De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"

قُلْ لَا اَقُولُ لَكُمْ عِنْدِي خَزَائِنُ اللّٰهِ وَلَا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَا اَقُولُ لَكُمْ اِنِّي مَلَكٌ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَصِيرُ اَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ

ḳul lā eḳūlu lekum ǐndī ḣazāinu (a)llahi ve lā eǎ'lemu l-ğaybe ve lā eḳūlu lekum innī melekun in ettebiǔ illā mā yūHā ileyye ḳul hel yestevī l-eǎ'mā ve l-beSīru e fe lā tetefekkerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2لَا
3اَقُولُeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleben demiyorum
4لَكُمْlekumsize
5عِنْدِيǐndīع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanımdadır
6خَزَائِنُḣazāinuخ ز نBir şeyi bir yerde saklamak/depolamak/korumak/muhafaza etmek, bir şeyi birinden saklamak veya gizlemek, fakirlikten sonra zengin/yeterli olmak, bir şeyin en yakınını almak.hazineleri
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
8وَلَاve lāve
9اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmem
10الْغَيْبَl-ğaybeغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigaybı
11وَلَاve lāve
12اَقُولُeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemiyorum
13لَكُمْlekumsize
14اِنِّيinnīben
15مَلَكٌmelekunم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.meleğim
16اِنْin
17اَتَّبِعُettebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekben uyuyorum
18اِلَّاillāsadece
19مَاşeye
20يُوحٰٓىyūHāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyolunan
21اِلَيَّileyyebana
22قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
23هَلْhelmidir?
24يَسْتَوِيyestevīس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşit
25الْاَعْمٰىl-eǎ'māع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör
26وَالْبَصِيرُve l-beSīruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıve gören
27اَفَلَاe fe lā
28تَتَفَكَّرُونَtetefekkerūneف ك رDüşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü.düşünmüyor musunuz?

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri yanımda da demiyorum, gaibi bilirim, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, yalnız bana vahyedilen şeye uymadayım. De ki: Körle gözü açık kişi bir olur mu hiç? Ne diye hâlâ düşünmezsiniz?

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ben size, Allahʼın hazineleri yanımda da demiyorum, gaibi bilirim, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, yalnız bana vahyedilen şeye uymadayım. De ki: Körle gözü açık kişi bir olur mu hiç? Ne diye hâlâ düşünmezsiniz?

Adem Uğur

De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

Ahmed Hulusi

De ki: "Size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. . . Gaybı da bilmem! Size 'Muhakkak ki ben bir meleğim' de demiyorum. . . Ben, sadece bana vahyolunana tabi olurum". . . De ki: "Hiç ama ile gören eşit olur mu? Hala tefekkür etmiyor musunuz?"

Ahmet Tekin

Onlara: 'Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Fizik ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini de bilmiyorum. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahy olunana, Kur’ân’a tâbi oluyorum' de. Yine onlara: 'Hiç önünü görmeyen kâfir ile doğruları ve ilerisini gören mü’min bir olur mu? Düşünmeyecek misiniz?' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Ben size 'Allah'ın hazineleri yanımdadır' demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Size benim melek olduğumu da söylemiyorum. Sadece bana vahyedilene uyuyorum.' De ki: 'Görmeyenle gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?'

Ali Bulaç

De ki: "Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam." De ki: "Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?"

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Ben, Allah’ın hazineleri yanımdadır, diye size söylemiyorum, gaybı da bilmem. Size, “Melek’im” de demiyorum. Ben, ancak bana vahyolunan Kur’an’a uyarım. De ki:”- Gözü kör olanla gören, bir olur mu? Artık düşünmez misiniz?

Ali Rıza Safa

De ki: "Allah'ın kaynaklarının benim yanımda olduğunu söylemiyorum. Gizli gerçekleri de bilmiyorum. Kuşkusuz, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, yalnızca bana bildirilene bağlı kalırım!" De ki: "Görmeyen ile gören bir olur mu? Yine de düşünmüyor musunuz?"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ben size,'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'ben bir meleğim' de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım." De ki: "Kör ile gören hiç bir olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?"

Bekir Sadak

De ki: «Size Allah'in hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybi da bilmiyorum; size, ben melegim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.» De ki: «Gorenle gormeyen bir midir? Dusunmuyor musunuz?» *

Celal Yıldırım

De ki: Ben size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, elbette ben bir meleğim de demiyorum. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. De ki: Görmeyenle gören bir midir ? Artık düşünmez misiniz ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Ben size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”

Diyanet İşleri

De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Size Allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.' De ki: 'Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz?'

Diyanet Vakfi

De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.» De ki: «Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum; gaybı da bilmem, size "Ben meleğim." de demiyorum; ben ancak bana verilen vahye uyarım." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Artık biraz düşünmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki "ben size Allahın hazineleri benim yanımdadır demem gaybı da bilmem, size ben melekim de demem, ben ancak bana verilen vahye ittiba' ederim"; de ki: "Kör, görenle bir olur mu? Artık bir düşünmez misiniz?"

Erhan Aktaş

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Niçin düşünmüyorsunuz?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Niçin düşünmüyorsunuz?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Niçin düşünmüyorsunuz?"

Fizilal-il Kuran

De ki; «Ben size Allah'ın hazineleri elimin altındadır» demiyorum. Size meleğim de demiyorum. Sadece bana indirilen vahye uyuyorum. Hiç kör ile gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?»

Gültekin Onan

De ki: "Size Tanrı'nın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam." De ki: "Kör olanla gören bir olur mu? Yine de düşünmüyor musunuz (tetefekkerun)?"

Hamdi Döndüren

De ki: Ben size Allah’ın hazineleri elimdedir, demiyorum. Gaybı biliyorum da demiyorum. Ben size melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, ancak bana vahy olunan şey ne ise ona uyarım. De ki: Hiç görmeyenle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?

Hasan Basri Çantay

De ki: "Size benim yanımda Allahın hazineleri var demiyorum. Ben gaybı bilmem. Size hakıykat ben bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyolunmakda olan (Kur'an) dan başkasına uymam. De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz"?

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Ben size, benim yanımda Allah'ın hazineleri var demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ben meleğim de demiyorum. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Size, 'Allah’ın hazîneleri benim yanımdadır!’ demiyorum; gaybı da bilmem; size, 'Şübhesiz ben bir meleğim’ de demiyorum! (Ben) ancak bana vahyolunana tâbi' olurum.' De ki: 'Kör ile gören (kâfir ile mü’min) bir olur mu?' Hiç düşünmez misiniz?

İbni Kesir

De ki: Size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben, gaybı da bilmem. Ve size bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben; bana vahyolunandan başkasına uymam. De ki: Hiç görenle görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?

Mehmet Okuyan

De ki: “Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Gaybı (bilinemeyeni) de bilmem. Size ‘Şüphesiz ki ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymuyorum.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”

Muhammed Esed

De ki (ey Peygamber:) "Ben size 'Allahın hazineleri bendedir! demiyorum; ne insan idrakini aşan şeyleri bildiğimi söylüyorum ve ne de size 'Ben bir meleğim! diyorum: Ben sadece bana vahyedileni yerine getiriyorum". De ki: "Hiç gören ile görmeyen bir olur mu? Siz düşünmez misiniz?"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Size ben ne 'Allah'ın hazineleri bana aittir', ne de 'Gaybı ben bilirim' diyorum; yine size, 'Ben bir meleğim' de demiyorum: Benim görevim, sadece bana bildirilene uymaktır!" De ki: "Hiç görmeyenle gören bir olur mu? Siz hala düşünmeyecek misiniz?

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ben size demiyorum ki, benim yanımda Allah Teâlâ'nın hazineleri vardır. Ve ben gaybı da bilmem ve size 'Ben hakikaten meleğim' de demiyorum. Ben bana vahyolunandan başkasına tâbi olmam.» De ki: «Kör ile görür kimse müsavî olur mu? Hiç düşünmez misiniz?»

Ömer Öngüt

De ki: “Ben size 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır. ' demiyorum. Gaybı da bilmem. Ve size bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. ” De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”

Suat Yıldırım

De ki: "Ben, size Allah’ın hazîneleri benim yanımdadır" demiyorum. Yok, "Ben gaybı bilirim." Yok, "Ben meleğim." de demiyorum. Bana ne vahyediliyorsa, ben ancak ona tabi olurum" De ki: "Kör, görenle bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?"

Süleyman Ateş

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Körle, gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?"

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Size 'Allah'ın hazineleri yanımdadır' demiyorum. Gaybı /gizli şeyleri de bilmem. Size, 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyedilen Kur'an'a uyarım." De ki: "Gören ile görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gizli bilgileri (gaybı) de bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Bana ne vahyedilirse ben ona uyarım." De ki "Gören ile görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

Şaban Piriş

De ki: -Size, yanımda Allah'ın hazinelerinin olduğunu söylemiyorum. Gaybı bilmem; size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. De ki: "Hiç görmeyen ile gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam.» De ki: «Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?»

Ümit Şimşek

De ki: Ben size 'Allah'ın hazineleri benim yanımda' veya 'Ben gaybı bilirim' demiyorum. 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. 'Kör ile gören bir olur mu?' de. Hiç düşünmüyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mən sizə demirəm ki, Allahın xəzinələri mənim yanımdadır. Mən qeybi də bilmirəm. Mən sizə demirəm ki, mən mələyəm. Mən yalnız mənə vəhy olunana tabe oluram”. De: “Məgər korla görən eyni ola bilərmi? Məgər düşünmürsünüz?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Mən sizə demirəm ki, mənim yanımda Allahın xəzinələri vardır. Mən qeybi bilmirəm və sizə də demirəm ki, mən mələyəm. Mən yalnız özümə gələn vəhyə tabe oluram″. De: ″Kor görənlə bir olarmı? Məgər düşünmürsünüz?″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺIch sage euch nicht, daß ich Gottes Schätze besitze und daß ich das Verborgene kenne; auch behaupte ich nicht, ein Engel zu sein; ich befolge lediglich die Offenbarung, die ich von Gott erhalte. ʺ Sprich: ʺGleicht der Blinde dem Sehenden?ʺ Bedient euch doch des Verstandes, um die Wahrheit zu erkennen!

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Ich sage nicht zu euch, ich besäße die Schatzkammern Allahs, und ich weiß auch nicht das Verborgene; und ich sage nicht zu euch, ich sei ein Engel. Ich folge nur dem, was mir eingegeben wird. Sag: Sind (etwa) der Blinde und der Sehende gleich? Denkt ihr denn nicht nach?

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIch sage euch nicht, daß ich über dieMagazine von ALLAHs (Rizq) verfüge. Auch kenne ich das Verborgene nicht. Noch sage ich euch ebenfalls nicht, daß ich ein Engel sei. Ich folge doch nur dem, was mir an Wahy zuteil wird.ʺ Sag: ʺSind etwa der Blinde und der Sehende gleich? Denkt ihr etwa nicht nach?!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to your people O Muhammad: "I do not claim to be in possession of the treasuries of Allah nor do I indulge in prophecy or claim to foretell future events nor do I say I am an angel. I only follow what is inspired to me of truth to guide all people into all truth". And ask them: "Shall they be esteemed alike, those who are lacking in intellectual, moral and spiritual perception, and those who perceive mentally and apprehend the truth by thought! Can you people not employ the faculty of reason in forming conclusions!"

Abdul Haleem

Say, ‘I do not have the treasures of God, nor do I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me.’ Say, ‘Is a blind person like one who can see? Why will you not reflect?’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "I tell you not that with me are the treasures of Allah, nor do I know what is hidden, nor do I tell you I am an angel. I but follow what is revealed to me." Say: "can the blind be held equal to the seeing?" Will ye then consider not?

Abul A'la Maududi

(O Muhammad!) Say: 'I do not say to you I have the treasures of Allah. Nor do I have knowledge of what is beyond the reach of human perception. Nor do I say to you: I am an angel. I only follow what is revealed to me.' Then ask them: 'Are the blind and the seeing alike?' Do you not then reflect?

Aisha Bewley

Say: ‘I do not say to you that I possess the treasuries of Allah, nor do I know the Unseen, nor do I say to you that I am an angel. I only follow what has been revealed to me.’ Say: ‘Are the blind the same as those who can see? So will you not reflect?’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I don’t tell you that with me are the treasures of Allâh, nor (that) I know the Unseen; nor I tell you that I am an angel. I but follow what is revealed to me." Say: "Are the blind and the one who sees equal? Will you not then take thought?"

Ali Quli Qarai

Say, ‘I do not say to you that I possess the treasuries of Allah, nor do I know the Unseen, nor do I say to you that I am an angel. I follow only what is revealed to me.’ Say, ‘Are the blind one and the seer equal? So do you not reflect?’

Amatul Rahman Omar

Say, `I do not say to you that with me are the treasures of Allâh, nor do I know the unseen; and I do not say to you (that) I am an angel. I indeed follow only what is revealed to me.' Say, `Can a blind person and one gifted with sight be alike?' Will you not even then give thought?

Arthur John Arberry

Say: 'I do not say to you, "I possess the treasuries of God"; I know not the Unseen. And I say not to you, "I am an angel"; I only follow what is revealed to me. Say: 'Are the blind and the seeing man equal? Will you not reflect?'

Bijan Moeinian

Say: "I do not claim that I have access to the Lord's treasures, nor that I have knowledge over the world of unseen nor that I am an angel. I simply obey whatever revealed to me." Say: "Is the one who [closes his eyes to the truth and] is blind equal [in sight] to the one who is capable to see? Do you ever [use your brain to] think"

E. Henry Palmer

Say, 'I do not say to you, mine are the treasuries of God, nor that I know the unseen; I do not say to you, I am an angel - if I follow aught but what I am inspired with -:' say, 'Is the blind equal to him who sees?' what! do ye not reflect?

Edip-Layth

Say, "I do not say to you that I posses God's treasures, nor do I know the future, nor do I say to you that I am an controller. I merely follow what is inspired to me." Say, "Are the blind and the seer the same? Do you not think?"

George Sale

Say, 'I do not say to you: 'I possess the treasures of Allah, nor do I know the unseen; nor do I say to you: 'I am an angel, I follow only that which is revealed to me. ' Say, 'Can a blind man and one who sees be alike?' Will you not then reflect.

Hamid S. Aziz

Say (O Muhammad), "I do not say unto you that mine are the treasuries of Allah, nor that I know the unseen, and I do not say unto you, I am an angel. I follow only that which is inspired in me." Say, "Is the blind man equal to him who sees? Will ye, then not reflect?

Mahmoud Ghali

Say, "I do not say to you I have in my presence (i. e., with me) the treasuries of Allah, and I do not know the Unseen, and I do not say to you that surely I am an Angel. Decidedly I closely follow (nothing) except what has been revealed to me." Say, "Are the blind and the constantly beholding (man) equal? Will you then not meditate?"

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad, to the disbelievers): I say not unto you (that) I possess the treasures of Allah, nor that I have knowledge of the Unseen; and I say not unto you: Lo! I am an angel. I follow only that which is inspired in me. Say: Are the blind man and the seer equal? Will ye not then take thought?

Mohamed Ahmed - Samira

Tell them: "I do not say that I possess the treasures of God, or have knowledge of the Unknown, or that I am an angel. I only follow what is sent down to me." And say: "How can a blind man and a man who can see, be alike? Will you not reflect?"

Muhammad Asad

Say [O Prophet]: "I do not say unto you, 'God's treasures are with me,'; nor [do I say], 'I know the things that are beyond the reach of human perception'; nor do I say unto you, 'Behold, I am an angel': I but follow what is revealed to me. " Say: "Can the blind and the seeing be deemed equal? Will you not, then, take thought?"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "I do not say to you that I possess Allah’s treasuries or know the unseen, nor do I claim to be an angel. I only follow what is revealed to me." Say, “Are those blind ˹to the truth˺ equal to those who can see? Will you not then reflect?”

Progressive Muslims

Say: "I do not say to you that I posses God's treasures, nor do I know the future, nor do I say to you that I am an Angel. I merely follow what is inspired to me." Say: "Are the blind and the seer the same do you not think"

Sahih International

Say, [O Muúammad], "I do not tell you that I have the depositories [containing the provision] of Allah or that I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say, "Is the blind equivalent to the seeing? Then will you not give thought?"

Sam Gerrans

Say thou: “I say not to you: ‘I possess the treasuries of God,’ or: ‘I know the Unseen,’ nor do I say to you: ‘I am an angel.’ I follow only what is revealed to me.” Say thou: “Are the blind and the seeing equal?” Will you then not take thought!

Shabbir Ahmed

Say, (O Messenger), "I do not claim that I have the Treasures of Allah, nor do I have the knowledge of the Unseen, nor do I tell you that I am an angel. I follow what is revealed to me. (You blindly follow your ancestors). Say, "Is the blind of the heart the same as the seer who uses reason? Won't you reflect?"

Syed Vickar Ahamed

Say: "I do not tell you that the treasures of Allah are with me, and I do not know the unseen, also I do not tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say: "Can the blind be held equal to the seeing man? Will you then not consider?"

Taqi Usmani

Say, "I do not say to you that I have the treasures of Allah, nor do I have the knowledge of the Unseen, nor do I say to you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say, “Are the blind and the seeing alike? Do you, then, not reflect?”

The Monotheist Group

Say: "I do not say to you that I possess the treasures of God, nor do I know the future, nor do I say to you that I am an angel. I merely follow what is inspired to me." Say: "Are the blind and the seer the same? Do you not think?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis-(leur): ʺJe ne vous dis pas que je détiens les trésors dʹAllah, ni que je connais lʹInconnaissable, et je ne vous dis pas que je suis un ange. Je ne fais que suivre ce qui mʹest révélé.ʺ Dis: ʺEst-ce que sont égaux lʹaveugle et celui qui voit? Ne réfléchissez-vous donc pas?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ez ji we re nabêjim ku xezîneyên Xwedê li cem min in û ez bi xeybê nizanim û ez ji we re nabêjim ku ez melayîket im jî. Bes ez didime pey a ku ji min re tête wehîkirin. Bibêje: Erê ma yê kor û yê biçav wekhev in? Ma qey hûn nafikirin?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺIk zeg niet tot jullie dat ik Gods schatkamers bezit en ook ken ik het verborgene niet, noch zeg ik tot jullie dat ik een engel ben. Ik volg slechts wat aan mij geopenbaard wordt. Zijn de blinde en de ziende gelijk? Denken jullie dan niet na?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: ik zeg niet tot u, de schatten van God zijn in mijne macht, of dat ik de verborgenheden van God ken; ik zeg u niet dat ik een engel ben: ik volg alleen wat mij werd geopenbaard. Zeg: Zullen de blinde en de ziende gelijk gesteld worden? Zult gij dat niet overwegen?

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺIk zeg jullie niet dat de schatten ven Allah bij mij zijn en niet dat ik het verborgene ken, en ik zeg jullie niet dat ik een Engel ben: ik volg slechts wat aan mij geopenbaard wordt.ʺ Zeg: ʺZijn de blinden en de zienden gelijk? Denken jullie dan niet na?ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (этим многобожникам): «Не говорю я вам, (что) у меня (есть) сокровищницы Аллаха [что я распоряжаюсь ими], и не (говорю я вам, что) знаю сокровенное, и не говорю я вам, что я – ангел. Я лишь следую за тем, что мне внушается (как откровение от Аллаха) (и довожу его до людей)». Скажи (о, Пророк) (этим многобожникам): «Разве равны слепой [неверующий, который не видит знамений Аллаха] и зрячий [верующий]? Неужели вы не станете размышлять (над знамениями Аллаха) (чтобы увидеть Истину и уверовать в него)?»

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺЯ не утверждаю, что при мне сокровищницы Аллаха, и я не знаю сокровенного. Я не говорю вам, что я - ангел. Я следую только тому, что дано мне в откровенииʺ. [Еще раз] скажи: ʺРазве равны слепой и зрячий? Неужели вы не призадумаетесь?ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ”Jag säger inte till er att jag har Guds skatter i min hand eller att jag känner till det som är dolt för människor. Inte heller säger jag till er: ʹSe, jag är en ängel.ʹ Allt jag gör är att följa det som uppenbaras för mig.” Säg: ”Kan den blinde jämställas med den seende? - Skall ni inte tänka över (detta)?”