De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir." Bak, anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

ḳul huve l-ḳādiru ǎlā en yeb'ǎṧe ǎleykum ǎƶāben min fevḳikum ev min teHti erculikum ev yelbisekum şiyeǎn ve yuƶīḳa beǎ'Dekum be'se beǎ'Din unZur keyfe nuSarrifu l-āyāti leǎllehum yefḳahūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2هُوَhuveO
3الْقَادِرُl-ḳādiruق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışkadirdir
4عَلٰٓىǎlāüzerine
5اَنْen
6يَبْعَثَyeb'ǎṧeب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekgöndermeğe
7عَلَيْكُمْǎleykumsizin üzerinize
8عَذَابًاǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
9مِنْmin
10فَوْقِكُمْfevḳikumف و قRütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki sağım/emzirme arasındaki zaman, kişinin elini açması ve memeyi kavraması arasındaki süre ve sonra sağım için bırakması, sağım sırasında el açma ve kapama arasındaki gecikme ve zaman aralığı. Afaqa - kendine gelmek, iyileşmek (bayılma veya hastalıktan sonra), uyanmak (uykudan), hatırlamak.üstünüzden
11اَوْevyahut
12مِنْmin
13تَحْتِteHtiت ح تAlt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.altından
14اَرْجُلِكُمْerculikumر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.ayaklarınızın
15اَوْevya da
16يَلْبِسَكُمْyelbisekumل ب سGiymek/örtmek, giysi giymek, giyinmek, sarmak, gizlemek, uygun olmak, saklamak/kamufle etmek, giyilen şey.sizi birbirinize düşürüp
17شِيَعًاşiyeǎnش ي عYayılmak, dağılmak, başka biriyle uyumlu olmak, dostça davranmak, birlikte gitmek, benzer olmak, takipçi/yardımcı/arkadaş/yoldaş/ortak, ayrı parti/mezhep, doktrin/sistem/uygulama yoluparti parti
18وَيُذِيقَve yuƶīḳaذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguve taddırmağa
19بَعْضَكُمْbeǎ'Dekumب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazkiminize
20بَأْسَbe'seب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkhıncını
21بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazkiminizin
22اُنْظُرْunZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbak
23كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
24نُصَرِّفُnuSarrifuص ر فÇevirmek, saptırmak, önlemek, öne sürmek, ortaya koymak, değiştirmek. sarfun - önleme eylemi. masrifun - sığınılacak yer, sığınak. masruufun - saptırılmış. sarrafa (fiil 2) - açıklamak. tasrif - (rüzgarın) değişimi. insarafa (fiil 7) - yana dönmek.açıklıyoruz
25الْاٰيَاتِl-āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetleri
26لَعَلَّهُمْleǎllehumdiye
27يَفْقَهُونَyefḳahūneف ق هİlahi kanunda öğrenmiş, yetenekli, kavrayışlı olmak, bir şeyi anlamak.anlasınlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Üstünüzden, ayaklarınızın altından size azap göndermeye, yahut sizi bölük-bölük edip bir kısmınızın azâbını bir kısmınıza tattırmaya gücü yeter onun; anlasınlar diye bak, delilleri nasıl çeşit-çeşit açıklamadayız.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Üstünüzden, ayaklarınızın altından size azap göndermeye, yahut sizi bölük-bölük edip bir kısmınızın azâbını bir kısmınıza tattırmaya gücü yeter onun; anlasınlar diye bak, delilleri nasıl çeşit-çeşit açıklamadayız.

Adem Uğur

De ki: "Allah'ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter." Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!

Ahmed Hulusi

De ki: "O, fevkinizden (gökten - derununuzdan) yahut ayaklarınızın altından (yeraltından - dıştan) size bir azap ba'sedip göndermeye ya da bölünmüş topluluklar halinde sizi birbirinize düşürüp, bazınızın şiddetini bazınıza tattırmaya Kaadir'dir. " Bak nasıl türlü şekillerle anlatıyoruz işaretleri, derinliğine düşünüp anlasınlar diye.

Ahmet Tekin

'Allah’ın size, üstünüzdeki zâlim idarecilerden, gökten veya ayak takımınızdan, yerden sizi cezalandıracak birilerini göndermeye, ya da sizi birbirinize savaş ilân edecek kadar bölünmüş, baskıcı, zorba, kapalı toplumlar ve taraftarlar haline getirerek birbirinize düşürüp karşılıklı şiddetin iç savaşın acılarını tattırmaya gücü yeter' de. İbret nazarıyla düşünerek bak, incele. Tahlil ederek iyice anlasınlar diye âyetlerimizi, kudretimizi gösteren delilleri nasıl çok yönlü açıklıyoruz.

Ahmet Varol

De ki: 'O size üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye veya sizi çeşitli gruplara ayırıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya güç yetirir.' Bak, olur ki anlarlar diye ayetlerimizi nasıl etraflıca açıklıyoruz!

Ali Bulaç

De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azab göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize taddırmaya güç yetirendir." Bak, iyice kavrayıp anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz?

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Allah, size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azab göndermeğe, yahut sizi birbirinize katıştırıp bazınıza diğerlerinin acısını taddırmaya da kadirdir.” Bak, onlar anlasınlar diye, âyetleri nasıl açıklıyoruz?...

Ali Rıza Safa

De ki: "O, üstünüzden veya ayaklarınızın altından ceza göndermeye veya sizi ayrılıklar biçiminde birbirinize düşürüp, bir bölümünüzün gücünü, diğerlerinize tattırmaya Gücü Yetendir!" Ayetlerimizi, onlara nasıl açıklıyoruz bak; belki anlarlar diye.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Allah'ın size üstünüzden/gökten veya ayaklarınızın altından/yerden bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter." Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz!

Bekir Sadak

De ki: «Ustunuzden ve altinizdan size azap gondermege, sizi firka firka yapip kiminize kiminizin hincini tattirmaga Kadir olan O'dur.» Anlasinlar diye ayetleri nasil yerli yerince acikladigimiza bak.

Celal Yıldırım

De ki: O, üstünüzden ve ayaklarınızın altından bir azâb göndermeğe, ya da sizi birbiriinze katıp taraflara ayırmağa ve kiminize kiminizin hıncını tattırmağa elbette gücü yeter. Âyetleri nasıl ayrı ayrı anlatımla açıklyoruz, bir bak !. Ola ki anlarlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Allah size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi muhalif gruplara ayırıp birbirinize güçlerinizin acısını tattırmaya kādirdir.” Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!

Diyanet İşleri

De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir." Bak, anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur.' Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.

Diyanet Vakfi

De ki: «Allah'ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter.» Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter». Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "O'nun size üstünüzden veya altınızdan bir azap salıvermeye yahut sizi birbirinize katıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter." Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, gereği gibi anlasınlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki o size üstünüzden veya altınızdan bir azab salıvermeğe, yahud birbirinize katıb ba'zınızın ba'zınızdan hıncını tattırmaya da kadirdir, bak ayetleri nasıl tasrif ediyoruz, gerek ki fıkhiyle anlasınlar

Erhan Aktaş

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

Fizilal-il Kuran

De ki; «O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap göndermeye veya düşman gruplara ayırarak size birbirinizin hıncını, birbirinizin terörünü, acısını tattırmaya kadirdir.» Ola ki, anlarlar diye, ayetlerimizi çeşitli açılardan nasıl açıkladığımızı görüyor musun?

Gültekin Onan

De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azab göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya güç yetirendir." Bak, iyice kavramaları (yefkahun) için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.

Hamdi Döndüren

De ki: “Üstünüzden veya ayaklarınızın altından size azap göndermeye yahut sizi çeşitli fırkalara ayırıp birinizin şiddetini diğerine tattırmağa kadirdir.” Bak! Âyetleri nasıl türlü türlü açıklıyoruz. Belki anlarlar!

Hasan Basri Çantay

De ki: "O, size üstünüzden, yahud ayaklarınızın altından bir azab göndermiye veya sizi birbirinize katıb kiminizden kiminin hıncını tatdırmıya kaadirdir". Bak, ayetleri, onlar iyice anlasınlar diye, nasıl türlü türlü açıklıyoruz!

Hasib Asutay

De ki: Allah'ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter. Bak, anlasınlar diye âyetleri(mizi) nasıl açıklıyoruz!

Hayrat Neşriyat

De ki: 'O, size üstünüzden veya ayaklarınızın altından azab göndermeye yâhut sizi fırkalar hâlinde (birbirinize) karıştırıp bazınıza bazınızın kinini tattırmaya kadirdir.' Bak, âyetleri nasıl açıklıyoruz. Tâ ki anlasınlar!

İbni Kesir

De ki: Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeye, sizi fırka fırka yapıp kiminizin hıncını kimine tattırmaya Kadir olan O'dur. Bak; onlar iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz.

Mehmet Okuyan

De ki: “O’nun size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp birbirinizin öfkesini tattırmaya da gücü yeter.” Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz!

Muhammed Esed

De ki: "Yalnız Odur sizi tepenizden ve ayaklarınızın altından azapla kuşatma kudretinde olan; sizi birbirine muhalif topluluklar haline getirip birbirinizin üzerine salan". Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz!

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap gönderme ya da sizi birbirinize düşürüp paramparça bir toplum haline getirme gücü yalnızca O'nundur. Bak, iyice kavrasınlar diye mesajlarımızı nasıl çok boyutlu dile getiriyoruz?

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «O, sizin üzerinize üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeğe ve sizi fırkalar halinde karıştırmaya ve bazınıza bazınızın hıncını tattırmaya kâdirdir.» Bak âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Gerek ki, onlar anlayabilsinler.

Ömer Öngüt

De ki: “O, üstünüzden ve altınızdan size bir azap göndermeye veya sizi fırka fırka, parti parti birbirinize düşürüp taraflara ayırmaya, kiminize kiminizin hıncını tattırmaya kâdirdir. ” Bak! Onlar iyice anlasınlar diye âyetleri nasıl açıklıyoruz?

Suat Yıldırım

De ki: "O size tepenizden, yahut ayaklarınızın altından azap göndermeye, yahut sizi gruplar halinde birbirinize katıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya kadirdir."Bak, âyetleri nasıl tekrarlıyor, türlü türlü ifade ediyoruz ki onları anlasınlar.

Süleyman Ateş

De ki: "O, sizin üzerinize üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azab göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını taddırmağa kadirdir." Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz?!

Süleymaniye Vakfı

De ki "Üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermenin, sizi farklı topluluklara ayırmanın ve birinize diğerinin baskısını tattırmanın kuralını koyan odur." Baksana anlasınlar diye ayetlerimizi değişik şekillerde nasıl açıklıyoruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Üstünüzde veya altınızda olanlardan dolayı başınızı sıkıntılara sokmanın veya sizi bölükler halinde birbirinize düşürüp birinizin baskısını diğerinize tattırmanın ölçüsünü koyan O'dur." Baksana ayetlerimizi evire çevire nasıl açıklıyoruz. Belki anlarlar.

Şaban Piriş

De ki: -Üzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak birbirinizle denemeye kadir olan O'dur. Belki anlayış gösterirler diye ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak!

Tefhim-ul Kuran

De ki: «O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azab göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize taddırmaya güç yetirendir.» Bak, iyice kavrayıp anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklamaktayız?

Ümit Şimşek

De ki: O size üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi topluluklar halinde birbirinize düşürüp birinizin zorbalığını diğerine tattırmaya da kadirdir. İşte bak, iyice anlasınlar diye âyetleri nasıl çeşitli şekillerde açıklıyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi fırka fırka birbirinize düşürerek/fırkalara bölüp içinden çıkılmaz durumlara düşürerek/fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir'dir." Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Allah başınızın üstündən və ya ayaqlarınızın altından sizə əzab göndərməyə, ya da sizi qarışıqlığa salıb dəstə-dəstə etməyə və birinizə digərinin gücünü daddırmağa qadirdir”. Gör ayələrimizi necə izah edirik ki, bəlkə başa düşsünlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sage: ʺEr allein kann über euch eine qualvolle Strafe schicken, die euch von oben und von unten heimsucht, oder euch in zerstrittene Gruppen teilen, die einander das Leben schwermachen.ʺ Siehe, wie Wir die einleuchtenden Beweise in ihrer Vielfalt anführen, auf daß sie verstehen!

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Er hat die Macht dazu, euch eine Strafe von oben oder unter euren Füßen zu schicken oder euch in (gespaltene) Lager durcheinanderzubringen und die einen von euch die Gewalt der anderen kosten zu lassen! Schau, wie Wir die Zeichen verschiedenartig darlegen, auf daß sie verstehen mögen!

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺEr hat die Macht euch ein Strafgericht zu senden aus der Höhe oder (aus der Tiefe) unter euren Füßen, oder euch als Gruppen zusammenzuführen und die einen der anderen Gewalttat kosten zu lassen.ʺ Schau, wie mannigfach Wir die Zeichen dartun, auf daß sie (sie) verstehen mögen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺER ist derjenige, der in der Lage ist, auf euch eine Peinigung von oben über euch und unter euren Füßen zu schicken, oder daß ER euch in Gruppen zersplittert und die einen von euch die Gewalttätigkeit der anderen erfahren läßt.ʺ Siehe, wie WIR die Ayat verdeutlichen, damit sie begreifen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "He is the Omnipotent Who is able to drive against you a retributive punishment from the realm above you or from beneath your feet, or to fan the flow of discord among you and split you into adversative factions and make some of you iniquitous and oppressive to the others and make some of you taste the hostilities launched out by others". See O Muhammad how We expound and orient Our revelations to circumstances and requirements that they may hopefully reflect!

Abdul Haleem

Say, ‘He has power to send punishment on you from above or from under your very feet, or to divide you into discordant factions and make some taste the violence of others.’ See how We explain Our revelation in various ways, so that they may understand,

Abdullah Yusuf Ali

Say: "He hath power to send calamities on you, from above and below, or to cover you with confusion in party strife, giving you a taste of mutual vengeance - each from the other." See how We explain the signs by various (symbols); that they may understand.

Abul A'la Maududi

Say: "It is He Who has the power to send forth chastisement upon you from above you, or from beneath your feet, or split you into hostile groups and make some of you taste each others' violence. Behold, how We set forth Our signs in diverse forms, so that maybe they will understand the Truth".

Aisha Bewley

Say: ‘He possesses the power to send you punishment from above your heads or from beneath your feet, or to confuse you in sects and make you taste one another’s violence. ’ Look how We vary the Signs so that hopefully they will understand.

Al-Hilali & Khan

Say: "He has power to send torment on you from above or from under your feet, or to cover you with confusion in party strife, and make you to taste the violence of one another." See how variously We explain the Ayât (proofs, evidence, lessons, signs, revelations, etc.), so that they may understand.

Ali Quli Qarai

Say, ‘He is able to send upon you a punishment from above you or from under your feet, or confound you as [hostile] factions, and make you taste one another’s violence. ’ Look, how We paraphrase the signs variously so that they may understand!

Amatul Rahman Omar

Say, `He has power to send upon you a calamity from above and from beneath your feet or He may throw you into confusion by making you confront with conflicting parties, and make you taste the dissension (and violence) of one another. ' Behold! how We explain Our Messages in different ways so that they may give thought.

Arthur John Arberry

Say: 'He is able to send forth upon you chastisement, from above you or from under your feet, or to confuse you in sects and to make you taste the violence of one another. ' Behold how We turn about the signs; haply they will understand.

Bijan Moeinian

Say: "He is capable of sending you a disaster from the above (like a tornado) or from the beneath of your feet (such as an earthquake. ) He may also let you divide yourselves into different sects and, in such confusion, let you fight against each other (for stupid reasons.)" Note how I clearly make my point so that you understand them.

E. Henry Palmer

Say, 'He is able to send torment on you from above you and from beneath your feet, and to confuse you in sects, and to make some of you taste the violence of others. ' See how we turn about the signs, that haply they may discriminate.

Edip-Layth

Say, "He is able to send retribution from above you or from below your feet, or He will make you belong to opposing factions, then He will let you taste the might of each other." See how We cite the signs, perhaps they may comprehend.

George Sale

Say, 'He has the power to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to confound you by splitting you into sects and make you taste the violence of one another. See how We expound the Signs in various ways that they may understand!

Hamid S. Aziz

Say, "He is able to send calamities on you from above you and from beneath your feet, and to confuse you with dissenting sects, and to make you taste the violence of each other. " See how We explain the Signs, in various ways that per chance (or possibly) they may understand.

Mahmoud Ghali

Say, "He is The Determiner over sending forth upon you a torment, from above you or from beneath your legs, (i. e., under your feet) or to confound you in sects and to make you taste the violence of one another." (Literally: some of you… the violence of some) Look how We propound the signs that possibly they would comprehend.

Marmaduke Pickthall

Say: He is able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to bewilder you with dissension and make you taste the tyranny one of another. See how We display the revelations so that they may understand.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "He has power to send you retribution from the skies above, or the earth beneath your feet, or confound you with divisions among you, and give one the taste of the vengeance of the other. " See, how distinctly We explain Our signs that they may understand.

Muhammad Asad

Say: "It is He alone who has the power to let loose upon you suffering from above you or from beneath your feet, or to confound you with mutual discord and let you taste the fear of one another. " Behold how many facets we give to these messages, so that they might understand the truth.

Mustafa Khattab

Say, "He ˹alone˺ has the power to unleash upon you a torment from above or below you or split you into ˹conflicting˺ factions and make you taste the violence of one another." See how We vary the signs, so perhaps they will comprehend.

Progressive Muslims

Say: "He is able to send retribution from above you or from below your feet, or He will make you belong to opposing factions, then He will let you taste the might of each other. " See how We cite the revelations, perhaps they may comprehend.

Sahih International

Say, "He is the [one] Able to send upon you affliction from above you or from beneath your feet or to confuse you [so you become] sects and make you taste the violence of one another. " Look how We diversify the signs that they might understand.

Sam Gerrans

Say thou: “He is the one able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to confound you through sects and let some of you taste the might of others.” See thou how We expound the proofs, that they might understand,

Shabbir Ahmed

Say, "He is Able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to bewilder you with dissension and make you taste the tyranny one of another. (Violation of His Laws can inflict you from the top in the form of tyrannical rule, or from the bottom in the form of popular rebellion. You could then divide into hateful parties, and taste smite of one another). Note how We use TASREEF, explaining Our Verses from various vantage points, that men and women may understand.

Syed Vickar Ahamed

Say: "He has the power to send serious harm to you from above you or from under your feet, or to cover you with confusion within the sects, (or conflict), giving you a taste of mutual evil to suffer one from the other. " See how We explain the Signs by various (symbols); That you may understand.

Taqi Usmani

Say, "He is fully capable that He should send a punishment from above you or from beneath your feet, or to put you in confusion through divisions, and make some of you taste troubles through some others." See how We bring forth explaining verses from different angles, so that they may understand.

The Monotheist Group

Say: "He is able to send retribution from above you or from below your feet, or He will make you belong to opposing factions, then He will let you taste the might of each other." See how We dispatch the signs, perhaps they may understand.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺIl est capable, Lui, de susciter contre vous, dʹen haut, ou de dessous vos pieds, un châtiment, ou de vous confondre dans le sectarisme. Et Il vous fait goûter lʹardeur (au combat) les uns aux autres.ʺ Regarde comment Nous exposons Nos versets. Peut-être comprendront-ils?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Xwedê dikare ji raserî we ve yan ji bin lingên we ve, ji bo we ezabekî bişîne, yan jî we bike civatên ji hev cuda û we bi hev bide êşandin. De binêre, ji bo ew hûr û kûr têbigihîjin em çawa ayetên xwe (ji wan re) aşkera dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺHij is het die de macht heeft om van boven vandaan of van onder jullie voeten vandaan een bestraffing tot jullie te zenden of jullie in (verschillende) groeperingen in de war te brengen en elkaars geweld te laten proeven.ʺ Kijk hoe Wij de tekenen afwisselen. Misschien zullen zij begrijpen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Hij is in staat u eene straf te zenden van boven of van onder uwe voeten, of de tweedracht onder u te brengen en aan den een de geweldenarijen van den ander te doen gevoelen. Zie hoe verschillend wij onze teekens vertoonen, opdat gij die eindelijk zoudt verstaan.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺHij is de Machthebber Die jullie bestraffingen zendt, van boven jullie vandaan of van onder jullie voeten, of Hij verwart jullie in (verschillende) groeperingen en laat sommigen van jullie de wraak van anderen proeven.ʺ Zie hoe Wij de Tekenen uitleggen. Hopelijk zullen zij het begrijpen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк): «Он [Аллах] может наслать на вас наказание сверху вас [камни с неба, наводнение,...] или из-под ваших ног [землетрясение, провалы,...] и облечь [обратить] вас в разные (враждующие) партии и дать вкушать одним из вас ярость других [устроить между вами войну]». Посмотри (о, Пророк), как Мы распределяем знамения [доказательства] (этим многобожникам), чтобы они поняли (их) (и взяли себе из них наставления)!

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺОн - тот, кто может наслать на вас наказание сверху или снизу, разделить вас на [враждующие] стороны и дать одним из вас вкусить жестокость другихʺʺ Посмотри же, как Мы разъясняем знамения!.. Может быть, они уразумеют.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺHan är den som har makt att låta ett straff drabba er ovanifrån eller underifrån eller att så förvirring och splittring i era led och låta några av er få utstå övergrepp från de andras sida.ʺ Se hur Vi förtydligar budskapen för att de skall förstå.