Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتّٰى عَفَوْا وَقَالُوا قَدْ مَسَّ اٰبَٓاءَنَا الضَّرَّاءُ وَالسَّرَّاءُ فَاَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

ṧumme beddelnā mekāne s-seyyieti l-Hasenete Hattā ǎfev ve ḳālū ḳad messe ābā'enā D-Derrā'u ve s-serrā'u fe eḣaƶnāhum beğteten ve hum lā yeş'ǔrūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2بَدَّلْنَاbeddelnāب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.değiştirip getirdik
3مَكَانَmekāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyerine
4السَّيِّئَةِs-seyyietiس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülüğü
5الْحَسَنَةَl-Haseneteح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.iyilik
6حَتّٰىHattāta ki
7عَفَوْاǎfevع ف وAffetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali) - affedici. Afuvvan - çok affedici, Allah'ın bir ismi. Afvun - bağışlama, hoşgörü, fazlalık, bolluk. Ya'fu - affetmek. Ufiya - o affedildi. (Bu kelime, hakkında kullanılan kişinin günah işlediği anlamını zorunlu olarak içermez.)(eski durumlarını) unuttular
8وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
9قَدْḳadmuhakkak
10مَسَّmesseم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.dokunmuştu
11اٰبَٓاءَنَاābā'enāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekatalarımıza
12الضَّرَّاءُD-Derrā'uض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmekdarlık
13وَالسَّرَّاءُve s-serrā'uس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukve sevinç
14فَاَخَذْنَاهُمْfe eḣaƶnāhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbiz de onları yakaladık
15بَغْتَةًbeğtetenب غ تAnsızın basmak, gafil avlamak, habersiz yakalamak, beklenmedik anda ortaya çıkmak, şaşırtmakansızın
16وَهُمْve humve onlar
17لَاdeğillerdi
18يَشْعُرُونَyeş'ǔrūneش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözfarkında

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra da kötülük yerine iyilik verdik, çoğaldılar ve atalarımız da malca zarara uğramışlardı, genişliğe kavuşmuşlardı, bu, böyledir dediler de ansızın onları azâba uğrattık, anlamadılar bile.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra da kötülük yerine iyilik verdik, çoğaldılar ve atalarımız da malca zarara uğramışlardı, genişliğe kavuşmuşlardı, bu, böyledir dediler de ansızın onları azâba uğrattık, anlamadılar bile.

Adem Uğur

Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.

Ahmed Hulusi

Sonra içine düştükleri sıkıntıyı iyilik ile değiştirdik. . . Nihayet refaha erip (mal, evlatça) çoğaldılar ve (bu defa): "Babalarımıza da sıkıntı ve refah dolu günler gelmiştir (bunda alınacak bir ders olamaz)" dediler. . . Biz de onları, ne olup bittiğini fark etmeden yakaladık!

Ahmet Tekin

Sonra bu kötü, sıkıntılı, felâketli günlerin yerine düzenli bir devlet hayatı, iyilik bolluk, zenginlik ve refah getirdik. Nihayet çoğaldılar. Başlarına gelen felâketleri, Allah’ın cezalandırması ve imtihanı sayacakları yerde: 'Atalarımız da böyle sıkıntılar ve sevinçli günler, ekonomik darboğazlar ve refah günleri yaşamışlardı. Bunlar tabiî olaylardır' diyerek ikazları hafife aldılar. Biz de onları, farkına varmadıkları bir anda, ansızın, hayal edemeyecekleri bir şekilde yakalayıp işlerini bitirdik.

Ahmet Varol

Sonra kötülüğün yerine iyilik verdik. Derken hayli çoğaldılar, varlıkları arttı ve: 'Babalarımıza da darlık ve rahatlık dokunmuştu' dediler. Bunun üzerine onları farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.

Ali Bulaç

Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar, çoğaldılar ve: "Atalarımıza da (bazan) şiddetli sıkıntılar (bazan da) refah ve genişlikler dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine, biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.

Ali Fikri Yavuz

Sonra bu sıkıntının yerine iyilik ve selâmet verdik. Derken çoğaldılar ve; “- Doğrusu atalarımıza da böyle sıkıntılı haller olmuş, sevinçli ve geniş haller de gelmiş” dediler. Tam o sırada, hatırlarından geçmezken, ansızın kendilerine azabla yakalayıverdik.

Ali Rıza Safa

Sonra, kötülüğün yerine iyilik getirdik ki, rahatlığa ulaştıklarında; "Atalarımıza da hem zorluk hem de gönüllerine dinginlik gelmişti!" desinler. Sonunda, beklemedikleri bir sırada, onları ansızın yakaladık.

Bayraktar Bayraklı

Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.

Bekir Sadak

Sonra kotulugun yerine iyiligi koyduk, oyle ki, cogalip, «Babalarimiz da darliga ugramis, bolluga kavusmuslardi» dediler. Bu yuzden onlari haberleri olmadan, ansizin yakalayiverdik.

Celal Yıldırım

Sonra da bu tür kötülüğü iyiliğe çevirmişizdir, o kadar ki. çoğalmışlar ve «doğrusu atalarımıza da (bu gibi) sıkıntı ve darlık dokunmuş, bolluk ve ferahlığa kavuşmuşlardı» demişlerdi de o sebepten haberleri olmadan ansızın onları tutup (mahvetmiştik).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve “Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı” dediler. (İnkârda ısrar edince) biz de onları, kendileri farkında olmadan ansızın yakaladık.

Diyanet İşleri

Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra kötülüğün yerine iyiliği koyduk, öyle ki, çoğalıp, 'babalarımız da darlığa uğramış, bolluğa kavuşmuşlardı' dediler. Bu yüzden onları haberleri olmadan, ansızın yakalayıverdik.

Diyanet Vakfi

Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: «Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı» dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet çoğaldılar ve: «Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu.» dediler ve hemen onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra da kötülük yerine güzellik getirmişizdir. Nihayet çoğalmışlar ve: "Doğrusu atalarımızın sıkıntılı halleri de neşeli zamanları da olmuştu." demişlerdi. O zaman Biz de kendilerini -hatırlarından geçmezken- ansızın tutmuş bastırıvermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da fenalık yerine güzelliğe tebdil etmişizdir, taki artmışlar ve demişlerdir: Doğrusu atalarımıza sıkıntılı haller de olmuş, sürurlü demler de, tam o vakit biz de kendilerini hatırlarından geçmezken ansızın tutmuş bastırıvermiştik.

Erhan Aktaş

Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet imkanları artınca: "Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu." dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet imkanları artınca: "Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu." dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet her şeyi unutarak: "Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu." dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.

Fizilal-il Kuran

Sonra kötü günleri iyi günlerle değiştirdik de sayıca çoğaldılar ve: «Atalarımız da hem sıkıntılı hem de sevinçli günler geçirmişlerdi» dediler. Bunun üzerine onları hiç ummadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.»

Gültekin Onan

Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar çoğaldılar ve: "Atalarımıza da (bazen) şiddetli sıkıntılar (bazen de) refah ve genişlikler dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine, biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.

Hamdi Döndüren

Sonra bu sıkıntıyı iyiliğe çevirdik. O kadar ki, (mal ve sayıları) çoğalınca, “Babalarımıza da böyle hastalık ve sağlık erişmişti.” dediler. Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.

Hasan Basri Çantay

Sonra bu sıkıntının yerine iyilik (selamet, bolluk) verdik. Nihayet çoğaldılar, "Atalarımıza da (gah böyle) fakirlik, şiddet, hastalık, (gah) iyilik, genişlik dokunmuşdur" dediler. Bunun üzerine biz de kendileri farkına varmadan, onları ansızın tutub yakalayıverdik.

Hasib Asutay

Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Sonunda çoğaldılar ve 'Atalarımıza da böyle sıkıntı ve sevinç dokunmuştu ' (30) dediler. Bunun üzerine biz de, onları, farkına varmadan ansızın yakaladık. (30. Çektiğimiz o belalar bizim isyanımızdan doğan şeyler değildi.)

Hayrat Neşriyat

Sonra kötülüğün (o darlığın) yerini, iyilik (bolluk)la değiştirdik. Nihâyet (mal ve evlâd cihetiyle) çoğaldılar ve: 'Doğrusu atalarımıza (da zaman zaman böyle) darlıklar ve bolluklar dokunmuştu. (Bunun tehdîd edildiğimiz azabla bir alâkası yok!)' dediler de, kendileri hiç farkında değillerken onları ansızın yakalayıverdik.

İbni Kesir

Sonra kötülüğün yerine iyilik koyduk. Nihayet çoğaldılar ve; atalarımıza da fakirlik, şiddet, hastalık, iyilik ve genişlik dokunmuştu, dediler. Bunun üzerine Biz de onları kendilerine farkına varmadan ansızın yakalayıverdik.

Mehmet Okuyan

(Bir süre) sonra kötülüğü iyilikle değiştirmiştik de (onlar) refah içinde yaşamışlardı. (Ancak): “Atalarımıza da elbette böyle sıkıntılar ve sevinç (vesileleri) gelmişti.” dediler. Biz de onları, hiç farkına varmadıkları bir şekilde ansızın yakalamış (cezalandırmış)tık.

Muhammed Esed

Sonra o darlığı genişliğe çevirmişizdir ki refahı tatsınlar da (kendi kendilerine): "Atalarımız da darlık ve sıkıntıya düşmüşler (ve genişliği görmüşler)di" desinler, işte ancak bundan sonradır ki, kendileri daha (ne olup bittiğinin) farkına varmadan, onları kıskıvrak yakaladık.

Mustafa İslamoğlu

Sonra (o) kötü durumu güzelliğe çevirmişizdir de, refaha kavuşup şımarmamışlar ve "(Bir zamanlar) atalarımız da sıkıntılı ve sevinçli günler yaşamışmış" demişlerdir. İşte bunun üzerine biz de onları, olup bitenin farkına dahi varmadan ansızın yakalayıvermişizdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra bu fenalık yerini güzelliğe tebdîl ettik. Tâ ki çoğaldılar ve dediler ki: «Muhakkak bizim babalarımıza da sıkıntılı haller, neşveli demler dokunmuştur.» Artık Biz de onları kendileri farkına varmadıkları halde ansızın tutup yakaladık.

Ömer Öngüt

Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: “Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu. ” dediler. Biz de onları hiç hatırlarından geçmediği bir anda ansızın yakaladık.

Suat Yıldırım

Sonra o kötü durumları değiştirip güzellikleri yayarız. Zamanla ahali çoğalıp "Vaktiyle atalarımız gâh üzülmüş, gâh sevinmişlerdi." derler fakat olaylardan ibret alıp şükretmezler. Derken, o bilinçsiz halleriyle, hiç hatırlarından geçmezken, ansızın onları kıskıvrak yakalarız.

Süleyman Ateş

Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) çoğaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinç dokunmuştu (onlar da üzüntülü ve sevinçli günler geçirmişlerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp şükretmediler). Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.

Süleymaniye Vakfı

Daha sonra sıkıntıların yerine güzellikler verdik. Nihayet çoğaldılar ve şöyle dediler: "Böyle darlıkları ve refahı atalarımız da gördü." Sonunda farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra kötülüğü alır yerine iyilik veririz. Nihayet zenginleşirler ve derler ki "Atalarımız da darlık ve bolluk yaşamışlar." Bunun üzerine onları beklemedikleri bir anda yakalarız; farkına bile varamazlar.

Şaban Piriş

Sonra meşakkatin yerini iyilikle değiştirdik de (başlarına geleni unutarak) boş verdiler. Ve: -Atalarımız da hem darlık hem de bolluk görmüşlerdir, dediler. Biz de onları farkında değillerken ansızın yakaladık.

Tefhim-ul Kuran

Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar, çoğaldılar ve: «Atalarımıza da (bazan) şiddetli sıkıntılar (bazan da) refah ve genişlikler dokunmuştu» dediler. Bunun üzerine, biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak-yakalayıverdik.

Ümit Şimşek

Sonra da kötülükleri kaldırıp yerine iyilik verdik. Nihayet sayıları ve servetleri artınca, 'Atalarımızın başına da böyle darlıklar ve bolluklar gelmişti' dediler. Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra zorluk ve sıkıntının yerine mutluluk ve güzelliği getirmişiz de çoğalmışlar ve şöyle demişlerdir: "Atalarımız da zorluk ve sevinçle yüzyüze gelmişlerdi." Nihayet biz onları farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra pisliyi yaxşılıqla əvəz etdik. Nəhayət onlar firavanlıq içində yaşayarkən: “Atalarımıza da belə qıtlıq və bolluq üz vermişdi”– dedilər. Biz də onları heç özləri də hiss etmədən qəflətən yaxaladıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra sıxıntını (bəlanı, pisliyi) firəvanlıqla əvəz etdik. Beləliklə, onlar artıb çoxaldılar və dedilər: ″Atalarımıza da belə yaxşı-yaman günlər üz vermişdi″. Elə bu an onları özləri də bilmədən, qəflətən (əzabla) yaxaladıq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dann wendeten Wir alles vorübergehend zum Guten, daß es den trotzigen Ungläubigen gut ging, woraufhin sie meinten: ʺDas ist immer so gewesen; unsere Väter haben auch schlechte und gute Zeiten erlebt. ʺ Dann suchten Wir sie auf einmal heim, ohne daß sie es ahnten.

Almanca — Der Edle Quran

Hierauf tauschten Wir anstelle des Bösen Gutes ein, bis sie (sich und ihren Besitz) vermehrten und sagten: ʺSchon unseren Vätern ist Leid und (auch) Freude widerfahren.ʺ Da ergriffen Wir sie plötzlich, ohne daß sie merkten.

Almanca — M. A. Rassoul

Darauf tauschten Wir das Übel gegen etwas Gutes ein, bis sie anwuchsen und sagten: ʺAuch unsere Väter erfuhren Leid und Freude.ʺ Dann erfaßten Wir sie unversehens, ohne daß sie es merkten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann ersetzten WIR anstelle des Schlechten das Gute, bis sie sich erholten und sagten: ʺBereits überkam unsere Ahnen sowohl das Schädliche als auch das Fröhliche.ʺ So richteten WIR sie unerwartet zugrunde, während sie es nicht merkten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then We replaced the unfavorable conditions and hardships by favourable circumstances until they advanced in power, importance and prosperity and proclaimed in ignorance that what has befallen them of misfortunes happened to their fathers before, "and", they added, " it is only time that controls the wavering balance of fortune". In consequence, We suddenly seized them and dressed them with ruin and We caught them unawares.

Abdul Haleem

and then We changed their hardship into prosperity, until they multiplied. But then they said, ‘Hardship and affluence also befell our forefathers,’ and so We took them suddenly, unawares.

Abdullah Yusuf Ali

Then We changed their suffering into prosperity, until they grew and multiplied, and began to say: "Our fathers (too) were touched by suffering and affluence"... Behold! We called them to account of a sudden, while they realised not (their peril).

Abul A'la Maududi

Then We changed adversity into ease until they throve and said: 'Our forefathers had also seen both adversity and prosperity.' So We suddenly seized them without their even perceiving it.

Aisha Bewley

Then We gave them good in exchange for evil until they increased in number and said, ‘Our forefathers too underwent both hardship and ease. ’ Then We seized them suddenly when they were not expecting it.

Al-Hilali & Khan

Then We changed the evil for the good, until they increased in number and in wealth, and said: "Our fathers were touched with evil (loss of health and calamities) and with good (prosperity)." So We seized them all of a sudden while they were unaware.

Ali Quli Qarai

Then We changed the ill [conditions] to good until they multiplied [in numbers] and said, ‘Adversity and ease befell our fathers [too]. ’ Then We seized them suddenly while they were unaware.

Amatul Rahman Omar

Then We brought comfort (for them) in place of (their) distress until they grew in affluence, (number and excess) and said, `Surely, tribulations and prosperity visited our fathers (also, so it is a normal course of events). ' So We seized them unawares while they perceived not (the peril they were in).

Arthur John Arberry

then We gave them in the place of evil good, till they multiplied, and said, 'Hardship and happiness visited our fathers. ' So We seized them suddenly, unawares.

Bijan Moeinian

Then I changed their situation so that they prosper enough [to rebel and in reply to My warnings] say: "Our fathers also went through hardship and prosperity. " I subjected all [such rebellious people] to a sudden catastrophe while they were unaware.

E. Henry Palmer

and then did we give them, in exchange for evil, good, until they increased and said, 'Distress and joy both touched our fathers;' then we overtook them suddenly ere they could perceive. -

Edip-Layth

Then We replaced the bad with the good until they had plenty and they said, "Our fathers were the ones afflicted by hardship, and adversity." We then take them suddenly, while they do not perceive.

George Sale

The We changed their evil condition to good until they grew in affluence and numbers and said, 'Suffering and happiness betided our fathers also, what if they befell us. ' Then We seized them suddenly, while they perceive not.

Hamid S. Aziz

And then did We exchanged good for evil (suffering for prosperity), until they grew (in strength and prosperity) and said, "Our fathers, too, were touched by both suffering and joy. " Then We overtook them suddenly ere they realized their peril.

Mahmoud Ghali

Thereafter We exchanged in place of an odious deed a fair (reward), (i. e., replaced adversity by good fortune) till they lived in luxury and said, "Tribulation and easiness already touched our fathers." So We took them (away) suddenly, (while) they were not aware.

Marmaduke Pickthall

Then changed We the evil plight for good till they grew affluent and said: Tribulation and distress did touch our fathers. Then We seized them unawares, when they perceived not.

Mohamed Ahmed - Samira

But when We changed hardship to ease, and they rose and prospered, (they forgot Our favours) and said: "Our ancestors had also known suffering and joy. " So We caught them unawares.

Muhammad Asad

then We transformed the affliction into ease of life, so that they throve and said [to themselves], "Misfortune and hardship befell our forefathers as well -whereupon We took them to task, all of a sudden, without their being aware [of what was coming].

Mustafa Khattab

Then We changed their adversity to prosperity until they flourished and argued ˹falsely˺, "Our forefathers ˹too˺ had been visited by adversity and prosperity."[1] So We seized them by surprise, while they were unaware.

Progressive Muslims

Then We replace the bad with good, until they have plenty, then they Say: "Our fathers were the ones afflicted by hardship, and adversity. " We then take them suddenly, while they are unaware.

Sahih International

Then We exchanged in place of the bad [condition], good, until they increased [and prospered] and said, "Our fathers [also] were touched with hardship and ease. " So We seized them suddenly while they did not perceive.

Sam Gerrans

Then We changed the place of evil for good until they increased in number and said: “Adversity and prosperity did touch our fathers,” — then We took them unawares, when they perceived not.

Shabbir Ahmed

Then We changed their plight for good till they became affluent. Then they said, "(Hardships and prosperity are just a matter of chance). Even our parents and forefathers have gone through these ups and downs." Our Requital seized them when they least expected it. (To them it appeared sudden, but unjust systems insidiously move towards the consequences).

Syed Vickar Ahamed

Then We changed their suffering into success and joy, until they grew and multiplied, and began to say: "Our fathers (too) had suffering and success"— Look! We called them to account all of a sudden, when they were not aware (of the situation).

Taqi Usmani

Thereafter, We substituted good in place of evil until they increased, and said, "Hardship and prosperity came to our fathers (too)." Then We seized them suddenly while they were not aware.

The Monotheist Group

Then We replaced the bad with good, until they neglected and said: "Our fathers were touched by both hardship and prosperity." We then take them suddenly, while they are unaware.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis Nous avons changé leur mauvaise condition en y substituant le bien, au point quʹayant grandi en nombre et en richesse, ils dirent: ʺLa détresse et lʹaisance ont touché nos ancêtres aussi.ʺ Eh bien, Nous les avons saisis soudain, sans quʹils sʹen rendent compte.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê Me di şûna tengasî û nexweşiyan de qencî da wan, heyanî ku zaro û malê wan zêde bû. Vêca gotin: Bêguman ev tengasî û firehî wisa hatibû serê bav û kalên me jî. Êdî di demeke ku bêhaybûn, me ew ji nişka ve (bi ezabê) hingaftin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dan vervingen Wij het slechte door het goede tot zij zich vermeerderden en zeiden: ʺOnze vaderen heeft ook rampspoed en voorspoed getroffen.ʺ Toen grepen Wij hen onverwachts zonder dat zij het beseften.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij gaven hun goed voor kwaad in ruil, tot zij, alles in hun geheugen uitwisschende, zeiden: Tegenspoed en voorspoed kwam ook vroeger over onze vaderen. Daarom namen wij plotseling wraak op hen, op het oogenblik dat zij er niet aan dachten.

Hollandaca — Siregar

Daarna vervingen Wij het slechte door het goede, totdat zij (in aantal en welvaart) toenamen, en zij zeiden: ʺVoorzeker, tegenspoed en voorspoed hebben ook onze vaderen getroffen.ʺ Toen grepen Wij hen onverwachts, terwijl zij er niet op bedacht waren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом [после продолжительного их упорства в неверии] Мы заменяли (им) плохое положение хорошим, так что они начинали благоденствовать [Аллах давал им отсрочку, чтобы они возблагодарили Его] (но и это им не помогало одуматься и прийти к Истинной Вере) и говорили они: «Постигали и отцов [предков] наших беда и счастье [Все это временное явление]». И Мы схватывали их (наказанием) внезапно, так что они даже и не чувствовали!

Rusça — Osmanov

Затем Мы заменяли [им] невзгоды на благополучие, чтобы наступило для них облегчение, и они восклицали: ʺНашим предкам также доставались и радости, и горестиʺ. Но Мы подвергали их наказанию внезапно, так что они и [не успевали] осознать.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Därefter lät Vi eländet följas av bättre villkor så att de uppnådde välstånd och då sade de: ʺVåra fäder fick (också) uppleva (omväxlande) onda och goda tiderʺ - och plötsligt, när de minst anade det, drabbade dem Vårt straff.