En'am Suresi 25. Ayet — Elfaz
İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkar edenler, "Bu (Kur'an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil" derler.
1وَمِنْهُمْve minhumiçlerinden vardırİsti'nafiye Edatı+Harf-i Cer+Zamir
2مَنْmenkimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يَسْتَمِعُyestemiǔdinleyenMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
4اِلَيْكَileykeseniHarf-i Cer+Zamir
5وَجَعَلْنَاve ceǎlnāfakat biz koydukBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
6عَلٰىǎlāüstüneHarf-i Cer
7قُلُوبِهِمْḳulūbihimkalblerininİsim+Zamirق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp
8اَكِنَّةًekinnetenperdelerİsimك ن نÖrtmek, gizlemek, sır olarak saklamak, görünmez kılmak, saklı, sığınak, örtü/peçe
9اَنْenMasdar Harfi
10يَفْقَهُوهُyefḳahūhuonu anlamalarına engelMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibف ق هİlahi kanunda öğrenmiş, yetenekli, kavrayışlı olmak, bir şeyi anlamak.
11وَفِيve fīve içineBağlaç+Harf-i Cer
12اٰذَانِهِمْāƶānihimkulaklarınınİsim+Zamirا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
13وَقْرًاveḳranağırlıkİsimو ق رKulakta ağır olmak, sağır olmak, kulakta ağırlık, nazik olmak, merhametli olmak, saygın olmak
14وَاِنْve inve eğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
15يَرَوْاyeravgörseler deMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.
17اٰيَةٍāyetinmu'cizeyiİsimا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
18لَاlāaslaHarf-i Nefi
19يُؤْمِنُواyu'minūinanmazlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
20بِهَاbihāonaHarf-i Cer+Zamir
21حَتّٰٓىHattāhattaİbtida (Başlangıç) Edatı
22اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
23جَٓاؤُ۫كَcā'ūkesana geldikleriMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
24يُجَادِلُونَكَyucādilūnekeseninle tartışırlarMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].
25يَقُولُyeḳūluderlerMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
26الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
27كَفَرُواkeferūinkar eden(ler)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
28اِنْinHarf-i Nefi
29هٰذَٓاhāƶābuİşaret Zamiri
30اِلَّٓاillābaşka değildirHasr Edatı
31اَسَاطِيرُesāTīrumasallarındanİsimس ط رSatır, çizgi çekmek, yazı yazmak, dizmek, sıralamak, bir çizgi üzerine düzenlemek, yatay olarak sıralanmış şeyler
32الْاَوَّلِينَl-evvelīneeskilerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç