"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذِينَ اَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍ اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ

e hā'ulā'i (e)lleƶīne eḳsemtum lā yenāluhumu (a)llahu bi raHmetin dḣulū l-cennete lā ḣavfun ǎleykum ve lā entum teHzenūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِe hā'ulā'ibunlar mıydı?
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اَقْسَمْتُمْeḳsemtumق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.yemin ettiğiniz
4لَا
5يَنَالُهُمُyenāluhumuن ي لElde etmek/tedarik etmek, almak, ulaşmak, erişmek, önem arz etmekonları erdirmeyecek diye
6اللّٰهُ(a)llahuAllah
7بِرَحْمَةٍbi raHmetinر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.hiçbir rahmete
8اُدْخُلُواdḣulūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirin
9الْجَنَّةَl-cenneteج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennete
10لَاyoktur
11خَوْفٌḣavfunخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorku
12عَلَيْكُمْǎleykumartık size
13وَلَاve lāve değilsiniz
14اَنْتُمْentumsiz
15تَحْزَنُونَteHzenūneح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülecek de

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah, onları rahmetine nâil etmez diye yemin ettiğiniz kişiler, bunlar değil miydi? Sonra bunlara girin cennete denir, ne korku vardır size, ne de mahzun olursunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allah, onları rahmetine nâil etmez diye yemin ettiğiniz kişiler, bunlar değil miydi? Sonra bunlara girin cennete denir, ne korku vardır size, ne de mahzun olursunuz.

Adem Uğur

Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" (derler).

Ahmed Hulusi

"Allah kendilerini rahmetine nail etmez, diye yemin ettiğiniz kimseler şunlar mıydı?. . " (Oysa şimdi onlara): "Dahil olun cennete! Size bir korku yoktur. . . Siz mahzun da olmayacaksınız!" (denilmiş).

Ahmet Tekin

'Allah onları rahmetine kavuşturmayacak diye yeminler ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?' derler. Cennetliklere de: 'Girin cennete, artık size ne korku var, ne de geride bıraktığınız yakınlarınız ve yapamadığınız şeyler dolayısıyla mahzun olacaksınız' derler.

Ahmet Varol

Allah'ın kendilerine rahmet ulaştırmayacağına yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı? Girin cennete! Size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de!'

Ali Bulaç

"Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."

Ali Fikri Yavuz

A’raftakiler, kâfirlerin ileri gelenlerine fakir müminleri göstererek: “- Bunlar, müminlerin zayıfları değil midir ki, siz dünyada bunları tahkir edip onlar Allah’ın rahmetine erişemez (cennete giremez) ler diye yemin ediyordunuz?” derler. O anda fukaraya şöyle denir; “- Cennete girin. Size hiç bir korku yoktur ve siz mahzun da olacak değilsiniz.”

Ali Rıza Safa

"Allah'ın rahmete eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" "Sizler... Girin cennete; size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" Cennet ehline dönerek: "Giriniz cennete! Artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Bekir Sadak

(48-49) Burclarda olanlar, simalarindan tanidiklari adamlara «Toplulugunuz, topladiginiz mal ve buyukluk taslamalariniz size fayda vermedi Allah'in rahmetine erdirmeyecegine yemin ettikleriniz bunlar miydi? Oysa Allah onlara soyle der: «Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksiniz.»

Celal Yıldırım

Allah'ın rahmetine eriştirmiyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıdır ? derler. Derken onlara : «Girin Cennet'e, size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de !» (diye ilâhî buyruk tecelli eder).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?” (Cennet ehline de şöyle derler:) “Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz.”

Diyanet İşleri

"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Diyanet İşleri (eski)

(48-49) Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: 'Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız.'

Diyanet Vakfi

Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?» (ve cennet ehline dönerek): «Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz» (derler).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Allah onları hiç bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?» (Cennetliklere dönerek): «Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ı kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettikleriniz şunlar mıydı?" dedikten sonra berikilere dönüp: "Girin cennete size korku yok, artık asla üzülmeyeceksiniz de." demektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta şunlarmıydı o sizin Allah bunları kabil değil rahmetine irdirmez diye yemin ettikleriniz? dedikten sonra berikilere dönüb "girin Cennete size korku yok artık siz mahzun olacak değilsiniz" demektedirler

Erhan Aktaş

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" Onlara: "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" Onlara: "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek." diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Onlara: "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Fizilal-il Kuran

Allah onları hiçbir rahmete erdirmez diye haklarında yemin ederek küçümsediğiniz kimseler bunlar mıydı? Bu arada Allah onlara «Giriniz cennete, sizin için hiçbir korku sözkonusu değil artık, hiç üzülmeyeceksiniz» der.

Gültekin Onan

"Kendilerine Tanrı'nın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."

Hamdi Döndüren

“Allah’ın, kendilerini hiçbir nimete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?” (Sonunda onlara), “Siz de girin cennete; artık size ne korku vardır, ne de üzüleceksiniz!” (denir).

Hasan Basri Çantay

"Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyeceğine yemin etdiğiniz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hiç bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak değilsiniz".

Hasib Asutay

(Bir zamanlar) 'Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar (değil) mi? (Şimdi onlara), Girin cennete! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülecekler de değilsiniz,' (derler).

Hayrat Neşriyat

(Yine A'râf ehli:) 'Allah, onları hiçbir rahmete eriştirmeyecek, diye yemînettiğiniz (hor gördüğünüz) kimseler bunlar mı?' (derler). (Sonra A'râf ehline de şöyle denilir:) 'Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz mahzûn olmayacaksınız!'

İbni Kesir

Bunlar mıydı ki; kendilerini Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin etmiştiniz. Girin cennete; size hiç bir korku yoktur ve sizler üzülecek de değilsiniz.

Mehmet Okuyan

(Haklarında) ‘Allah’ın merhameti onlara ulaşmaz!’ diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?” (Oysa onlara:) “Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.” (denecektir).

Muhammed Esed

Bir vakit haklarında, 'Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz! diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, (bu onurlandırılmış kimseler) mi? (Oysa, bakın, şimdi onlara:) "girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)".

Mustafa İslamoğlu

(Cennet yolcularını işaret ederek) "İşte şunlar, bir zamanlar "Allah rahmetini onlara asla ulaştırmaz!" diye yeminler ettiğiniz, (şimdi ise) kendilerine "Girin cennete! Sizin için gelecek endişesi yok, geçmişten dolayı hüzün duymak da yok!" deniler kimseler değiller mi?"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ya o kimseler mi idi ki, «Allah onları rahmetine nâil etmez,» diye yemin ediyordunuz! Cennete giriniz, size ne bir korku vardır ve ne de siz mahzun olacaksınız.

Ömer Öngüt

“Allah'ın rahmetine eriştirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıdır?” (Ve cennet ehline dönerek derler ki): “Girin cennete! Artık size hiçbir korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız. ”

Suat Yıldırım

(48-49) A’râf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."

Süleyman Ateş

"Allah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

(Cennete girecek olanları göstererek şöyle derler:) Sizin "Allah iyilikte bulunmaz." diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Cezasını çeken cennetliklere şöyle denir:) "Siz cennete girin. Artık üzerinizde ne bir korku kalacak ne de siz üzüleceksiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ey cehennemlikler!) ‘Allah onlara bir iyilikte bulunmaz' diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah'ın ikramına kavuşanlar) ‘Sizler Cennet'e girin. Üzerinizde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.' "

Şaban Piriş

Bunlar mıydı o sizin, "Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir" diye yemin ettikleriniz? derler. -Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!

Tefhim-ul Kuran

«Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için hiç bir korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız.»

Ümit Şimşek

'Şu Cennetlikler ise, 'Allah bunlara rahmetini eriştirmez' diye yemin ettiğiniz kimseler değil miydi?' Derken onlara da 'Cennete girin,' denir. 'Artık ne bir korku vardır size, ne de üzülürsünüz.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Şunlar mıydı o, 'Allah kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecek' diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetlikler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

“Allah onlara mərhəmət nəsib etməyəcəkdir”– deyə barəsində and içdiyiniz kəslər bunlardırmı?” Sədd əhlinə deyiləcəkdir: “Cənnətə girin! Sizə heç bir qorxu yoxdur və siz kədərlənməyəcəksiniz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Və fağır, yoxsul möʼminləri kafirlərin böyüklərinə göstərərək:) ″Allah onları Öz mərhəmətinə nail etməyəcək, -deyə and içdiyiniz kəslər bunlarmıdır?″ – söyləyəcəklər. (O anda Allah həmin möʼminlərə müraciətlə belə buyuracaq:) ″Cənnətə daxil olun. Sizin heç bir qorxunuz yoxdur və siz qəm-qüssə görməyəcəksiniz!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sind das die Menschen, von denen ihr einst geschworen habt, Gott würde ihnen nie Seine Barmherzigkeit erweisen? Ihnen wird verkündet: ʺTretet ins Paradies ein! Ihr habt nichts zu befürchten und sollt nicht traurig sein.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sind das diejenigen, von denen ihr geschworen habt, Allah werde ihnen keine Barmherzigkeit erweisen? - Geht in den (Paradies)garten ein! Über euch soll keine Furcht kommen, noch sollt ihr traurig sein.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sind das jene, von denen ihr (einst) geschworen habt, Allah würde ihnen keine Barrnherzigkeit erweisen?ʺ Geht ein in das Paradies; keine Furcht soll über euch kommen, noch sollt ihr traurig sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sind diese (Mumin) etwa diejenigen, von denen ihr geschworen habt, daß ALLAH ihnen keinerlei Gnade erweisen würde?! (Ihr, Mumin!) Tretet in die Dschanna ein und um euch gibt es weder Angst, noch werdet ihr traurig sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They add: "Are those not they you declared on oath that Allah would never extend His mercy to them!". "As you can clearly see, Allah has greeted them and said to them". I bid you a hearty welcome; go into the world of splendour and surpassing beauty, the world of Paradise and Eternity where you shall have no ground for alarm nor shall you come to grief.

Abdul Haleem

And are these the people you swore God would never bless? [Now these people are being told], "Enter the Garden! No fear for you, nor shall you grieve."’

Abdullah Yusuf Ali

"Behold! are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy would never bless? Enter ye the Garden: no fear shall be on you, nor shall ye grieve."

Abul A'la Maududi

Are these not the ones of whom you swore that Allah shall grant them nothing of His mercy?' To such it will be said: 'Enter Paradise. You have no cause to fear, nor shall you grieve.'

Aisha Bewley

Are these the people you swore that Allah’s mercy would never reach?’ ‘Enter the Garden. You will feel no fear and know no sorrow.’

Al-Hilali & Khan

Are they those, of whom you swore that Allâh would never show them mercy. (Behold! It has been said to them): "Enter Paradise, no fear shall be on you, nor shall you grieve."

Ali Quli Qarai

Are these the ones concerning whom you swore that Allah will not extend them any mercy?’ ‘Enter paradise! You shall have no fear, nor shall you grieve. ’

Amatul Rahman Omar

`Are these (owners of Paradise) the ones about whom you swore that Allâh would not extend His mercy to them?' (Allâh has ordered them, ) `Enter Paradise! No fear shall remain on you, nor ever shall you grieve. '

Arthur John Arberry

Are these the ones that you swore God would never reach with mercy?' 'Enter Paradise; no fear upon you, nor shall you sorrow.

Bijan Moeinian

They will continue: "Are not these inmates of Paradise the same people whom you [were making fun of and] swore that God would never shower them with any blessing? [Now listen to the voice saying: ] "Enter into Paradise where you will never feel any fear or sadness. "

E. Henry Palmer

are these those ye swore that God would not extend mercy to? Enter ye Paradise; there is no fear for you, nor shall ye be grieved. '

Edip-Layth

"Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy? "Enter paradise, there is no fear for you nor will you grieve."

George Sale

Are these the men on whom ye sware that God would not bestow mercy? Enter ye into paradise; there shall come no fear on you, neither shall ye be grieved.

Hamid S. Aziz

Behold, are these others not those of whom you swore, that Allah would not extend mercy? But it is said to them "Enter you Paradise; there is no fear for you, nor shall you be grieved. "

Mahmoud Ghali

Are these the ones that you swore Allah would not allow them to attain (any) mercy?" "Enter the Garden; no fear will (be) upon you, nor will you grieve. "

Marmaduke Pickthall

Are these they of whom ye swore that Allah would not show them mercy? (Unto them it hath been said): Enter the Garden. No fear shall come upon you nor is it ye who will grieve.

Mohamed Ahmed - Samira

(Then pointing to the inmates of Paradise, they will say): "Are they not those of whom you had sworn and said: 'God will not have mercy on them?' (And yet they have been told,) 'Enter Paradise where you will have no fear or regret. '"

Muhammad Asad

Are those [blessed ones] the self-same people of whom you once solemnly declared, `Never will God bestow His grace upon them'? [For now they have been told,] `Enter paradise; no fear need you have, and neither shall you grieve!"'

Mustafa Khattab

Are these ˹humble believers˺ the ones you swore would never be shown Allah’s mercy?" ˹Finally, those on the heights will be told:˺ "Enter Paradise! There will be no fear for you, nor will you grieve.”

Progressive Muslims

Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy "Enter Paradise, there is no fear for you nor will you grieve. "

Sahih International

[ Allah will say], "Are these the ones whom you [inhabitants of Hell] swore that Allah would never offer them mercy? Enter Paradise, [O People of the Elevations]. No fear will there be concerning you, nor will you grieve."

Sam Gerrans

“Are these they whom you swore God would never reach with mercy?” — “Enter the Garden! You need not fear, nor will you grieve!”

Shabbir Ahmed

And pointing to the dwellers of the Garden, they will say, "Are these not the people about whom you used to swear that Allah will never bestow His Grace upon them? They are entering the Garden where there will be no fear or grief. " (They will make it clear that the Divine Law favors no particular peoples. Obeying His Laws brings His Grace and Bounties"). Follow His Laws and, "Enter the paradise of your own making, the society where there shall be no fear nor grief."

Syed Vickar Ahamed

"Look! Are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy will never bless?" It has been said to them: "You enter the Garden: There shall be no fear on you, and you shall not be sorrowful. "

Taqi Usmani

Is it these (people of Paradise) about whom you swore that Allah would not allow His mercy to reach them?" (It will be said to such people,) "Enter Paradise; there will be no fear for you, nor shall you grieve.”

The Monotheist Group

"Were these not the ones whom you swore God would not grant them of His mercy?" Enter the Paradise, there is no fear for you nor will you grieve.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Est-ce donc ceux-là au sujet desquels vous juriez quʹils nʹobtiendront de la part dʹAllah aucune miséricorde...? - Entrez au Paradis! Vous serez à lʹabri de toute crainte et vous ne serez point affligés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Xwedê ji ehlê êgir re dibêje:) Ma evê ha bûn, ew ên ku we sond dixwar ku Xwedê dilovaniyê li wan nake (û naçine cenetê)? (Paşê ji wan re tê gotin:) De têkevin cenetê, ne tirs ji bo we heye ne jî hûn xemgîn dibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zijn dezen het van wie jullie gezworen hadden dat God hun Zijn barmhartigheid niet zou betonen? -- Gaat de tuin binnen. Jullie hebben niets te vrezen noch zullen jullie bedroefd zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zijn dit de menschen nopens wie gij hebt gezworen, dat God hun geene genade zou schenken? Treedt gij in het paradijs, geene vrees zal over u komen; nimmer zult gij bedroefd worden.

Hollandaca — Siregar

(Zij dit op de Aʹrâf zitten zeggen:) ʺZijn dezen (de gelovigen) degenen waarvan jullie hebben gezworen dat Allah hen niet met Barmhartigheid zou bereiken?ʺ (Tot de gelovigen zal worden gezegd:) ʺGaat het Paradijs binnen, er zal geen vrees over jullie komen, noch zullen jullie treuren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не об этих ли [о бедных и беспомощных верующих, которые уже в Раю] вы клялись, что Господь не проявит им Своего милосердия? (И Аллах Всевышний воззовет к тем, кто на преграде): «Входите в Рай, нет страха для вас [нет для вас никакого уже наказания], и не будете вы опечалены (тем, что уже прошло)!»

Rusça — Osmanov

А не тем ли, о которых вы твердили и клялись, что Господь не осенит их Своей милостью, [будет сказано]: ʺВойдите в рай. Вам нечего страшиться, и не будете вы опечаленыʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och var det dessa (saliga) ni menade, när ni svor på att de aldrig skulle nås av Guds barmhärtighet? - (de som nu blivit uppmanade:) ʹStig in i paradiset! (Här) skall ni inte känna någon fruktan och ingen sorg skall tynga er!ʹ”