En'am Suresi 50. Ayet — Elfaz
De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لَاlāHarf-i Nefi
3اَقُولُeḳūluben demiyorumMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4لَكُمْlekumsizeHarf-i Cer+Zamir
5عِنْدِيǐndīyanımdadırMekan Zarfı+Zamirع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
8وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
9اَعْلَمُeǎ'lemubilmemMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
10الْغَيْبَl-ğaybegaybıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi
11وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
12اَقُولُeḳūludemiyorumMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
13لَكُمْlekumsizeHarf-i Cer+Zamir
14اِنِّيinnībenHarf-i Nasb+Zamir
16اِنْinHarf-i Nefi
17اَتَّبِعُettebiǔben uyuyorumMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahde · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
18اِلَّاillāsadeceHasr Edatı
19مَاmāşeyeİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
20يُوحٰٓىyūHāvahyolunanMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.
21اِلَيَّileyyebanaHarf-i Cer+Zamir
22قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
23هَلْhelmidir?Soru Eki
24يَسْتَوِيyestevīeşitMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye
25الْاَعْمٰىl-eǎ'mākörMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.
26وَالْبَصِيرُve l-beSīruve görenBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
27اَفَلَاe fe lāSoru Eki+Zaid Harf+Harf-i Nefi
28تَتَفَكَّرُونَtetefekkerūnedüşünmüyor musunuz?Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıف ك رDüşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü.