O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."

وَكَذَّبَ بِهِ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّ قُلْ لَسْتُ عَلَيْكُمْ بِوَكِيلٍ

ve keƶƶebe bihi ḳavmuke ve huve l-Haḳḳu ḳul lestu ǎleykum bi vekīlin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذَّبَve keƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.ve yalanladı
2بِهِbihionu
3قَوْمُكَḳavmukeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmin
4وَهُوَve huveve O
5الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek iken
6قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
7لَسْتُlestuل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirben değilim
8عَلَيْكُمْǎleykumsize
9بِوَكِيلٍbi vekīlinو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.vekil

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kavmin, Kur'ân'ı yalan saymada, halbuki o, gerçektir. De ki: Ben, sizi koruyucu değilim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kavmin, Kurʼânʼı yalan saymada, halbuki o, gerçektir. De ki: Ben, sizi koruyucu değilim.

Adem Uğur

Kur'an hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil (kefil) değilim.

Ahmed Hulusi

Toplumun onu yalanladı; (oysa) "HU"; Hak'tır! De ki: "Ben sizin vekiliniz değilim (iman etmezseniz sonucuna katlanırsınız)!"

Ahmet Tekin

Kur’ân hak bir kitap olduğu, hakça bir düzen getirdiği halde, kavmin Kur’ân’ı yalanladı. Sen onlara: 'Ben sizin adınıza Allah’a karşı savunmanızı yapamam. Allah adına da, sizin üzerinizde zor kullanamam.' de.

Ahmet Varol

Gerçek olduğu halde senin toplumun onu (Kur'an-ı kerim'i) inkar etti. De ki: 'Ben sizin üzerinize vekil değilim.' [6]

Ali Bulaç

Senin kavmin, O (Kur'an) hak iken onu yalanladı. De ki: "Ben, üzerinize bir vekil değilim."

Ali Fikri Yavuz

Kur’an hak olduğu halde, senin kavmin onu yalanladı. Onlara şöyle de: “- Ben, sizin üzerinize gönderilmiş vekil değilim.”

Ali Rıza Safa

Gerçek olmasına karşın, senin toplumun, Onu yalanladı. De ki: "Ben, sizin üzerinize denetmen değilim!"

Bayraktar Bayraklı

Kur'an hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim."

Bekir Sadak

Gercekten, senin milletin Kuran'i yalanladi. «Cezanizi ben verecek degilim» de.

Celal Yıldırım

Kavmin Onu (Kur'ân'ı) yalan saydı. Halbuki O haktır. De ki: Üzerinize vekîl değilim, (benim görevim açık tebliğdir. Azâb ve mükâfat verme Allah'ın kudreti dahilindedir.)

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu asılsız saydı. De ki: “Ben size kefil değilim.

Diyanet İşleri

O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."

Diyanet İşleri (eski)

Gerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. 'Cezanızı ben verecek değilim' de.

Diyanet Vakfi

Kur'an hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil (kefil) değilim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kavmin o (Kur'ân'ı) yalan saydı, halbuki o gerçektir . De ki: « Ben sizin vekiliniz değilim».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu böyle gerçek iken, kavmin bu (Kur'an)'a yalan dediler. De ki: "Ben sizin vekiliniz değilim."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu böyle hakk iken kavmin buna yalan dedi, de ki üzerinize vekil değilim

Erhan Aktaş

O hakikat olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O hakikat olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O hakk olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.

Fizilal-il Kuran

Kur'an gerçek olduğu halde, senin kavmin onu yalanladı. Onlara de ki; «Ben sizin (akıbetinizi yönlendirmekle yükümlü) vekiliniz değilim.»

Gültekin Onan

Senin kavmin, O (Kuran) hak iken onu yalanladı. De ki: "Ben üzerinize bir vekil değilim."

Hamdi Döndüren

Senin kavmin, Kur’an gerçek olduğu halde, onu yalan saydılar. De ki: “Ben sizin üzerinize vekil değilim.”

Hasan Basri Çantay

O (Kur'an) hak iken kavmin onu yalan saydı. De ki: "Ben sizin üzerinize (gönderilmiş) bir vekil değilim".

Hasib Asutay

O (Kur'an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. (Resulüm!) De ki: Ben size vekil (kefil) değilim. (18) (18. Sizin her arzunuzu yerine getirmeye mecbur değilim.)

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki o (Kur’ân), hak olduğu hâlde kavmin onu yalanladı. De ki: 'Ben sizin üzerinize bir vekil değilim!'

İbni Kesir

Kavmin onu yalanladı. Halbuki o, haktır. De ki: Ben, sizin üzerinize vekil değilim.

Mehmet Okuyan

(Kur’an) gerçek olduğu hâlde kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size asla vekil (güven kaynağı) değilim.”

Muhammed Esed

Oysa senin hitap ettiğin toplum, bütün bunların hakikat olduğu ortadayken, yine de bunları yalanlıyor. (O zaman) de ki, "Ben sizin davranışınızdan sorumlu değilim."

Mustafa İslamoğlu

O hakikatin ta kendisi olduğu halde, senin hitap ettiğin toplum bunu yalanlıyor. De ki: "Ben size korumalık yapmakla yükümlü değilim."

Ömer Nasuhi Bilmen

Kavmin O'nu (Kur'an-ı kerîm'i) yalan saydı. Halbuki, o bir hakikattır. De ki: «Ben sizin üzerinize vekil olmuş değilim.»

Ömer Öngüt

O (Kur'an) hak olduğu halde senin kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben sizin üzerinize vekil değilim. ”

Suat Yıldırım

(66-67) Bu, hakikatin ta kendisi olduğu halde, senin halkın onu yalan saydı. De ki: "Ben sizden sorumlu değilim. Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır; Siz de yakında öğrenirsiniz."

Süleyman Ateş

O, gerçek iken kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim!"

Süleymaniye Vakfı

Senin halkın, Kur'an karşısında yalana sarıldı. Oysa o, gerçeğin ta kendisidir. De ki: "Ben sizin vekiliniz /savunucunuz değilim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin halkın, Kur'an karşısında yalan yanlış şeylere sarıldı. Oysa o, gerçeğin kendisidir. De ki "Ben sizin üzerinize vekil değilim (sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim)."

Şaban Piriş

Senin toplumun da hak olmasına rağmen, onu yalanladı. "Ben, sizin üzerinize vekil değilim" de!

Tefhim-ul Kuran

Senin kavmin, O (Kur'an), hak iken onu yalanladı. De ki: «Ben, üzerinize bir vekil değilim.»

Ümit Şimşek

Kavmin, hakkın tâ kendisi olduğu halde Kur'ân'ı da yalanladı. De ki: Ben sizden sorumlu bir vekil değilim.

Yaşar Nuri Öztürk

O, hak olduğu halde senin toplumun onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Quran həqiqət ola-ola sənin qövmün onu yalan saydı. De: “Mən sizi qoruyan deyiləm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Sənin camaatın onu (Qurʼanı), haqq olduğu halda, yalan hesab etdi. (Onlara) de: ″Mən sizin vəkiliniz deyiləm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dein Volk leugnet den Koran, der die Wahrheit darstellt. Sprich: ʺIch bin nicht verpflichtet, über euch zu wachen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Aber dein Volk erklärt es für Lüge, obwohl es die Wahrheit ist. Sag: Ich bin nicht als Sachwalter über euch (eingesetzt).

Almanca — M. A. Rassoul

Und deine Leute haben es für eine Lüge gehalten, obwohl es die Wahrheit ist. Sprich: ʺIch bin nicht euer Wächter.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch deine Leute haben dies verleugnet, und dies ist die Wahrheit. 1 Sag: ʺIch bin über euch kein Wakil.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet your people, thus still, deny the Quran, the truth guiding into all truth and deny themselves the knowledge, the wisdom and the spiritual light! Say to them: "I am not entrusted to your care nor am I responsible for your ordinary pursuits of life".

Abdul Haleem

yet your people still reject it even though it is the truth. Say, ‘I have not been put in charge of you.

Abdullah Yusuf Ali

But thy people reject this, though it is the truth. Say: "Not mine is the responsibility for arranging your affairs;

Abul A'la Maududi

Your people have denied it even though it is the Truth. Say: "I am not a guardian over You.

Aisha Bewley

Your people deny it and yet it is the Truth. Say: ‘I am not here as your guardian. Every communication has its time, and you will certainly come to know.’

Al-Hilali & Khan

But your people (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) have denied it (the Qur’ân) though it is the truth. Say: "I am not a Wakîl (guardian) over you."

Ali Quli Qarai

Your people have denied it, though it is the truth. Say, ‘It is not my business to watch over you.’

Amatul Rahman Omar

Your people have cried lies to this (Qur'ân), though it is the truth. Say, `I am not responsible for your affairs.'

Arthur John Arberry

Thy people have cried it lies; yet it is the truth. Say: 'I am not a guardian over you.

Bijan Moeinian

Yet, your people reject it (Islam. ) Let them know that you are not their guardian [and that your only mission is to relay the message.]

E. Henry Palmer

Thy people called it a lie, and yet it is the truth. Say, 'I have not charge over you;

Edip-Layth

Your people denied it, while it is the truth. Say, "I am not a guardian over you!

George Sale

And thy people have rejected it though it is the truth. Say, 'I am not a guardian over you.'

Hamid S. Aziz

Your people called it a lie, and yet it is the truth. Say, "I have not been put in charge over you.

Mahmoud Ghali

And your people have cried it lies; and it is the Truth. Say, "I am not a constant trustee over you.

Marmaduke Pickthall

Thy people (O Muhammad) have denied it, though it is the Truth. Say: I am not put in charge of you.

Mohamed Ahmed - Samira

This (Book) has been called by your people a falsehood though it is the truth. Say: "I am not a warden over you."

Muhammad Asad

and yet, to all this thy peoples have given the lie, although it is the truth. Say [then]: "I am not responsible for your conduct.

Mustafa Khattab

Still your people ˹O Prophet˺ have rejected this ˹Quran˺, although it is the truth. Say, "I am not a keeper over you."

Progressive Muslims

And your people denied it, while it is the truth. Say: "I am not a guardian over you!"

Sahih International

But your people have denied it while it is the truth. Say, "I am not over you a manager."

Sam Gerrans

But thy people have denied it when it is the truth. Say thou: “I am not a guardian over you.”

Shabbir Ahmed

Even then, (O Messenger) Your people deny the Truth. Tell them, "I have not been appointed a guardian over you."

Syed Vickar Ahamed

But your people reject this (the Quran, the Message), even though it is the Truth. Say: "The responsibility is not mine for managing your affairs;

Taqi Usmani

Your people have rejected it (the Qur’ān) while it is the whole truth. Say, "I am not appointed as a taskmaster over you.

The Monotheist Group

And your people denied it, while it is the truth. Say: "I am not a guardian over you!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ton peuple traite cela (le Coran) de mensonge, alors que cʹest la vérité. Dis: ʺJe ne suis pas votre garant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Qewmê te bawerî pê neanî, rewş ev e ku (ev Qur’an) rastbêjeke rasteqînî ye. Bibêje: Ez ji we ne berpirs im (ku bi zorê we bînim ser riya rast).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jouw volk loochent het, maar het is de waarheid. Zeg: ʺIk ben geen voogd over jullie.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit volk heeft de openbaring, die gij gebracht hebt, van valschheid beschuldigd, hoewel het de waarheid is. Zeg: Ik ben geen waker over u;

Hollandaca — Siregar

Maar jouw volk loochende ze, hoewel het de Waarheid is. Zeg: ʺIk ben niet als verantwoordelijke over juille aangesteld.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И народ твой (о, Посланник) отверг его [Коран], в то время как он [Коран] является истиной (во всем). Скажи (им): «Не являюсь я за вас поручителем [наблюдателем и хранителем] (я всего лишь посланник Аллаха, который доводит до вас то, с чем Он послал меня)».

Rusça — Osmanov

Твой народ объявил Коран ложью, а ведь он - истина! Скажи: ʺНе покровитель я вамʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ditt folk påstår att detta är lögn, fastän det är sanningen. Säg: ʺJag är inte satt att vaka över er.