Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

وَاتَّخَذَ قَوْمُ مُوسٰى مِنْ بَعْدِهِ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَهُ خُوَارٌ اَلَمْ يَرَوْا اَنَّهُ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا اِتَّخَذُوهُ وَكَانُوا ظَالِمِينَ

ve tteḣaƶe ḳavmu mūsā min beǎ'dihi min Huliyyihim ǐclen ceseden lehu ḣuvārun e lem yerav ennehu lā yukellimuhum ve lā yehdīhim sebīlen tteḣaƶūhu ve kānū Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاتَّخَذَve tteḣaƶeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekve benimsediler
2قَوْمُḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi
3مُوسٰىmūsāموسىMusa'nın
4مِنْmin
5بَعْدِهِbeǎ'dihiب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmekendisinden sonra
6مِنْmin
7حُلِيِّهِمْHuliyyihimح ل يSüslemek, süs eşyaları ile donatmak veya süs eşyaları edinmek/yapmak.zinetlerinden yapılmış
8عِجْلًاǐclenع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.bir buzağı
9جَسَدًاcesedenج س دVücuda yapışmak veya pıhtılaşmak, O (kan) yapıştı veya yapışıktı, O (kan) kurudu, O (giysi) vücuda yapışacak şekilde yapıldı.heykelini
10لَهُlehuvardı onun
11خُوَارٌḣuvārunخ و رBöğürmek/alçak sesle böğürmek (öncelikle boğa veya sığır), birine doğru eğilmek/dönmek/meyletmek, zayıf/güçsüz/halsiz olmak, yumuşak veya kırılgan olmak, bayılmak/hafiflemek veya azalmak, - [su içen bir devede, khawar hem övülen bir özelliği ifade eder; yani susuzluğa ve yorgunluğa sabırla dayanmak: hem de yerilen bir özelliği; yani susuzluğa ve yorgunluğa dayanma sabrından yoksun olmak. (TA)] - sorgulamak, zorluk veya sıkıntıya dayanamamak, korkakça davranmak.böğürmesi
12اَلَمْe lem
13يَرَوْاyeravر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmediler mi ki
14اَنَّهُennehuo
15لَا
16يُكَلِّمُهُمْyukellimuhumك ل مKonuşmak, ifade etmek.ne kendilerine söz söylüyor
17وَلَاve lā
18يَهْدِيهِمْyehdīhimه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.ne de onlara gösteriyor
19سَبِيلًاsebīlenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepbir yol
20اِتَّخَذُوهُtteḣaƶūhuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonu benimsediler
21وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve oldular
22ظَالِمِينَZālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler(den)

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mûsâ'nın kavmi, o gittikten sonra ziynet eşyasından bir buzağı yaptılar. O buzağı, böğürüyordu da. O buzağının kendileriyle konuşmayacağını, onlara doğru yolu göstermeyeceğini görüp anlamadılar mı da ona sarıldılar ve kendilerine kıydılar, yazık ettiler.

Adem Uğur

(Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zalimler oldular.

Ahmed Hulusi

Musa'nın halkı ondan sonra (yani Musa'nın Tur'a çıkışından sonra), kendilerinin değerli süs eşyalarından meydana gelen, (buzağı gibi) böğürebilen buzağı heykeli edindiler. . . Fark edemediler mi ki o (heykel) onlarla ne kelam edebiliyor ne de bir yola hidayet edebiliyor? Onu (ilah) edindiler ve zalimler oldular (nefslerine zulmettiler)!

Ahmet Tekin

Mûsâ’nın arkasından kavmi, süs takılarından yapılmış, böğüren bir buzağı heykelini put haline getirmişlerdi. O buzağının kendileriyle konuşamayacağını, kendilerine bir yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı, düşünemiyorlar mıydı? Yine de onu put haline getirdiler, şirke girdiler, zâlim oldular.

Ahmet Varol

Musa'nın kavmi, onun ardından [9] süs eşyalarından yapılmış, buzağı görünümde ve böğürmesi olan bir heykeli (ilah olarak) benimsediler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve kendilerini bir yola iletmediğini görmediler mi? Onu benimsediler ve zalim kimseler oldular.

Ali Bulaç

(Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.

Ali Fikri Yavuz

Tûr’a çıkan Mûsa’nın arkasından, geride kalan kavmi, süs eşyalarından bir buzağı heykeli yapıp onu tanrı edindiler, ki onun bir böğürmesi de vardı. Buzağının kendileriyle konuşamayacağını, onlara bir yol gösteremiyeceğini görmediler mi de onu tanrı edindiler? Böylece zâlimlerden oldular.

Ali Rıza Safa

Musa toplumu, Onun arkasından, süs eşyasından böğürmesi olan bir buzağı heykeli edindi. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara doğru yolu göstermediğini görmediler mi? Onu edindiler ve kendilerine yazık ettiler.

Bayraktar Bayraklı

Musa'nın arkasından kavmi, ziynet takımlarından böğürebilen bir buzağı heykelini tanrı edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor. Onu tanrı olarak benimsediler ve zalimler oldular.

Bekir Sadak

Musa'nin ardindan milleti, ziynet takimlarindan, canliymis gibi boguren bir buzagi heykeli yaparak onu tanri edindiler. O buzaginin kendileriyle konusmadigini ve yol da gostermedigini gormediler mi? Onu tanri olarak benimseyip kendilerine yazik ettiler.

Celal Yıldırım

Musa'nın (belirlenen vakitte Tûr Dağı'na çıkması) ardından kavmi, kendi zînetlerinden üç boyutlu böğüren bir buzağı heykeli yapıp (tanrı) edindiler. O buzağının kendileriyle konuşamıyacağını ve bir yol da gösteremiyeceğini görmediler mi ?! Onu kendilerine ilâh edindiler; zaten onlar zâlimler idiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Tûr’a giden) Mûsâ ayrıldıktan sonra kavmi, ziynet eşyalarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor! Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zulümde karar kıldılar.

Diyanet İşleri

Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

Diyanet İşleri (eski)

Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.

Diyanet Vakfi

(Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zalimler oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa'nın arkasından kavmi tutmuş takılarından bir dana, böğüren bir heykel edinmişlerdi. Onun kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol göstermediğini görmemişler miydi? Fakat onu tanrı edindiler ve zalimdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musanın arkasından ise kavmi tutmuşlar huliyyatlarından bir dana: böğüren bir heykel idinmişlerdi, görmemişler miydi ki o, onlara bir söz de söyliyemezdi, bir yol da gösteremezdi, fakat onu idindiler ve zalim idiler

Erhan Aktaş

Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı heykelini benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve yol gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı heykelini benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve yol gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve hidayet yolunu gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.

Fizilal-il Kuran

Soydaşları, Musa'nın ardından, ziynet eşyalarından yapılmış, böğürme sesi verebilen bir buzağı heykelini ilâh edindiler. Oysa görmüyorlar mıydı ki, O onlarla ne konuşabiliyor ve ne de kendilerine bir yol gösterebiliyor? Onlar bu heykeli ilâh edinerek, zalimlerden oldular.

Gültekin Onan

(Tur'a gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapacak Tanrı) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (Tanrı) edindiler de zulmedenler oldular.

Hamdi Döndüren

Musa’nın kavmi, Musa (Tur’a gittikten) sonra ziynet takımlarından bir buzağı heykeli yaptılar ki onun buzağı gibi böğürmesi vardı. Onlar buzağının kendileriyle konuşmadığını, kendilerine bir yol da göstermediğini görmediler mi? Onlar onu tanrı edindiler ve böylece kendilerine yazık ediciler oldular.

Hasan Basri Çantay

("Tuur" a giden) Musanın arkasından kavmi zinet takımlarından bir buzağı heykel (i yapıb onu Tanrı) edindiler ki onun (inek gibi) bir böğürmesi de vardı. Onun kendileriyle konuşmayacağını, onlara bir yol da gösteremeyeceğini görmediler mi ki ona tutundular, kendilerine yazık ediciler oldular?

Hasib Asutay

(Tur'a çıkan) Musa'nın arkasından kavmi, süs eşyalarından böğürebilen bir buzağı heykelini (ilâh) edindiler. (46) Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor! (Böyleyken) onu ilâh edindiler ve zalimler oldular. (46. Hz. Musa'nın Tur'da kalma müddeti on gün uzatılınca, kavminden olan Samiri adında bir sanatkâr halkın ziynetlerini eriterek bir buzağı heykeli yaptı ve 'Sizin de Musa'nın da tanrısı budur, fakat o bunu unuttu' dedi. Buzağı içine rüzgâr girince canlıymış gibi böğürüyordu.)

Hayrat Neşriyat

Ve kendisinin (Tûr dağına gitmesinin) ardından Mûsâ’nın kavmi, ziynet eşyâlarından (yapılmış) böğürmesi olan bir buzağı heykelini (ilâh) edindiler; görmediler mi ki gerçekten o, ne onlarla konuşuyor, ne de onlara bir yol gösteriyor! Onu (ilâh) edindiler ve zâlimler oldular.

İbni Kesir

Musa'nın kavmi; onun ardından, zinet takımlarından canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve bir yol da göstermediğini görmediler mi ki, tanrı edindiler de zalimlerden oldular?

Mehmet Okuyan

Musa’nın kavmi, ondan (Sînâ’ya gidişinden) sonra ziynet (eşya)larından boğuk bir sese sahip bir ceset şeklindeki buzağı heykelini (ilah) edinmişti. O (buzağının) kendilerine konuşamadığını ve onlara yol gösteremediğini görmediler mi? Onu (ilah olarak) benimsemişlerdi ve zalimlerden olmuşlardı.

Muhammed Esed

Ve Musa'nın halkı, onun yokluğunda, süs eşyalarından (yaptıkları), içinden boğuk bir ses çıkaran bir buzağı heykeline tapmaya başladılar. Bunun kendileriyle ne konuşabileceğini ne de onlara hiçbir biçimde yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki? (Öyleyken yine de) ona tapmaya devam ettiler, çünkü zalim kimselerdi onlar:

Mustafa İslamoğlu

Ve Musa'nın halkı onun peşi sıra, takılardan mamul ses çıkaran bir buzağı heykelini ilah edindiler. Onlar onun kendileriyle konuşmayacağını, yol da göstermeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki! (Yine de onu) ilah edindiler; çünkü onlar bilinci altüst olmuş kimselerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Mûsa'nın kavmi, O'ndan sonra ziynet takımlarından bir buzağı böğürmesi olan bir heykel edindiler. Onlar görmediler mi ki, o kendileriyle konuşamaz ve onlara bir yol gösteremezdi. Onu (ilâh) edindiler ve zalimler oluverdiler.

Ömer Öngüt

Musa'nın kavmi; onun ardından kendi ziynetlerinden canlıymış gibi böğüren buzağı heykeli yaparak onu ilâh edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu ilâh olarak benimsediler ve zâlimler oldular.

Suat Yıldırım

Mûsâ Tevrat’ı almak için ayrıldıktan sonra ümmeti, zinet takımlarından, böğürür gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yapıp tanrı edindiler. Görmemişler miydi ki o heykel onlara hitap edemiyordu, kendilerine yol da gösteremiyordu. Fakat buna rağmen onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.

Süleyman Ateş

Musa kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mülakata gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Görmediler mi ki o, ne kendilerine söz söylüyor, ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zalimler(den) oldular.

Süleymaniye Vakfı

Musa'nın halkı, ondan sonra süs eşyalarından, böğürebilen bir boğa heykeli edindi. Onun kendileriyle konuşmayacağını ve kendilerine bir yol göstermeyeceğini görmediler mi? Onu ilah edindiler ve yanlışa dalan kimseler oldular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'nın halkı, ondan sonra süs eşyalarından boğa gibi böğüren bir sığır yavrusu yaptılar. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara yol göstermediğini görmüyorlar mıydı? Onu (ilah) edindiler ve yanlış yapan kimseler oldular.

Şaban Piriş

Musa'nın kavmi, onun ardından süs eşyalarından (yapılmış) böğüren bir buzağı heykelini ilah edindiler. onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol göstermediğini görmüyorlar mı? Ona bağlandılar, tapındılar ve kendilerine yazık ettiler.

Tefhim-ul Kuran

(Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi, süsleme eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.

Ümit Şimşek

Musa'nın arkasından, onun kavmi, ziynet eşyalarından böğüren bir buzağı heykeli yapıp onu tanrı edindi. Görmüyorlar mıydı ki, o heykel ne kendileriyle konuşur, ne de onlara bir yol gösterebilirdi. Onu tanrı edinmekle zalimlerden oldular.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa'nın kavmi, onun Allah'la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musanın ardınca qövmü öz zinət əşyalarından böyürən bir buzov heykəli düzəltdilər. Məgər bu heykəlin onlarla danışmadığını, onlara düz yol göstərmədiyini görmürdülərmi? Buna baxmayaraq ona məbud kimi sitayiş edib zalımlardan oldular.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Tur dağına gedən) Musanın ardınca tayfası öz bəzək-düzək şeylərindən (canlıymış kimi) böyürtüsü olan bir buzov heykəli düzəltdilər. Məgər (buzovun) onlarla danışmadığını, onlara bir yol göstərə bilmədiyini görmədilərmi? (Bununla belə) ona (buzova) tapınıb (özlərinə) zülm eləyən oldular.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das Volk von Moses nahm sich in seiner Abwesenheit als Götzen eine aus ihrem Schmuck geformte Statue eines Kalbes, die ein Blöken von sich gab. Merkten sie nicht, daß es nicht mit ihnen sprach und daß es ihnen nicht den rechten Weg wies? Sie vergötterten es einfach und taten damit eindeutig unrecht.

Almanca — Der Edle Quran

Und das Volk Musas nahm sich, nachdem er (weggegangen) war, aus ihren Schmucksachen (verfertigt) ein Kalb als Leib, der blökte. Sahen sie denn nicht, daß es nicht zu ihnen spricht und sie nicht den rechten Weg leitet? Sie nahmen es sich (als Götzen) und waren ungerecht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Leute Mosesʹ nahmen sich, nachdem er weggegangen war, aus ihren Schmucksachen ein leibhaftiges Kalb, das muhte. Sahen sie denn nicht, daß es nicht zu ihnen sprechen und sie nicht auf den rechten Weg führen könnte? Sie nahmen es sich, und sie wurden Frevler.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und die Leute von Musa nahmen sich nach dessen (Fortgang) aus ihrem Schmuck ein Kalb (als Götzen) - einen Körper, der muhte. Sahen sie etwa nicht, daß es weder mit ihnen spricht, noch sie auf den Weg rechtleiten kann?! Sie dienten ihm und waren Unrecht-Begehende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Influenced by idolatrous Egypt, the people of Mussa took advantage of his absence on the Mount, being absorbed in the intense spiritual communion with Allah, and melted all their gold ornaments and built a body in the image of a calf* lowing like cattle when down wind. Did they not perceive that it was mute! Never did it speak to them nor would it guide them or determine the course of events! Yet they reverenced it and adored it with appropriate acts and rites, and were wrongful of actions.

Abdul Haleem

In his absence, Moses’ people took to worshipping a mere shape that made sounds like a cow- a calf made from their jewellery. Could they not see that it did not speak to them or guide them in any way? Yet they took it for worship: they were evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

The people of Moses made, in his absence, out of their ornaments, the image of calf, (for worship): it seemed to low: did they not see that it could neither speak to them, nor show them the way? They took it for worship and they did wrong.

Abul A'la Maududi

And in the absence of Moses his people made the image of a calf from their ornaments, which lowed. Did they not observe that it could neither speak nor give them any guidance? And still they made it an object of worship. They were indeed wrong-doing.

Aisha Bewley

After he left, Musa’s people adopted a calf made from their ornaments, a form which made a lowing sound. Did they not see that it could not speak to them or guide them to any way? They adopted it and so they were wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

And the people of Mûsâ (Moses) made in his absence, out of their ornaments, the image of a calf (for worship). It had a sound (as if it was mooing). Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to the way? They took it (for worship) and they were Zâlimûn (wrong-doers).

Ali Quli Qarai

The people of Moses took up in his absence a calf [cast] from their ornaments —a body that gave out a lowing sound. Did they not regard that it did not speak to them, nor did it guide them to any way? They took it up [for worship] and they were wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

And the people of Moses in his absence, made out of their ornaments a calf; a mere frame (of saffron hue), with a lowing sound. Could they not see that it neither spoke to them, nor guided them to any way? Yet they took it (for god to worship) and became wrongdoers.

Arthur John Arberry

And the people of Moses took to them, after him, of their ornaments a Calf -- a mere body that lowed. Did they not see it spoke not to them, neither guided them upon any way? Yet they took it to them, and were evildoers.

Bijan Moeinian

While Moses was absent [receiving the most important code of behavior for the believers], his people melted down their jewelries to make the statue of a cow with a capacity to make a sound. Were they not able to see that it could not neither talk nor guide them to the right path? Yet they took it as their god; how unjust of them.

E. Henry Palmer

And Moses' people after him took to themselves of their ornaments a corporeal calf that lowed; did they not see that it could not speak with them, nor could it guide them in the path? They took it and they were unjust;

Edip-Layth

The people of Moses, in his absence, made from their ornaments the statue of a calf which had a sound. Did they not see that it could not speak to them, nor guide them to any way. They took it and turned wicked.

George Sale

And the people of Moses made, in his absence, out of their ornaments, a calf -- a lifeless body, producing a lowing sound. Did they not see that it spoke not to them, nor guided them to any way? They took it for worship and they were transgressors.

Hamid S. Aziz

And the people of Moses, after he had left them, chose (for worship) an image of a lowing calf (or one that seemed to low) made out of their ornaments. Did they not see that it could not speak to them or guide them in the path? They chose it and became wrongdoers (or unjust, unreasonable, irrational, superstitious people).

Mahmoud Ghali

And the people of Mûsa (Moses) took to themselves even after him, of their (diverse) ornaments, a corporeal Calf that had a lowing (voice). Did they not see that it did not speak to them nor did it guide them upon any way? They took it to themselves and were an unjust (people)..

Marmaduke Pickthall

And the folk of Moses, after (he left them), chose a calf (for worship), (made) out of their ornaments, of saffron hue, which gave a lowing sound. Saw they not that it spake not unto them nor guided them to any way? They chose it, and became wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

In the absence of Moses his people prepared the image of a calf from their ornaments, which gave out the mooing of a cow. Yet they did not see it could neither speak to them nor guide them to the right path. Even then they took it (for a deity) and did wrong.

Muhammad Asad

AND IN his absence the people of Moses took to worshipping the effigy of a calf [made] of their ornaments, which gave forth a lowing sound. " Did they not see that it could neither speak unto them nor guide them in any way? [And yet] they took to worshipping it, for they were evildoers:

Mustafa Khattab

In the absence of Moses, his people made from their ˹golden˺ jewellery an idol of a calf that made a lowing sound. Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to the ˹Right˺ Path? Still they took it as a god and were wrongdoers.

Progressive Muslims

And the people of Moses, in his absence, made from their ornaments the image of a calf which made a sound. Did they not see that it could not speak to them, nor guide them to any way They took it and they were wicked.

Sahih International

And the people of Moses made, after [his departure], from their ornaments a calf - an image having a lowing sound. Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to a way? They took it [for worship], and they were wrongdoers.

Sam Gerrans

And the people of Moses, while he was away, took up a calf out of their ornaments — a body that lowed. Did they not consider that it spoke not to them, neither guided them to a path? They took it up, and were wrongdoers.

Shabbir Ahmed

The people of Moses made up a calf out of their ornaments while Moses was on the Mount Sinai. They made it such that blowing into it produced a lowing sound. They didn't even see that it couldn't talk to them or show them any way. Still they chose it as a god, and thus wronged their own "Self".

Syed Vickar Ahamed

During his absence, the People of Musa (Moses), from their (own) ornaments made, the image of a calf, (for worship): It seemed so low (and improper): (That also, it had a low pitch sound when struck) did they not see that it could not speak to them, nor show them the Way? They took it (for worship) and they did wrong.

Taqi Usmani

And in the absence of Mūsā, his people made a calf from their ornaments, which was merely a sculpture with a moaning sound. Did they not see that it neither talked to them nor could it guide them to any way? They adopted it (as god), and were so unjust.

The Monotheist Group

And the people of Moses, in his absence, made from their ornaments a sculpture of a calf that emitted a cry. Did they not see that it could not speak to them, nor guide them to any way? They took it and they were wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et le peuple de Moïse adopta après lui un veau, fait de leurs parures: un corps qui semblait mugir. Nʹont-ils pas vu quʹil ne leur parlait point et quʹil ne les guidait sur aucun chemin? Ils lʹadoptèrent (comme divinité), et ils étaient des injustes.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En het volk van Moesa maakte zich na zijn vertrek van hun sieraden een kalf, als een lichaam met geloei. Zagen zij dan niet dat het niet tot hen kon spreken en hun niet de weg kon wijzen? Zij namen het aan en pleegden onrecht.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het volk van Mozes nam, na zijn vertrek, een lichamelijk kalf, dat loeide, van hunne versierselen vervaardigd. Zagen zij niet, dat ik niet tot hen sprak, noch hen op den weg geleidde? Maar zij beschouwden het als hunnen god en handelden slecht.

Hollandaca — Siregar

En het volk van Môesa maakte, na zijn vertrek (naar de berg Thôer). van hun (gouden) sieraden (een afgodsbeeld met) het lichaam van een kalf dat een loeiend geluid maakte. Beseften zij niet dat het in werkelijkheid niet tot hen kon spreken en hen geen weg kon wijzen? Zij namen het (ter aanbidding) en zij waren onrechtplegers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И взял [сделал] себе народ Мусы после него [после того, как Муса ушел от них, чтобы говорить со своим Господом] из своих украшений [из золота] тельца (чтобы поклоняться ему) имеющего форму (теленка), (и сделали в нем отверстие и при ветре) он (издавал звук как) мычание (быка). Разве они не знали (досл. – видели), что он [золотой телец] не говорил с ними и не указывал им истинный путь? Они взяли его себе и были злодеями (по отношению к самим себе).

Rusça — Osmanov

Пока Муса отсутствовал, [находясь на горе Синай], его народ из своих [золотых] украшений отлил [идола для поклонения] в виде изваяния тельца, который мычал то. Разве они не видели, что [телец] не разговаривал с ними и не вел их прямым путем? Они стали поклоняться ему [как божеству] и стали нечестивцами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH SEDAN Moses lämnat dem satte folket upp en bild, till formen lik en kalv, (tillverkad) av deras guldsmycken, en kropp som lät höra ett bölande ljud. Märkte de inte att den varken talade till dem eller gav dem vägledning? De tillbad den (som gud) och gjorde därmed sig själva svår orätt.