Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

وَمَا اَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّٓا اَخَذْنَٓا اَهْلَهَا بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

ve mā erselnā fī ḳaryetin min nebiyyin illā eḣaƶnā ehlehā bi l-be'sā'i ve D-Derrā'i leǎllehum yeDDerraǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegöndermedik
3فِي
4قَرْيَةٍḳaryetinق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.bir ülkeye
5مِنْminhiçbir
6نَبِيٍّnebiyyinن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbir nebi
7اِلَّٓاillā
8اَخَذْنَٓاeḣaƶnāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmeksık(ma)dığımız
9اَهْلَهَاehlehāا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarhalkını
10بِالْبَأْسَاءِbi l-be'sā'iب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkdayanılmaz zorluk-yoksulluk
11وَالضَّرَّاءِve D-Derrā'iض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmekve darlıkla
12لَعَلَّهُمْleǎllehumdiye
13يَضَّرَّعُونَyeDDerraǔneض ر عAşağılamak, küçük düşürmek, itiraz etmek, alçakgönüllü olmak, kendini alçaltmak, tevazu/itaatkarlık. Kuru, acı, dikenli bitki örtüsü.yalvarıp yakarsınlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hiçbir şehre peygamber göndermedik ki oranın halkını, yola gelsinler de yalvarıp yakarsınlar diye can ve malca bir sıkıntıya, bir azâba uğratmayalım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hiçbir şehre peygamber göndermedik ki oranın halkını, yola gelsinler de yalvarıp yakarsınlar diye can ve malca bir sıkıntıya, bir azâba uğratmayalım.

Adem Uğur

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını, (peygambere baş kaldırdıklarından ötürü bize) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Ahmed Hulusi

Biz (hangi) bölge halkına bir Nebi irsal ettiysek, mutlaka onun halkını (kendini beğenmişliklerinden uzaklaştırmak için) sıkıntı, hastalık ile kuşattık; belki içtenlik ve alçak gönüllülükle yönelirler (diye).

Ahmet Tekin

Biz hangi ülkeye özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir peygamber gönderdiysek, oranın halkını yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk, şiddet, hastalık ve ekonomik darboğazlarla, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık.

Ahmet Varol

Hangi kasabaya peygamber gönderdiysek mutlaka oranın halkını, belki gönülden yalvarıp yakarırlar diye sıkıntı ve darlıkla karşı karşıya getirdik.

Ali Bulaç

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

Ali Fikri Yavuz

Biz herhangi bir memlekete bir peygamber gönderdikse, önce halkını (peygamberlerini tanımadıklarından) şiddet ve zaruretle sıkmışız ki, yalvarıp yakarsınlar.

Ali Rıza Safa

Peygamber göndermiş olduğumuz hiçbir kent yoktur ki, halkını, yoksulluklara ve zorluklara uğratmış olmayalım; belki yalvararak yakarışlarda bulunurlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını peygambere baş kaldırdıklarından ötürü Allah'a yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Bekir Sadak

Biz hangi kasabaya bir peygamber gonderdikse, ora halkini, yalvarip yakarsinlar diye, darlik ve sikintiya ugratmisizdir.

Celal Yıldırım

Hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek mutlaka oranın halkını, yalvarıp yakarsınlar (gafletten uyansınlar) diye bir takım sıkıntı, darlık ve şiddete (tâbi) tutup (hırpalamışızdır).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek mutlaka ora halkını, Allah’a yönelip yalvarsın yakarsınlar diye dert ve sıkıntıya uğratmışızdır.

Diyanet İşleri

Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

Diyanet İşleri (eski)

Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.

Diyanet Vakfi

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını, (peygambere baş kaldırdıklarından ötürü bize) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek önce halkını sıkıntı ve darlıkla sıkmışızdır ki, yalvarıp yakarsınlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz hangi memlekete bir Peygamber gönderdikse iptida ahalisini şiddet ve zaruretle sıkmışızdır ki niyaza düşsünler

Erhan Aktaş

Hangi beldeye bir Nebi gönderdiysek, o beldenin halkını darra'i etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hangi beldeye bir nebi gönderdiysek, o beldenin halkını tezarru etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, hangi beldeye nebi gönderdiysek mutlaka onun halkını yalvarıp yakarsınlar diye dayanılmaz bir zorluk ve bir sıkıntıya uğratmışızdır.

Fizilal-il Kuran

Peygamber gönderdiğimiz her ülkenin halkını, ola ki, bize yalvarırlar diye, mutlaka sıkıntılara ve belalara uğrattık.

Gültekin Onan

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun ehli (halkı) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

Hamdi Döndüren

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, oranın halkını belki yalvarırlar diye yoksulluk ve hastalıkla sıkmışızdır.

Hasan Basri Çantay

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdi isek onun halkını (peygamberlerini tanımamaları yüzünden) yalvarıb yakarsınlar diye mutlakaa fakirlikle, şiddetle, hastalıkla (sıkıb) yakaladık.

Hasib Asutay

Biz herhangi beldeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını (inkârları yüzünden) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Hayrat Neşriyat

İşte (biz) hangi şehre bir peygamber gönderdiysek, mutlaka oranın halkını sıkıntılar ve hastalıklarla yakaladık; tâ ki yalvarsınlar (ve îmâna gelsinler).

İbni Kesir

Biz, hangi kasabaya bir peygamber gönderdiysek; yalvarıp yakarsınlar diye, ora halkını mutlaka darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.

Mehmet Okuyan

Her şehre bir peygamber gönderdiğimizde (gerçeğe) boyun eğsinler diye onları elbette çeşitli sıkıntı ve darlıkla denemiştik.

Muhammed Esed

BİZ hiçbir topluma peygamber göndermemişizdir ki belki kibirlerinden sıyrılırlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla denemiş olmayalım.

Mustafa İslamoğlu

Biz hiçbir ülkeye bir peygamber göndermemişisizdir ki, (zamanında) oranın halkını belki (Allah'a) boyun eğerler diye şiddetli zorluk ve darlıkla sınamamış olalım.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bir memlekete bir peygamber göndermedik ki, illâ onun ahalisini fakr ile ve hastalık ile yakaladık. Tâ ki yalvarıp yakarsınlar.

Ömer Öngüt

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdikse oranın halkını yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Suat Yıldırım

Biz hangi ülkeye peygamber gönderdiysek, (mutlaka ilkin oranın halkını, gafletten uyarsın,) Allah’a yönelip yalvarsınlar diye yoksulluğa, hastalık ve musîbetlere duçar ederiz.

Süleyman Ateş

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Süleymaniye Vakfı

Hangi kente bir nebiyi elçi olarak göndersek, oranın halkını mutlaka maddi sıkıntılara ve bedensel sıkıntılara sokmuşuzdur ki bize yalvarıp yakarsınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz hangi kente bir nebi göndersek oranın halkını baskı ve zorluğa sokarız ki yalvarıp yakarsınlar.

Şaban Piriş

Biz, hangi ülkeye bir nebi göndermişsek, halkını yalvarıp yakarmaları için darlık ve meşakkate düşürdük.

Tefhim-ul Kuran

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

Ümit Şimşek

Biz hangi beldeye bir peygamber gönderdiysek, oranın halkını, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz bir ülkeye bir peygamber gönderdiğimizde, onun halkını zorluk ve darlıkla mutlaka sıktık ki, sığınıp yakarsınlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz hansı bir ölkəyə peyğəmbər göndərdiksə, onun əhalisini sıxıntıya və bəlaya düçar etdik ki, bəlkə boyun əyələr.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz hansı bir məmləkətə peyğəmbər göndərdiksə, onun əhalisini (peyğəmbərləri tanımadıqları üçün bir müddət) müsibətə və bəlaya (xəstəlik, yoxsulluq, qıtlıq, aclıq və s.) saldıq ki, bəlkə, (günahlarını başa düşərək Allaha) yalvarıb-yaxarsınlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben niemals einen Propheten zu einer Stadt entsandt, ohne ihre Bewohner, wenn sie sich ihm widersetzten, durch Leid und Not zu prüfen, damit sie ermahnt werden, demütig zu sein.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben in keine Stadt Propheten gesandt, ohne daß Wir über ihre Bewohner Not und Leid hätten kommen lassen, auf daß sie in Unterwürfigkeit flehen mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Nie sandten Wir einen Propheten in eine Stadt, ohne daß Wir ihre Bewohner mit Not und Drangsal heimsuchten, auf daß sie (Mich) demütig anflehen sollten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR haben in keine Ortschaft einen Propheten entsandt, ohne daß WIR ihre Bewohner durch Not und Krankheit geprüft haben, damit sie in Demut (um Hilfe) bitten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor did We ever send a Prophet to a town* with the spirit of truth guiding into all truth but We afflicted its people with misfortunes and wedded them to calamities in the hope they would, for their own sake, humble themselves to Allah.

Abdul Haleem

Whenever We sent a prophet to a town, We afflicted its [disbelieving] people with suffering and hardships, so that they might humble themselves [before God],

Abdullah Yusuf Ali

Whenever We sent a prophet to a town, We took up its people in suffering and adversity, in order that they might learn humility.

Abul A'la Maududi

Never have We sent a Prophet to a place without trying its people with adversity and hardship that they may humble themselves.

Aisha Bewley

We have never sent a Prophet to any city without seizing its people with hardship and distress so that hopefully they would be humble.

Al-Hilali & Khan

And We sent no Prophet unto any town (and they denied him), but We seized its people with suffering from extreme poverty (or loss in wealth) and loss of health (and calamities), so that they might humiliate themselves (and repent to Allâh).

Ali Quli Qarai

We did not send a prophet to any town without visiting its people with stress and distress so that they might entreat [for Allah’s forgiveness].

Amatul Rahman Omar

And never did We send any Prophet to any township but We afflicted its people with destitution (from Our blessings) and with tribulations so that they might grow humble (before the Almighty).

Arthur John Arberry

We have sent no Prophet to any city but that We seized its people with misery and hardship, that haply they might be humble;

Bijan Moeinian

Whenever I sent a prophet to a nation, I tried them in hardship and sufferings so that they humble themselves.

E. Henry Palmer

We have not sent unto a city any prophet except we overtook the people thereof with trouble and distress, that haply they might humble themselves;

Edip-Layth

Whenever We sent a prophet to any town, We would afflict its people with hardship and adversity so that they may implore.

George Sale

And never did We send a Prophet to any town but We did seize its people with adversity and suffering, that they might humble themselves.

Hamid S. Aziz

We have not sent unto a community any prophet but We inflicted the people thereof with tribulation (suffering, distress) and adversity, that per chance (or possibly) they might humble themselves.

Mahmoud Ghali

And in no way have We sent any Prophet into a town except that We took its population with misery and tribulation that possibly they would earnestly supplicate (Us).

Marmaduke Pickthall

And We sent no prophet unto any township but We did afflict its folk with tribulation and adversity that haply they might grow humble.

Mohamed Ahmed - Samira

There is not a region to which We sent a prophet and did not inflict upon its people adversity and hardship so that they may submit.

Muhammad Asad

AND NEVER YET have We sent a prophet unto any community without trying its people with misfortune and hardship, so that they might humble themselves;

Mustafa Khattab

Whenever We sent a prophet to a society, We afflicted its ˹disbelieving˺ people with suffering and adversity, so perhaps they would be humbled.

Progressive Muslims

And We do not send a prophet to any town, except afterwards We would afflict its people with hardship and adversity that they may implore.

Sahih International

And We sent to no city a prophet [who was denied] except that We seized its people with poverty and hardship that they might humble themselves [to Allah ].

Sam Gerrans

And We sent not to a city a prophet save that We took its people with affliction and adversity, that they might humble themselves.

Shabbir Ahmed

We sent no Prophet to a community without Our Law of Requital trying them with adversity and tribulation for their wrongdoings, so that they become humble.

Syed Vickar Ahamed

And whenever We sent a prophet to a town (and they rejected him, ) We helped its people in suffering and misfortune, so that they might learn humility.

Taqi Usmani

We did not send any prophet to a town, but We seized its people with hardship and suffering, so that they may turn humble.

The Monotheist Group

And We do not send a prophet to any town, except afterwards We afflict its people with adversity and hardship that they may implore.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous nʹavons envoyé aucun prophète dans une cité, sans que Nous nʹayons pris ses habitants ensuite par lʹadversité et la détresse afin quʹils implorent (le pardon).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me her çiqas ji welatekî re pêxemberek şandibe, Me her xelqê wî rûbirûyî tengasî û nexweşiyan kirin, da ku bi zarezar li ber me bigerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben geen profeet naar een stad gezonden zonder dat Wij de inwoners ervan tegenspoed en rampspoed opgelegd hebben, opdat zij zich misschien zouden vernederen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben nimmer een profeet in eene stad gezonden; doch wij hebben hare inwoners met tegenspoed en rampen getroffen, dat zij zich zouden vernederen.

Hollandaca — Siregar

En Wij zonden geen Profeet naar een stad, of Wij troffen de inwoners ervan met kwclling en tegenspoed. Hopelijk zullen zij nederig worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И в какое бы селение Мы не отправляли пророка (который призывал бы их к признанию богом только Аллаха), то (непременно) подвергали обитателей его нужде [крайней бедности] и беде [болезни], чтобы они стали смиренными [обратились к Аллаху и к Истине]!

Rusça — Osmanov

И если Мы посылали в какое-либо селение пророка, то непременно насылали на его жителей беду и нужду, чтобы стали они смиренными.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI HAR aldrig sänt en profet till ett land utan att sätta dess folk på prov genom olyckor och elände, för att få dem att ödmjuka sig (och ångra sina synder).