, seni yardımı ile ve Mü'minlerle destekledi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki Allah sana yeter. O, seni yardımı ile ve mü'minlerle destekledi.

Fizilal-il Kuran

Eğer onlar seni aldatmak isterlerse kuşku yok ki, Allah sana yeter. O seni yardımı ile ve mü'minler aracılığı ile desteklemiştir.

Gültekin Onan

Onlar, seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Tanrı sana yeter. O, seni yardımıyla ve inançlılarla destekledi.

Hamdi Döndüren

Eğer onlar, (barıştan yanaymış gibi görünerek) seni aldatmak isterlerse, (bil ki) Allah sana yeter. Çünkü seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen O’dur.

Hasan Basri Çantay

Eğer sana hıylekarlık yapacakları (tutarsa, bunu) dilerse muhakkak ki sana Allah yetişir. O, seni yardımıyle ve mü'minlerle destekleyen,

Hasib Asutay

Eğer sana hile yapmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Hayrat Neşriyat

Eğer sana hîle yapmak isterlerse, artık şübhesiz ki Allah sana yeter! O (Allah) ki, sana yardımıyla ve mü’minlerle kuvvet verendir.

İbni Kesir

Eğer seni aldatmak isterlerse; muhakkak ki Allah, sana yeter. Seni ve mü'minleri yardımıyla destekleyen O'dur.

Mehmet Okuyan

Sana hile yapmak isterlerse, sana Allah yeter. O seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Muhammed Esed

(Ama barış yanlısı gözükmekle) niyetleri sadece seni aldatmaksa, (o zaman) bil ki, Allah sana yeter! Odur seni, yardımıyla ve inanmış yandaşlarla güçlendiren;

Mustafa İslamoğlu

Tut ki onlar seni (barış tuzağıyla) aldatmayı planlamış olsunlar; o zaman de elbet Allah sana yeter: O'dur seni yardımıyla ve imanlı insanlarla güçlendiren:

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer sana hile yapmak isterlerse şüphe yok ki, sana Allah Teâlâ kâfidir. O, o zâttır ki, seni nusretiyle ve mü'minler ile teyid buyurmuştur.

Ömer Öngüt

Onlar seni aldatmak isterlerse, şüphesiz ki Allah sana kâfidir. O ki, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Suat Yıldırım

(62-63) Eğer birtakım hilelerle seni aldatmak isterlerse, hiç endişe etme. Allah sana yeter. O’dur ki seni yardımıyla ve bir de müminlerle destekledi. Müminlerin kalplerini birbirine ısındırıp bir araya getirdi. Şayet sen dünyada bulunan her şeyi sarf etseydin bile yine de onların kalplerini birleştiremezdin, fakat Allah onları birleştirdi. Çünkü O azizdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

Eğer sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allah sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mü'minleri destekledi.

Süleymaniye Vakfı

Sana oyun kurmak isterlerse Allah sana yeter. Seni, kendi yardımıyla ve müminlerle destekleyen odur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana oyun kurmak isterlerse Allah sana yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle destekleyen O'dur.

Şaban Piriş

Seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O, yardımıyla seni ve müminleri güçlendirir.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekledi.

Ümit Şimşek

Onlar sana hile yapmak isterlerse sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen Odur.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer sana hile-oyun yapmak isterlerse Allah sana yeter. Yardımıyla ve müminlerle seni destekleyen O'dur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onlar səni aldatmaq istəsələr, bil ki, sənə Allah yetər. O, səni həm Öz köməyi ilə, həm də möminlərlə qüvvətləndirdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər onlar səni aldatmaq istəsələr, (qorxma və bil ki, onların şərindən və məkrindən qorumağa) sənə təkcə Allah kifayətdir. (O Allah ki) səni Öz köməyilə və möʼminlərlə müdafiə edib möhkəmlətdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie dich zu betrügen beabsichtigen, steht dir Gott bei, Der dich mit Seiner zum Sieg führenden Hilfe und mit den Gläubigen gestärkt hat.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn sie dich betrügen wollen - gewiß, so ist deine Genüge Allah. Er ist es, Der dich mit Seiner Hilfe und mit den Gläubigen gestärkt hat.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn sie dich aber hintergehen wollen, dann laß es dir an Allah genügen. Er hat dich mit Seiner Hilfe und mit den Gläubigen gestärkt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sollten sie dich damit betrügen wollen, so genügt dir doch ALLAH. ER war Derjenige, Der dich mit Seinem Sieg und mit den Mumin gestärkt hat.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if this happens to be an instance of deception and they mean to disappoint your expectation of peace, then good enough for you is Allah to count upon for support; He is it Who upheld your cause and crowned you with victory with His aid and with those who have conformed to Islam.

Abdul Haleem

If they intend to deceive you, God is enough for you: it was He who strengthened you with His help,

Abdullah Yusuf Ali

Should they intend to deceive thee,- verily Allah sufficeth thee: He it is That hath strengthened thee with His aid and with (the company of) the Believers;

Abul A'la Maududi

And should they seek to deceive you, Allah is sufficient for you. He it is Who strengthened you with His succour and the believers

Aisha Bewley

If they intend to deceive you, Allah is enough for you. It is He who supported you with His help and with the muminun,

Al-Hilali & Khan

And if they intend to deceive you, then verily, Allâh is All-Sufficient for you. He it is Who has supported you with His Help and with the believers.

Ali Quli Qarai

But if they desire to deceive you, Allah is indeed sufficient for you. It is He who strengthened you with His help and with the means of the faithful,

Amatul Rahman Omar

But if they intend to desert you, (remember that) Allâh surely suffices you. It is He Who has strengthened you with His help and with the believers;

Arthur John Arberry

And if they desire to trick thee, God is sufficient for thee; He has confirmed thee with His help, and with the believers,

Bijan Moeinian

If they intend to deceive you, do not worry as God alone is enough for you as a Protector. Do not forget that it was God Who came to your help at first place and strengthened you with the believers.

E. Henry Palmer

But if they wish to betray thee, then God is enough for thee! He it is who supports thee with His help and with the believers;

Edip-Layth

If they wish to deceive you, then God is sufficient for you. He is the One who supported you with His victory and with those who acknowledge.

George Sale

But if they seek to deceive thee, verily God will be thy support. It is He who hath strengthened thee with his help, and with that of the faithful;

Hamid S. Aziz

But if they wish to betray (or deceive) you, then, verily, Allah is sufficient for you! He it is who supports you with His help and with the believers.

Mahmoud Ghali

And in case they would (like) to deceive you, then surely Allah is enough (i. e., enough Reckoner) for you; He is The One Who has aided you with His victory and with the believers,

Marmaduke Pickthall

And if they would deceive thee, then lo! Allah is Sufficient for thee. He it is Who supporteth thee with His help and with the believers,

Mohamed Ahmed - Samira

If they try to cheat you, God is surely sufficient for you. It is He who has strengthened you with His help and with believers

Muhammad Asad

And should they seek but to deceive thee [by their show of peace] - behold, God is enough for thee! He it is who has strengthened thee with His succour, and by giving thee believing followers

Mustafa Khattab

But if their intention is only to deceive you, then Allah is certainly sufficient for you. He is the One Who has supported you with His help and with the believers.

Progressive Muslims

And if they wish to deceive you, then God is sufficient for you. He is the One who supported you with His victory and with the believers.

Sahih International

But if they intend to deceive you - then sufficient for you is Allah. It is He who supported you with His help and with the believers

Sam Gerrans

And if they intend to deceive thee, then sufficient for thee is God; He it is that strengthened thee with His help, and with the believers.

Shabbir Ahmed

And if they would deceive you, Allah is Sufficient for you. He has strengthened you (O Messenger) with His support, and by the believers. (An offer of peace may not be rejected in suspicion (6:52), (18:28), (48:29)).

Syed Vickar Ahamed

And if they want to deceive you— Surely Allah is sufficient for you: He it is Who has made you strong with His help and with the believers;

Taqi Usmani

If they intend to deceive you, then, Allah is all-sufficient for you. He is the One who supported you with His help and with the believers,

The Monotheist Group

And if they wish to deceive you, then God is sufficient for you. He is the One who supported you with His victory and with the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et sʹils veulent te tromper, alors Allah te suffira. Cʹest Lui qui tʹa soutenu par Son secours, ainsi que par (lʹassistance) des croyants.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als zij jou wensen te misleiden, dan is God voor jou goed genoeg. Hij is het die jou met Zijn hulp en met de gelovigen sterkt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien zij trachten u te verraden, dan zal God uw helper zijn. Hij is het, die u door zijne ondersteuning heeft geholpen en door die der geloovigen,

Hollandaca — Siregar

En als zij joe willen bedriegen; den is Allah voorj jou voldoende. Hij is het Degene jou versterkte door Zijn hulp en door de gelovigen.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Если же они возжелают обмануть тебя, то, воистину, довольно тебе Аллаха [в качестве покровителя]. Ведь это Он поддержал тебя и помощью и [доблестью] верующих,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och försöker de bedra dig, (kom då ihåg) att du inte har behov av någon utom Gud - Han har stärkt dig med Sitt stöd och med (skaran av) troende som följer dig