(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهِينٍ هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَثِيمٍ عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَنِيمٍ اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

ve lā tuTiǎ' kulle Hallāfin mehīnin / hemmāzin meşşā'in bi nemīmin / mennāǐn li l-ḣayri muǎ'tedin eṧīmin / ǔtullin beǎ'de ƶālike zenīmin / en kāne ƶā mālin ve benīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve
2تُطِعْtuTiǎ'ط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at etme
3كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihiçbirine
4حَلَّافٍHallāfinح ل فYemin etmek, ant içmek. Birleşmek, anlaşma veya sözleşme yapmak, bir şeye bağlanmak/yapışmak/sıkı tutunmak, kardeşlik kurmak.yemin edip duran
5مَهِينٍmehīninم ه نBir şeyi hizmet veya iş için kullanmak, bir şeyi değersiz görmek, aşağılık veya sefil olmak, zayıf olmak, az muhakeme ve ayırt etme gücüne sahip olmak.aşağılık
1هَمَّازٍhemmāzinه م زArkadan konuşmak, karalamak, darbeyle geri itmek, çimdiklemek, geri püskürtmek, kusur bulmak, kötülük önermek, kırmak, (yere) fırlatmak, sıkmak, ısırmak.kötüleyip duran
2مَشَّاءٍmeşşā'inم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakgötürüp getiren
3بِنَمِيمٍbi nemīminن م مKoku yaymak veya yaydırmak, kötü niyetle konuşmak, anlaşmazlık yaratmak için konuşmayı yalanlarla doldurmak, yaramazlık yapmak, iftira ve karalama hikayeleriyle dolaşmak.söz
1مَنَّاعٍmennāǐnم ن عEngellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak, güçlendirmek veya tahkim etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz veya erişimi zor hale getirmek.engel olan
2لِلْخَيْرِli l-ḣayriخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayra
3مُعْتَدٍmuǎ'tedinع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmeksaldırgan
4اَثِيمٍeṧīminا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünahkar
1عُتُلٍّǔtullinع ت لOnu sürükleyip çeken veya kaba/şiddetli bir şekilde sürükleyen, kaçırıp götüren, iten/zorlayan, kötülük yapmaya acele eden bir adam, vermeyi reddeden büyük bir yiyici, öğütten kaçınan veya tartışmada şiddetli olan kişi, mizaçta kaba/bayağı/soylu olmayan/aşağı/kaba/kaba olan.kaba
2بَعْدَbeǎ'deب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra da
3ذٰلِكَƶālikebundan
4زَنِيمٍzenīminز ن مAşağılık, soylu olmayan, kötü, şeytani karakter.kötülükle damgalı
1اَنْendiye
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmuş
3ذَاƶāsahibi
4مَالٍmālinم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mal
5وَبَنِينَve benīneب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileve oğullar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ayrıca da çirkin ve kötü huylu soysuza.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ayrıca da çirkin ve kötü huylu soysuza.

Adem Uğur

Kaba ve kötülükle damgalı,

Ahmed Hulusi

Tutucu cahile, üstelik inkarıyla damgalıya!

Ahmet Tekin

Saygısız zorbalara, sonra da, soysuz, zina mahsulü, damgalı dalkavuklara boyun eğme.

Ahmet Varol

Kaba ve bütün bunlardan sonra soyu belirsiz.

Ali Bulaç

Zorba, saygısız, sonra da kulağı kesik;

Ali Fikri Yavuz

Zorbayı, bütün bunlarla beraber soysuz olan yardıkçıyı...

Ali Rıza Safa

Zorbaya; sonra da kötülük damgası vurulmuş olana.

Bayraktar Bayraklı

Kaba ve haşin, bütün bunların ötesinde soysuza da uyma!

Bekir Sadak

(10-14) Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asiri giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar disinda bir de soysuzlukla damgalanmis kimseye, mal ve ogullari vardir diye aldiris etmeyesin.

Celal Yıldırım

(10-11-12-13-14) Çok yemin eden, değersiz alçak, kusur araştırıp leke süren, ikiyüzlülük edip söz götürüp getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları çiğneyen, günah işleyen, kaba ve şerefsiz ve sonra da soysuz olan hiçbir kimseye —mal ve oğullar sahibi de olsa— boyun eğme.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(10-11-12-13-14) Olur olmaz yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp iğneleyen, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günahkâr, huysuz ve kaba, üstelik karakteri bozuk kimselere, serveti ve çocukları var diye sakın boyun eğme.

Diyanet İşleri

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Diyanet İşleri (eski)

(10-14) Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Diyanet Vakfi

(10-14) (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

zobu (kaba), sonra da takma (soysuzlukla damgalı),

Elmalılı Hamdi Yazır

zobu, sonra da dakma (zenim)

Erhan Aktaş

Zorba, kötü karakterli kimselere;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zorba, kötü karakterli kimselere;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zorba, asalak kimselere;

Fizilal-il Kuran

Kaba, sonra da soysuz, alçak.

Gültekin Onan

Zorba, saygısız, sonra da kulağı kesik,

Hamdi Döndüren

Kaba, sonra da kötülükle damgalı kimseye,

Hasan Basri Çantay

(10-11-12-13) (Doğruya da, eğriye de) alabildiğine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (ötekini berikini) daima ayıblayan, (gammazlıkla) laf getirib götürmiye koşan, (insanları) hayırdan durmayıb men'eyleyen aşırı zaalim, çok günahkar, kaba, haşin, bütün bunlardan başka da kulağı kesik (damgalı soysuz) olan her kişiyi tanıma (onlara boyun eğme)!

Hasib Asutay

Kaba, sonra da kötülükle damgalı (3), (3. Rivâyete göre bu Velid bin Muğire'dir.)

Hayrat Neşriyat

(10-14) (Habîbim, yâ Muhammed!) Çok yemîn eden, aşağılık (kıymetli bir görüşe sâhib olmayan), dâimâ ayıplayan (insanların arkasından dudak büken), hep koğuculuk peşinde gezen, her zaman hayra mâni' olan, haddi aşan (hakkı çiğneyen), alabildiğine günahkâr, zorba; bun(lar)dan sonra (bir de) soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğullar sâhibi oldu diye itâat etme!

İbni Kesir

Kaba, haşin ve bunlardan başka da kulağı kesik olana,

Mehmet Okuyan

Sürekli (yalan yere) yemin edip duranlara, aşağılıklara, (herkesi) kötüleyenlere, söz götürüp getirenlere, iyiliğe engel olanlara, saldırganlara, günaha gömülenlere, kaba olanlara, ardından da kötülükle damgalı kişilere itaat etme!

Muhammed Esed

(yahut) ihtiraslarına esir olmuş zalime ve bütün bunların ötesinde (hemcinslerine) hiçbir faydası dokunmayana.

Mustafa İslamoğlu

Kaba ve duygusuz, üstüne üstlük fırıldak ve hayırsız.

Ömer Nasuhi Bilmen

(13-15) Bunun ötesinde de kötü sözlü olup fenalıklarla tanışmış bulunana. Mal ve oğullar sahibi olmuş diye. Ona karşı Bizim âyetlerimiz okunduğu zaman dedi ki: «Evvelkilerin meseleleridir.»

Ömer Öngüt

Kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine.

Suat Yıldırım

(10-16) Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda "Bu eski insanların masalları!" diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız.

Süleyman Ateş

Kaba, sonra da kötülükle damgalı,

Süleymaniye Vakfı

saygısızlara, bütün bunlardan sonra kötülükle damgalananlara,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

saygısız, daha da ötesi şımarık olanları önemseme!

Şaban Piriş

Kaba, üstelik kötü ün sahibi...

Tefhim-ul Kuran

Zorba, saygısız, sonra da kulağı kesik,

Ümit Şimşek

Kaba ve katı kalpli olup üstelik bir de soysuz olana.

Yaşar Nuri Öztürk

Kaba/obur, bütün bunlardan sonra da soyu bozuk, kötülükle damgalı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

daş ürəkliyə, bunlardan sonra da başqasının adını mənimsəyən fırıldaqçıya –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Daş ürəkliyə, (anlamaza və eyni zamanda) əsli-nəsəbi bilinməyən haramzadaya -

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

und überdies noch grob und hinterhältig ist,

Almanca — M. A. Rassoul

groben Benehmens, einem Bastard.

Almanca — Muhammad Zaidan

und flegelhaft ist, auch dazu noch ein Bastard ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Moreover, cruel, hurtful and callous.

Abdul Haleem

coarse, and on top of all that, an imposter.

Abdullah Yusuf Ali

Violent (and cruel),- with all that, base-born,-

Abul A'la Maududi

the coarse-grained, and above all mean and ignoble;

Aisha Bewley

gross, coarse and furthermore, despicable,

Al-Hilali & Khan

Cruel, and moreover base-born (of illegitimate birth).

Ali Quli Qarai

callous and, on top of that, baseborn,

Amatul Rahman Omar

(Nor listen to any) hard-hearted ruffian who is, above all this, utterly useless and known for mischief making,

Arthur John Arberry

moreover ignoble,

Bijan Moeinian

… above all, a low life at birth.

E. Henry Palmer

rude, and base-born too;

Edip-Layth

Ignoble, and additionally, mischievous.

George Sale

cruel, and besides this, of spurious birth:

Hamid S. Aziz

Ignoble (violent, cruel and greedy), besides all that, base-born (inherently degenerate);

Mahmoud Ghali

Coarse-grained, and of spurious parentage after all (Literally: after that)

Marmaduke Pickthall

Greedy therewithal, intrusive.

Mohamed Ahmed - Samira

Crude, and above all, mean and infamous,

Muhammad Asad

[or] one who is cruel, by greed possessed, and, in addition to all this, utterly useless [to his fellow-men].

Mustafa Khattab

brute, and—on top of all that—an illegitimate child.

Progressive Muslims

Unappreciative, and greedy.

Sahih International

Cruel, moreover, and an illegitimate pretender.

Sam Gerrans

Relentless and useless,

Shabbir Ahmed

- Or to one greedy to the extent of insensitivity, and, in addition, worthless to the society.

Syed Vickar Ahamed

Violent (and cruel) and in addition a shrewd manipulator—

Taqi Usmani

harsh, (and) after all that, notorious,

The Monotheist Group

Unappreciative, and greedy.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

au cœur dur, et en plus de cela bâtard.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ê dilhişk û xeberreq, piştî wê jî ku ew bîjî be û bi xerabiyê navdar be.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

een bruut en bovendien een indringer,

Hollandaca — Salomo Keyzer

De onmeêdoogende en buitendien van onreine geboorte.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

грубому, и к тому же самозванцу [который ложно приписывает себе другого человека за отца],

Rusça — Osmanov

жестокому, к тому же самозванцу,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

grov i sättet och omåttlig (och) därtill av tvivelaktig härkomst.