A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ بِسِيمٰيهُمْ قَالُوا مَا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

ve nādā eSHābu l-eǎ'rāfi ricālen yeǎ'rifūnehum bi sīmāhum ḳālū mā eğnā ǎnkum cem'ǔkum ve mā kuntum testekbirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنَادٰٓىve nādāن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantıve seslendiler
2اَصْحَابُeSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkı
3الْاَعْرَافِl-eǎ'rāfiع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat DağıA'raf
4رِجَالًاricālenر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.birtakım adamlara
5يَعْرِفُونَهُمْyeǎ'rifūnehumع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıtanıdıkları
6بِسِيمٰيهُمْbi sīmāhumس و مPazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmekyüzlerinden
7قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
8مَا
9اَغْنٰىeğnāغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettihiçbir yarar sağlamadı
10عَنْكُمْǎnkumsize
11جَمْعُكُمْcem'ǔkumج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.topluluğunuzun
12وَمَاve māne de
13كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsize
14تَسْتَكْبِرُونَtestekbirūneك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslamanız

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

A'râf erleri, yüzlerinden tanıdıkları kişilere nidâ edip derler ki: Ne malınızın çok oluşu, ne sayınızın fazla bulunuşu, ne de kulluk etmeye tenezzül etmeyip ululanmanız bir fayda vermedi size.

Abdulkadir Gölpınarlı

Aʼrâf erleri, yüzlerinden tanıdıkları kişilere nidâ edip derler ki: Ne malınızın çok oluşu, ne sayınızın fazla bulunuşu, ne de kulluk etmeye tenezzül etmeyip ululanmanız bir fayda vermedi size.

Adem Uğur

(Yine) A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.

Ahmed Hulusi

A'raf ehli, simalarından kendilerini tanıdıkları (bazı cehennem ehli) ricale seslenerek şöyle dediler: "Ne zenginliğinizin, ne de büyüklenmenizin size hiçbir faydası olmadı!"

Ahmet Tekin

Sur’un burçlarındakiler, Â’râf görevlileri, cehennem ehlinden kimliklerini, aldıkları cezaları simalarından okuyarak tanıdıkları güç ve iktidar sahibi şahıslara: 'Ne topluluğunuz, gücünüz, ne kibiriniz, gururunuz, ne serkeşliğiniz, zorbalığınız size bir fayda sağladı, sizi Allah’ın azâbından kurtaramadı' derler.

Ahmet Varol

A'raf'ta bulunanlar simalarından tanıdıkları birtakım adamlara şöyle seslenirler: 'Çokluğunuz (veya biriktirdikleriniz) ve büyüklenmeleriniz size bir yarar sağlamadı.

Ali Bulaç

Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."

Ali Fikri Yavuz

Yine A’raf ehli, (kâfirlerin elebaşlarından kara) simalarıyla tanıdıkları bir takım adamlara nida edip diyecekler ki: “- Gördünüz mü? topladığınız mallarla yârânınız, kibirle azametiniz, size hiç fayda vermedi.”

Ali Rıza Safa

Orta yerin yoldaşları, yüzünden tanıdıkları adamlara seslenerek, şöyle derler: "Çokluğunuz ve büyüklük taslamanız, size yarar sağlamadı!"

Bayraktar Bayraklı

Yine A'raf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı."

Bekir Sadak

(48-49) Burclarda olanlar, simalarindan tanidiklari adamlara «Toplulugunuz, topladiginiz mal ve buyukluk taslamalariniz size fayda vermedi Allah'in rahmetine erdirmeyecegine yemin ettikleriniz bunlar miydi? Oysa Allah onlara soyle der: «Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksiniz.»

Celal Yıldırım

A'ra f'dakiler simalarından tanıdıkları adamlara seslenerek, «Ne topluluğunuz ve topladığınız, ne de büyüklenip gururlandığınız şeyler sizi müstağni kılmıştır; size bir yarar da sağlamamıştır» (derler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

A‘râf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: “Ne topladığınız güç ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı.

Diyanet İşleri

A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

Diyanet İşleri (eski)

(48-49) Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: 'Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız.'

Diyanet Vakfi

(Yine) A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: «Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: «Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O A'raf sakinleri, simalarından tanıdıkları bir takım kimselere şöyle seslenirler: "Gördünüz mü, cemiyetinizin ve kibirli davranmanızın size hiçbir yararı olmadı!

Elmalılı Hamdi Yazır

O ashabı A'raf simalariyle tanıdıkları bir takım ricale de nida edib: gördünüz mü cem'iyyetinizin ve yaptığınız kibr-ü azametin size hiç faidesi olmadı

Erhan Aktaş

A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da, tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

A'raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da, tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.

Fizilal-il Kuran

Bu tepelerdekiler, simalarından tanıdıkları bazı azılı kâfirlere de şöyle seslenirler. «Ne kalabalığınız ve ne de şımarmanıza yolaçan güçleriniz size yarar sağlamadı.»

Gültekin Onan

Orta yerdeki (A'raf'daki) adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen bir takım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."

Hamdi Döndüren

A’râf halkı, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: “Zenginliğiniz ve büyüklük taslamanız, size burada hiçbir yarar sağlamamış!”

Hasan Basri Çantay

(Yine) a'raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebaşı) birtakım adamlara şöyle nida ederek derler: "Ne çokluğunuz (yahut topladığınız mallar), ne de (hakka karşı) yeltenmekde devam etdiğiniz o kibr (-ü azamet) size hiç bir faide vermedi".

Hasib Asutay

A'raf ehli yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlara da seslenerek: ' Ne çokluğunuz ne de büyüklük taslamanız size hiçbir yarar sağlamadı' derler.

Hayrat Neşriyat

A'râf ehli, kendilerini sîmâlarından tanıdıkları (Cehennem ehli) birtakım adamlara da seslenerek derler ki: '(Mal ve tarafdar) toplamanız ve büyüklük taslamakta olmanız(bugün) size bir fayda vermedi!'

İbni Kesir

A'raf ashabı; simalarıyla tanıdıkları adamlara seslenirler: Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi, derler.

Mehmet Okuyan

A‘raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları (cehennemdeki) kişilere şöyle seslenecek ve diyecekler ki: “Çokluğunuzun da kibirlenmenizin de size hiçbir yararı olmadı.

Muhammed Esed

Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, görünüşlerinden (günahkar olduklarını) çıkardıkları kimselere: "Ne sağladı size" diye seslenecekler, "maldan, (mülkten) biriktirmeniz; geçmişinizle o boş kurumlanmanız?

Mustafa İslamoğlu

Ve (sözkonusu) ayırdetme yeteneğine sahip olanlar, belirtilerinden kim olduklarını çıkardıkları kimselere seslenecekler: "Sahi, ne sağladı size taraftarlarınız / mal-mülkünüz ve böbürlendiğiniz o nesneler?"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve ashâb-ı A'râf simalarıyla tanıdıkları birtakım kişilere de nidâ ederek derler ki: «Size ne cemiyetiniz ve ne de yaptığınız tekebbür bir faide vermiş olmadı.»

Ömer Öngüt

A'raf ehli simâlarından tanıdıkları adamlara seslenerek derler ki: “Ne taraftarlarınızın çokluğu, ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir fayda sağlamadı. ”

Suat Yıldırım

(48-49) A’râf ashabı, simalarından tanıdıkları bir kısım kimselere seslenip: "Gördünüz ya, ne topladığınız mallarınızın, ne onca taraftarlarınızın, ne de büyüklük taslamalarınızın ve o çalımlarınızın size hiç bir faydası olmadı!" O cennetlikleri göstererek "Sahi, şunlar "Allah, bunları asla lütfuna nail etmez." diye yeminler edip hor gördüğünüz kimseler değil miydi? İşte onların ne yüce mevkide olduklarını şimdi anladınız değil mi? derler ve sonra o cennetliklere dönerek: "Buyurun girin cennete, derler, size korku ve endişe olmadığı gibi, siz asla üzüntü de görmeyeceksiniz."

Süleyman Ateş

A'raf halkı, yüzlerindeki işaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da ünleyerek dediler ki: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiçbir yarar sağlamadı."

Süleymaniye Vakfı

A'raf ahalisi, (Cennet ile cehennem arasındaki yüksek tepelerden) yüzlerinden tanıdıkları bazı kimselere de şöyle seslenirler: "Gördünüz mü? Ne çevrenizdekilerin size bir yararı oldu ne de büyüklenmenizin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

A'raf ahalisi, yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlara da şöyle seslenirler: "Gördünüz mü? Sizlere ne taraftarlarınızın bir yararı oldu ne de büyüklenmenizin.

Şaban Piriş

A'raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: -Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.

Tefhim-ul Kuran

Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: «Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamalarınız (istikbârınız) size bir yarar sağlamadı.»

Ümit Şimşek

A'râf ehli, yüzlerinden tanıdıkları bir kısım adamlara seslenirler ve derler ki: 'Ne çokluğunuz, ne de büyüklük taslayıp durmanız size bir yarar sağlamamış!

Yaşar Nuri Öztürk

A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip şöyle derler: "Bir araya gelmeniz de büyüklük taslamanız da size hiçbir yarar sağlamadı."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sədd əhli əlamətlərindən tanıdıqları adamları səsləyib deyəcəklər: “Sizə nə yığdıqlarınız, nə də təkəbbürlük göstərməyiniz fayda vermədi”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əʼraf əhli üzlərindən tanıdıqları adamlara müraciət edib: ″Sizə nə yiğdığınız mal-dövlət, nə də təkəbbürünüz fayda verdi″, - deyəcək.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Männer auf den Höhen werden den Menschen, die sie an ihren Merkmalen erkennen, zurufen: ʺWas nützen euch hier eure große Zahl und eure Überheblichkeit?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und die Leute der Höhen rufen Männern, die sie an ihren Merkmalen erkennen, zu. Sie sagen: ʺEs hat euch eure Ansammlung, und daß ihr euch hochmütig zu verhalten pflegtet, nicht genützt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die (Leute) in den Höhen rufen den Leuten, die sie an ihren Merkmalen erkennen, zu (und) sagen: ʺNichts hat euch das gefruchtet, was ihr zusammengebracht habt, und auch euer Hochmut (hat euch nichts gefruchtet)

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Zugehörigen von Al-ʹaraf haben dann (Kafir-)Männern, die sie an ihrer Miene erkannten, zugerufen, sie sagten (ihnen): ʺWas hat euch eure Menge und das, was ihr an Überheblichkeit praktiziert habt, genützt?

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then those on the heights shall address those whom they recognize by the language spoken by there countenances: " Do you now realize that all that you had amassed of wealth and all the multitudinous you associated with did not avail you a useful purpose nor did your inordinate self-esteem!"

Abdul Haleem

and the people of the heights will call out to certain men they recognize by their marks, ‘What use were your great numbers and your false pride?

Abdullah Yusuf Ali

The men on the heights will call to certain men whom they will know from their marks, saying: "Of what profit to you were your hoards and your arrogant ways?

Abul A'la Maududi

And the people of the Heights will cry out to the men whom they would recognize by their marks. saving: 'Neither your numbers nor the riches of which you were proud availed you.

Aisha Bewley

The Companions of the Ramparts will call out to men they recognise by their mark, saying, ‘What you amassed was of no use to you, nor was your arrogance.

Al-Hilali & Khan

And the men on Al-A‘râf (the wall) will call unto the men whom they would recognise by their marks, saying: "Of what benefit to you were your great numbers (and hoards of wealth), and your arrogance (against Faith)?"

Ali Quli Qarai

And the occupants of the Elevations will call out to certain men whom they recognize by their marks, ‘Your rallying did not avail you, nor what you used to disdain.

Amatul Rahman Omar

The occupants of the elevated places will call out to certain men (from the fellows of the Fire), whom they will recognise by their appearance, `Behold! neither your multitude nor that (amassing) in which you took pride have been of any avail to you.

Arthur John Arberry

And the dwellers on the Battlements shall call to certain men they know by their sign: 'Your amassing has not availed you, neither your waxing proud.

Bijan Moeinian

Those among them who recognize some [unjust rich and famous] people [of their generation], will call upon them saying: "Your worldly wealth and position (that you were so proud of) did not come to your help. "

E. Henry Palmer

And the fellows on al Aaraf will cry out to the men whom they know by their marks, and say, 'Of no avail to you were your collections, and what ye were so big with pride about;

Edip-Layth

Those attending the identification station called on men they recognized by their features, they said, "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"*

George Sale

And those who stand on Al Araf shall call unto certain men, whom they shall know by their marks, and shall say, what hath your gathering of riches availed you, and that ye were puffed up with pride?

Hamid S. Aziz

And the Companions of the Height will call out to the men whom they know by their marks, and say, "Of what profit to you were your hoarding (of wealth), and what you were so arrogant about. "

Mahmoud Ghali

And the companions of the battlements will call out to men they recognize by their mark. They will say, "In no way has your gathering (i.e., your amassing, and your multitude) availed you, neither whatever you used to wax proud of.

Marmaduke Pickthall

And the dwellers on the Heights call unto men whom they know by their marks, (saying): What did your multitude and that in which ye took your pride avail you?

Mohamed Ahmed - Samira

Recognising them by their marks the men of al-A'raf will call (to the inmates of Hell): "Of what use was your amassing (of wealth) of which you were proud?"

Muhammad Asad

And they who [in life] had possessed this faculty of discernment will call out to those whom they recognize by their marks [as sinners], saying: "What has your amassing [of wealth] availed you, and all the false pride of your past?

Mustafa Khattab

Those on the heights will call out to some ˹tyrants in the Fire˺, who they will recognize by their appearance, saying, "Your large numbers and arrogance are of no use ˹today˺!

Progressive Muslims

And the people standing on the elevated platform called on men they recognized by their features, they said: "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for"

Sahih International

And the companions of the Elevations will call to men [within Hell] whom they recognize by their mark, saying, "Of no avail to you was your gathering and [the fact] that you were arrogant. "

Sam Gerrans

And the companions of the elevations will call to men, recognising them by their mark, saying: “What did it avail you, your accumulating, and that you waxed proud?

Shabbir Ahmed

The people on the Heights will recognize another group and say to them, "How did your multitude, the wealth you amassed and the things you took pride in, help you?"

Syed Vickar Ahamed

The men on the heights (of honor) will call certain (others) whom they will know by their marks, saying: "What profit to you were your heaps (of wealth) and your haughty (and unpleasant) habits?

Taqi Usmani

The people of A‘rāf will call out to the people (of Fire) whom they will recognize through their signs: "Your masses were not of any help to you, nor was the arrogance you used to show.

The Monotheist Group

And the people standing on the elevated platform called on men they recognized by their features, they said: "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et les gens dʹal-Aʹrâf, appelant certains hommes quʹils reconnaîtront par leurs traits caractéristiques, diront: ʺVous nʹavez tiré aucun profit de tout ce que vous aviez amassé et de lʹorgueil dont vous étiez enflés!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xelkê erafê gazî hinek zilaman dikin ku ew ji rûdêmên wan, wan nas dikin (ku ew bêbawer in), dibêjin: Ne piraniya we ne jî xwemezindêriya we tu feyde neda we.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij die op de kantelen zijn roepen naar mannen die zij aan hun kentekenen kennen. Zij zeggen: ʺHet bijeenvergaren heeft jullie niet gebaat, noch dat jullie hoogmoedig waren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij, die op Al Araf staan, zullen tot zekere menschen roepen, die zij aan hunne onderscheidingsmerken zullen herkennen; zeggende: Waartoe hebben uwe opeengehoopte rijkdommen en uw hoogmoed u gediend?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И возвестили люди (которые находятся на) преграде к людям, которых они узнают по их признакам [к предводителям неверующих]: «Не избавило вас собранное вами (в земной жизни) [ни имущество, ни ваши последователи] и то, что вы высокомерно гордились!

Rusça — Osmanov

Мужи, что на оградах, воззовут к мужам [ада], которых они узнают по их обличью, со словами: ʺНе помогло вам то, что вы накопили, и то, чем вы [так] кичилисьʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de som hade både insikt och urskillning skall ropa till dem som de igenkänner på deras kännetecken (som förnekare): ʺVilken nytta har ni av det som ni samlade (på hög) och vad tjänar nu ert högmod till